KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Dosya no
- 2025/1261
- Karar no
- 2025/1002
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2024/715 (Derdest
- Dava tarihi
- 26/11/2024
- Ara karar tarihi
- 23/05/2025
- Dava
- Sözleşmenin Feshinin Geçersizliği ile Maddi-Manevi Tazminat
Karar Metni
1.514 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin 17/02/2022 tarihinde ... markası ile yaptığı anlaşma kapsamında e-ticaret ticareti yürüttüğünü, 28/04/2024 tarihine kadar satış gerçekleştirdiğini, anılan tarihler arasında 50.000 adetten fazla online değerlendirme alarak 5 üzerinden 4,6 ortalama değerlendirme elde etiğini, bu süreç içerisinde müvekkilinin firması tarafından birçok alıcıya ürün sağlandığını hatta diğer satıcılara dahi resmi çerçevede ürün satışı yapıldığını ve 1.000.000'un üstünde satışa ulaşıldığını, 28/04/2024 tarihinde davalının herhangi bir açıklama sunmaksızın müvekkiline gönderdiği e-posta ile "satıcı" hesabının askıya alındığının bildirildiğini,
müvekkiline atılan mailde hiçbir gerekçe gösterilmediği gibi genel geçer bir ifadeyle "Platform Kuralları'nda yer alan ihlalleri gerçekleştirdiği ve ihlal puanlaması listesinde toplam 48 ihlal puanına ulaştığı", 30 günlük itiraz süresi olduğu,
aksi takdirde taraflar arasındaki sözleşmenin tazminatsız, tek taraflı olarak feshedileceğinin bildirildiğini, bu bildirimi alan müvekkilinin işletmesinin e-ticaret ayağının yok olacağı endişesiyle gerekçesini öğrenmek amacıyla ... firmasıyla pek çok kez iletişim kurmaya çalıştığını ancak davalının her seferde baştan savma, gerçeklikten uzak ve mesnetsiz gerekçeler sunduğunu, örnek olarak kendisiyle aynı sektörde ve benzer ürün satan farklı kişilerle firmanın haberi olmaksızın ilişki kurduğu ve bu kapsamda ticari faaliyetlerini yürüttüğü iddiasının aktarıldığını ancak işbu iddiayı kanıtlar herhangi bir ek sunulmadığını,
bahsi geçen farklı firmalarla ilişkili olduğu iddiası doğrultusunda ise müvekkiline, şirketi bünyesinde yer alan bir çalışanın numarasının farklı bir firma kadrosunda yer aldığının belirtildiğini, bu ilişkilendirme kapsamında ... firması tarafından hileli davranışla müvekkilinin ... profilinde yer alan numarasının bizzat ... tarafından müvekkiline bilgi verilmeksizin değiştirildiğini ve yeni numaranın delil olarak kullanıldığını, müvekkilinin sistemde yer alan telefon numarası 2022-2024 yılları arasında +90 ... olarak sistemde kayıtlıyken,
2024 yılında müvekkilinin veyahut yetkili herhangi birinin bilgisi ve rızası olmaksızın +90...olarak güncellendiğini, bu değişikliğin müvekkilinin tasarrufu dışında yapıldığını ve iddiaya gerekçe olarak kullanıldığını beyan ederek,
e-ticaret platformu üzerinde yapılan haksız ve mesnetsiz yaptırımlar sonucu halihazırda oluşmuş olan zararlara ek ileride telafisi imkansız zararlar oluşmasını engellemek adına alacağın tahsil kabiliyetinin imkansız hale gelmemesi için kapatılan ... işletme hesaplarının, değerlendirmelerinin, yorumlarının ve tespit edilen diğer hususların yargılama süresi boyunca tekrardan aktif hale getirilmesi doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, sözleşmenin davalı tarafından haksız ve gerekçesiz feshinden doğan sonuçların ortadan kaldırılarak sözleşmenin devamına karar verilmesini ayrıca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının müvekkili şirket sistemlerinde faaliyet gösteren bir başka satıcı ile ilişkili olduğunun tespit edildiğini, davacı ile ... isimli satıcının sisteme eklemiş oldukları telefon numaralarının aynı olduğunu, aynı kişiye ait birden fazla satıcı hesabının olmasının platform kurallarına aykırı olduğu gibi diğer satıcılar için Türk Ticaret Kanunu'nu kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davacının kayıtlı iletişim bilgilerinde dahi ...'nın isminin yer aldığını,
tüm satıcıların kolayca kontrol sağlayabileceği ve ulaşabileceği şekilde yayınlanan platform kurallarında müvekkili şirket tarafından satıcıların ilişkili olduğunun tespit edilmesi durumunda mağazalarının kapatılabileceği açıkça yazdığı gibi taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmede de açıkça yer aldığını, davacının sistemlerde kayıtlı telefon numarasının satıcı hesabını açtığından beri aynı olduğunu, sistemi açtığı gün ... ismi ile birlikte 0552... telefon numarasını eklediğini, bu nedenle aksi yöndeki iddiaların gerçek dışı olduğunu,
davacıya hesabının kapatılması akabinde gerekli bildirimler yapıldığından bildirim yapılmadığına ilişkin iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek, davanın ve ihtiyati tedbir isteminin reddini talep etmiştir.Mahkemenin 23/05/2025 tarihli kararı; "...Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi değerlendirildiğinde; dosyadaki mevcut delil durumuna göre alacağın varlığı ve miktarının yapılacak yargılama ile ortaya çıkacağı bu aşamada yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşılmış olup ayrıca hüküm sonucunu doğuracak mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, fesih bildiriminin soyut beyanlara dayandığını, sözleşmenin keyfi şekilde tek taraflı olarak feshedildiğini, dosya kapsamına sundukları delillerin yaklaşık ispata yeterli olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati tedbir, HMK'da "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında 389-399 maddeleri arasında düzenlenmiştir.Geçici hukuki korumalardan biri olan ihtiyati tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş,
geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden;
dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi,
sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1).
Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.
Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.
İhtiyati tedbirler, hakkın yada hak sahibinin karşı karşıya olduğu somut ve güncel tehlikenin bertaraf edilmesini, bu tehlikenin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların veya tehlikenin önlenmesini yada durdurulmasını amaçlar. Tehlikenin bertaraf edilmesi şeklinde ifade edilebilecek kurumsal amacın ihtiyati tedbirlerin işlevsel amaçları ile somutlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin türleri, koşulları ve içeriğinin belirlenmesine de yön verecektir.
İşlevsel olarak ihtiyati tedbirlerin amacının ilk bakışta bir teminat ve koruma sağlama olduğu söylenebilir. Ancak bu, her zaman doğru değildir.
İhtiyati tedbire duyulan ihtiyaç ve onun zaman içinde gösterdiği gelişme ile farklı hukuki sorunlarda farklı uygulama alanları bulması sebebiyle müddeabihi nasıl dava sonunda icra edilebilir halde kalması için güvence altına alınmasının yanında, hukuki ilişkinin düzenlenmesi ve talebin geçici icrası da ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları haline gelmiştir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr.
Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2462, 2463).İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3).
Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır.
Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir...
Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2476, 2477). İhtiyati tedbirin teminat amaçlı, düzenleme amaçlı ve eda amaçlı olmak üzere üç ana amacı gerçekleştirmek üzere verilmesi mümkündür.
Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbir türünde geçici bir durum adli yoldan düzenlenmekte, ihtiyati tedbir hukuki ilişkiyi yeniden inşa etmektedir. Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbirlerde gelecekte yerine getirilecek bir edimin teminat altına alınmasından çok hukuki barışın muhafazası hedef alınmaktadır. Eda amaçlı ihtiyati tedbir ise, bir hakkı geçici olarak gerçekleştirmeye yöneliktir. Yani alacaklının geçici olarak tatmini söz konusudur.
Davalı e-ticaret pazar yeri ve hizmet sağlayıcısı, davacı ise davalının sağladığı platformda e-ticaret faaliyeti yürüterek müşterilere e-ticaret hizmeti veren satıcıdır.
Davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından herhangi bir gerekçeye dayandırılmadan haksız olarak askıya alındığını ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ileri sürmekte, davalı ise davacının sözleşme ve platforma kurallarına aykırı davrandığının tespit edilmesi üzerine bu tespitin gerek sözleşmeye aykırılı olması gerekse diğer satıcılar yönünden haksız rekabete sebebiyet vermesi nedeniyle yapılan işlemlerin hakkı nedene dayandığını savunmaktadır.
Somut olayda; her iki tarafça iddia ve savunmanın ispatına yönelik bir kısım evraklar sunulmuş olup bu aşamada davacı tarafından sunulan kayıtların, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispata elverişli olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2025/1261, K. 2025/1002, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama