KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/844
- Karar no
- 2024/711
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL AND. 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2017/1280 Esas
- Karar no
- 2021/131
- Tarihi
- 17/02/2021
- Dava
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 24/11/2017
Karar Metni
1.191 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalının müvekkili şirkete danışmanlık hizmeti yapmak üzere anlaştıklarını, yapılan anlaşma gereğince müvekkilinin danışmanlık hizmeti bedeli olarak davalıya çek verdiğini, davalının edimini yerine getirmediği gibi hizmet faturası da kesmediğinden alacak hakkının doğmadığını, müvekkilinin vermiş olduğu çeklerin bedelinin karşılıksız kaldığını, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle çekleri iade etmesi gerekirken iade etmediğini, davalının bankadan 1.290,00 TL tahsil etmesine rağmen ek bedelinin tamamı olan 75.000,00 TL üzerinden müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu ...
İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını iddia ile müvekkilinin takip konusu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu çeklerin müvekkilinin alacağına karşılık olarak davacı şirketten aldığını, alacağının vadesinde ödenmemesi nedeniyle takibe koyduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde takip konusu çeklerin teminat olarak verildiği iddiasının tamamen asılsız olduğunu, bu iddiasını resmi ve imzalı ikrar edilmiş bir belge ile ispatlaması gerektiğini, takip konusu çeklerin kayıtsız ve şartsız, muayyen bir bedeli ödeme vaadini içeren bir kambiyo senedi olduğunu, teminat çeki olmadığını, taraflar arasında çekin teminat çeki olarak verildiğini gösterir imzalı bir sözleşmenin de mevcut olmadığını,
dava dilekçesinde bahsi geçen danışmanlık hizmetine ilişkin herhangi bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığı gibi müvekkilinin tacir olmadığını, defter tutma ve fatura kesme zorunluluğunun bulunmadığını, öte yandan çekin bir ödeme aracı olduğunu, başka nedenle verildiğinin senetle ispat edilmesi gerektiğini, ancak iddiaların davacı tarafça ispatlanamadığını savunarak haksız ve dayanaksız davanın reddine, davacının % 20 'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücreti ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Dava hukuki niteliği itibariyle davaya konu uyuşmazlığın İstanbul Anadolu ... icra müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla takibe konu 75.000 TL 'lik çekten dolayı ( ferileriyle birlikte toplamda 90.161,82 TL ) borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı ve taraflar arası uyuşmazlığa konu çek ile ilgili herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacı tarafından davalı adına yazılmış olan çekin, davacı ile davalı arasında ticari bir ilişkinin var olup olmamasına , çeki teslim alan tarafın çek teslim alındığına dair belge tanzim edip etmemesine bakılmaksızın davacı taraf defterlerine kayıt edilmesi gerektiği ancak bu kaydın yapılmadığı,
davaya konu çeke konu olan, taraflar arasında alacak-borç ilişkisinin olup olmadığının tespiti için dava dosyasında davacı ve davalı tarafın beyanları dışında başkaca bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığından, davaya konu çek dışında taraflar arasında borcun olup olmadığı,
davacı ile davalı arasında ticari bir ilişkinin bulunup bulunmadığı tespitinin yapılabilmesi için taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sözleşmenin davacı tarafından dava dosyasına sunulması gerektiği, davacının, davalı tarafından yüklenilen edimin yerine getirilmemesinden dolayı çek bedelinin ödenmediği ve iade edilmesi gerektiği beyanı doğrultusunda, edimin yerine getirilip getirilmediği ile ilgili davacının iddialarını ispat mükellefiyetinin kendisine ait olduğu, davacı dosyaya yeterli delil sunmadığından davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla; ''müvekkil şirket ticari defter ve kayıtlarının delil olma niteliği taşıdığı ve müvekkil şirket ticari defter ile kayıtlarda dava konusu çek ile ilgili herhangi bir kayda rastlanılmadığı tespit edilmesine karşın; davanın reddedilmesi hukuka aykırıdır, davalı taraf edimini ifa etmemiş ve dava konusu çek bedelsiz kalmıştır. davalı taraf;
dava konusu çeki müvekkil şirkete iade etmesi gerekirken haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatmış ve sebepsiz zenginleşmeyi amaçlamıştır. ayrıca davalı taraf; söz konusu çeki bugüne dek neden elinde bulundurduğunu da ispat edememiştir. kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere icra takibi konusu çek; teminat amacıyla verilmiştir. teminat amacıyla verilen kambiyo senetleri; kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğinden müvekkil şirket borçlu durumda değildir. bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme. 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalı ile ticari ilişki tespit edilmemiş, dava konusu çekin kayıtlı olmadığı belirtilmiştir. Davalı vekilince müvekkili tacir olmadığından defter ve kayıt tutma zorunluluğu olmadığı bildirilmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer.
Davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinir ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmüş ise, ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer.
Fakat menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.Kambiyo senedi niteliğinde olan çek, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir.
Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu yazılı delillerle ispat etmekle yükümlüdür.
Dosya incelendiğinde; davacı tarafça İstanbul Anadolu ... icra müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla takibe konu lehdarı davalı, keşidecisi davacı olan 75.000 TL çekin karşılığında mal ve hizmet almadığını, bu nedenle çeklerle ilgili davalıya borçlu olmadığını, istinaf dilekçesinde ise çeklerin teminat olarak davalıya verildiği iddia edilmişse de, davacı taraf çekin teminat çeki olduğuna dair yazılı bilgi ve belge sunamadığı, çek üzerinde de teminat çeki olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarında çekin yer almadığı,
çek sebepten mücerret olduğundan çekin teminat çeki olduğunu davacı tarafın ispat etmesi gerektiği, davacı tarafın diğer iddialarını ispatlayamadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2021/844, K. 2024/711, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama