İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2024/28 K.2026/283

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2024/28Karar2026/283Tarih19 Şubat 2026Okuma11 dk · 2.275 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
19 Şubat 2026
Dosya no
2024/28
Karar no
2026/283
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi
13/07/2023
Numarası
2020/355 E. - 2023/172 K.
Davanın konusu
Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli
İstinaf karar tarihi
19/02/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.275 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilin, 2008 yılından itibaren... sitelerinde her gün, ...

Dergisinde 2009 yılından beri her ay, uzunca bir süre yayınlar gerçekleştirdiğini, ilk kitabını "..." 2014 Şubat ayında, ikinci kitabı "..." kitabını 2015 Nisan ayında ve "..." kitabının ise 2018'de piyasaya sürüldüğünü, aynı zamanda kitabının ismi de olan "..." adlı yazısının, 2015 yılında anılan kitabının bir bölümünde yer aldığını ancak ilk kez | Mayıs 2009 tarihinde "..." adlı internet sitesinde yayınlandığını,

3.10.2019 tarihinde "..." adlı eser metninin davalı tarafından "..." adlı internet sitesinde bulunan kendi kanalında "..." başlıklı video içeriğinde "..." adlı eserle ilgili olarak yanlış kaynak gösterilerek eser sahibi ünlü şair ... olarak belirtildiğini ve arka fonda ...'nın görüntüsüyle beraber yayınlandığını, bu videonun davalının "..." ve "..." sayfalarında da paylaşıldığını, davalının davacıya ait "..." adlı eseri yanlış kaynak göstermek suretiyle seslendirmesi neticesinde;

eserin ...'nın eseri olarak kamuya yanlış aktarıldığını, kanalında yayınlanan "..." başlıklı videoda yanlış kaynak gösterilerek seslendirilen eserin yaklaşık 110 bin izlenme sayısına ulaştığını ve ilgili paylaşımın hala tıklanarak izlenmeye devam ettiğini, davalı tarafından 2018 yılında piyasaya sürülen "..." isimli kitapta, kaynak göstermeden kullanılan ...'a ait cümlelerle ilgili, birçok gazetede davalının intihal yaptığına dair haberlerin yer aldığını, davalı intihal yapıldığı iddiasına konu cümlelerin anonim olduğunu sandığını belirttiğini,

davaya konu “...” adlı eserin ise müvekkiline ait olduğu ve müvekkilin aynı isimde kitabı dahi olmasına rağmen yine Davalı tarafından gerçeğe aykırı olarak eser sahibinin ... olduğu belirtilerek eser seslendirildiği, davacıya ait eserin yanlış kaynak gösterilmek ve davacının izni alınmaksızın davalı tarafından seslendirildiği ve kayıt altma alındığı,

davalının "(..." isimli hesabından “...”, “...” ve “...” gibi internet sitelerinde yayınlanması nedeniyle eser üzerinden mali kazanç elde etmesi eylemleriyle müvekkilin sahip olduğu “manevi ve mali haklarını” ihlal ettikleri, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince işbu tecavüzün tespiti, refi ve tazminat davasının açılma zaruretinin hasıl olduğu,

bu kapsamda, masrafı davalıya ait olmak üzere Mahkeme tarafından verilecek olan kararın en fazla üç gazetede ilan edilmesine karar verilmesi gerektiği, müvekkiline ait esere ilişkin yayınların linklerine erişiminin yargılama süresi boyunca tedbiren yargılama sonucunda Mahkeme kararı ile birlikte sürekli olarak engellenmesine, bu nedenle tecavüzün ref'i ile,

fazla ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yargılama sırasında tanzim edilecek bilirkişi raporu ile tespit edilecek rayiç bedelin FSEK m.68/1 uyarınca üç katının HMK m.107 uyarınca şimdilik 500,00 TL 'si ile 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 3.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesine, FSEK m.67 uyarınca masrafı müvekkilin manevi haklarını ihlal eden davalıya ait olmak üzere mahkeme kararının en fazla üç gazetede ilan edilmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili davaya cevaplarında özetle,

davalının, ... adlı sosyal medya kanalında, kendisine ait bir hesaba sahip olduğu, bu hesap üzerinden belirli aralıklarla sohbet şeklinde söyleşiler yaptığı, müvekkilin üzerinde konuştuğu sohbet konularının bir ajans tarafından müvekkile önerildiği, müvekkilin, 3 Ekim 2019 tarihinde ajansın kendisine önerdiği “...” konulu video çekimi yapılırken aklına, konuyla bağlantılı olduğunu düşündüğü, “...” şiirinin geldiğini, ünlü şair ...'ya ait olduğunu bildiği şiirin bir düz yazı olduğu, ilgili şiri/düz yazıyı (denemeyi) okuyarak kendisine önerilen “...” konusuna/sorusuna cevap vermek istediği,

bu çerçevede müvekkili tarafından yayınlanan 3 Ekim 2019 tarihli, “...” başlıklı videonun, konuyla doğrudan ilgisi nedeniyle ...'ya ait olduğu kamuoyu tarafından bilinen/kabul edilen şiirle açıldığı, arka fonda ...'nın fotoğrafı yer aldığı, videonun 126.682 kez görüntülenmiş olduğu, davalının yaptığı bütün araştırmalarda adı geçen şiirin ünlü şair ...'ya ait olduğu bilgisine sahip olduğu,

... kanallarında ya da ... arama motorunda arama yapıldığında “şiirin” ünlü Şair ...'ya ait olduğuna yönelik on binlerce sonucun ortaya çıktığı, birçok ünlü sunucunun adı geçen şiiri ... şiiri olarak video ve yazılarında kullanmakta olduklarını, TV'de yayınlanan ve çokça izlenen “...” adlı komedi dizisinde, “...” başlığı altında 6 dizilik bir programın yapıldığı, Gazeteci ...'in 31.07.2015 tarihli “...!” başlıklı yazısında “...” adlı yazıdan bir bölüm alıntıladıktan sonra, yazının sahibi olarak ...'yı göstermiş olduğu,

davacı yan tarafından, bu videoda sözü edilen “...” adlı “şiirin” ...'ya ait olmadığını, 2015 yılında basılan ve ... tarafından yazılan “...” adlı kitaptan alıntı olduğunu, eser sahibinin ... olması nedeniyle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunan haklarının çiğnendiğini ileri sürmekte olduğu, davalının kasten yaptığı bir hak ihlalinin bulunmadığı, davranışının özel bir kasıt taşımadığı, davacı tarafın bu süreçte “...” adlı yazının kendilerine ait olduğu yönünde davalıya gönderdikleri bir bildirim ve/veya bir ihtarnamenin bulunmadığı, davacı tarafın eser sahibi olarak,

öncelikle davalı ve sosyal medyada isimleri belli onlarca kişiye karşı bir bilgilendirme yapmak yerine, doğrudan dava açmayı ve Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunmayı yeğlediği, bu yöndeki bir bildirimin yapılması halinde müvekkilin gereken düzeltmeyi derhal yapacağı, davacı yazarı kendi takipçilerine de tanıtma ve tanıştırma imkanı sunabileceği, müvekkili tarafından dosya kapsamında vekillik görevine atandıklarında Bakırköy 2. FSHCM nin 2020/810 E. nolu dosyası içerisinde bulunan Bilirkişi Raporu incelenip, eser sahibinin davacı olduğunun tespit edildiği görüldüğünde, olayda herhangi bir kasıt ve kusuru bulunmamasına karşın müvekkile,

...'ya ait olduğu belirtilen videoda gerekli düzeltmeyi yapmasının önerildiği, davalının da gereken düzeltmeyi yapacağını belirttiği ve teknik çalışmalara derhal başladığı, davacı tarafın, davalının tanınmışlığından yararlanmak istediği Ve tamamen kasıtlı olduğu düşünülen bir tutum takınarak davalının daha önce de intihal yaptığını ima eden bir iddiada bulunduğu, ilgili iddiayı şiddetle reddettiklerini, davacı tarafın, müvekkili tarafından yazılan “...” isimli kitapta kaynak göstermeden ...'a ait cümleler kullanıldığı,

bu konuda birçok gazetede müvekkilin intihal yaptığına dair haber çıktığını, davalı müvekkilin ise “intihal yaptığı iddiasına konu cümlelerin anonim olduğunu sandığını” belirtiğini ileri sürdüğü, ilgili ima ve iddiaların doğru olmadığı, ...'a ait olduğu iddia edilen böyle bir sözün olmadığının sonradan anlaşıldığı, müvekkilin intihal ile suçlanması ve önceden bilgilendirilerek yanlıştan dönmesi istenilmeden hakkında dava açılmasının, dürüst davranma kuralına açıkça aykırılık oluşturduğu,

bu sebeple davacı tarafın, hak aramaktan çok müvekkilin tanınmışlığından yararlanmak istediği izlenimini yarattığı, çok sayıda benzer ihlaller yapan başka kişiler bulunurken sadece davalıya karşı dava açmış olmasının anlamlı olduğu, FSEK'in, davacının anladığı anlamda bir yetkiyi davacıya vermediği, müvekkilin eylemi nedeniyle zarar gördüğü iddiasının soyut bir iddia olmanın ötesinde hukuksal bir dayanağa sahip olmadığı, ...'ya ait olduğunu bildiği şiir hakkında olumlu ve övücü bir anlatım içerisinde olduğu ve bu sebeple davacının bir zarar görmüş olma ihtimalinin bulunmadığı, müvekkilin düzeltme videosu yayınlayarak,

yüz binleri bulan kendi takipçileri bakımından davacının kitabının tanıtımını yapmış olacağı, bu durumun çok fazla satmadığı belli olan kitabının satışına hizmet etmiş olacağı, açıklanan nedenlerle davacı tarafın uğradığı bir zararın bulunmadığı, müvekkilin kendi iradesi dışında bir yanılma ile eser sahibini ... olarak bilmesinin bir kusur olarak görülemeyeceği, davalıya sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığı, davacıya ait yazının ilk önce Ol Mayıs 2009 tarihinde yayınlandığı,

kitabın ise 2015 yılında basılarak satışa çıktığı, video tarihine göre on yıl ve dört yıl önce yayınlanmış eserin her yıl yüz binlerce materyalin basılı veya dijital ortamda yayınlanıyor olması karşısında müvekkilin, dava konusu yazının davacıya ait olduğunu bilmemesinin doğal olduğu, durumun davacı tarafından da doğal karşılandığı ve “...” adlı sitede yer alan “...” yazısının altında, “Önemli Bilgilendirme” başlığıyla not düşüldüğü, “...'ın bu değerli eseri için yapılan ... yakıştırmalarına teşekkür ederiz ancak bu yazı ...'a aittir.” ibaresine gerek duyulduğu,

Bakırköy 2. FSHCM'nin 2020/810 E. sayılı dosyası içerisinde yer alan Bilirkişi Raporu'nda da “... üzerinden yapılan araştırmada müştekiye ait eserin ...'nın eseri olduğunu gösterir birçok haber kaynağının olduğu, şüphelinin bu haberlerden yola çıkma ihtimalinin hayatın olağan akışıyla uygun görülebileceği," kanaatinin belirtildiği, FSEK'de belirtilen eser sahipliğinden kaynaklanan hakların müvekkili tarafından bilerek, kendi çıkarına ve davacı eser sahibini zarara uğratmak amacıyla yapıldığını gösteren hiçbir iz ve emarenin bulunmadığı,

salt Borçlar Kanunu değil, FSEK m.66'da yer alan tecavüzün refi'nin ileri sürülebilmesi adına dahi yasada kusurun varlığının arandığı, müvekkilin olayda hiçbir kusurunun bulunmadığı, davacının dilekçesinde verdiği yargı kararı örneklerinin de dava konusu olayla benzerliği bulunmadığı, müvekkilin gerçek durumu öğrendiğinde ve eserin sahibinin davacı olduğu konusunda bilgi sahibi olduktan sonra, gereken düzeltmeleri yapmış olmakla dava konusunun kalmadığı, haksız ve yerinde olmayan davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, taraflar arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i taleplerinin reddine, Toplam 9.000 TL Maddi tazminatın 03/10/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7.500,00 TL manevi tazminatın 03/10/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... vekili; davanın reddine dair kararın tecavüzün meni ve refi talepleri yönünden yerinde olduğunu ancak maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmın hukuka aykırı olduğunu belirterek,

müvekkilinin toplumca tanınan ve aforizmalarıyla bilinen alçak gönüllü bir yazar olduğunu, "..." adlı metni ... videosunda kullanırken metnin kamuoyunda, arama motorlarında ve hatta ... gibi önemli isimler nezdinde yaygın bir şekilde ...’ya ait olduğu yönündeki genel kanaate dayanarak hareket ettiğini, bu yanılgının kaçınılmaz olduğunu ve kasıt taşımadığını, nitekim bu sebeple ceza davasından beraat ettiğini, ilk bilirkişi raporunda uyar-kaldır prosedürüne uyulmadığı için ihlal oluşmadığının belirtildiğini, metnin davacıya ait olduğu öğrenilir öğrenilmez düzeltme videosu yayınlanarak videonun kaldırıldığını,

davacının ise bu yaygın yanlışlığı bilmesine rağmen müvekkili uyarmayarak ve sadece ona dava açarak dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, ayrıca bilirkişilerce hesaplanan tazminat tutarının ve kur hesabının gerekçesiz ve hatalı olduğunu, fahiş tazminat takdirinin yerinde olmadığını savunarak yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının haksız eylemi ile müvekkilin haklarını ihlal ettiğini, her ne kadar davalının eyleminde kusurlu olduğu y ayrıntıları ile izah edildiğini Eser sahibinin manevi haklarının ihlal edilmesi manevi tazminat talep edebilmek için yeterli görülmediğini, davalı yanın istinaf başvurusuna karşı beyan ve itirazının kabulüne, davalı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava eserden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti, refi ve tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacıya ait “...” adlı kitabından alınan metnin davalı ... tarafından 03/10/2019 tarihinde ... kanalında yayımladığı “...” içerikli videoda bu metni izinsiz şekilde seslendirip kayda alındığı, üstelik eser sahibinin yanlış belirtildiği , videonun ayrıca ... ve ...’ta paylaşıldığı, bu suretle davacının FSEK’ten doğan mali ve manevi haklarının ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak tecavüzün tespiti, ref’i ve FSEK m.68/1 uyarınca belirlenecek rayiç bedelin üç katının HMK m.107 kapsamında şimdilik 500 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın 03/10/2019’dan itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, 03/10/2019 tarihli çekimde “...” temasıyla bağlantılı gördüğü “...” metnini kamuoyunda ...’ya ait olarak bilindiği kanaatiyle kullandığını, .../... aramalarında metnin ...’ya atfedildiğine dair çok sayıda sonuç bulunduğunu, kasıtlı ihlalinin bulunmadığını, kendisine önceden ihtar/bildirim yapılmadığını, maddi zarar bulunmadığını, övgü amacıyla kullanıldığını, FSEK m.66 bağlamında kusur aranması gerektiğini, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.

28/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda; “...” eserinin hak sahipliğinin davacı ...'a ait olduğu, eserin FSEK m.5 kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıdığı , davacının öncelikle FSEK Ek m.4’te öngörülen ihlale konu içeriğin kaldırılması yönünde başvuru prosedürünü işletmediği, davalının eser sahibinin davacı olduğunu öğrendikten sonra video klibi dijital platformlardan kaldırmak suretiyle kendiliğinden kaldırma işlemini gerçekleştirdiği,

bu nedenle davalının eyleminin FSEK kapsamında ihlal olarak değerlendirilemeyeceği ve davacının maddi tazminata hak kazanamayacağı, manevi tazminat yönünden takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.

03/04/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda ise; kitaptan alınan ilgili bölümün izin alınmaksızın video klip haline getirilerek ... ve diğer sosyal medya kanallarında erişime sunulmasının FSEK m.21, 22, 23, 24 ve 25’te eser sahibine tanınan mali hakların ihlali sayılabileceği, ihlal edilen bölüm için talep edilebilecek telif bedelinin 3.000 TL olabileceği ve davacının FSEK m.68 kapsamında bunun 3 katını talep edebileceği belirtilmiştir.Mahkemece ;

davacıya ait eserin 03/10/2019 tarihli videoda eseri ...’ya aitmiş gibi göstererek ve ... görseliyle birlikte kullanarak umuma ilettiği bu fiilin davacının mali ve manevi haklarının ihlali olduğu , FSEK m.68 kapsamında üç kat bedel talep etmesi sebebiyle taraflar arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulduğu gerekçesi ile tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i taleplerinin reddine, FSEK m.68 uyarınca 9.000 TL maddi tazminat ile 7.500 TL manevi tazminatın 03/10/2019’dan itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Dosya kapsamına göre, “...” isimli kitap ve bu kitaptan alınan metnin edebiyat eseri olduğu, eser sahibinin davacı olduğu , davacıya ait “...” isimli kitaptan alınan metnin davalı tarafından 03/10/2019 tarihinde ... ve sosyal medya mecralarında izinsiz şekilde seslendirilip yayınlanması ve eser sahibi olarak davacı yerine ... olarak gösterilmesi suretiyle, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiği anlaşılmaktadır.

Davalının sehven, yanılma, kamuoyunda eserin ...'ya yaygın atıf, veya övücü kullanım, ticari amaçla hareket edilmediği şeklindeki savunmalarının ihlalin varlığını ortadan kaldırmadığı , FSEK m.68/1’e dayalı telif tazminatı talep edildiğinden talebin hukuki sonucu olarak,

varsayımsal sözleşme ilişkisinin ortaya çıktığı, bu nedenle, kusur ve fiili zararın ayrıca ispatı aranmayacağından davalının bu savunmalarının sonucu değiştirmeyeceği, izinsiz kullanım suretiyle ihlalin gerçekleştiği , sonradan içerik kaldırılmış ve davadan önce uyar-kaldır prosedürü işletilmemiş olsa da gerçekleşmiş ihlalin mali sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından davacının FSEK m.68/1 kapsamında telif tazminatı talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 3.000 TL telif bedelinin belirlendiği, kullanılan mecranın yaygınlığı ve erişim düzeyi ile davalının yüksek takipçi kitlesi dikkate alındığında, bu tespitin hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı,

FSEK m.68/1 uyarınca üç katı olan 9.000 TL’nin maddi tazminat olarak hüküm altına alınmasının dosya kapsamına uygun olduğu yine ihlalin niteliği, boyutu dikkate alındığında 7.500 TL manevi tazminata hükmedilmiş olmasının da hak ve adalet ilkesine uygun düştüğü görülmüştür.Sonuç itibarıyla ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/07/2023 tarih ve 2020/355 E. 2023/172 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.127,11 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 307,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 819,26-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/28, K. 2026/283, 19 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/28
Karar No
2026/283
Tarih
19 Şubat 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2024/29 K.2026/263
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2024/29 K.2026/102
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2024/30 K.2026/189
  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/31 K.2026/137
  • İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/31 K.2026/39
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2024/32 K.2026/284

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.