KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/739
- Karar no
- 2024/1955
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 24/11/2021
- Numarası
- 2021/43 E. - 2021/31 K.
- Davanın konusu
- Marka (Maddi Tazminat İstemli
- İstinaf karar tarihi
- 28/11/2024
Karar Metni
2.037 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dünyaca ünlü ..., ... Şekil, ..., ...
Şekil Ve Şekil Markalarının Sahibi olduğunu, müvekkil şirketin türkiye'de halihazırda ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tescil numarası ile tescilli markaların bulunduğunu, ayrıca TP tarafından bu markalardan ... şekil ibareli markalanın tanınmış marka olduğuna karar verildiğini, davalı taraf müvekkiline ait markaları kendisine ait mağazada bijuteri ürünleri üzerinde izinsiz olarak kullandığını, buna ilişkin olarak İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/110 Değişik İş sayılı dosyası ile bilirkişi vasıtasıyla tespit yapıldığını,
davalı tarafça kullanıldığı tespit edilen ibare/şekil müvekkili şirket adına marka olarak TP nezdinde tescilli olduğunu, maddi tazminatın bir kalemi olan yoksun kalınan kararın, SMK m 151/2-c'de belirtilen marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli seçeneğine göre hesaplanmasını talep ettiklerini, gizlilik kararı nedeniyle lisans sözleşmesi sunamadıklarını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, sona erdirilmesi,
100,00 TL maddi tazminat, 3.000,00 TL manevi tazminat ve 3.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiş, 03.11.2021 tarihli dilekçesi talep arttırım dilekçesi ile 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı 30/10/2018 tarihli duruşmada; açılan davayı kabul etmediğini, sulh görüşmelerinde davacı tarafın fahiş miktarda para talep ettiğini, kendi sattığı ürünler ile davacıya ait ürünler arasında benzerlik olmadığını, davacının kendisinden para koparmaya çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince.
"Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller,İstanbul 1. FSHHM'nin 2017/110 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu, işbu dosya kapsamında alınan raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüz ve haksız rekabetin men'ine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, TBK m.50 ve SMK m. 151 uyarınca 10.00,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatı talebinin reddi" şeklindeki gerekçeleri ile;Davanın Kısmen Kabülü İle, Davalı kullanımlarının davacıya ait tanınmış ... tescil numaralı "..." Ve "..." ibareli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, sona erdirilmesine,10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İtibar tazminatı talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması talepleri açısından hükmedilen vekalet ücreti ile delil tespit dosyasındaki yargılama giderleri ve delil tespit vekalet ücretinin hüküm altına alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, İtibar tazminatı talebini değerlendiren Yerel Mahkeme, bu tür bir tazminata hak kazanılabilmesi için markaya yapılmış bir tecavüzün bulunması gerektiğini, ancak bu hususun tek başına yeterli olmadığını, kötü ya da uygun olmayan kullanım unsurunun da somut olayda bulunması gerektiğini, marka sahibinin bu iki unsuru ispat etmesi gerektiğini,
dosya kapsamında yer alan deliller arasında ise, davalının müvekkile ait markayı kötü kullandığına ilişkin bir delil olmadığını belirterek itibar tazminatı talebini reddettiğini, dosya kapsamında yer alan deliller yeterince incelenmediğini, itibar tazminatının, marka ile tüketicilere temin edilen kalite ve garanti fonksiyonun hak sahibi olmayan kimselerin hukuka aykırı faaliyetleriyle kayba uğraması halinde söz konusu olan bir tazminat kalemi olduğunu, davalının söz konusu raporda tespit edilen kullanımları ile müvekkil kullanımları karıştırılmak suretiyle bir kez daha göz önüne serildiğini, tespit edilen davalı kullanımlarının,
alelade malzemelerden üretildiğini, işçilik kalitesinin düşük ve tasarımsal olarak herhangi bir özelliği olmadığını, davalı kullanımlarının müvekkil kullanımları ile ilgisi olmadığını, davalının bir çok beyanında yer alan izinsiz olarak müvekkil markalarını taşıyan ürünlerin, 25 ila 50 kuruş bandında satışa sunulduğunu ifade ettiğini, müvekkil tanınmış markalarını içeren davalı ürünlerinin bir sakız fiyatı olarak nitelendirilebilinecek meblağlarla satışa sunulmasının müvekkil markalarının itibarını yerle yeksan etmek anlamına geldiğini itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, iş bu davada marka hakkına tecavüzün önlenmesi,
maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olmak üzere üç ayrı dava açıldığını, müvekkil yerel mahkemede incelenen dosyayı ikame etmeden İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine başvurarak 2017/110 Değişik İş numaralı delil tespit dosyasını ikame etmiş ve davalı kullanımlarının tespitini talep ettiğini, bilirkişi eşliğinde tespit işlemi gerçekleştirildiği ve 13.10.2017 tarihli rapor tanzim edildiğini, istinafa konu kararın verildiği davayı açan müvekkil, “Netice ve Talep” kısmının e bendinde,
Değişik İş dosyasında yapılan masraflar ve ücretlerle birlikte bu davadaki vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesini talep ettiğini, 03/11/2021 tarihli talep arttırım dilekçesinde de yinelenen bu talep Yerel mahkemece değerlendirme ile hüküm altına alındığını, asıl davanın öncüsü niteliğinde olan delil tespiti giderinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilerek hüküm kısmında yargılama giderleri içesinde gösterilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın konusu olmadığından karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiğini, istinafa konu kararda,
delil tespit dosyasındaki yargılama giderleri ile delil tespit vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerektiğini, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk- Mahkemesi'nin 2021/43 Esas, 2021/31 Karar Sayılı ve 24.11.2021 tarihli kararının kısmen kaldırılarak davalının marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve sona erdirilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçeli kararında itibar tazminatına hak kazanılabilmesi için markaya yapılmış bir tecavüzün yanı sıra kötü ya da uygun olmayan şekilde kullanım unsurunun da bulunması gerektiği belirtildiği,
davacı şirket bu iki hususu ispat edemediğini, müvekkilin markayı kötü şekilde kullandığına ilişkin somut delil bulunmadığını, davacı şirketin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ve durdurulması talebine dair tesis edildiğini, vekalet ücretlerinin ayrı ayrı talep edebileceğini, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Davacı şirketin bu talebi de kanuna aykırı olup, reddi gerektikğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ nin 22.06.2020 tarih, 2019/5375 E. 2020/3075 K. ilk derece mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına karar verilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulduğunu,
davacı şirketin ayrı ayrı vekalet ücreti talebinin kabulü mümkün olmadığını, davacı şirketin istinaf başvurusunun esastan reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve sona erdirilmesi, haksız rekabetin tespiti, men'i, sona erdirilmesi, maddi, manevi ve itibar tazminatı talebine ilişkindir.
TPMK kayıtlarına göre, davacı adına birden fazla ... ve ...+şekil ibareli markaların bulunduğu, markaların 03/04/05/06/07/08/09/10/11/12/13/14/ 15/16/18/20/21/22/23/24/25/27/27/28/29/30/32/33/34/35/41/43 ve 44. Sınıflarda tescilli oldukları, ...tescil numaralı ... şekil markasının tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul 1. FSHHM'nin 2017/110 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda özetle; tespit mahallindeki iş yerinde , tescilli marka emtialarından olan toka, yüzük üzerinde iltibas sureti ile ile markasal olarak 122 adet ürünün ( 72 adet saç tokası, 50 adet kız çocuk yüzüğü) davalı tarafından kullanıldığı, tescilli markaların, tescilli emtiadan olan ürünler (toka, yüzük) üzerinde iltibas edilmek sureti ile kullanılmış olduğu, kullanımın ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek biçimde olduğu, davalı tarafından tespit esnasında dosyaya herhangi bir marka tescil belgesi, lisans sözleşmesi, devir sözleşmesi,
fatura, irsaliye vb. hukuki kayıt sunmamış olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne, itibar tazminatının reddine karar verildiği davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda itibar tazminatının reddi kararının ve her bir talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücretin hükmedilmesi gerektiği ve Değişik İş. dosyasından yapılan mahkeme masrafının ve vekalet ücretinin hükmedilmediği gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulduğundan istinaf incelemesi bu yönde yapılmıştır.
6769 sayılı Kanunun "Tazminat" başlıklı 150.
Maddesine göre "(1)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.(2)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.
(3)Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.
Davacının itibar tazminatı yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusu incelendiğinde, İstanbul 1. FSHHM'nin 2017/110 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda, tespit mahallindeki iş yerinde , tescilli marka emtialarından olan toka, yüzük üzerinde iltibas sureti ile ile markasal olarak 122 adet ürünün ( 72 adet saç tokası, 50 adet kız çocuk yüzüğü) davalı tarafından kullanıldığı, tescilli markaların, tescilli emtiadan olan ürünler (toka, yüzük) üzerinde iltibas edilmek sureti ile kullanılmış olduğu,
kullanımın ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek biçimde olduğu tespit edilmiş ise de, kötü üretim veya kötü kullanıma ilişkin bir değerlendirme bulunmadığından Davacı tarafından bu iddiası ispat edilemediğinden mahkemece bu yöndeki tazminat talebinin reddine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Markaya tecavüz, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasında mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde olup bu istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Ancak, Değişik İş dosyasında yapılan yargılama giderlerinin eldeki davada yargılama giderlerine dahil edilerek, kabul ve red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekirken, bu yönde bir hüküm kurulmamış olması yerinde görülmemiş olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE mahkeme kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
05/12/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/739, K. 2024/1955, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama