KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/339
- Karar no
- 2024/440
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2019/498 Esas
- Karar no
- 2020/488
- Karar tarihi
- 20/10/2020
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.396 kelime·12 dk okuma·4 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili tarafından dava dışı sigortalısının faaliyet gösterdiği adresteki gerçekleşecek rizikoları 20/01/2017 tarih ve ... poliçe numaralı işyeri paket sigortası ile teminat altına alındığını, sigortalının söz konusu adreste hazır giyim ürünlerinin satışını yaptığını, 13/05/2017 tarihinde davalıya ait kanal borusunun patladığını, giriş ve bodrum katını su bastığını, bu hasara ilişkin olarak sigorta eksperi tarafından 31/05/2017 tarihinde eksper raporu düzenlendiğini, bu rapor doğrultusunda sigortalıya 10.688,00TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin rücusu için davalı aleyhine İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davalı müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, husumet yöneltilemeyeceğini, şube yolunun bina su tesisatına bağlantısının, bina sahiplerinin sorumluluğunda olduğunun, meydana gelen hasarın dava dışı sigortalının kusuru sonucunda meydana geldiğini, davalı sigortalının su sızmasını engelleyecek şekilde tedbirler almadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ... dava konusu hasarın meydana geldiği yer ile davalının maliki olduğu ve patlayan basınçlı su borusunun arasında mesafe bulunması, patlayan suyun ilk olarak toprak ile temas etmesinden sonra basıncın azalarak, dava dışı sigortalının kullanımında olan bodrum katına sızma suretiyle sirayet ettiği, dava dışı sigortalının kullanmış olduğu binanın su yalıtımının olmaması nedeniyle bodrum katının içerisine su sızdığı ve meydana gelen hasarın artmasına sebebiyet verildiği, göz önünde bulundurularak, davalının su borusunun kırılması nedeniyle sorumlu bulunduğu,
sigortalının ise binanın su yalıtımının yapılmamış olması nedeniyle hasarın meydana gelmesinde ve artmasında kusurlu olduğuna kanaat edilerek mahkememizce dava dışı sigortalının %80 oranında kusurlu olduğuna karar verilerek, davacının ödemiş olduğu hasar tazminatı ödemesinin %20'sini davalıya rücu edebileceğine karar verilmiş ve ödeme tarihi olan 19/06/2017 tarihi ile takip tarihi arasındaki gün üzerinden davacının talebi doğrultusunda yasal faiz üzerinden işlemiş faiz miktarı olan 19,24TL'yi talep edebileceğine karar verilmiş olmakla " davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ....
İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 2.137,68-TL asıl alacak ve 19,24-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.156,92-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ,dava konusu alacak likit olmadığından dolayı icra inkar tazminatı talebinin reddine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde.
Davaya konu hasarın sebebi İSKİ'nin hattında meydana gelen patlama olduğunu, mahkeme heyetince hiçbir kazı çalışması ve örnek alınmadan yapının "binanın su yalıtımının olmadığını "tespit etmesi mümkün olmadığını, yerel mahkeme bu hususu hiç dikkate almamak sureti ile hataya düştüğünü, davaya konu yapı yaklaşık 40 yıllık olup bilirkişi heyetinin kök raporda dayandığı İstanbul İmar Yönetmeliği ise 2007 tarihli olduğunu, dolayısı ile davaya konu işyerinin bulunduğu yapıya uygulanması mümkün olmadığıını, ayrıca binadaki doğal yıpranma da hiç dikkate alınmadığını,
bilirkişi heyeti patlayan ... hattı ile zararın oluştuğu yer arasındaki mesafeyi 6 metre olarak tespit ettiğini, burada patlayan ... ana isale hattı olup bu hatta birkaç dakika süren patlamada bile yüzlerce ton su kaçağı olabileceğini ve bu onlarca metre uzaktaki işyerlerine basabileceğini, yaklaşık 40 yıldır ayakta duran bu yapıda bugüne kadar İstanbul'un gördüğü onlarca büyük selde hiçbir baskın yada su girişi yaşanmamışken 13.05.2017 tarihinde meydana gelen olayda işyeri sular altında kaldığını,
oysa ki davalı ... temiz su yada kirli su hatlarındaki kaçak yada patlamalarda ortaya çıkabilecek su basması olaylarına engel olmak için düzenli bakımın yanısıra gerekli olan.
I-Taşkın yada patlama sebebiyle ortaya çıkacak suları uzaklaştırmak amacıyla tahliye tünellerini, II-Taşkın sularının başka alanlara sirayetine engel olacak tecrit hattı ve perde beton hatlarını, III-Taşkın sularının bina ve sair evsaftaki yapılara dolmasına/girmesine engel olacak hat izolasyonlarını yapmış olsa idi bu hadisede hiç kimse zarara uğramayacağı aşikar olup maalesef davalı ...'nin çok daha küçük masraflarla alacağı önlemler ile önlenebilecek su baskınlarında önlemi mağdurların almasının beklenmesi hukuka aykırı bir durum olduğunu,
öte yandan mahkeme 20/10/2020 tarihli kararından sonra 08/12/2020 tarihinde bir ek karar ile dosyadaki arabuluculuk ücretine hükmettiğini, yerel mahkeme karar vermekle dosyadan el çektiğini, bundan sonra dosyada taraflara külfet yükleyecek yada hukuksal durumlarını değiştirebilecek karar veremeyeceğini, ayrıca arabuluculuk safhasında anlaşılamamış olması nedeniyle sorumluluğun ...'de olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Dava, “ İşyeri Paket Sigorta Poliçesi “ kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır.
Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... arasında 20/01/2017-2018 dönemine ait iş yeri sigorta poliçesi düzenlendiği, sigortalı işyerinde bulunan emtealar için 110.000,00 TL, dekorasyon için 22.000,00 TL, demirbaş için 22.000,00 teminat bedeli kararlaştırıldığı, 13/05/2017 günü davalıya ait su borusunun patlaması neticesinde sigortalı binaya sızan su nedeniyle meydana geldiği iddia olunan hasardan dolayı davacı sigorta şirketince, sigortalıya 19/06/2017 tarihinde 10.688,00 TL ödeme yapıldığı,
sigortalıya yapılan ödemenin, meydana gelen hasardan davalı ...'nin sorumlu olduğundan bahisle rücuen tazmini amacıyla davalı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası ile 10.688,00 TL asıl alacak, 977,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 11.665,73 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının bu takibe itiraz üzerine takibin iptali amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.nın 1472.maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Düzenlemede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiştir.
Somut olayda, "şehir su şebekesinin arızası nedeniyle sebep olacağı zararlar" Yangın Sigortası Genel Şartları kapsamında " Dahili Su Klozu " ile teminat altına alındığı, ödenen hasar bedelinin, sigorta poliçesinde kararlaştırılan teminat bedeli içerisinde kaldığı, sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya hasar bedeli ödenmiş olmakla TTK 1472.
Maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, sigortalısına yerine geçerek gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava açma hakkını kazandığından davalının meydana gelen hasardan dolayı sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.
Mahkemece, dava dışı sigortalının meydana gelen gerçek zararının ne kadar olduğu, zararın meydana gelmesinde tarafların kusur ve sorumluluğun tespiti hususlarında bir inşaat mühendisi, bir sigorta uzmanı, bir tekstil mühendisi ve dekorasyon işlerinden anlayan iç mimar bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır. Bilirkişi heyetinin sunmuş olduğu 31/10/2020 tarihli kök raporda özetle ; " ... Mah. ... Cad.
No:... no'lu binanın şube yolunda 13.05.2017 tarihinde meydana gelen basınçlı içme suyu borusunun patlaması sonucunda davaya konu olan bodrum katına aktif su girişinin olduğu, yapılan gözlemlerde davaya konu olan bodrum katının su yalıtımında kusur olduğu, içten veya dıştan su yalıtımı yapılmadığı sürece yapı dışarıdan yağmur sonucu oluşan yüzey suyu, yeraltı suyu, şebeke suyu veya kanalizasyon suyu girişine açık halde bulunmakta ve su basma riski taşıdığı,
olayın meydana geldiği mahallin İstanbul İmar Yönetmeliği'ne göre bodrum katında, dış etkilere karşı ısı ve su yalıtımının yapılması zorunluluğunu karşılamadığı ve İstanbul İmar Yönetmeliğine uygun olmadığı kanaatine varıldığı, Şekil 2'de ve yapılan keşifde görülen borunun patladığı yer ile bina arasındaki mesafe dikkate alındığında, basınçlı boru patladığında ilk olarak toprak ile temas edeceği, basıncı azalacağı, yeraltı suyu gibi davranıp ve yapı bodrumuna doğru ilerleryeceği, bu durum dikkate alındığında yönetmeliğe, fen ve sanat kurallarına uygun şekilde su yalıtımı yapılan bir yapıya su girmemesi gerektiği,
bu husus dikkate alındığında davaya konu olan bodrum katında zararın meydana gelmesinde yapı kusurunun olduğu, davacı ...
A.Ş.' nin dava dışı sigortalısı ile TTK ilgili maddeleri ve Yangın Sigortası Genel Şartları dahilinde geçerli ve yürürlükte olan “İşyeri Paket Sigorta Poliçesi” kapsamında ödemiş olduğu “dahili su hasarı” nı, davalı ...' nin hasarın oluşumunda kusurunun bulunmadığının Sayın Mahkemece kabulü durumunda TTK 1472 maddesi gereği rücuen talep edemeyeceği " yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Mahkemece, davalının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince meydana gelen zarardan sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise meydana gelen zarardan ne kadar sorumlu olduğu,
dava dışı sigortalının gerçek zararının ne olduğu hususlarında alınan 08/07/2020 tarihli ek raporda özetle " Kök rapordaki tespitler tekrarlanarak zararın meydana geldiği binadaki yapı kusurunun asli kusur, mevcut kusurlu hali ile hizmet veren yapıya basınçlı su borusunun patlaması sonucunda su girişi olmasının tali kusur olduğu, (illiyet bağı) eksper raporunda belirtilen;
maruz kalan kıymetler, Emtea, boya ve laminat parke hasarında poliçenin % 9 enflasyon koruması altında olmasına karşın, başlangıç tarihinden itibaren 113 günde meydana gelen su hasarı anında eksik sigortanın bulunduğu ve bu hususunda dikkate ve hesaplamalara dahil edilmesi ve sovtaj değerinin tenzili ile talep tutarı 31.834,72 TL, tespit tutarı 18.997,92 TL ve tazminat tutarı 10.688,41 TL olarak belirlendiği, bu tutarın hasar miktarı/değeri yönünden kadri marufunda olduğu, eksik sigorta uygulaması hesabının da yapıldığı,
bu bağlamda dava dışı sigortalının sigortacısı davacıdan talep edebileceği tazminat tutarının eksper raporunda belirtilen 10.688,41 TL olabileceği, mahkemenin takdir edeceği kusur oranına göre tazminat miktarının belirlenebileceği" tespit ve görüşüne yer verilmiştir.
Somut olayda; davalı İSKİ''nin yapı maliki olarak sorumluluğunda bulunan basınçlı şebeke suyuna ait borunun patlaması neticesince toprakla karışan suyun, dava dışı sigortalı binanın bodrum katından sızarak sigortalı binaya sirayet etmesi sonucu hasarın meydana geldiği görülmüştür.
TBK.nun 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nun 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir.
Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin, yani davalı ...'' nin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır.
Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; ...'ye ait içme suyu borusunun, TBK 69. Maddesi kapsamında "imal olunan şey" kavramı olup davalı İSKİ'nin bu şebekenin kötü yapılmasından veya muhafazasından ve bakımındaki eksiklikten dolayı kaynaklanan zarardan 2560 Sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2.maddesi uyarınca sorumlu olduğundan davalı ...'nin TBK 69. Maddesi ve haksız fiil hükümleri uyarınca dava dışı sigortalının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Davalı ...'nin kusursuz sorumluluğu ile birlikte TBK'nın 52/1. maddesinde zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yüklümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzelenmiştir.
Somut olayda, dava dışı sigortalının kullanmış olduğu binanın su yalıtımının yetersiz kalması nedeniyle zararın oluşmasında ve artmasında dava dışı sigortalının da müterafik kusuru bulunduğu anlaşılmış ise de sigortalıya atfedilen % 80 oranında kusur oranı doğru olmamıştır, Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile tespit edilen kusur durumuna göre olayın meydana gelmesinde ve zararın artmasında dava dışı sigortalının %20 oranında kusurlu olduğunu kabul etmek gerekir.
Bu nedenle Mahkemece kusur tayininde hataya düşülerek tesis edilen hüküm isabetli olmamıştır. Buna göre dairemizce yapılan hesaplamada davacının 8.550,40 TL asıl alacak, ödeme tarihinden itibaren davacının talebi doğrultusunda yasal faiz üzerinden hesaplanan 782,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.332,59 TL miktar üzerinden takibinin devamına karar verilmesi gerekirken kusur tayininde hataya düşülerek hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.Davacı vekili diğer bir istinaf nedeni olarak yerel mahkeme 20/10/2020 tarihli kararından sonra 08/12/2020 tarihinde bir ek karar ile dosyadaki arabuluculuk ücretine hükmettiğini, yerel mahkeme karar vermekle dosyadan el çektiğini, bundan sonra dosyada taraflara külfet yükleyecek yada hukuksal durumlarını değiştirebilecek karar veremeyeceğini, ayrıca arabuluculuk safhasında anlaşılamamış olması nedeniyle sorumluluğun ...'de olduğu ileri sürülmüştür.
Mahkemenin 08/12/2020 tarihli ek kararı ile "Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00TL nin kabul/red oranı üzerinden (% 18-%82) 237,60TL' nin davalıdan,1.082,40TL' nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına " karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 305/A maddesindeki (Ek:22/7/2020-7251/27 md.) "(1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir.
Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." hükmü uyarınca suç üstü ödeneğinden karşılanan arabulucuk ücreti hakkında kararı verilmemesi nedeniyle mahkemece taraflara henüz gerekçeli karar tebliğ edilmeden bu hususta ek karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/498 Esas, 2020/488 Karar sayılı ve 20/10/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-Davalının İstanbul ... İcra müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 8.550,40 TL asıl alacak, 782,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.332,59 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,Dava konusu alacak likit olmadığından dolayı icra inkar tazminatı talebinin reddine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
b-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 637,50 -TL karar harcından peşin yatırılan 140,88.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 496,62-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,c-Davacı tarafından yatırılan 140,88.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bunun dışında davacı tarafça sarfedilen posta davetiye gideri, keşif ücreti, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.221,80.-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan(% 80) 2.577,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,ç-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00TL nin kabul/red oranı üzerinden (%80) 1.056,00TL' nin davalıdan, 264,00 TL' nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.d-Davalı tarafından yapılan 45,70 TL posta masrafının kabul/red oranı üzerinden hesaplanan(% 20) 9,14 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın kendi üzerine bırakılmasına,
e-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.332,59-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,f-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.333,14-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,g-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine,
İstinaf Giderleri Yönünden;4-Davacı tarafından yatırılan başvurma harcının Hazineye irat kaydına,5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafça sarf edilen 221,40 TL istinaf harcı ile 45,20 TL istinaf posta masrafı olmak üzere toplam 266,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilemesine, 7-Davalı tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2021/339, K. 2024/440, 27 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama