KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Dosya no
- 2025/315
- Karar no
- 2025/504
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 24/01/2025 ara karar
- Numarası
- 2024/187 E.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 27/03/2025
Karar Metni
1.064 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin 06/07/08/11/16/17/19/20/21/35 nice sınıflarında tescil numarası ... "...", 09/07/21 nice sınıflarında tescil numarası ... "..." ve 06/07/08/11/17/19/20/21 nice sınıflarında tescil numarası ... "...
Sanayi ve Ticaret A.Ş." markalarının tescilli hak sahibi olduğunu, Davalı ...'ün "... - ... -" ticari unvanı ile ... mersis numarası ile ticari faaliyetini sürdürdüğünü, 21 nice sınıfında ... tescil numarası ile "... şekil" markasının hak sahibi olduğunu, Davalının ticari faaliyetlerini plastik mandal, sürahi, temizlik ürünleri, giysi askısı, badya vb. gibi ürünleri satışını yaptığını, davalının ticari faaliyetini sürdürdüğü web sitesi http://www...com/ uzantılı olduğunu, Davalının tescilli markası "..." olmasına rağmen satış yaptığı ürünlerde "... plastik" markasını kullandığını,
Davalının müvekkili şirketin ticari itibarını kullanarak haksız kazanç elde etmekte ve ayrıca kalite standardına uygun olup olmadığı belli olmayan ürünlerini müvekkiline ait tescilli markayı kullanarak satmakta ve ticari itibarına zarar vermekte olduğunu, Müvekkili şirketin sektöründe bilinen bir firma olması hasebiyle davalının müvekkili şirketi bilmeme olanağı kanaatimizce bulunmadığı gibi müvekkil şirketin sahipleri ... (T.C. ...) ve ...
(T.C. ...) ile davalı arasında da uzak akrabalık ilişkisi bulunduğunu, İş bu hususlar nedeniyle markaya tecavüz edildiği hususlarını beyanla, Öncelikle SMK 159. Madde hükümleri gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile davalı tarafından yapılan tecavüzün SMK 149/1-c,d ve f fıkraları hükümlerince durdurulmasını, tecavüz oluşturan ürünlere el konulmasını ve tecavüzün devamını önleyici tedbirlerin alınmasını talep ve dava etmiştir.
MAHKEME KARARI İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/01/2025 tarih 2024/187 Esas sayılı ara kararı ile: Mevcut durum, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirmede, Davacının ... numaralı ... Plastik, ... numaralı ... Plastik Kalıp ... + Şekil ve ... numaralı ... San. Ve Tic.
A.Ş markalarının tescili sahibi olduğu, davalı tarafından kullanılan ... ibarelerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla tedbir talebinde bulunduğu, aldırılan 26/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda taraf kullanımlarının benzer olduğu fakat davalının kullanımlarının 31/05/2011 tarihine dayandığının belirtildiği, bu aşamada davalının kullanımlarının yaklaşık 13 yıl öncesine dayanması sebebiyle bu kullanımların tecavüz teşkil edip etmeyeceğinin esas yargılamada değerlendirilmesi gerektiği bu nedenlerle HMK' nın 389 Madde şartlarına uymadığı" gerekçesiyle; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece karara dayanak alınan bilirkişi raporunun ilk kısmında yer alan davalının kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine aynen katıldıklarını, bilirkişiye düşen görevin de esasen yalnızca davalının kullanımın marka hakkına tecavüz sayılıp sayılamayacağı, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma hususunun değerlendirilmesi olup bilirkişi heyetinin hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin hukuki değerlendirmede bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK md. 266 madde ve Bilirkişilik Kanunu md. 3/2 maddesi gereğince bilirkişinin çözümü uzmanlığı,
özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağını hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağını, bilirkişi heyeti tarafından kötü niyet ve sessiz kalma kavramlarına ilişkin yapılan tüm tespit ve kanaatler hukuki nitelendirme kapsamında olduğundan hükme esas alınamayacağını, davacı tarafça yapılan suç duyurusu üzerine Sakarya C. Başsavcılığı'nın 2024/29148 S.
Numarası ile başlatılan soruşturma kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunda davalının SMK 30. Madde hükümlerine göre müvekkil şirketin marka hakkına tecavüz ettiği kanaati oluştuğunu, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, rapora itirazları değerlendirilmeden tedbir talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılarak tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi ile tedbir talepli davada, ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TPMK kayıtlarından; ... tescil numaralı, 14.11.2022 başvuru ve 16.07.2024 tescil tarihli, 06 / 07 / 08 / 11/16 /17 / 19 /20/21/35 sınıflarda “...+ şekil” markasının davacı ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.
Adına kayıtlı olduğu, koruma süresinin 14.11.2032 tarihine kadar devam ettiği, ... tescil numaralı, 12.03.2002 başvuru ve 31.03.2004 tescil tarihli, 09 / 17 / 21 / sınıflarında “... plastik kalıp ...” ibareli markanın davacı ... sanayi ve ticaret A.Ş. adına kayıtlı olduğu, koruma süresinin 12/03/2032 tarihine kadar devam ettiği, ... tescil numaralı, 05.01.2010 başvuru ve 08.02.2011 tescil tarihli, 06 / 07 / 08 / 11 / 17 / 19 / 20 / 21 / sınıflarda “... sanayi ve ticaret a.ş.” ibaresini ... markanın davacı şirket adına kayıtlı olduğu,
koruma süresinin 05.01.2030 tarihine kadar devam ettiği,2010 81411 tescil numaralı, 22.12.2010 başvuru ve 28.02.2012 tescil tarihli, 21.sınıfta tescilli "... plastik" markasının davacı şirket adına kayıtlı olduğu, koruma süresinin 22/12/2030 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece bilişim uzmanı bilirkişi ve marka vekili bilirkişiden alınan raporda: davalı kullanımlarının davacı markalarıyla benzer olduğu, kapsadığı mal sınıfının aynı olduğu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunması nedeniyle SMK'nun 7/2- b maddesi hükümlerine göre davalı kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilişim yönünden yapılan tespitler ışığında davalının davaya konu kullanımlarının 31.05.2011 tarihine dayandığı,
bu haliyle söz konusu davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybı kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikteki davalı kullanımlarına 10 yılı aşkın süredir sessiz kalması ve Medeni Kanun 2.maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması teşkil edebileceği beyan etmişlerdir.
Davacı vekilince, bilirkişilerce yetki dışına çıkılarak hukuki değerlendirme yapıldığı beyan edilmişse de; bilirkişilerin teknik tespitlerini serbestçe değerlendirme yetki ve görevi mahkeme hakimine ait olup, bilirkişinin görüşü ile bağlı olmadığından ileri sürülen istinaf sebebi sonuca etkili görülmemiştir.
Dosya kapsamında bulunan marka tescil kayıtları, mahkemece alınan bilirkişi raporu, rapor içeriğinde yer alan davalı web sitesi alan adı tescil tarihi, web sitesi arşiv görüntüleri, tespitler ve görseller dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddi esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
27/03/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/315, K. 2025/504, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama