KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1195 Esas
- Karar no
- 2024/1675
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 26/04/2024
- Numarası
- 2024/87 E. - 2024/108 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
1.415 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin fonogram yapımcısı olarak merhu"..." tarafından 45'lik plak şeklinde seslendirilen 60 adet eser üzerinde mali hak sahibi olduğunu, davacı şirket ile merhum sanatçı "..." tarafından seslendirilen fonogramlar üzerindeki bağlantılı hak sahipliğinden kaynaklanan mali haklara davalı tarafından tecavüz edildiğini,
merhum "..." tarafından 45'lik plak şeklinde seslendirilen ve isimleri dava dilekçesinde belirtilen 60 adet eserin müvekkili şirket tarafından kayda alınan ilk tespitler ile aynı ses kayıtları olan matrislerinden birebir kopyalanıp dijital ortam ve platformlara yüklenilerek davalı tarafından yayınlandığını ve böylece davalının haksız bir ticari kazanç elde ettiğini, ayrıca davalının belirtilen eserler ile ilgili müzik eseri işletme belgeleri düzenlettirdiğini, bu belgelerin haksız ve hukuksuz olarak edinildiğini belirterek adı geçen eserler ile ilgili müzik eseri işletme belgelerinin TC.
Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü nezdinde iptal edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, seslerin ilk tespitinin yapıldığı ürünlerle ilgili olarak kayıt ve tespit işleminin Kültür Bakanlığı nezdinde yaptırıldığını, bu yüzden yargı yolunun yanlış seçildiğini, davacının ...'a ait eserleri için Kültür Bakanlığı nezdinde düzenlenen eser işitme belgelerinin iptaline ilişkin isteminin idari yargı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek bu yönden davanın tefriki ile görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;
"....Davacı tarafından davalı aleyhine açılan eser işletme belgesinin iptali davasının 6100 Sayılı HMK'nın 114/(1)-b ve 115/(2). maddeleri gereğince yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE," karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -yasa gereği ilim-edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserlerinden doğan haklar ile bunlara bağlı komşu hakları İhtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklara ilişkin davaların ancak Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülebileceğini, her ne kadar Eser işletme belgeleri TC.
Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenmekte ise de; eser işletme belgesi düzenlenmesi için dayanak teşkil eden yani gerekli olan yasal evraklar ve bu evrakların hukuka uygun olup olmadığı, hak sahipliğine dayanıp dayanmadığı sorununun ancak Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerince değerlendirilebileceğini, Fikri Haklara dayalı hak sahipliği tespitini davaları özelinde görev anlamında İdare Mahkemelerinin usulen yapamayacağının kanun gereği olduğunu,
dolayısı ile önce tescil işlemini yaptıran davalı şirketin bu tescil için gerekli olan Fikri haklar konusu bir hakkının var olup olmadığının davayı gören Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince tespiti ve buna bağlı olarak da Kültür Bakanlığı Telif Hakları tarafından verilen eser işletme belgesinin hukuki dayanağı olup olmadığının karara bağlanması gerektiğini, sonrasında davalının hak sahibi olmadığının tespitine dair verilecek karara dayanılarak Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'nden Eser işletme belgelerinin iptalini talep etmek, yerine getirilmezse İdare Mahkemesinde dava açmak gerektiğini,
oysa ki henüz İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince, davanın özü ile ilgili davalının hak sahibi olup olmadığı konusunda bir karar tesis etmediğini, böyle bir inceleme ve değerlendirme olmadan Eser işletme belgelerinin iptaline yönelik tefrik kararı ve sonrasında da usulden red kararı verilmesinin doğru olmadığını, bu kararın ancak dosya kapsamında tahkikat sonucu yapılacak tespit sonrasında verilmesi uygun olacakken, tespit edilmeyen bir olgu için dosyanın bu aşamada tefrikine karar verilmesinin uygun olmadığı gibi,
tefrik edildikten sonra da tarafların katılacağı bir yargılama yapmaksızın dosya üzerinden usulen red kararı vermenin de hukuka ve usule aykırı olduğunu, -bu red kararı sebebi ile bu aşamada karşı tarafa vekalet ücretine takdir edilmesi de hukuka uygun olmadığını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.12.2011 gün ve E. 2009/14248, K. 2011/16454 sayılı kararında "İdari makamlarca yapılan tescilin idari bir işlem niteliğinde olduğu, yapılan tescil işleminin iptalinin de ancak bir idari yargı davasının konusunu oluşturabileceği;
eser işletme belgesinin Kültür Bakanlığı’nca tescili işleminin iptali istemi yönünden, uyuşmazlığın idari yargının görev alanı içinde olacağından, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerektiği" yargısında bulunmuş olduğunu, Davacının "...'a ait eserler için Kültür Bakanlığı nezdinde düzenlenen Eser İşletme Belgelerinin İptaline" karar verilmesi isteminin, yargı yolu yanlış seçildiğinden adli yargı yerinde açılan davada tartışılması hukuken mümkün olmadığını, çünkü seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcılarının, yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırmaları FSEK m.13/2 hükmü gereği zorunlu olduğunu,
Müvekkilinin de bu zorunluluk gereği, ilk tespitini yaptığı ürünlerle ilgili olarak kayıt ve tescil işlemini Kültür Bakanlığı nezdinde yaptırdığını, davacının "...'a ait eserler için Kültür Bakanlığı nezdinde düzenlenen Eser İşletme Belgelerinin İptaline" karar verilmesi istemi bakımından davanın açıldığı mahkeme görevli olmadığını, davayı yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle usulden ret etmesi halinde, yargılama gideri ve bu arada vekalet ücretine hükmetmesinin de usule uygun olduğunu, 6100 sayılı HMK m.20 hükmünün uygulanması olanağı bulunmadığını, hükümle, HMK m.332 hükmü gereği vekalet ücreti takdir edilmesi hukuka uygun olup,
Davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davalı Kalan Ses adına Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü nezdinde düzenlenen "Müzik Eseri İşletme Belgelerinin İptaline" karar verilmesi taleplidir. FSEK 13. Maddesinde “ Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu Kanun dairesinde himaye görür. Eser sahibine tanınan hak ve salahiyetler eserin bütününe ve parçalarına şamildir.
Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, hak ihdas etmek amacı taşımaksızın, sahip oldukları hakların ihlâl edilmemesi, hak sahipliklerinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlanması ve malî haklara ilişkin yararlanma yetkilerinin takip edilmesi maksadıyla, sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırırlar.
Aynı maksatla, eser sahiplerinin talebi üzerine, bu Kanun kapsamında korunan tüm eserlerin kayıt ve tescili yapılabilir, malî haklara ilişkin yararlanma yetkileri de kayıt altına alınabilir. Beyana müstenit yapılan bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz.
Ancak, kayıt ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek işlemlerde, mevcut olmadığını bildiği veya bilmesi icap ettiği veya kendisine ait olmayan malî ve manevî haklara ilişkin yanlış beyanda bulunanlar, bu Kanunda öngörülen hukukî ve cezaî müeyyidelere tâbidirler...” düzenlemesi bulunmakta ve sözü edilen Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescil Yönetmeliği’ nin 5/1 Maddesinde zorunlu tescili düzenleyerek “ Sinema ve müzik eserlerinde filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, hak ihdas etmek amacı taşımaksızın, sahip oldukları hakların ihlal edilmemesi,
hak sahipliklerinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlanması ve mali haklara ilişkin yararlanma yetkilerinin takip edilebilmesi amacıyla sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırırlar.", Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 8. Maddesinde “Eserler ve yapımlar üzerindeki mali haklara ilişkin kullanma ve devir yetkileri isteğe bağlı olarak Bakanlıkça kayıt altına alınabilir.” hükümleri düzenlenmiştir.Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik hükmü dikkate alındığında, müzik eserlerini içeren yapımların tescil işlemlerinin beyana dayalı olduğu,
kullanma ve devir yetkisi veren sözleşmelerin de tescilinin isteğe dayalı olduğu, Kültür Bakanlığının kendisine sunulan belge ve beyanlara göre tescil işlemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; icracı sanatçı ...'ın 45'lik plak şeklinde kayda alınan icraları üzerinde Kültür Bakanlığı tarafından verilen eser işletme belgesinin tescil işleminin iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekili tarafından dava açılırken eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklara tecavüzün tespiti, ref'i talebi ile birlikte, davalıya ait olduğu belirtilen davaya konu Kültür Bakanlığı Müzik Eseri İşletme Belgelerinin iptali ve maddi tazminat taleplerinin de ileri sürüldüğü, tefrik edilen talebin asıl davadaki eser hakkının tespiti ile birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğu, her iki talebin birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerekirken tefrik kararının yerinde olmadığı kanaatine varılmakla, mahkemece davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığından HMK 355.
Madde gereğince, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, yukarıda bahsedilen sebeplerle istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı üzere yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/1195, K. 2024/1675, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama