İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/463 K.2025/1361

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2023/463Karar2025/1361Tarih23 Ekim 2025Okuma11 dk · 2.202 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
23 Ekim 2025
Dosya no
2023/463
Karar no
2025/1361
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
07/12/2022
Numarası
2020/494 E. - 2022/891 K.
Davanın konusu
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
23/10/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.202 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... sicil numarasıyla İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde kayıtlı olduğunu, kuruluş amacının hâkim ortak ...’nin İstanbul’dan alacağı evin tapusunu şirket üzerinden edinmek olduğunu, bu amaçla dava dışı ... ve muhasebecisi ... tarafından kurulduğunu, Ataşehir’deki taşınmazın şirket adına alındığını, ardından hisselerin tamamının ... ve ailesine devredildiğini, şirketin ticari faaliyet göstermediğini ve 2014’te re’sen terkin edildiğini, ...’nin Türkiye’de bulunmadığı dönemde ...’in sahte imzalarla kendisini müdür tayin edip şirketi zarara uğrattığını,

ayrıca 24/04/2014 tarihli 310.000 USD tutarında senedi şirket müdürü sıfatıyla geçmiş tarihli düzenleyip davalıya verdiğini, bu senedin İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü ... dosyasında takibe konulduğunu, davacı ile davalı arasında geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığını, senedin geçersiz olduğunu belirterek takibin iptali ile davalının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini ve borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

davacının aynı konuda İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açtığı davanın reddedildiğini, bu davanın usulden reddi gerektiğini, davacının gerekçelerinin daha önce reddedildiğini, ...’in müdürlükten alınmadığını ve şirket içi mücadele yürütüldüğünü, müvekkilinin ... ile ticari dostluk ilişkisi bulunduğunu, ...’in borç para isteyip ortaklık vaadiyle müvekkilini ikna ettiğini, bunun üzerine ... hesabına 2016’da toplam 800.000 TL gönderildiğini, karşılığında dolar üzerinden bono düzenlendiğini, takibe konu senedin bu nedenle verildiğini, borcun ödenmediğini,

bu nedenle takibe başlandığını belirterek davanın reddi ile davacının inkâr tazminatına mahkûm edilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Bononun bağımsız borç ikrarı niteliğinde olduğunu, bedel kaydı bulunduğunda ispat yükünün aksini savunana ait olduğunu, somut olayda senette “nakden” ibaresi bulunduğunu, senet talil edilmediğinden ispat yükünün davacıya düştüğünü, davacının iddiasını ispat edemediğini belirtilerek davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında organik organik bağ bulunmadığını, davalının üçüncü kişi adına verdiği ödünç karşılığında müvekkili şirket adına kambiyo senedi düzenlendiğini iddia ettiğini, oysa senedin borçlusu/keşidecisinin ... Petrol Ltd.

Şti., lehtarının ise ... olduğunu, senedin nakden kaydıyla düzenlendiğini, davalının beyanlarına göre senedin aslında ...’in kendisini şirkete ortak etme ve şirket adına yeni makine alacağı vaadiyle davalıdan aldığı iki parça halinde toplam 800.000 TL’nin karşılığı olarak düzenlendiğini, bu hususun dosyada ve mahkeme kararında çekişmesiz olduğunu, bu beyanın senedi illetten mücerret olmaktan çıkarıp illi hale getirdiğini, böylece senedin kambiyo senedi vasfını kaybettiğini ve artık yalnızca adi yazılı borç ikrarı niteliğinde olduğunu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibin yapılamayacağını,

davalı vekilinin bir başka dosyada da ...’e 320.000 USD elden borç verdiğini söylediğini, savcılık sorgu tutanağında ise muhasebe müdürünün banka hesabına iki kez havale yaptığını, cevap dilekçesinde de ...’ın hesabına 08.07.2016 ve 19.07.2016 tarihlerinde toplam 800.000 TL gönderdiğini kabul ettiğini, davalının bu beyanlarının açık ve inkâr edilmeyen çelişkiler içerdiğini, paranın gönderildiği ...’ın müvekkil şirketle hiçbir hukuki ya da fiili bağı bulunmadığını, buna rağmen mahkemenin bononun adi yazılı borç ikrarı teşkil etmesi gerektiği yönündeki uygulamayı hatalı değerlendirdiğini,

mahkemenin davalının sunduğu banka dekontlarının senedin vadesinden sonraki tarihlere ait olduğunu görmezden geldiğini, senedin düzenlenme sebebi bakımından davalı tarafın çifte talilde bulunduğunu, mahkemenin kısa kararla davayı reddettiğini, gerekçe yazılırken hatalı karar verdiğini fark etmesine rağmen önceden verdiği redden dönemediğini, tüm bu nedenlerle kararın hem maddi vakıaların hatalı değerlendirilmesine hem de ispat yükünün yanlış tarafa yüklenmesine dayandığını,

bu sebeplerle eksik inceleme ve hukuka aykırılık bulunduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının savunmalarının aksine Kadıköy 22. Noterliği’nin 23.03.2009 tarihli vekâletnamesi ile ...’e senet düzenleme yetkisi verildiğini, davacı tarafın sürekli olarak ...’in yetkisi olmadığını iddia ettiğini, ancak vekâletname ile yetkinin açıkça verildiğini, bu nedenle ilk derece kararının onanmasını talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davası olarak açılmış, ödeme yapıldığından istirdat davasına dönüşmüştür.

Davacı vekili ; müvekkili şirketin, İran vatandaşı ...’nin Türkiye’den taşınmaz edinmesini sağlamak amacıyla ... ve muhasebecisi ... tarafından kurulduğunu, 2014 yılında sicilden re’sen terkin edildiğini, daha sonra ...’nin verdiği vekâleti kullanarak ...’in sahte imza ve kararlarla kendisini müdür tayin ettiğini, şirket adına geçmiş tarihli ve gerçekte var olmayan bir borca ilişkin olarak 24.04.2014 tarihli, 310.000 USD tutarında senedi düzenleyerek davalıya verdiğini, bu senedin İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyada takibe konulduğunu,

müvekkilinin ise taşınmaza konulan haciz sayesinde bu durumdan haberdar olduğunu müvekkil şirket ile davalı arasında geçerli bir borç ilişkisi olmadığını, senedin geçersiz olduğunu ve kötüniyetle takip yapıldığını belirterek, İcra takibinin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalının %40’tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf aşamasında sunduğu 12.06.2024 tarihli dilekçesi ile ,müvekkilinin, cebri icra tehdidi altında 19.04.2024 tarihinde 3.742.534,64 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını beyanla davanın,

istirdat davası olarak görülmeye devam edilmesini, ödenen 3.742.534,64 TL’nin, ödeme tarihi olan 19.04.2024’ten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte iadesine (istirdadına) karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davalı ile ... arasında uzun süredir süren bir ticari ve dostane ilişki bulunduğunu, dava dışı ...'in davacı şirketin yetkili temsilcisi olduğunu, davacı şirkete makina imalatı yaptırıldığını ancak nakit sıkıntısı nedeniyle işin yarım kalacağının ... tarafından beyan edilip, ortaklık vaadiyle davalıdan 800.000 TL borç alındığını, bu paranın da davacı şirketin muhasebecisi ...n’ın hesabına banka havalesi ile gönderildiğini, ödemenin yapıldığı tarihte şirketin yetkilisinin ... olduğunu, bu nedenle senedin şirket adına geçerli şekilde düzenlendiğini,

senedin alacak karşılığı verildiğini ve ödeme yapılmadığı için icra takibi başlattıklarını beyanla davanın reddine ve davacının %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul Anadolu 21.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, davalının davacı hakkındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığı, takip konusunun 310.000 USD bedelli 24/04/2014 düzenleme ve 24/04/2016 vade tarihli keşidecisinin davacı, lehtarın ise davalı olduğu senet olduğu anlaşılmıştır.

İstanbul Anadolu 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/778 E., 2019/785 K.sayılı karar sayılı dosyasında; ... ve davacı şirket tarafından takip alacaklısı ... aleyhine İstanbul Anadolu 21.İcra Müd. ... sayılı takip dosyasına konu edilen senetteki imzaya itiraz ettiklerini ve usulsüz tebligata ilişkin şikayetleri bulunduğunu belirterek takibin iptali talebinde bulundukları, yargılama neticesinde şikayetin kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilerek icra dosyasında takip borçlusu şirkete gönderilen ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunun kabulüyle öğrenme tarihinin 21/09/2018 tarihi olarak düzeltilmesine karar verildiği,

diğer taleplerin reddedildiği, İstanbul BAM 22.HD'nin 2020/424 - 2021/25 sayılı kararı ile, "Davacı borçlu vekilinin istinaf sebepleri diğer itirazlarının incelenmediğine ilişkin olmakla; dosyada mevcut TSM kayıtlarından takibe dayanak bononun tanzim tarihi 24.04.2014 tarihi itibariyle bono altında imzası olduğu bildirilen ...'in münferit imzası ile borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, imzanın bu şahsa ait olduğu hususunda taraflar arasında herhangi bir çekişme olmadığı, davacı şirket yetkilisi Hasem ... tarafından ileri sürülen sair itirazların genel mahkemede yargılama gerektiren sebepler olduğu,

takibe dayanak senedin TTK 776 madde de bildirilen unsurları taşıyan kambiyo vasfına haiz bono olduğu anlaşılmakla; ilk derece mahkemesinin sair taleplerin reddine şeklinde verdiği karar yasal ve yerinde olduğu" gerekçesi ile davacı- borçlunun istinaf talebinin HMK 353(1)-b/1maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği , Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/5641 - 2022/1132 sayılı kararı ile onanmak suretiyle 03/02/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davacı şirketin sicil kayıtlarının incelenmesinden şirketin kaydının faal olarak devam ettiği, 04/11/2008 tarihinde Ticaret siciline tescil ile kurulduğu, şirketin kurucu ortaklarının ... ve ... oldukları, ...'in 10 yıl süreyle şirketi münferiden temsile yetkili olarak atandığı, 30/12/2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket ortaklarının hisselerini ... ve ...'ye devrederek ortaklıktan ayrılmalarına, ...'in müdürlük görev ve temsil yetkisinin sonlandırılmasına, ...'nin 10 yıl süreyle şirket müdürlüğüne atanmasına ve münferit imza yetkilisi olmasına karar verildiği,

şirketin 23/03/2009 tarihli olup 08/04/2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 23/03/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'in tekrar 10 yıl süreyle şirket müdürlüğüne atanmasına ve münferit imza ile şirketi temsile yetkili kılınmasına, ...'nin müdürlük yetkisinin devamına karar verildiği anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu C.Başsavcılığının 2018/175107 sayılı soruşturma dosyasında, ... ve davacı şirketin, ..., ... ve davalı ... hakkında eldeki dava konusu iddialara ilişkin dolandırıcılık şikayetiyle suç duyurusunda bulunduğu,

bu dosyada alınan raporda 23/03/2009 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın ...'ye ait olduğunun belirlendiği , düzenlenen 13/06/2022 tarihli iddianame ile davalı ile dava dışı ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle İstanbul Anadolu 16.Ağır Ceza Mahkemesi 2022/371 E.da dava açıldığı mahkemece takibe konu edilen senette davacı şirket kaşesi üzerinde imzası bulunan ...'in kendisini 23/03/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müdür olarak atamak suretiyle dava konusu senedi düzenlediği,

23/03/2009 tarihli ortaklar kurulu kararında şirket yetkilisi ...'ye atfen atılan imzanın sahte olduğunun ileri sürüldüğü gerekçesi ile bu dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verildiği, davacı vekilinin sunduğu 30/11/2022 tarihli dilekçe ile 23/03/2009 tarihli ortaklar kurulu kararında yer alan ...'ye atfen atılan imzanın bu kişiye ait olmadığı yönündeki imza itirazından vazgeçtiklerini,

ceza mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılması yönündeki ara karardan rücu edilmesini istediklerini beyan etmesi üzerine senede yönelik sahtelik iddiasından vazgeçildiğinden mahkemece ceza dosyasının bekletici mesele yapılması yönündeki ara karardan rücu edilmiştir.

İstanbul Anadolu 16.Ağır Ceza Mahkemesi 2022/371 esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildiği ve 2023/214 esas sırasına kaydedildiği, halen derdest olduğu anlaşılmıştır. Hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır.

Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'ilere dayanmaktadır.

Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Bedelsizlik iddiası ise, Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir “doğrudan doğruya defi”, kişisel defidir.

Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bu iddiayı yazılı veya kesin delil ile ispat yükü TMK'nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.

Somut olayda davacı, ...'in sahte imzalar ile karar alarak kendisini şirketin müdürü tayin edip, dava konusu senedi şirket nam ve hesabına düzenlediğini, senedi müdür sıfatıyla imzaladığını ve davalıya danışıklı olarak teslim ettiğini iddia etmiş olup bu iddia “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması” mutlak define dayalı senedin hükümsüz olduğuna ilişkindir.

Dava konusu senedin 24/04/2014 düzenleme tarihi itibariyle , dava dışı ...'in davacı şirketin 23/03/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 10 yıl süreyle şirketi münferiden temsile yetkili müdürü olduğu, genel kurul tutanaklarında şirket ortakları ... ve ...'nin imzaları mevcut olup davacı tarafça bu genel kurulun sahte düzenlendiğini ileri sürülmüş ise de , soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda ortaklar kurulu kararındaki imzanın ...'ye ait olduğunun belirlendiği ,

eldeki dosyanın yargılaması sırasında genel kurul kararlarının sahteliği iddiasının geri alındığı bu nedenle senedin hükümsüzlüğünü gerektirecek bir iddia ve ispat bulunmadığı, dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olduğu anlaşılmıştır.

Davacının diğer iddiası ise, şirketin gerçekte hiçbir ticari faaliyetinin olmadığı, davacının takip alacaklısına gerçek ve hukuken geçerli hiçbir borcunun olmadığı, hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı beyanlarına dayalı bedelsizlik iddiasıdır.

Davalı dava dışı ...'in kendisinden şirket için borç para istediğini ortaklık vaad ettiğini, bunun üzerine şirket muhasebecisi ...'ın hesabına 08/07/2016 tarihinde 400.000,00 TL.ve 19/07/2016 tarihinde de 400.000,00 TL.olmak üzere toplam 800.000,00 TL. gönderdiğini, verdiği para karşılığı bono istediğini , dava konusu bononun bu nedenle düzenlendiğini beyan etmiş olup, mali kayıtlar üzerinde yapılan incelemede dava konusu bononun ve verildiği belirtilen paranın davacı ticari kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.

Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu kapsamda bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup mevcut borcun ifası uğruna düzenlendiği kabul edilir. Kambiyo senedinin ticari kayıtlarda yer almaması bedelsizlik iddiasının ispatına yeterli değildir. Yine düzenleme tarihinin gerçeği yansıtmaması senedi bono olmaktan çıkarmaz.

Bu nedenle davalının para havale ettiği tarihlerin düzenleme ve vade tarihinden sonra olduğuna dair iddialar ile davalı tarafından paranın havale edildiği muhasebecinin dava dışı temsilciye ait bir başka şirketin muhasebecisi olması gibi iddialar sonuca etkili görülmemiştir.

Ayrıca davalının açılan davada senet metnindeki ihdas nedenine uygun olarak makine alımı için borç verdiğine dair beyanlarının senedin mücerretlik vasfını ortadan kaldırmadığı dava konusu senette ihdas nedeni nakden olarak gösterilmiş olduğundan davalı yanca talil edilmemiş olduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğine yönelik iddianın yerinde olmadığı, düzenleme tarihinde yetkili temsilci tarafından davalı lehine düzenlenen ve yasal unsurlara havi bono nedeniyle davacının kambiyo taahhüdü altına girdiği, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması talebinden davacı tarafından vazgeçildiği bu haliyle mevcut delil durumuna göre senedin bedelsiz olduğu iddiasının ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça yöntemince ispat edilemediği anlaşılmakla , mahkemece davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamındaki delillere ve ispat kurallarına uygun olduğu,

istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2022 tarih ve 2020/494 E., 2022/891 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

23/10/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2023/463, K. 2025/1361, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/463
Karar No
2025/1361
Tarih
23 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/464 K.2025/691
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/465 K.2025/1486
  • İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/465 K.2025/778
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/465 K.2025/1254
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/465 K.2025/1756
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/466 K.2025/1609

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.