İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2026/358 K.2026/362

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

Esas2026/358Karar2026/362Tarih11 Mart 2026Okuma11 dk · 2.179 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
11 Mart 2026
Dosya no
2026/358
Karar no
2026/362
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas
2026/87
Dava tarihi
01/02/2026
Ara karar tarihi
03/02/2026
Dava
Kooperatif Üyeliğinin Tespiti
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.179 kelime·11 dk okuma·2 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile arsa sahibi ... arasında imzalanan 15/04/2004 tarihli sözleşmede; "......) numaralı daireyi ...'a pimapen çerçeveli, ısıcamlı, dış kapı çelik, iç kapılar, banyo ve tuvaletler tabandan tavana fayans, taban mermer, bir salon ve üç oda tabanları parkeli olarak teslim ettim. Paranın tamamını elden aldım.

Tapu verilecektir." hükümlerine yer verildiğini, müvekkilinin söz konusu daireyi 30.000,00 TL'ye satın aldığını, 15.000,00 TL'yi ... Bankası ...

Şubesinden kredi çekerek elden peşin ödediğini, geri kalan 15.000,00 TL'yi de aracını satıp ödediğini, daha sonra sonra yine müvekkili ile birlikte imzaladığı sözleşmede ...'in; "... nolu daireyi ...'a satmış olduğumu, ilgili daire satış bedelinin tamamını elden teslim aldığımı, herhangi bir alacağımın kalmadığını ve daire/hisse satış devrine muvafakat ettiğimi bildiririm" dediğini, ...'in vefat ettiğini, mirasçısı ...'in müvekkilinden tapu ve vergi masraflarının karşılığı olarak 3.500,00 TL istediğini,

müvekkili bu parayı ödeyince taraflar arasında 20/06/2013 tarihli sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmede ...'in anılan dairenin tapusunu 12-18 Ağustos 2013 tarihinde vereceğini beyan ve taahhüt ettiğini, ...'in daha sonra yine tapu ve vergi masrafı olarak 1.300,00 TL istediğini, müvekkilinin bu parayı da ödediğini ve taraflar arasında 01/07/2013 tarihli sözleşme imzalandığını, anılan sözleşmede ...'in anılan dairenin tapusunu 25 Temmuz 2013 tarihinde vereceğini beyan ve taahhüt ettiğini, müvekkili daha önce tapunun tüm parasını ödediği halde kendisinden istenen bu paraları da tapusunu alabilmek için ödediğini,

buna rağmen o tarihte müvekkili sözleşmeyi evde nereye sakladığını hatırlayamadığı için ...'in bunu bahane ederek müvekkilinin tapusu vermediğini, müvekkilinin daha sonra bu kişiyi defalarca aramasına rağmen ulaşamadığını, müvekkilinin arsa sahibi ... ile imzaladığı sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğinden anılan dairenin Haziran 2004 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini ve müvekkilinin o tarihten beri anılan daireye taşınıp fiili olarak kullandığını, 2004 tarihinde beri kesintisiz bir şekilde anılan dairenin elektrik doğal gaz,

su aboneliklerini yaptırdığını ve tüm borçlarını sorunsuz bir şekilde ödediğini, müvekkili ... nolu dairenin maliki olarak göründüğünden sitenin tüm Olağan Genel Kurulu Toplantılarına çağrıldığını ve karar defterinde müvekkilimin malik olarak imzası olduğunu ancak ilk kez 2024 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısına ilişkin listede müvekkilinin sahibi olduğu dairenin karşısında kendi ismi yerine ... ismini gördüğünü, ... isimli şahsın ...'in aile dostu olduğunu ve işleri ile ilgilendiğini öğrenen müvekkili bu kişiyle görüştüğünde ...'in müvekkilinden 35.000,00 TL istediğini,

müvekkilinin "daha önce satın aldığım daireyi bana tekrar mı satacaksınız" diyerek anlaşma sağlanmayınca oradan ayrıldığını, müvekkili sözleşme uyarınca ödemesi gereken tüm meblağı ödemek suretiyle üzerine düşen yükümlülükleri eksiz bir şekilde yerine getirdiğinden, söz konusu taşınmazı fiili olarak kullandığından,

kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiğinden ayrıca tüm olağan genel kurul toplantılarına çağrılıp karar defterinde imzası bulunduğundan fiilen üyeliğe kabul edildiğini, söz konusu dairenin maliki olduğundan, anılan daire yönünden kooperatif üyeliğinin müvekkiline ait olduğunun tespit edilmesi gerektiğini beyanla dava konusu... nolu dairenin davalı tarafından 3. Kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına ya da davalıdır şerhi işlenmesini,müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece; "...Somut olayda;

ihtiyati tedbir talebi taşınmazın dava konusu olmaması, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşulları oluşmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine..." karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan açıklamalarını tekrar ederek, dava konusu daire yönünden kooperatifin tüm genel kurullarına malik sıfatıyla müvekkili katıldığından ve davalı kooperatif tarafından buna herhangi bir şekilde itiraz edilmediğinden,

müvekkilinin dava konusu dairenin fiili kullanıcısı olduğunun davalı kooperatifçe kabul edildiğini, bu nedenle tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Mahkeme kararı gerekçesinde taşınmazın dava konusu olmadığı belirtilmiş ise de bu aşamada dava konusu taşınmaza yönelik olarak kat irtifakı kurulmadığından taşınmazın tescilinin dava konusu yapılmasının önünde hukuki ve fiili engel olduğundan bu aşamada dava konusu edilmediğini ancak taşınmazın başkalarına devri sonucunda müvekkilinin hak kaybına uğrayacağını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Dava, ... nolu daire yönünden kooperatif ortaklığının davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir, HMK'da "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında 389-399 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Geçici hukuki korumalardan biri olan ihtiyati tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'',

HMK'nın 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi,

sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1).

Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.

Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.İhtiyati tedbirler, hakkın yada hak sahibinin karşı karşıya olduğu somut ve güncel tehlikenin bertaraf edilmesini, bu tehlikenin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların veya tehlikenin önlenmesini yada durdurulmasını amaçlar.

Tehlikenin bertaraf edilmesi şeklinde ifade edilebilecek kurumsal amacın ihtiyati tedbirlerin işlevsel amaçları ile somutlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin türleri, koşulları ve içeriğinin belirlenmesine de yön verecektir. İşlevsel olarak ihtiyati tedbirlerin amacının ilk bakışta bir teminat ve koruma sağlama olduğu söylenebilir. Ancak bu, her zaman doğru değildir.

İhtiyati tedbire duyulan ihtiyaç ve onun zaman içinde gösterdiği gelişme ile farklı hukuki sorunlarda farklı uygulama alanları bulması sebebiyle müddeabihi nasıl dava sonunda icra edilebilir halde kalması için güvence altına alınmasının yanında, hukuki ilişkinin düzenlenmesi ve talebin geçici icrası da ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları haline gelmiştir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr.

Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2462, 2463).İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3).

Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır.

Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir...

Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2476, 2477). İhtiyati tedbirin teminat amaçlı, düzenleme amaçlı ve eda amaçlı olmak üzere üç ana amacı gerçekleştirmek üzere verilmesi mümkündür.

Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbir türünde geçici bir durum adli yoldan düzenlenmekte, ihtiyati tedbir hukuki ilişkiyi yeniden inşa etmektedir. Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbirlerde gelecekte yerine getirilecek bir edimin teminat altına alınmasından çok hukuki barışın muhafazası hedef alınmaktadır. Eda amaçlı ihtiyati tedbir ise, bir hakkı geçici olarak gerçekleştirmeye yöneliktir. Yani alacaklının geçici olarak tatmini söz konusudur.

Teminat amaçlı tedbirler, ihtiyati tedbirlerin temel şeklidir. Burada para alacağı dışındaki ihtilaf konusu hakkın müstakbel icrası teminat altına alınmaya çalışılmaktadır. Şayet hakkın gerçekleşmesinin engellenmesi veya esaslı şekilde ağırlaşması tehlikesi bulunuyorsa bu durumda teminat amaçlı tedbirler söz konusu olacaktır. Böylece ihtilaf konusu hak korunarak yargılama sonunda icrası mümkün kılınacaktır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391. maddesi, teminat amaçlı ihtiyati tedbir olarak karar verilebilecek tüm ihtimalleri kapsayıcı bir hüküm sevk etmiştir. Buna göre, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebilir... Malın hukuken muhafaza altına alınması daha çok taşınmazlarda karşımıza çıkar.

Taşınmazın tapu sicilinde malik gözüken kişiye karşı satış vaadi sözleşmesinde olduğu gibi bir şahsi talep hakkı ileri sürülüyorsa çekişmeli haklar şerhi (TMK m. 1010), muvazaada olduğu gibi ayni talep hakkı ileri sürülüyorsa geçici tescil şerhinin (TMK m. 1011) tapu siciline kaydedilmesi talep edilebilir. Her iki şerhin de hukuki niteliği teminat amaçlı ihtiyati tedbirdir.

Şerhler, taşınmazın devredilmesine engel olmadığı, yalnız ayni etki ortaya çıkardığı için (TMK m. 1011), uygulamada tapu sicilinde işlem yapılmasını yasaklayan ferağdan men (tasarruf yasağı) şeklindeki teminat amaçlı ihtiyati tedbirler yaygınlık kazanmıştır... (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2503, 2504, 2505).

Tedbirin hem amacını gerçekleştirmesi hem de karşı taraf ve üçüncü kişiler bakımından gereksiz zararların ortaya çıkmaması için, mahkemenin tedbirin türü ve sınırlarını tam ve doğru şekilde belirlemesi önemlidir.

İhtiyati tedbir, henüz uyuşmazlık tam belirginleşmeden aleyhine tedbir kararın verilen kişinin şahıs veya mal varlığı değerlerine müdahale etme ve sınırlandırma sonucunu doğurduğundan, karar verilecek tedbirin çok iyi belirlenmesi gerekmektedir.Özel bir kanun hükmüne dayanarak ihtiyati tedbir talep edilmişse mahkeme, ancak bu kanun hükümlerine ve oradaki şartlara uygun olarak ihtiyati tedbir kararı vermelidir.

Davada, talepten başka bir şeye (aliud) karar verme yetkisi bulunmayan hakimin (m. 26) önünde geniş bir ihtiyati tedbir kataloğu vardır.

Bunun için hakime her türlü tedbire karar verme yetkisi tanınmıştır.Hakim bu geniş takdir yetkisini kullanırken bir yandan talep edenin maruz kaldığı tehlikenin yoğunluğu ve zararın büyüklüğü ile bu tehlike ve zararın hangi içerikte bir tedbir ile bertaraf edilebileceğini, diğer yandan tedbir kararının icrasının karşı tarafa verebileceği olası zararları tartmalıdır.

Başka bir deyişle mümkün olduğunca tedbir talebinde bulunanın hakkını koruyan, ancak karşı tarafın da hukuk alanında en az sınırlamayla yetinilebilecek bir yol izlenmeli, ölçülülük ilkesi ile menfaat dengesinin korunması gözetilmelidir.

Bir yandan muhtemel bir hakkın korumasız kalmasının ve verilecek muhtemel hükmün etkisiz kılınmasının sakıncası göz önünde tutulmalı, diğer yandan da tedbirin haksız da olmasının mümkün olduğu düşünülerek, ihtiyacı karşılayacak minimum müdahale tercih edilmelidir... Hakim, menfaat dengesini kurarken iki temel prensibi göz önünde bulundurmalıdır: Talep eden, asıl dava sonunda elde edebileceğinden daha fazlasına kavuşmamalıdır.

İhtiyati tedbirin sağlayabileceği hukuki korumanın sınırını, tedbirin bağlanacağı davadaki nihai hukuki koruma çizer. İkinci olarak, en az müdahale prensibine göre, tedbir talep edenin uğradığı zararı bertaraf edebilecek birden çok tedbir seçeneğinden aleyhine tedbir kararı verilene en az zarar verecek ihtiyati tedbir tercih edilmelidir.

Hakim, asıl davada elde edilebilecek hukuki koruma sınır olmak üzere, "en az müdahale" prensibini dikkate alarak tehlikenin boyutuna göre "gerekli" tedbiri tespit etmeli, farklı ihtiyatî tedbir türlerinden davanın esastan reddi hâlinde eski hâle getirilebilecek olanı tercih etmelidir.

(Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2501, 2502)Mahkemenin red gerekçelerinden biri her ne kadar taşınmazın dava konusu olmaması ise de, davacı tarafın dava dilekçesinin tamamında taşınmaza malik olması sebebiyle kooperatife ortak olduğunu ileri sürdüğü gibi dava dilekçesinin 2.sayfasında "...müvekkilim tüm Olağan Genel Kurul toplantılarına çağrılıp karar defterinde imzası bulunduğundan müvekkilimin fiilen üyeliğe kabul edildiği anlaşıldığından,

söz konusu dairenin malikinin müvekkilim olduğu açık olduğundan, anılan daire yönünden kooperatif üyeliğinin müvekkilime ait olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir..." beyanı ile açıkça bu husus dile getirilmiştir. Yani davacının talebi dava konusu ettiği taşınmaz yönünden kooperatif ortağı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Tapu iptal ve tescil talep edilememesinin nedeni ise istinaf dilekçesinde kat irtifakı kurulmaması olarak beyan edilmiştir.

Davacı tarafından taşınmaza ilişkin sadece adres bilgileri verilmiş, tapuda kayıtlı olduğu ada parsel numarası bildirilmemiştir. Mahkemece Büyükçekmece Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkereye Yakutlu Marmara Mahallesinin Beylükdüzü Tapu Müdürlüğü yetki sınırları içerisinde olduğu yönünde yanıt verilmiştir.

Beylükdüzü Tapu Müdürlüğü ise "kayıtlarımız ada/parsel sistemine göre tutulduğundan, adrese dayalı yer tespiti yapılamamakla birlikte, takbis kayıtlarında bahse konu taşınmaz kaydına rastlanılamadığı" yönünde bilgi vermiştir.

Bu durumda mahkemece taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu bilgilerin taraflardan sorulmak suretiyle tespit edilmesi ve taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının getirtilmesi, taşınmazın arsa vasfında mı bina vasfında mı kayıtlı olduğu, bağımsız bölüm bilgilerinin olup olmadığı, kat irtifakı kurulup kurulmadığının ve davalı kooperatif adına kayıtlı olup olmadığının tespit edilmesi,

menfaat dengesi de gözetilmek suretiyle tedbir istemi hakkında bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/87 E. (derdest) 03/02/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,

4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,

SONUÇ / HÜKÜM

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/03/2026

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2026/358, K. 2026/362, 11 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Hükü M
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/358
Karar No
2026/362
Tarih
11 Mart 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2026/359 K.2026/458
  • Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/359 K.2026/170
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2026/359 K.2026/374
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2026/360 K.2026/560
  • Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/360 K.2026/171
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2026/360 K.2026/282

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.