KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/930 Esas
- Karar no
- 2025/1000
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 21/05/2025 ara karar
- Numarası
- 2025/45 E.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 10/07/2025
Karar Metni
1.548 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yana ait ... numaralı marka tescil dosyasının hükümsüzlüğüne ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesi hususunda dosya üzerinden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 14/03/2025 tarihli ara kararıyla; davacı tarafın tedbir talep ettiği markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğinden, hükümsüzlük kararının neticeleri ve davada tarafların hak ve menfaat dengeleri nazara alınarak, marka hakkının 3. kişilere devir yönünden kısıtlanmasının mülkiyet hakkının ihlali mahiyetinde olmayıp, tedbir talep edilen davalıya ait tescilli markanın, üçüncü kişilere devredilmek suretiyle taraf teşkilinde sorunlar yaşanmaması ve usul ekonomisi prensipleri gereği tedbir kararı verilmesinin, ilk derece mahkemesi kararları ve BAM kararları ile yerleşik uygulama haline geldiği,
markaların 3. kişilere devir yönünden kısıtlanması yönünden verilen tedbirin niteliğinin sadece tarafları ilgilendiren tedbir olduğu, neticeten. TPMK nezdinde davalI ... Şirketi'nin ... tescil numaralı "..." markasının davalı ...
Şirketi adına tescilli olması halinde, hükümsüzlüğü talep edilen markaların dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesine ilişkin kararın; taraf teşkilinin sağlanması için gerekli olduğu, aksi takdirde yargılama devam ettiği sürece markaların farklı kişilere devredilebileceği, bu durumda da taraf teşkilinin sağlanmasının güç hale geleceği, davalı tarafa ait markaların tescil kaydı üzerinde üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbir koyulmasının davalı tarafın marka kullanımını ve ticari hayatını etkilemeyeceği kanaatine varılmakla,
somut olay yönünden taraf hak ve menfaatlerinin dengelenmesi amacı ile ihtiyati tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak kabulüne, ... tescil numaralı markasının, 3. kişilere devrinin önlenmesine karar verdiğini,Davalı vekili ihtiyati tedbir kararına itiraz talepli başvuru dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararının gerekçesinde usul ekonomisi ve taraf teşkilinde sorunlar yaşanmaması hususu belirtildiğini, yargılama henüz tamamlanmamış olup davanın reddine karar verilmesi halinde müvekkilin uğrayacağı ticari itibar kaybı da dahil olmak üzere sair zararlara karşılık olarak;
müvekkilin haklarınında korumaya alınması gerekmesi sebebiyle mahkemece uygun bir teminat bedelinin belirlenmesi gerektiğini, ihtiyati tedbire karar verilmesine ilişkin koşulların sağlanmadığını,davacı yabancı olup dava açabilmesi ve tedbir talep edebilmesi teminat yatırması şartına bağlıdır.Teminatsız olarak tedbir kararı verilmesi MHÖK ve HMK' ya aykırı olduğunu, bu nedenle cevap dilekçesi sunma ve fazlaya ilişkin diğer her türlü haklarımız saklı kalmak kaydıyla;
ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, sayın Mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat bedelinin belirlenmesine dair karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 21/05/2025 tarihli ara kararıyla; dava dosyası kapsamı itibari ile yapılan değerlendirme neticesinde ihtiyati tedbir talebi yönünden SMK ve HMK'nın anılı yasal şartlarının oluştuğu, ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihteki şartların oluşmadığını gösterir aksi yönde delilin bulunmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen tescilli markanın dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesine ilişkin kararın; taraf teşkilinin sağlanması için gerekli olduğu,
aksi takdirde yargılama devam ettiği sürece markanın farklı kişilere devredilebileceği, bu durumda da taraf teşkilinin sağlanmasının güç hale geleceği, davalı tarafa ait marka tescil kaydı üzerinde üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbir koyulmasının davalı tarafın marka kullanımını ve ticari hayatını etkilemeyeceği, bu hali ile tedbirin ölçülü olduğu, davacının merkezinin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkemizin de taraf olduğu Sınai Mülkiyetin Korunması ile ilgili Paris Sözleşmesine taraf olmakla karşılıklık ilkesi gereğince teminat mükellefiyetinin bulunmadığı kanaatine varılmakla.
HMK'nın 394/2. maddesi kapsamında yerinde görülmeyen davalı vekilinin ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata yönelik itirazının reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın talebi üzerine, dava konusu tescilli marka hakkında, 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verildiğini, tedbir kararına itiraz ettiklerini itirazlarının usulsüz bir şekilde reddine karar verildiğini, ihtiyati tedbir şartları oluşmadığını, davacı tarafından tedbir şartların hiçbirinin varlığı kanıtlanamadığı gibi, böyle bir durumun mevcut olmadığını, davacının haklılığını yaklaşık şekilde ispat etmediğini, müvekkili markaya konu isim ile kurulan bir şirket olduğunu faaliyetleri de bu kapsamda olduğunu, şirket 17-05-2012 tarihinde kurulduğunu, tarihten bu yana bu markayı kullandığını,
davanın kabulünün mümkün olmadığını, davacı kendi adına tescilli markayı kullanmadığını, tedbirin verildiği tarihte, tedbir koşulları ivedilik ve açık haklılık oluşmadığını, mahkeme somut olay özelinde unsurları irdelemeden, genel ve varsayımsal bir gerekçeyle karar verdiğini, HMK m.389-392 çerçevesinde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için hakkın açıkça mevcut olması ve tedbir verilmemesi hâlinde telafisi imkânsız zararların doğacak olması gerektiğini, bu yönüyle tedbir ölçülü olmadığını, Paris Sözleşmesi’ne taraf olmak, davacının teminattan muaf olduğu anlamına gelmeyeceğini, HMK m. 392 gereği,
Türkiye’de yerleşim yeri olmayan davacılar için istisna uygulanabilmesi ancak ve ancak “karşılıklılık” somut olarak değerlendirilerek mümkün oyduğunu, mahkeme bu hususu araştırmaksızın soyut bir gerekçeyle teminat alınmamasına karar verdiğini, teminatsız tedbir kararı verilmesinin HMK'ya aykırı olduğunu, teminat alınmaması davalı aleyhine ölçüsüzlük ve eşitsizlik doğurduğunu, teminat, tedbirin haksız çıkması halinde davalının uğrayacağı zararın tazmini bakımından tek güvence olduğunu,Yurt dışında mukim olan davacıdan teminat alınmaması,
ileride doğacak zararın telafisini fiilen imkânsız hale getirdiğini, ihtiyati tedbir kararının esasına ilişkin itirazlarının reddedilirken tedbir şartlarının oluşmadığı, zararın doğmadığı ve hakkın açık şekilde ispat edilemediği yönündeki beyanlarının dikkate alınmadığını, mahkemece ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararı hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, teminat alınmaksızın verilen ihtiyati tedbir kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİDavacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, dava konusu 2020/161409 sayılı markanın 3.kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararına itirazını reddine yönelik 21.05.2025 tarihli karara karşı yaptığı gerekçesiz, haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddine, İhtiyati tedbir kararına itiraz eden Davalı aleyhine tesis edilmiş olan 14.03.2025 tarihli ve davalı şirkete ait dava konusu 2020/161409 sayılı markanın nihai kararın kesinleşmesine kadar 3. kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece 14/03/2024 tarihli ara karar ile.
TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin ihtiyati tedbiren önlenmesine karar verildiği itiraz üzerine 21/05/2025 tarihli ara kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davanın konusunun markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen tescilli markanın dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesine ilişkin kararın; taraf teşkilinin sağlanması ve usul ekonomisi için gerekli olduğu,
aksi takdirde yargılama devam ettiği sürece markanın farklı kişilere devredilebileceği, bu durumda da taraf teşkilinin sağlanmasının güç hale geleceği, yerleşmiş uygulamanın da bu şekilde olduğu, davalı vekilinin davanın kabulünün mümkün olmadığına yönelik savunmasının bu aşamada değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, mahkemece verilen devrin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir kararı dosya kapsamına göre yerindedir.Tedbir kararı yerinde olmakla birlikte mahkemece teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verildiği,
teminata yönelik istinaf başvurusunun ayrıca incelenmesi gerektiği, mahkemenin davacının merkezinin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkemizin de taraf olduğu Sınai Mülkiyetin Korunması ile ilgili Paris Sözleşmesine taraf olduğu, karşılıklık ilkesi gereğince teminat mükellefiyetinin bulunmadığı gerekçesi ile teminatsız ihtiyati tedbir kararı verdiği anlaşılmıştır.Somut olayda, dava şartı olan HMK 114/1-ğ maddesinde düzenlenen, yabancıların Türkiye'de dava açmaları halinde yatırmaları gereken yabancılık teminatı ile, HMK 392.
Madde de düzenlenen ihtiyati tedbirde teminat gösterilmesinin birbirinden farklı olduğu, davacının karşılıklı sözleşmeler nedeniyle yabancılık teminatından muaf olmasının, ihtiyati tedbirde teminat göstermekten de muaf olduğunu göstermeyeceği, tedbirde teminatın, verilen tedbir kararı gereğince karşı tarafın uğraması muhtemel zararların telafisi için alındığı,
her ne kadar yukarıda açıklandığı üzere taraf teşkilinin sağlanması ve usul ekonomisi ilkesi gereğince tedbir kararının haklı olduğu anlaşılıyorsa da, markanın devrinin önlenmesi yönünde verilen tedbir kararının karşı tarafın mülkiyet hakkına sınır getirdiği ve tedbirin teminat karşılığı verilmesi gerektiği kanaatiyle, mahkemenin davacının teminattan muafiyete ilişkin gerekçesi ve teminatsız olarak tedbire hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, itirazın reddine ilişkin 21/05/2025 tarihli mahkeme ara kararının kaldırılmasına,
davalı vekilinin tedbire itirazının kısmen kabulüne, mahkemenin 14/03/2025 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin taktiren 20.000,00 TL karşılığında kabulüne, kararın tebliği tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde nakti yada gayrı nakdi teminat mahkemeye depo edildiğinde, davalı adına ... tescil numaralı markasının, 3. kişilere devrinin önlenmesine, bu hususta TPMK'na müzekkere yazılmasına, kararı verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
10/07/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/930, K. 2025/1000, 10 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama