İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2024/1138 K.2024/1548

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2024/1138Karar2024/1548Tarih26 Eylül 2024Okuma11 dk · 2.160 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
26 Eylül 2024
Dosya no
2024/1138 Esas
Karar no
2024/1548
İncelenen ara kararın mahkemesi
İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi
12/06/2024 (Tarihli Ara Karar
Numarası
2023/277 E.
Davanın konusu
Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
26/09/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.160 kelime·11 dk okuma·7 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü

DAVA DİLEKÇESİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markası olan "...", "...", "..." ve “... A.Ş.” markalarının hukuki ve ticari açıdan ayırt edici ve asli unsurunu teşkil eden "..." çatı markasının müvekkili adına tescilli olduğu sınıflarda aktif ve yoğun şekilde kullanıldığı, bu suretle kendi alanında kazandığı bilinirliği gösteren delillerinin ile davalı’nın “ ...

İstanbul” markasını tescilsiz olarak, “ ...” markasını ise tescilli olarak müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflar kapsamındaki hizmetlerde, üstelik “...” ibaresini markanın asli ve ana unsuru olarak aynı sektörde aynı alıcı kitlesine yönelik şekilde fiilen kullandığını, ...

İstanbul” ve ...” markalarının Müvekkil adına tescilli markalarla benzerliği ve karıştırılma ihtimali yüksek olduğunu, müvekkile ait tescilli markaların ticari değeri ve ayırt ediciliği ciddi şekilde zarar görmekte olduğunu, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilsiz “ ...” markasının fiilen kullanımı ile davacı markalarının aleyhine gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, men’ine ve ref’ine karar verilmesini, müvekkili aleyhine yaratılan marka hakkına tecavüzün tespitine, tecavüzün menine ve tecavüzün ref’ine karar verilerek,

davalı’nın kötü niyetli hareket ettiği ve yargılama süresince tescilsiz “ ...” markasını ve “ ...” markasını müvekkilin markalarının tescilli olduğu sınıflarda fiilen kullanmasının müvekkilin markalarına vereceği telafisi imkansız zarar da dikkate alınarak, davalı tarafından davalıya ait ...” tescilsiz markası, “ ...” tescilli markası veya “...” ibaresini asli unsur olarak içeren sair herhangi bir işaretin, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkile ait markaların tescilli olduğu sınıflardaki hizmetler için her türlü şekil ve mecrada kullanılmasının önlenmesine yönelik İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin 2006 yılından beri faaliyet göstermekte olup 18 yılda 16 proje tamamlayarak kaliteli projeleriyle uluslararası ödüller aldığını, hakkında yüzlerce haber yapılmış kalitesiyle öne çıkan tanınmış bir marka haline geldiğini, müvekkile ait yurtdışında ve yurtiçinde 100'e yakın marka tescili bulunmakta olup sektörde önemli bir yere sahip olduğunu, marka bilinirlik araştırmalarına göre 4100'e yakın bilinirliği bulunan müvekkilinin bağımsız kuruluşlar tarafından inşaat sektöründe yapılan araştırma sonucuna göre de en itibarlı ilk 10 firma arasında yer aldığını,

davacı tarafın 2020 yılında başladığı ve milyonlarca lira yatırım yaptığı iddia ettiği projeyi yıllardır bitiremediği gibi bundan başka bir projesi de bulunmadığını, davacı'nın “...” ve “... ...

A.Ş.” markalarının müvekkilinin markasından sonra tescil edildiği için dava kapsamında mesnet gösterilmesinin mümkün olmadığı gibi taraf markaları arasında tek ortak sınıf olan 36'ncı sınıf yönünden inceleme yapıldığını, “Gerçek hak sahipliği” iddiasının dinlenebilmesi için gerçekleşmesi gereken “yoğun kullanım” şartının somut olayda mevcut olmadığını, ...” ibaresi herkes tarafından kullanılan sıradan ve günlük kullanıma açık zayıf bir ifade olduğunu, zayıf markaların dar bir korumadan yararlanmakta olduğunu, bu nedenle de “...” ibaresi özelinde davacı'ya tekel hakkı tanınması düşünülemez olduğunu,

zayıf markalar karşılaştırılırken marka başvurusundaki diğer unsurların öne çıktığını, müvekkili markasındaki “...” ibaresinin inceleme dışı bırakılmasının mümkün olmadığını, bununla birlikte, “...” ibaresi zayıf unsur olması sebebiyle inceleme dışı bırakılacak olduğundan taraf markaları arasında kalan ögeler arasında hiçbir benzerlik bulunmayıp iltibas koşullarının oluşmadığının görülmekte olduğunu,

ayrıca markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime bakılarak yapılan değerlendirme sonucunda “... ...” ibaresinin tüketiciler tarafından “...” asli unsur olacak şekilde algılanacağı kabul edilerek karıştırılma tehlikesinin olmadığının kabul edilmesi gerektiğinin, müvekkilinin markasının hükümsüzlük koşulları oluşmadığı gibi müvekkilinin kullanımlarının davacı'nın markalarına tecavüz etmesi de söz konusu olmadığını, müvekkilinin markası ile aynı sınıfta tescili dahi bulunmayan,

henüz projesini tamamlamamış ve hatta proje alanına bir çivi dahi çakmamış olan davacının dava sonucu elde edemeyeceği menfaati tedbir kararıyla elde etmesinin müvekkili şirketin telafisi mümkün olmayan zararına sebebiyet vereceğini, davacının, markanın kullanılması nedeniyle telafisi mümkün olmayan bir zarara uğrama olasılığının ve dolayısıyla ihtiyati tedbirle korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığını belirterek, ön inceleme tensip tutanağının 11'inci ara kararı çerçevesinde müvekkilin markaları üzerine konulan 3. Kişilere devir yasağının kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince 26/12/2023 tarihli tensip ara kararı ile.

Davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak kısmen kabulü ile; davalı adına kayıtlı ...,... tescil nolu markaların dava sonuçlanıncaya kadar 3.kişilere devir ve temlikinin İHTİYATİ TEDBİREN ÖNLENMESİNE, diğer tedbir taleplerinin dilekçeler teatisi aşaması tamamlandıktan sonra alınacak olan bilirkişi raporu sonrasında değerlendirilmesine tedbirle ilgili TPMK Markalar Dairesi Başkanlığına bilgi verilmesine, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince 12/06/2024 tarihli ara kararı ile.

"Hükümsüzlük kararının neticeleri ve davada tarafların hak ve menfaat dengeleri nazara alınarak dava konusu çekişme ve uyuşmazlığın bulunduğu aşama dikkate alındığında, tedbir talep edilen, davalıya ait tescilli markaların üçüncü kişilere devredilmek suretiyle taraf teşkilinde sorunlar yaşanmaması ve usul ekonomisi prensipleri gereği tedbir kararı verilmesinin gerek ilk derece mahkemesi kararları, gerekse de Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile yerleşik uygulama haline geldiği hususu gözetilerek,

bu noktada davacının davaya konu markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi talebinde haklı olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının reddi" şeklindeki gerekçeleri ile. "Davalı vekilinin 3. Kişilere devri önleyen tedbir kararının kaldırılması talebinin REDDİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin Türkiye'nin en güvenilir inşaat firmalarından birisi olduğunu, ayrıca müvekkilinin iş hacmi sebebiyle Türkiye'nin en büyük 10 inşaat şirketinden birisi olduğunu, karşı yanın 2020 yılında faaliyetine başladığını, hali hazırda tamamlanmış herhangi bir projesinin dahi olmadığını, karşı yanın tanınırlığını ispat etmek amacıyla ileri sürdüğü kataloglarda sponsor firma olması hasebiyle yer aldığını, bir başka deyişle davacının ücreti mukabilinde tanıtımını yaptırmasının dahi ''tanınırlık'' iddiası ile çeliştiğini,

müvekkilinin söz konusu projenin reklamı için harcadığı miktarın dahi karşı yanın tüm ticari faaliyeti neticesinde elde ettiği gelirden fazla olduğunu, böylesine bir durumda karşı yanın sözde tanınırlığını kullanmalarının mümkün olmadığını, davacı tarafın ihtiyati tedbir istemleri karşısında ise;

müvekkilinin markası ile aynı sınıfta dahi tescili bulunmayan, henüz projesini tamamlamamış, proje alanına bir çivi dahi çakmamış olan davacının dava sonucunda elde edemeyeceği menfaati tedbir kararı ile istediğini, bu durumun ise müvekkilinin uhdesinde geri dönülemez zararlara sebebiyet vereceğini, menfaat dengesi nazara alındığında anılı tedbir kararlarının reddine karar verilmesinin hukuka uygunluk teşkil edeceğini, söz konusu ara kararın yalnızca usul hukuku kaygıları göz önünde tutularak kaleme alındığını, taraf teşkilinin sağlanmasında yaşanacak sıkıntılar ile usul ekonomisinin gerekliliklerinin,

kanun koyucu tarafından ihtiyati tedbir verilebilmesi için aranan kümülatif şartlardan olmadığının açık olduğunu, bu sebeple hukuka ve hakkaniyete aykırı, müvekkilinin fikri ve sınai hakkını orantısız biçimde ihlal eden ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını, huzurda görülen davada, ihtiyati tedbir için aranan kümülatif şartların meydana gelmediğini, bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekirken üstelik de teminatsız bir şekilde tedbire karar verilmesi menfaat dengesini bozduğu gibi usul ve hukuka da aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesince verilen 12/06/2024 tarihli kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle.

Davalı tarafın, istinafa başvuru dilekçesinde, kendi taraflarının iddiasını yaklaşık olarak ispat edemediğini, doğması muhtemel ve önlenemez zararlarını somut olarak ortaya koymadıklarını iddia etmişse davalının işbu iddialarının hiçbir geçerliliğinin olmadığını, zira dava dilekçeleri ve dosyaya sunmuş oldukları deliller incelendiği takdirde iddialarının ve delillerinin hangi iddialarını ispata elverişli olduğu açık bir şekilde belirtildiğini,

keza dilekçelerinde davalının markalarında yer alan “...” ibaresinin çatı/şemsiye marka niteliğinde olduğunu ve bu nedenle de davalı markalarının asli unsurunun “...” ibaresi olduğu açık bir şekilde ortaya konduğunu, bu kapsamda tüketicinin aklına müvekkiline ait "..." markalarının gelmesi ve tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açması durumu somut bir şekilde ortaya konduğunu, ilaveten, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabete yol açan https://....com.tr/...-...-istanbul web sitesi ve https://www.instagram.com/.../ sosyal medya hesaplarındaki kullanımların dosyaya sunulduğunu,

ek olarak işbu kullanımlarda davalının marka kullanımlarının tescilinin kapsamını aşarak müvekkiline ait markalarda yer alan “...” ibaresini ön plana çıkartarak kullandığının ispat edildiğini, dolayısıyla davalının marka tecavüzü ve haksız rekabete yol açan kullanımları ispat edilmiş olup bunun sonucunda taraflarınca davalıya ait markanın asli unsurunun “...” olduğu açık bir şekilde ortaya konduğunu,

bu doğrultuda davalının davaya konu kötü niyetli kullanımların devam etmesinin sonucunda müvekkiline marka tescilinden doğan haklarını etkisiz hale getireceği ve müvekkiline markalarının ayırt edicilik unsurunu değersizleştirmek ve yok etmek suretiyle, müvekkili açısından telafisi imkânsız maddi ve ticari zararlara sebep olacağı vurgulandığını, davalı tarafın istinafa başvuru dilekçesinde ihtiyati tedbir için öngörülen kümülatif şartların yerine gelmediğini ve bu nedenle de ihtiyati tedbirin reddinin gerekirken teminatsız bir şekilde tedbire karar verilmesinin menfaat dengesini bozacağını iddia etmişse de işbu husus gerçeği yansıtmadığını,

keza marka hukukunda ihtiyati tedbirin düzenlendiği 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun (“SMK”) 159 maddesinde ihtiyati tedbir verilmesinin şartı olan dava konusu kullanımın müvekkiline sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için davalı tarafından ciddi ve etkin çalışmalar ispat edildiğini,

ilaveten yine ihtiyati tedbiri düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 389. maddesinde yer alan hakkının önemli ölçüde zorlaşmasının ya da tamamen imkânsız hale gelmesinin veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı şartlarının oluştuğu da taraflarınca ispat edildiğini, bu bağlamda SMK ve HMK’da yer alan ihtiyati tedbir verilmesine ilişkin şartların gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini, davalı tarafın ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararını verirken menfaat dengesini gereği gibi gözetemediğini iddia etmişse de işbu iddialarının dayanaksız olduğunu,

keza uygulamada marka hukuku davalarında verilen ihtiyati tedbir türleri incelendiği takdirde ters teminat, erişim engelleme, tecavüze konu ürünlere el konulması gibi tedbirlerin görüldüğünü, huzurdaki davada ihtiyati tedbirin davaya konu markaların TÜRKPATENT nezdinde üçüncü kişilere devrinin engellenmesine yönelik olduğu gözetildiğinde uygulamada mevcut olan diğer ihtiyati tedbir çeşitlerine kıyasla en hafif tedbir türü olduğu ve davalının mülkiyet hakkını en az oranda kısıtlayan tedbir çeşidi olduğunun görüleceğini,

bu bağlamda derece mahkemesinin itiraza konu tedbir kararını alırken davalıya en az zararı verecek seçeneği tercih ettiğini ve bu nedenle de ölçülü davrandığının kabulü gerektiğini, bu doğrultuda huzurdaki davada verilen ihtiyati tedbirin gerek adil yargılamanın temel bir unsuru olan makul sürede yargılanma hakkını temin etmek gerekse usul ekonomisini sağladığını, davalı tarafın istinafa başvuru dilekçesinde, markasının oluşturduğu bütünsel izlenime bakıldığında sözü edilen ibarelerde tüketiciler tarafından ''...'' kelimesinin asli unsur olacak şekilde algılanacağını,

bu sebeple karıştırılma tehlikesinin olmadığını belirtmişse de işbu iddia hukuken mesnetsiz kaldığını, zira davalının da dilekçelerinde belirtmiş olduğu üzere, davalıya ait markalar “...” ibaresinin yanında projelerin yapıldığı coğrafi alan isimlerinin eklenmesiyle oluşturulduğunu, tüketici “...-İlçe” kombinasyonunu içeren müvekkilinin markaları ile karşılaştığında söz konusu projenin ... tarafından inşa edildiğini ve anılan ilçede yer aldığını algılandığını, bu kapsamda davalının markalarının başında yer alan "..." ibaresi çatı/şemsiye marka olması nedeniyle marka benzerliği incelemesinde dikkate alınmayacağını,

Nitekim TÜRKPATENT tarafından 2021 yılında yayımlanan Marka İnceleme Kılavuzu'nun "7.2 Çatı/Şemsiye Marka ile Birlikte Yer Alan Alt/İkinci Markalar" kısmında bu husus şu şekilde ifade edildiğini ileri sürerek, tüm bu nedenler ile davalı tarafından sunulan istinaf başvurusunun reddine ilk derece mahkemesince kurulan hükmün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı dava dilekçesi ile, TPMK nezdinde tescilli markası "... ", "... ", "... " ve “... A.Ş.” markalarının ayırt edici ve asli unsurunu teşkil eden "..." çatı markasının müvekkili adına tescilli olduğu sınıflarda aktif ve yoğun şekilde kullanıldığı, davalı’nın “ ...

İstanbul” markasını tescilsiz olarak, “ ...” markasını ise tescilli olarak müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıflarda kullandığını belirterek markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesini ve Davalı’nın... başvuru numaralı 19., 35., 36. ve 37. sınıflarda tescil başvurusu devam eden “ ...” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkeme 26/12/2023 tarihli tensip ile birlikte , davalı adına kayıtlı ..., ... tescil nolu markaların dava sonuçlanıncaya kadar 3.kişilere devir ve temlikinin ihtiyati tedbiren önlenmesine karar verilmiş olup itiraz üzerine 12/06/2024 tarihli duruşmada ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar vermiştir.

Davacı tarafından, ... başvurulu markanın hükümsüzlüğü talep ve dava edilmiş olup, Hükümsüzlük kararının neticeleri ve davada tarafların hak ve menfaat dengeleri nazara alınarak dava konusu çekişme ve uyuşmazlığın bulunduğu aşama dikkate alındığında, tedbir talep edilen davalıya ait bu tescilli markanın üçüncü kişilere devredilmek suretiyle taraf teşkilinde sorunlar yaşanmaması ve usul ekonomisi prensipleri gereği mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesi dosya kapsamına uygundur.

Davacı tarafından, ... markaya ilişkin hükümsüzlük davası açılmamış iken mahkemece bu marka yönünden tedbir kararı verilmesi hukuken yerinde görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince KISMEN kabulüne, 12/06/2024 tarihli itirazın reddi kararının kısmen kaldırılmasına, İhtiyati tedbire itirazın kısmen kabulü ile mahkemenin ... markaya ilişkin 26/12/2023 tarihli tedbir kararının bu marka yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere.

1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/06/2024 tarih, 2023/277 E. 12/06/2024 tarihli itirazın reddi kararının KISMEN KALDIRILMASINA, İhtiyati tedbire itirazın kısmen kabulüne, 26/12/2023 tarihli tensip kararı ile verilen nolu markaya ilişkin ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA,26/12/2023 tarihli tensip kararı ile verilen ... nolu markaya ilişkin ihtiyati tedbire itirazın reddine, - Davalı adına kayıtlı ... tescil nolu markaya dava sonuçlanıncaya kadar 3.kişilere devir ve temlikinin İHTİYATİ TEDBİREN ÖNLENMESİNE,

Tedbirle ilgili TPMK Markalar Dairesi Başkanlığına bilgi verilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden talep eden tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5-İstinaf yargılaması için talep eden tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 795,00 TL tebligat,

müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.964,40 TL'nin ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

26/09/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/1138, K. 2024/1548, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereğidüşünüld Ü
  4. Dava Dilekçesi
  5. Cevap Dilekçesi
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İstinaf
  8. İstinafa Cevap
  9. Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1138
Karar No
2024/1548
Tarih
26 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1138 K.2024/1554
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/1138 K.2024/1063
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1139 K.2024/1578
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2024/1140 K.2024/717
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/1141 K.2024/907
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2024/1141 K.2024/922

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.