KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/998
- Karar no
- 2025/832
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2025/385
- Ara karar tarihi
- 02/06/2025
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.184 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında davalı şirkete ait mal ve hizmet ihracından doğan KDV iadesi işlemlerinin yerine getirilmesi adına 2023 yılı/dönemi için 17.05.2023 tarihli, ... seri ve sıra numaralı Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin müvekkili tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı İnternet Vergi Dairesi Sistemine usulüne uygun olarak girilerek davalı adına 2023 yılına ait KDV iadesi işlemleri yapılarak yerine getirildiğini, davalı tarafın 2023 yılına ait mal ve hizmet ihracından doğan KDV iadelerini vergi borçlarına mahsup etmek suretiyle aldığını,
sözleşmenin 2024 yılı/dönemi davalıya ait mal ve hizmet ihracından doğan KDV iadesi işlemlerinin yerine getirilmesi adına aynı şartlarla tekrarlandığını, bu anlaşma üzerine müvekkili şirket tarafından 2024 yılı/dönemi için 31.01.2024 tarihli, ... seri ve sıra numaralı Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Sözleşmesi Gelir İdaresi Başkanlığı İnternet Vergi Dairesi Sistemine usulüne uygun olarak girilerek davalı adına 2024 yılına ait KDV iadesi işlemleri yapılarak yerine getirildiğini, davalının 2024 yılına ait mal ve hizmet ihracından doğan KDV iadelerini vergi ve SGK borçlarına mahsup etmek suretiyle aldığını,
davalıya verilen yeminli mali müşavirlik hizmeti için 15.11.2024 tarihli, ... numaralı, 286.428,23 TL bedelli faturadan kaynaklı bakiye 196.428,23 TL ve 03.03.2025 tarihli, ... numaralı, 40.544,51 TL bedelli faturadan kaynaklı 40.544,51 TL olmak üzere toplam 236.972,74 TL cari hesap alacağının ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyasında takip konusu yapıldığını, davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine, borca ve borcun ferilerine itiraz edildiğini, TBK'nın 89. maddesi uyarınca durumda, mersis ve ticaret sicil kayıtları ile Şişli/İstanbul'da faaliyet gösterdiği sabit olan müvekkilinin kendi yerleşim yerinde icra takibi veya dava ikame edilebileceğinden yetki itirazının yersiz olduğunu, yargılama aşamasında borçlunun mal kaçırma şüphesinin bulunduğu göz önüne alınarak hem bahsi geçen hususların önüne geçmek hem de müvekkil şirket mağduriyetinin artarak devam etmesinin önüne geçmek bakımından davalı borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına,
banka hesaplarına ve 3. şahıslarda bulunan hak ve alacaklarına geçici olarak el konulmasını bu kapsamda öncelikle teminatsız, bu talebin kabul görmemesi halinde ise uygun görülecek bir teminat karşılığı hukuki tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile, dava konusu yapılan ve varlığı iddia olunan alacağı teminat altına alma amaçlı olup alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti konusunda mevcut delil durumuna göre tam bir kanaat edinilmemiş olmakla ve bu talep yargılamayı gerektirmekle bu aşamada yaklaşık ispat koşulları sağlanamamış olduğu gerekçesiyle Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde. Mahkeme tarafından Gelir İdaresi Başkanlığına yazılan müzekkere ile davalı şirketin 2023-2024 dönemlerine ilişkin KDV iadesi işlemlerinin hangi firma tarafından yapıldığına ilişkin yazı yazıldığını, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen cevapta davalıya ait anılan dönemlerdeki tüm KDV iade işlemlerinin müvekkili tarafından yapıldığının Mahkemeye bildirdiğini, taraflar arasındaki 2023 yılı/dönemine ait sözleşme,
2023 ve 2024 yılı/dönemine ait sözleşmelerin GİB İnternet Vergi Dairesine işlendiğine dair ekran görüntüsü ile bu sözleşmelere istinaden davalıya verilen hizmet sonucu davalının KDV iadesi işlemlerinin tamamlandığını ve davalının KDV iadelerini kamuya olan borçlarına mahsup ederek iade aldığını gösterir GİB İnternet Vergi Dairesi sistemi ekran görüntüleri ile davalı taraf imza sirkülerinin dava dilekçesi ekinde Mahkemeye sunulduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında gerçekleşen e-posta yazışmalarını da işbu dilekçe ekinde sunduklarını, vergi dairesi kayıtları,
icra takibine dayanak yapılan faturalar ile bu faturaların numaralarını içeren banka ödeme dekontları bir arada değerlendirildiğinde esasen taraflar arasında hizmet ilişkisi olduğunu, bu hizmet ilişkisine davalının bir itirazının olmadığını, bu hizmet ilişkisine istinaden müvekkili tarafından davalıya yeminli mali müşavirlik hizmeti verildiğini, verilen bu hizmet nedeniyle düzenlenen faturalar karşılığı davalı tarafından müvekkiline bir kısım ödemeler yapıldığını, bakiye borcun ödenmesi noktasında davalının kötü niyetle hareket ettiğini ve olayda yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini belirterek,
02.06.2025 tarihli ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, yeminli mali müşavirlik hizmet sözleşmesi kaynaklı fatura bakiye alacağının tahsili için davacının başlattığı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali davası olup, istinaf incelemesine konu talep ise ihtiyati haciz istemine ilişkindir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihtiyati haczin yasal koşulları açısından alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususlarının kesin ispatından ziyade yaklaşık ispat kuralının gözetilmesi gerektiğinden;
yaklaşık ispat ölçütünde mahkemede oluşması gereken kanaatin, alacağın varlığı ve muacceliyetini basit bir ihtimalden ziyade kuvvetle muhtemel göstermesi ve kanaat olması gerekir.2004 sayılı Kanunun 258 nci maddesinin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir.
Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
Ancak alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.
Somut olayda, davacı vekili tarafından cari hesap ekstresi, yeminli mali müşavirlik tasdik sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları, Gelir İdaresi Başkanlığı İnternet Vergi Dairesi ekran görüntüleri, takip konusu 15.11.2024 tarihli 286.428,23 TL bedelli e-arşiv fatura ile 03.03.2025 tarihli 40.544,51 TL bedelli e-fatura, ödeme dekontları ve elektronik posta yazışmaları sunulmuştur.
Davaya esas takipte borcun sebebi 15.11.2024 tarihli 286.428,23 TL bedelli e-arşiv fatura ile 03.03.2025 tarihli 40.544,51 TL bedelli e-fatura ve taraflar arasındaki cari hesaba istinaden bakiye alacak olarak belirtilmiştir.
17.05.2023 tarihli sureti sunulan iki sayfadan ibaret yeminli mali müşavirlik tasdik sözleşmesinin yalnızca ilk sayfasında davalıya atfen ikinci sayfasında ise davacı atfen imza bulunmakta olup, sözleşmenin ücreti düzenleyen ikinci bölümünün boş bırakıldığı ve bir miktar yazılmadığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasında bu aşaması itibariyle faturalara konu hizmetlerin tam ve eksiksiz olarak ifa edilip/edilmediği, sözleşmenin geçerli olduğunun anlaşılması halinde davacının varsa alacaklı olduğu miktar yargılama aşamasında taraflarca sunulacak kayıtların incelenmesi, sözleşme hükümlerinin ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde tespit edilecek mahiyette olup tek başına fatura düzenlenmesi alacağın yaklaşık ispatına yeterli değildir.
Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı İnternet Vergi Dairesi ekran görüntüleri ile elektronik posta kayıtlarının da alacağın varlığına ve miktarına yönelik yaklaşık ispat için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, İİK'nın 258/1. maddesinde düzenlenen kanaat getirecek deliller kapsamında değerlendirilemeyeceğinden yaklaşık ispat koşulu ve İİK'nın 257. madde ön görülen koşullar oluşmadığından ihtiyati haczin talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmakla istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜ M
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2025/998, K. 2025/832, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama