İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/135 K.2025/778

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2023/135Karar2025/778Tarih15 Mayıs 2025Okuma12 dk · 2.423 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
15 Mayıs 2025
Dosya no
2023/135 Esas
Karar no
2025/778
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
15/03/2022
Numarası
2021/360 E. - 2022/61 K.
Davanın konusu
Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli
İstinaf karar tarihi
15/05/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.423 kelime·12 dk okuma·5 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü

DAVA DİLEKÇESİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Davalı tarafından müvekkili şirkete keşide edilen cayma bildirimine ilişkin ihtarnamenin 08.10.2021 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, huzurdaki davanın süresi içerisinde açıldığını, müvekkili şirketin uzun yıllardır yapımcılık faaliyeti sürdürdüğünü, davalı sanatçı ile bu yapımcılık faaliyeti kapsamında 21.07.2007 tarihinde albüm yapımı ve mali hak devri içeren sözleşmenin imzalandığını, davalının müvekkili şirket tarafından yapımcılık faaliyeti yürütülecek olan "..." adlı albüm için icra edeceği eserlerin belirlendiğini ve işbu eserlere ilişkin olarak işleme hakkının, çoğaltma hakkının, yayma hakkının, temsil hakkının,

tespit hakkının, işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkının süresiz olarak müvekkiline devredildiğini, "..." adlı albümün fonogramlara ilişkin kayıt-tescil belgesinin de T.C.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 31.10.2007 tarihinden itibaren kayıt ve tescil olduğunu, davalı tarafın Adalar Noterliğinin 24.09.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirket ile imzaladığı sözleşmeden caydığının bildirilmiş olamasına rağmen, cayma hakkının kanunda belirtilen usule aykırı olarak kullandığını, cayma bildiriminin geçersiz olduğunu, davalı tarafın müvekkili şirkete uygun bir süre vermediği gibi keşide ettiği tek bir ihtarname ile doğrudan cayma hakkını kullandığını, müvekkili şirketin davalıdan devraldığı mali hakları gerektiği gibi, hukuka ve sektöre uygun bir şekilde kullandığını,

somut olay bakımından davalı yanın cayma hakkını kullanması açısından müvekkili şirkete süre vermemesini gerektirecek hallerden hiçbirisinin mevcut olmadığını, bununla birlikte böyle bir halin varlığının ispat külfetinin de davalı tarafta olduğunu, müvekkilinin devraldığı mali haklar kapsamında sözleşmeye uygun bir şekilde "..." adlı albüm için gerekli bandrolleri aldığını, albümün tespit, basım, yayım ve dağıtımını gerçekleştirdiğini, albümü T.C.

Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde kayıt ve tescil ettirerek eser işletme belgesini aldığını, umuma iletim hakkı kapsamında dijital mecralarda umuma iletimini gerçekleştirdiğini, devraldığı tüm mali hak ve yetkileri gereği gibi kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, eser sahibinin menfaatlerinin esaslı bir şekilde ihlal edilmesi şartının da oluşması gerektiğini,

davalı tarafın kanunda belirtilen "hak ve yetkileri gereği gibi kullanmamak ve eser sahibinin menfaatlerini ihlal etmek" şartlarından hiçbirini cayma beyanına gerekçe olarak göstermediğini ve müvekkili şirketin haklarını gereği gibi kullanmadığını veya menfaatlerini ihlal ettiğini iddia etmediğini, davalı yanın "ödeme yapılmadığı" gerekçesiyle cayma hakkını kullanmasının kanuna aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 21.07.2007 tarihli sözleşmede müvekkilinin davalıya herhangi bir bedel ödeme borcundan bahsedilmediğini, dolayısıyla müvekkili şirketin davalı yana herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmadığını,

davalı tarafın söz konusu müzik eserleri ile ilgili kendisine ödenmesi gereken bedelleri üyesi olduğu meslek birliği aracılığıyla tahsil edebileceğini, davalı yan tarafından yapılan cayma beyanına itirazlarının kabulüne, hukuka aykırı cayma ihbarının geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.

CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili süresi içinde cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesin kararıyla. "Tüm dosya kapsamı izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; davalı tarafça 21.07.2007 tarihli eser mali haklarına ilişkin sözleşmeden cayıldığı davacı tarafa ihtar olunmuş, davacı tarafça süresi içerisinde iş bu dava açılmıştır.

FSEK 58 gereği "Cayma hakkını kullanmak istiyen eser sahibi sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasiyle diğer tarafa münasip bir mehil vermeye mecburdur. " hükmünü ihtiva etmekte ise de davacının gerek dava dilekçesinde gerekçe aşamalardaki beyanlarında sözleşme hükümleri gereği ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığı, ödeme yapılmamasının caymayı haklı kılmayacağı iddiaları ve ödeme noktasında herhangi bir irade ortaya koymadığı dikkate alındığında mehil tayinine lüzum olmadığı,

hak devrine rağmen 15 senedir herhangi bir ödeme almamış olan davalıdan, ödemeye ilişkin hüküm içermeyen bir sözleşmeye ilişkin olarak mehil verilmesinin beklenemeyeceği gibi mehil verilmesi halinde menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düştüğünün kabulünün gerektiği, doğrudan sözleşmeden cayabileceği sonucuna ulaşılmış davanın niteliği dosya kapsamı itibarı ile bilirkişi incelemesini gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur." şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 21.07.2007 tarihli sözleşmede; davalının, müvekkili şirket tarafından yapımcılık faaliyeti yürütülecek olan "..." adlı albüm için icra edeceği eserlerin belirlendiğini ve bu eserlere ilişkin olarak işleme, çoğaltma, yayma, temsil, tespit, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkının süresiz olarak müvekkiline ait olduğunun kararlaştırıldığını, "..." adlı albümün Fonogramlara İlişkin Kayıt-Tescil Belgesi de T.C.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından işbu sözleşme uyarınca müvekkili şirkete verilmiş olup söz konusu albümün 31.10.2007 tarihinden itibaren Bakanlık nezdinde müvekkili adına kayıtlı ve tescilli olduğunu, davalının sözleşmeden caydığını, cayma gerekçesi olarak 21.08.2007 tarihli sözleşmenin yaıplmasından beri tarafına hiçbir ödeme yapılmamasını gösterdiğini, müvekkili şirketin ödeme yükümlülüğü bulunmadığı hususunun mahkemece hatalı bir şekilde göz ardı edildiğini, FSEK m.52'ye göre mali hakların veya bu hakların kullanımının bedelsiz bir şekilde ve süre sınırlaması olmadan devredilebileceğinin kabul edildiğini,

dava konusu sözleşmenin yazılı bir sözleşme olup konusu olan hakların da ayrı ayrı gösterildiğini, geçerli bir sözleşme olduğunu, ödemeye ilişkin bir hususun düzenlenmesi ya da mali hakların bedel karşılığı devri/kullandırılması şart olmadığından müvekkili şirketin de davalı yana herhangi bir bedel ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, aksinin kabulünün sözleşme serbestisi ilkesinin ve tarafların iradesinin yok sayılması anlamına geleceğini,

mahkemenin dava konusu sözleşmenin ödemeye ilişkin hüküm içermediğini kabul ettiğini buna rağmen ödemeye ilişkin hüküm içermeyen sözleşme uyarınca müvekkili şirketin ödeme yapmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, mahkeme kararının açıkça çelişki içerdiğini, 15 yıldır ödeme talebini dile getirmeyen davalı yanın kötü niyetinin yerel mahkemece dikkate alınmadığını, sözleşmede herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmasa da sözleşme imzalandığından beri davalının sözleşme konusu eserlere ilişkin üyesi bulunduğu meslek birliğinden ödeme almakta olup bu hususu inkar dahi etmediğini,

ödeme almadığı gerekçesiyle sözleşmeden caydığını bildiren davalının 15 yıllık süre içerisinde bir kez olsun müvekkili şirketten ödemeye ilişkin herhangi bir talepte bulunmadığını, halihazırda bir alacak talebi bulunduğu kabul edilse dahi alacaklara ilişkin zamanaşımı 10 yıl olup 15 yıllık sözleşme açısından zamanaşımının da dolduğunu, mahkemenin davalının meslek birliğinden aldığı ödemelere ilişkin hiçbir inkarı ve şimdiye kadar ödemeye ilişkin herhangi bir talebi bulunmamasına rağmen bu hususu göz ardı ettiğini,

sözleşmede bedel ödeme yükümlülüğü bulunmayan müvekkil şirketi olmayan bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden sorumlu tuttuğunu, taraflarınca bilirkişi deliline dayanılmasına ve bilirkişi ücreti yatırılmasına rağmen mahkemece dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediğini, mahkemenin hiçbir inceleme yapmadan tek celsede yargılamayı bitirdiğini, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin delilden vazgeçme anlamına geldiğini,

her ne kadar 15.03.2022 tarihli duruşma zaptında davacı vekili olarak "herhangi bir inceleme yapılmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır" yönündeki beyanın yalnızca davanın usulüne ilişkin incelenmesini istedikleri bir husus bulunmadığını belirtmek amacıyla dile getirildiğini, davalı yanın menfaatlerinin ihlal edilmemiş olup caymanın esasına yönelik şartların gerçekleşmediğini, delilleri ile iddiaları doğrulanmışsa da mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda delillerinin değerlendirilmediğini, kabul anlamına gelmemekle müvekkili şirketin devraldığı haklardan gereği gibi faydalanmadığını iddia eden davalının,

menfaatlerinin esaslı şekilde ihlal etdildiğini de ortaya koyması gerektiğini, yalnızca haklardan gereği gibi faydalanmama hususunun cayma hakkının kazanılması için yeterli olmayıp aynı zamanda eser sahibinin menfaatlerinin esaslı bir şekilde ihlal edilmesi şartının da oluşması gerektiğini, 21.07.2007 tarihli sözleşme incelendiğinde sözleşmede belirtilen hakların müvekkili şirkete münhasıran devredilmeiğinin görüleceğini, bunun da müvekkili şirket yanında davalının da eserleri kullanabileceğini göstermekte olup menfaat ihlalinin oluşmadığını gösterdiğini,

davalının ödeme yapılmadığı gerekçesiyle cayma hakkı kullanmasının kanuna aykırı olduğunu, mahkemenin tüm bu açıklamalarını, sundukları delilleri göz ardı ederek devraldığı mali hakları gereği gibi kullanan müvekkili şirketin yükümlülüğü bulunmayan bir hususu yerine gelmediğini belirttiğini, müvekkili irketin mali hakları gereği gibi kullanmadığını ve menfaatlerini ihlal ettiğini ispat yükünün davalı yanda olup davalı yanın, müvekkili şirketin devraldığı mali hakları gereği gibi kullanmadığını dile getirmediği gibi buna ilişkin bir delil dahi sunmadığını,

kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin ödeme yükümlülüğü olsaydı dahi bu durumun cayma hakkının kullanılmasına ilişkin şartlardan olmadığından davalı yanın yine esasa ilişkin şartların yokluğu nedeniyle cayma hakkını kullanamayacağını, 15.03.2022 tarihli duruşma zaptında davalının "15 yıllık süre içerisinde herhangi bir ödeme yapmayan ve çalışmalarından haberdar etmeyen davacıya süre verilmesinin gerekli olmadığını kanaatindeyiz" şeklinde beyanda bulunduğunu,

er ne kadar davalı yan kanuna aykırı olarak süre verilmeden cayma ihbarında bulunmasını haklı göstermek adına ödeme yapılmaması yanında çalışmalardan da haberdar olmadığını belirtmişse de ihtarnamede bu husustan bahsetmediğinden bu beyanın dikkate alınmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin davalıyı her daim haberdar ettiğini, cayma hakkının usule aykırı olarak kullanılmış olup müvekkili şirkete mehil verilmediğini, davalının davaya cevap vermediği gibi mehil verilmesini gerektirmeyen herhangi bir hali de ispat etmediğini,

mahkemenin müvekkili şirketin böyle bir yükümlülüğü bulunmamasına rağmen ödeme yapılmamasını caymaya gerekçe olarak görmesinin başlı başına hatalı bir karar iken cayma usulüne aykırı olarak mehil verilmesinin beklenemeyeceğine karar vermesinin de bir başka hatalı ve çelişkili tespit olduğunu, 15 yıldır ödeme yapılmamasına sesini çıkarmayan davalının mehil vermeden sözleşmeden cayabileceğini düşünmenin izahtan vareste olduğunu, cayma ihbarından sonra haberdar olunan iradeye dayanarak mehil verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerek mantığa gerekse FSEK m.58'e aykırı olduğunu,

davaya cevap dilekçesi ve delil sunmamış olan davalının duruşmadaki iddiasının gerçek olup olmadığının dahi araştırılmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu davacı tarafından davalının cayma hakkına itirazın kabulü ile caymanın geçersizliğinin tespiti davasıdır.Davacı tarafından, taraflar arasında düzenlenen 21.07.2007 tarihli sözleşme ile, davalının davacı şirket tarafından yapımcılık faaliyeti yürütülecek olan "..." adlı albüm için icra edeceği eserlerin belirlendiği ve işbu eserlere ilişkin olarak işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı, tespit hakkı, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı süresiz olarak davacı tarafa devir edildiğini ileri sürmüştür.

Davalı duruşmadaki beyanında, sözleşmede mevzuat kapsamında mali ve manevi haklar yönünden herhangi bir düzenleme yapılmadığını, sözleşmenin üzerinden geçen 15 yıllık süre boyunca herhangi bir ödeme yapılmadığını, eserlere ilişkin yapılan çalışmalardan haberdar edilmediğini, belirtmiştir. Adalar Noterliği'ne ait 24/11/2021 tarih 02497 yevmiye nolu ihtarnamenin davalı tarafından düzenlettirildiği ve ihtarnamede.

"Aramızda akdedilen 21/07/2007 eser mali haklar sözleşmesi yapılmasından beri tarafıma hiç bir ödeme yapılmamıştır. Bu akde yasa ve hukuka üstelik vicdana da aykırı tutum nedeniyle 5846 sayılı yasanın 58 maddesine göre akitten caydığımı ihbar zorunluluğu doğmuştur. Ayrıca 5846 sayılı yasa ve hukuktan doğan mali ve fikri haklarımı talep konusundaki hakkımı da saklı tutuyorum." şeklinde olduğu ve davacıya 08/10/2021 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.

5846 sayılı Kanunun Madde 58, " Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir.

Cayma hakkını kullanmak istiyen eser sahibi sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasiyle diğer tarafa münasip bir mehil vermeye mecburdur. Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum yoktur.

Verilen mehil neticesiz geçerse veya mehil tayinine lüzum yoksa noter vasıtasiyle yapılacak ihbar ile cayma tamam olur. Cayma ihbarının tebliğinden itibaren 4 hafta geçtikten sonra caymaya karşı itiraz davası açılamaz. İktisap edenin mali hakkı kullanmamakta kusuru yoksa veya eser sahibinin kusuru daha ağır ise hakkaniyet gerektiği hallerde iktisap eden, münasip bir tazminat istiyebilir.

Cayma hakkından önceden vazgeçme caiz olmadığı gibi bu hakkın dermeyanını iki yıldan fazla bir süre için meneden takyitler de hükümsüzdür." düzenlemesi yer almaktadır.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında, 21.07.2007 tarihli eser mali haklarına ilişkin sözleşme düzenlendiği adı geçen sanatçı tarafından icra edilmiş bulunan adı geçen müzik eserleri sayı ve süre ile sınırlandırılmamış biçimde MC, CD, VCD ,DVD, gibi her türlü görüntülü veya görüntüsüz ses ve görüntü taşıyıcıları da kullanılacağı, adı geçen müzik eserlerinin işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı, tespit hakkı, işaret ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı süresiz olarak adı geçen firmaya ait olduğunun belirtildiği,

sözleşmede herhangi bir bedel kararlaştırılmadığı, davalı sanatçı tarafından davacıya Adalar Noterliği'ne ait 24/11/2021 tarih ... yevmiye nolu ihtarname gönderilerek cayma hakkının kullanıldığı bildirilmişse de, davalı tarafça davalıya münasip bir mehil verilmediği anlaşılmıştır.

5846 Sayılı FSEK 58. Madde düzenlemesinden, cayma hakkının kullanılabilmesi için kural olarak uygun bir mehil verilmesinin şart olduğu, davalı tarafça mehil verilmesi gerekmeyen yasal hallerin mevcudiyeti ispat olunamazsa, mehil içermeyen bir ihtara dayanılarak cayma hakkının kullanılamayacağı, bunun sonucu olarak da, sözleşmenin varlığı ve geçerliliğini korumaya devam edeceği anlaşılmaktadır.

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/12/1997 tarihli, 1997/4440 Esas- 1997/9678 Karar sayılı kararı) FSEK 58/2 maddesinde; "...Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum yoktur." hükmü düzenlenmiştir.

İlk derece mahkemesince, hak devrine rağmen davalı sanatçının 15 yıl ödeme almadığı, davalıdan ödemeye ilişkin hüküm içermeyen bir sözleşmeye ilişkin mehil verilmesinin beklenemeyeceği, davalının menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düştüğünün kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmışsa da; davalı tarafça davacının devredilen hakları kullanmadığının ileri sürülmediği, sözleşmede hakların bedelsiz devrinin kararlaştırıldığı, bu durumun mehil tayinini gerektirmeyeceğinin kabulünün hatalı olduğu,

kaldı ki mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşeceğinin de iddia ve ispat edilemediği anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulü ile, usulüne uygun olarak mehil verilmeden kullanılan caymanın iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde yerinde görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne davalı tarafından kullanılan caymanın iptaline karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere.

1- Davacının istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/03/2022 tarih, 2021/360 E., 2022/61 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KABULÜNE, Davalı tarafından kullanılan caymanın iptaline, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 64,20 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 191,30 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 156,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 376,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

15/05/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2023/135, K. 2025/778, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereğidüşünüld Ü
  4. Dava Dilekçesi
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf
  7. Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/135
Karar No
2025/778
Tarih
15 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/135 K.2025/442
  • İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/139 K.2025/439
  • İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/140 K.2025/75
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/143 K.2025/779
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/145 K.2025/349
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/145 K.2025/757

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.