KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/305 Esas
- Karar no
- 2024/1684
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/10/2021
- Numarası
- 2019/538 E. - 2021/675 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
2.023 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Muris ..., ... ve ... adi ortaklığının, ... ve diğer muhataplar arasında 25/02/2013 tarihli ... yevmiye nolu sözleşme ile ekipmanların finansal kiralama yoluyla kiralandığını, yapılan sözleşmeye teminat olarak ... ve müvekkilnin 117.160,92 USD tutarı için kefil olduğunu ve ...'in teminatıyla Hatay'da birinci derece mesken ipotek edildiğini, bu hususların finansal kiralama sözleşmesinin özel şartlar kısmında mevcut olduğunu, ...'ın ölümüne kadar olan süreçte yapılan finansal kiralama sözleşmesine bağlı kaldığını, sözleşmeyle kendisine yüklenen yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini,
sözleşmeyle belirlenen borçları zamanında ödediğini, ...'ın ölümü sonrasında müvekkilinin ödemelere devam etmek zorunda kaldığını, bunun en büyük sebebinin ise finans kuruluş tarafından muris ...'a hayat sigortası yapılmamış olmasından kaynaklandığını, şayet bu şahsa hayat sigortası yapılmış olsa idi müvekkilinin bu borcu ödemek zorunda kalmayacağını, hayat sigortası yapılmamasının davalının kusuru olduğunu, davalı tarafın sözleşme taraflarına hayat sigortası yapmayarak müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu belirterek,
finansal kiralama sözleşmesinden doğan borcun kalan kısmının ödenmemesine ve ödemelerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, finansal kiralama yöntemiyle kiralanan ekipmanlar üzerindeki rehnin ve diğer hakların kaldırılmasına, teminat olarak gösterilen birinci derece mesken üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına, hayat sigortası yaptırmamış olması sebebiyle davalının kusurundan kaynaklandığı için kalan borcun silinerek murisin ölüm tarihinden itibaren yapılan ödemelerin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava dilekçesinin kendilerine tebliğ edilmediğini, davaya konu sözleşmenin davalılar ... ve ... adi ortaklığı ile müvekkili şirket arasında akdedildiğini, ancak sadece ... tarafından dava açıldığını, bunun hukuken mümkün olmadığını, ilgili sözleşme gereği, Finansal kiracıların ... ve ... olduğundan, davanın da her iki davalı tarafından birlikte açılması gerektiğini, davalıların sözleşmeden kaynaklı işlemiş faiz ve kur farkı da dahil olmak üzere 56.772,74 USD ve 2.463,52-TL borçlarının olduğunu belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; "Davacının yaptığı ödemenin finansal kiralamaya konu malın bir kısım kiralarına ilişkin olduğu, tüm kiraların ödenmediği, bu nedenle bakiye kira borcu dolayısıyla sorumluluğunun bulunduğu, borcun tamamının ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin feshi koşullarının da gerçekleştiği, davacının bakiye borcu bulunduğundan ipoteğin fekki talebinin de yersiz olduğu, bu durumda davanın haksız olup reddi" gerekçeleri ile, "Davacının davasının sübuta ermediğinden REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle. Davalı şirketin Sözleşme tarihi itibariyle 72 yaşında bulunan ... ile sözleşme yaparken sözleşmeden kaynaklanan yaptırımları kendisine bildirmediği gibi 72 yaşında olduğunu bildiği bir şahısla ticari ilişkiye girmesine rağmen anılan şahıs için ...
Sigortası yapmayarak kusurlu davrandığını, davalının söz konusu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle kusurlu olduğunun sabit olduğunu, keza davalı şirket Finans Kurumu olup anılan kurumların hukuki sorumluluklarını, başta 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu olmak üzere birden fazla mevzuat ile düzenlenmekte olduğunu, söz konusu düzenlemelerin tetkiki halinde görüleceği üzere, finans kurumlarının hukuki sorumluluğunun,
ağırlaştırılmış sorumluluk olup söz konusu kurumların kamu nezdinde güven uyandıran kuruluşlar olarak kendi faaliyet alanlarının gerektirdiği ölçüde basiret ve özenle davranmakla yükümlü oldukları, başka bir deyişle kamu nezdinde oluşturulan bu güven nedeniyle finans kurumlarının işlemlerinde sıradan bir tacirden daha yüksek bir özen göstermeleri gerektiğinin açık olduğunu, yerel mahkemenin dosyasında mübrez 08.02.2021 tarihli bilirkişi ek raporu ile 14.06.2021 tarihli bilirkişi raporunun kıyaslanması halinde görüleceği üzere,
finansal kiralama konusu malın 2. El olarak satımından gelen miktarın davacı müvekkillerinin borç miktarına mahsubu ile müvekkillerinin düşüş miktarı nispetinde borçlu bulunmadıklarının açık olduğunu, buna karşın yerel mahkemece bu düşüş miktarı açısından menfi tespit talepleri yönünden hüküm kurulması gerekmekte iken davanın tümden reddine yönelik kararda isabet bulunmadığını, öte yandan,
14.06.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda ve davalı şirketin ekstrelerine göre malın 3. kişiye satış tarihi itibariyle davacı müvekkilinin borç bakiyesi "0" olduğunun açıkça davalı taraftan sadır belgelerden anlaşıldığı halde davalı şirketin 11.03.2021 tarihli borç kayıtlarının "davacı müvekkil malın kendisinden davalı şirket tarafından alınmasından sonra doğması nedeniyle" hesapta dikkate alınamayacağı yönündeki itirazlarının göz ardı edildiğinden bahisle, ilk derece mahkemesince hatalı kurulan hükmün kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... ve ...Adi Ortaklığı ile davalı müvekkili ...
Kiralama A.Ş. arasında akdedilen sözleşme kredi sözleşmesi olmayıp 6361 sayılı Kanun ile düzenleme altına alınan ve isimli sözleşmelerden olan finansal kiralama sözleşmeler olduğunu, bu nedenle hukuki niteliği, düzenlenmesi, tarafların hak ve borçları, sözleşmenin sona ermesi gibi tüm yönlerine ilişkin hakkında özel bir kanun bulunan finansal kiralama sözleşmeleri ile ilgili çıkabilecek uyuşmazlıklar da 6361 sayılı Kanun çerçevesinde çözümleneceğini, bu hali ile de davacı vekilinin, vefat eden adi ortaklık ortağı ...’a hayat sigortası yaptırılması gerektiğini,
ancak davalı müvekkilinin söz konusu hayat sigortasını yaptırmayarak kusurlu davrandığına ilişkin iddialarının değerlendirilmesinde de göz önünde bulundurulacak olan mevzuat hükümleri 6361 sayılı Kanun olduğunu, oysa 6361 sayılı Kanun’un Finansal Sözleşmelerine ilişkin hükümlerinin hiçbirinde kiralayanın, finansal kiracıya hayat sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunmadığının açık olduğunu, keza adi ortaklık ile müvekkili arasında akdedilen Adana ...
Noterliği’nin 25.02.2013 Tarihli, ... yevmiye numaralı, ... sayılı finansal kiralama sözleşmesinde de buna ilişkin hiçbir düzenleme bulunmadığını, davacı vekilinin emsal nitelikteki Yargıtay Kararının ayrıntılı incelenmesinde de somut olayın konut kredisi sözleşmesinden kaynaklandığını ve nihai olarak yüksek yargı makamınca da sözleşme hükümlerinin incelenmesi gerektiğine ilişkin bir değerlendirme yaparak sonuca vardığını anlaşılmakta olduğunu,
dolayısıyla hukuki niteliği ve sonuçları bakımından bambaşka iki sözleşme olan konut kredisi ve finansal kiralama sözleşmesinin aynı sözleşmelermiş gibi değerlendirilmesinin mümkün olmayacağı gibi Yargıtay Kararı benimsenecek olsa dahi taraflar arasındaki sözleşmeye bakılması gerektiği şeklindeki değerlendirmeden hareketle işbu yargılama konusu finansal kiralama sözleşmesine bakılması gerekeceği, nihai olarak Finansal Kiralama Sözleşmesinde buna yönelik bir düzenlemenin bulunmadığını, dolayısıyla davalı müvekkilinin hayat sigortası yaptırma gibi bir zorunluluğun olmasığı sonucuna varılacağı açık olduğunu,
davacının ayrıca yargılama aşamasında alınan tüm raporları yok sayarak raporlara itirazlarını yinelemiş ve davanın reddini talep ettiğini, oysa yargılama aşamasında 3 adet bilirkişi raporu alındığını ve dosyada mübrez her üç bilirkişi raporunda da davacı tarafından yapılan ödemelerin bir kısım kira bedellerine ilişkin olduğunu, davacının müvekkiline borcunun devam ettiği ve davalı müvekkilinin hayat sigortası yaptırma zorunluluğunun olmadığına ilişkin tespitlere yer verildiğini, böylece davacıların istinaf taleplerinin bu yönüyle de dikkate alınmayıp menfi tespit,
istirdat ve ipoteğin fekki talepli ikame ettikleri işbu davada verilen ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Adana Tüketici Mahkemesince görevsizlik kararı ile dosyanın Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği ve Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/03/2019 tarih ve 2017/248 Esas 2018/502 sayılı kararı yetkisizlik kararı ile dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
Davacı dava dilekçesi ile ;Finansal Kiralama Sözleşmesinden doğan borcun kalan kısmının ödenmemesine ve ödemelerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Finansal kiralama yöntemiyle kiralanan ekipmanlar üzerinde ki rehnin ve diğer hakların kaldırılmasına, teminat olarak gösterilen birinci derece mesken üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına, davalının Hayat sigortası yaptırmamış olması sebebiyle davalının kusurundan kaynaklandığı için kalan borcun silinerek murisin ölüm tarihinden itibaren yapılan ödemelerin müvekkile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davanın konusu, Finansal Kiralama Sözleşmesine taraf olan davacı ve dava dışı muris ...'ın adi ortaklık şeklinde davalıdan makina kiraladığı, muris ...'ın öldüğü ve ölüm tarihinden sonraki borçların bir kısmının davacı tarafından ödendiği, oysa davalı tarafın ...'a hayat sigortası yapmakla yükümlü iken bunu yapmadığı ve hayat sigortasında kira bedellerinin tahsil edilemediği, davacıların bu nedenle zarara uğradığı iddiasına dayalı menfi tespit, ölümden sonra yapılan ödemelerin istirdadı ve ipoteğin fekkine ilişkindir.
Davacının finansal kiracı, davalının ise kiraya veren olduğu, davalının adi ortaklık ortaklarından biri olduğu, finansal kiralama sözleşmesinde ipoteğe konu taşınmaz ve kiralamaya konu makinaların kiralanmasına ilişkin şartların bulunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi ...a ait raporda özetle ; ... ve ... Adi Ortaklığı Firmasının, ... Kiralama A.Ş. deki muaccel hale gelmiş borcu (Hesaplanacak Temerrüd Faizleri Hariç).
31.12.2017 Tarihi İtibariyle : 55.227,45 USD (Kiralanan malın kalan borcu) 31.01.2020 Tarihi İtibariyle : 42.821.07 TL: (Sigorta, Hukuk, vs masraflardır.) olduğu belirtilmiştir.
14/06/2021 tarihli Muhasebe bilirkişisi ...' a ait bilirkişi raporunda özetle,Davacının Malın davalı tarafından teslim alındığı 10.10.2018 tarihindeki bakiyesinin, 54.047,92 USD ve 11.019,39 TRL olduğu görüldüğü, Davacının malı tesliminden sonra davalının 1.717,55 TL sigorta masrafı ve 32.249,06 TL tutarlı hukuk masrafı olmak üzere toplam 33.966,61 TL tutarı cari hesap ekstresine borç kaydedildiği görülmüştür.
Davalının cari hesabı incelemesinde hukuk masrafı olarak beyan edilen noter ihtar masrafları , temerrüt masrafı ipotek masrafı , depo masrafı ,nakliye masrafı, ekspertiz masrafi , avukatlık vekalet ve hukuk masrafı olduğu, Davalının ekipmanı teslim aldığı 10.10.2018 tarihinde davacının 9.817,30 TL borç bakiyesi olduğu görüldüğü Hukuk masrafı 42.066,36 TRL tutarlı satış mahsup işleminden sonra 11.03.2021 tarihli güncel ekstresinde davacının bakiyesinin 28.209,93 TL olduğu,
Davalının 27.02.2020 tarihinde 3.kişiye yapmış olduğu satıştan alınan 277.000,00TRL tutarı, davacının borcundan 34.499,32 USD ve 44.986 TRL olarak mahsup edildiği belirtilmiştir. Somut olayda.
Mahkeme 03/07/2020 tarihli duruşmada, davacıdan talebini açıklatması istenilmiş davacı vekili 10/07/2020 tarihli açıklamalı beyan dilekçesinde,24.065 USD menfi tespit, 58.948 USD istirdat olmak üzere toplam 83.013.00 USD (karşılığı 569.469,18 TL) ve 303.000,00 TL ipotek fekki değeri olmak üzere toplam 872.469,18 TL'den davanın açılışı sırasında ödenen 15.000 TL tutarındaki dava değerine yönelik harcın mahsubu neticesinde 857.469,18 TL üzerinden alınacak harcın hesaplanması ile UYAP sistemine eklenmesine karar verilmesini talep ettiği, Davalı vekili 02/12/2020 tarihli duruşmada,
Davacının davasını değiştirdiğini ve bunu bir beyanla yaptıklarını bu nedenle kabul etmediklerini, usule aykırı olduğunu belirttiğinden, davalı vekilinin davanın değiştirilmesine muvafakati bulunmadığından ve davacı vekiline ait dilekçe ıslah dilekçesi olarak kabul edilemeyeceğinden asıl dava dilekçesi üzerinden yargılamanın yürütülmesi gerekmektedir.
Davacılar davalının hayat sigortası konusunda bilgilendirilmediklerini davalının kusurlu olduğunu belirterek Yargıtay 13. HD nin kararını emsal olarak sunmuş iseler de, adi ortaklığı oluşturan davacılar-murisleri ile davalı arasında Adana ...
Noterliği’nin 25.02.2013 Tarihli, ... yevmiye numaralı, ... sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesi düzenlendiği sözleşmenin hiç bir maddesinde hayat sigortası yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığı ve 6361 sayılı Kanun’un Finansal Sözleşmelerine ilişkin hükümlerinin hiçbirinde kiralayanın, finansal kiracıya hayat sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davacıların bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacı dava dilekçesinde sözleşmenin tarafı olan mütevefaya hayat sigortası yapılmadığı için borçlu olmadıklarının tespitini ve ayıplı hizmet nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiği, daha sonra dava dilekçesinin açıklattırılması üzerine netice-i talebini ıslah başvurusunda bulunmadan değiştirdiği, davalı vekilinin iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesine karşı çıkmasına rağmen mahkemece harç tamamlatılarak yargılamaya devam edildiği, HMK 141.
Madde gereğince tarafların dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra iddia ve savunmalarını genişletemeyecekleri ve değiştiremeyecekleri, mahkemece dava dilekçesinde ileri sürülen talepler doğrultusunda yargılamaya devam edilmesi gerekirken, değiştirilen talebe göre yargılama yapılmasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamına ibraz edilen sözleşme, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, sözleşmede borçlulara hayat sigortası yaptırma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu durumda davalının ayıplı hizmet verdiğinden söz edilemeyeceği, adi ortaklığı oluşturan ortaklardan birinin vefatı üzerine borcun sona ermeyeceği gibi ileri sürülen ayıp iddiası nedeniyle de sözleşmenin ve borcun sona ermeyeceği, diğer ortağın sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getireceği ve borçlarından sorumlu olmaya devam edeceği, mahkemece sonuç itibarıyla davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de karar gerekçesi düzeltilmekle,
davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
17/10/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/305, K. 2024/1684, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama