KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/1041
- Karar no
- 2024/1238
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 01/02/2021
- Numarası
- 2017/752 Esas, 2021/108 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.392 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, tarafların davacının Düzce ilinde bulunan fabrikasında kullanılmak üzere turnike geçiş sistemlerinin kurulumu konusunda anlaştıklarını, davalı şirketin 18/11/2016 tarihli fatura düzenleyerek müvekkili şirkete tebliğ ettiğini ve müvekkili şirketin davalı tarafın bildirmiş olduğu hesap numarasına ödemeyi yaptığını,
ancak davalı şirketçe kurulumu gerçekleştirilen turnike geçiş sisteminin sürekli arıza vermesi üzerine davalı firma yetkilisi ile yapılan yazışmalar sonucunda sorunun yazılımdan kaynaklandığını ve yazılım için ek ücret talep edilerek sorunun çözülebileceğini beyan edilmesi üzerine tarafların ek yazılım konusunda da anlaştıklarını ve 02/01/2017 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşme gereği sistemi ve yazılımı eksiksiz olarak kurduğunu iddia eden davalı tarafın kurduğu sistemin sürekli arıza verdiğini ve davalı tarafça arızanın sistem ana kartından kaynaklandığının iddia edildiğini,
davalı tarafın müvekkili şirkete gönderdiği ana kartın müvekkili şirket yetkilileri tarafından monte edildiğini ancak yine müvekkili şirketin sistemden vadedilen hizmeti alamadıklarını, davalı tarafın sürekli güncelleme gönderme bahanesi ile müvekkili şirketi oyaladığını ve sorunu çözemediğini, bunun üzerine davalı şirkete turnike geçiş sisteminde var olan eksikliklerin giderilmesi aksi takdirde sistemin iade alınarak yapılan ödemenin ticari faizi ile birlikte müvekkiline iadesi hususunda 29/05/2017 tarihli ihtarnamenin çekildiğini, ancak davalı tarafın ihtarnameye hiçbir cevap vermediğini,
eksiklikleri gidermediğini ve ödemenin iadesini gerçekleştirmediğini ileri sürerek davalı tarafın ayıplı malı iade alarak müvekkili şirketçe yapılmış olan 9.211,41 TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, öncelikle davanın hukuka aykırı bir şekilde müvekkili şirkete karşı açıldığını, davacı iddialarına konu edilen ayıplı malın üreticisinin müvekkili olmadığını, iddia edilen ayıp iddiasının yalnızca üretici firmaya karşı ileri sürülebileceğini, kaldı ki malda herhangi bir ayıp bulunmaktaysa bunun,
teslim tarihinden itibaren en fazla sekiz gün içinde bildirilmesi gerektiği halde davacı şirketin bu sürede hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacı şirketin müvekkilinden talep ettiği turnike sistemine ilişkin teklifin, bir adet dış ortam kollu turnike , iki adet kart okuyucu, bir adet kontrol paneli , 350 adet kullanıcı kartı, bir adet termal yazıcı, bir adet renkli kartuş, bir adet internet erişim noktası ile montaj ve devreye alma bedellerini içerdiğini,
ancak teklif edilen ürünlerden sadece turnike sistemi ile ilgili olan parçaların bedelinin 3.035,74 TL + KDV olduğunu ve bunun dışında kalan diğer ürünlerin turnike sisteminin çalışması için gerekli olmayan, firmanın kendi ihtiyaçları doğrultusunda talep ettiği ürünler olduğunu, davacı şirketin bu teklifi onaylayarak satın alma işlemini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin de tüm ürünleri 18/11/2016 tarihinde çalışır ve test edilmiş şekilde teslim ettiğini, davacının bu teslimi hem faturada hem de 02/01/2017 tarihli belgede kabul ettiğini,
oysa dava dilekçesinde turnike sisteminin 02/01/2017 tarihinde kurulduğu beyan edilerek mahkemeyi yanıltma yoluna gidildiğini, davacının müvekkili şirkete 18/11/2016 tarihinde teslim edilen ve eksiksiz çalışır halde devredilen turnike sistemi için kötü niyetle "çalışmıyor" gerekçesiyle dava açtığını, ayrıca davacının müvekkil şirketten 02/01/2017 tarihinde yeni bir yazılım talep ettiğini ve bu taleple yapılan sözleşmenin turnike sistemi ile ilgisi olmadığını, davacının olguları birbirine karıştırarak davanın gerçekliğini saptırdığını, davalı vekili, dosyada yer alan ihtarname ve WhatsApp yazışmalarının dava konusuyla ilgisi olmadığını,
müvekkili şirketin ihtarnameye 05/06/2017 tarihinde e-posta ile yanıt verdiğini, davacının ise haksız bir şekilde ve müvekkilinin tüm iyi niyetli çabalarını kötüye kullandığını savunarak davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin sistemi teslim tarihinden itibaren kullanması nedeniyle doğan kira bedeli ve yıpranma bedelinin ticari faiziyle hesaplanarak mahsubuna, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile davacı turnike sistemi satın alındıktan sonra 02/01/2017 tarihli sözleşmeyi imzaladıkları,
sözleşmenin sadece turnike geçiş sistemi kurulumuna ilişkin olmadığı ayrıca davacı işçilerinin işe giriş çıkış saatlerinde basacakları kart ile birlikte bir takım raporlamaların da istendiği ve sözleşme ile bu raporlamalarında davalı tarafından kurulan sistemce gerçekleştirileceği , dosyaya sunulan sözleşmenin ikinci sayfasında bu raporların kalem kalem "istenilen raporlar" olarak sözleşmeye geçirildiği, davalı tarafından sistem kurulduğu, akabinde davacıya fatura kesildiği ve davacının da fatura bedeli olan 9.211,41-TL'yi davalıya ödediği, ancak sonrasında davacı yanın sözleşmede bildirilen özellikleri davaya konu hizmetten alamadığı,
bu safahatten sonra davaya konu sistemin hata verdiği gerekli hizmeti sunmadığı davacı şirket yetkilisi tarafından davalı şirket yetkilisine bildirildiği, dosyaya sunulu olan mail yazışmalarında da açıkça görüldüğü üzre davalı yan önce davacı yanın istediği özelliklerin ek yazılım gerektirdiğini bunun da ek ücrete tabi olduğunu bildirdiği, sonrasında ise kurulan sistemin ana kartında hata olduğu davalı tarafından kabul edildiği ve ana kart değiştirildiği, anakart değişiminden sonra ise sistemdeki sorunların çözülmediği, sistemin giriş çıkış kaydını düzgün tutmadığı, kayıtları sildiği,
rapor almakta sıkıntı yaşandığı ,davacının bu hususları davalıya bildirdiğinde ise davalı yetkilisinin davaya konu sözleşmenin ikinci sayfasında yer alan ve kurulması gereken bir kısım özelliklerin dahi ek yazılım olduğu ve ek ücrete tabi olduğu şeklinde savunmada bulunduğu oysa sözleşme incelendiğinde sözleşmede kararlaştırılan raporlamaların davalının kurduğu sistemce yapılmadığı ve ek ücret talep edildiği davacının sistemin kurulumundan 5,5 ay sonra sistemin ana kartının değiştiği, davcının üründen verim alamadığı ürünün ayıplı olduğu,
ayıbın ihbarının da süresinde yazışmalarla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ayıplı olan sistemin davalıya iadesi ve davacının da ödemiş olduğu bedeli dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında, davalının sistemi davacıya 18.11.2016'da çalışır vaziyette teslim ettiğini, faturayı imzaladığını, her iki tarafın tacir olduğunu, TTK 18/3'e göre ihbar şeklinin belli olduğunu, davacı tarafça usulüne uygun ve süresinde ihbar yapıldığına dair delil sunulmadığını, mahkemece yazılım mühendisi bilirkişi atanmasının istendiğini ancak talimat mahkemesinin bilişim uzmanı atadığını, bilirkişi raporunun teknik bilgiden yoksun olduğunu, bilirkişilerin turnike sistemini denemediğini, hukuki tespitler yaptığını, arıza ve ayıbı nasıl tespit ettiğinin belli olmadığını,
yazılım mühendisinin heyette olması gerektiğine dair itirazlarına rağmen yetersiz bilirkişi heyetinden ek rapor alındığını, 2.01.2017 tarihli sözleşmenin davacının talebiyle ayrı bir sipariş olarak verilen yazılım sözleşmesi olduğunu, turnikeleri bu sözleşmeden iki ay önce teslim edildiğini, davacı tarafça bilinçli olarak sanki turnike ile böyle bir yazılım da varmış gibi kanaat uyandırılmaya çalıştığını, davacının yazılımı almasına rağmen ödeme yapmadığını, turnike fatura tutarının 3035 TL olduğunu, renkli yazıcı vs.nin davacı tarafından kullanıldığını, satılan malların tamamının iadesine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
email ile ayıp ihbarına dair dosyada delil olmadığını, whatsapp yazışmalarının delil olarak kullanılmayacağını, ek rapor için 700 TL ödediklerini, bunu da davacının ödemesi gerektiğini, masrafların yanlış hesaplandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Taraflar arasında turnike geçiş sisteminin kurulması konusunda akdi ilişki bulunduğu çekişmesizdir.
Davacı iş sahibi davalı tarafından fabrikasına kurulan turnike geçiş sisteminin ayıplı olduğunu iddia ederek ayıplı malın iadesi ile ödenen bedelin tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı yüklenici ise, işin eksiksiz yapıldığını, çalışır vaziyette teslim edildiğini, ayıplı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davacının üründen verim alamadığı, ürünün ayıplı olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı belirtilerek turnike geçiş sisteminin iadesi şartıyla davacının ödediği bedelin tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sistemdeki kayıtların silindiği, log tutmama gibi sorunlar nedeniyle sistemin kullanılamadığı,
bu ayıbın giderilmesi için ana kart değişimi yapıldığı halde sorunun giderilemediği belirtilmiş olmasına göre, sözleşmeye konu sistemin davacının beklediği amacı karşılamadığı ve sistemin bir bütün olduğu ve birlikte çalışması gerektiği tespit edilmiştir.
Bu teknik inceleme sonucunda, mahkemece sistemin kullanılamayacak derecede ayıplı olduğu kabul edilerek, sistemin iadesi şartıyla ödenen bedelin tahsiline karar verilmesi doğru olmuş, davalının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1041, K. 2024/1238, 15 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama