KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/1173
- Karar no
- 2025/184
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/06/2021
- Numarası
- 2020/489 Esas, 2021/566 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.089 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davacının, davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile 13.04.2018 tarihinde asansör ve yürüyen merdiven montajına ilişkin iki ayrı sözleşme imzaladıklarını, asansörlerin teslim edilmesine rağmen sözleşmede belirlenen montaj bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine Beşiktaş ...
Noterliğinin 16.03.2020 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile ödeme talebinde bulunulduğunu, davalının ihtarnameyi 18.03.2020 tarihinde aldığını ancak borcunu ödemeyerek 22.03.2020 tarihinde temerrüde düştüğünü, bu nedenle İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz etmesiyle birlikte takibin durduğunu ve haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu ürünlerin bedellerinin çek ve nakit olarak davacı tarafa ödendiğini, ödemeye ilişkin çek ve makbuz örneklerini de dosyaya delil olarak sunduklarını savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 13.04.2018 tarihinde imzalanan asansör ve yürüyen merdiven montaj sözleşmelerinde yetkili mahkeme olarak İstanbul mahkemelerinin belirlendiği gerekçesiyle davalının yetkisizlik itirazı HMK m.17 uyarınca reddedildiğini, sözleşmelerin TBK m.470 kapsamında eser sözleşmesi niteliğinde olduğu tespit edildiği,
her iki sözleşmede de montaj bedelinin üç ay vadeli çekle ödeneceği düzenlendiğinden, alacağın muacceliyet tarihi 18.06.2020 olarak kabul edildiği, bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının 27,17 TL bakiye alacak ile tahsil edilmemiş 75.000,00 TL bedelli çek nedeniyle toplam 75.027,17 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, davalının ticari defterleri dikkate alındığında borçlu olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen icra takibine tamamen itiraz etmesi iyiniyetli kabul edilmeyerek davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedildiğini,
davacının icra takibinde fazla alacak talep etmesinin kötüniyetli olduğuna dair yeterli delil bulunmadığından, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, istinaf dilekçesinde, davanın tamamen kabul edilmesi gerektiğini, 75.000 TL bedelli çekin ödenmediği kabul edildiğinde, rapora göre alacaklarının 90.148,21 TL olarak belirlendiğini, ancak mahkemenin yalnızca çek bedeli kadar alacaklarına hükmetmesinin hatalı olduğunu belirterek,
mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili, istinaf dilekçesinde, davalının ticari defterlerinde borç bulunmadığını, 75.000 TL bedelli çekin davacıya verilmesi nedeniyle defterlere ödeme olarak geçtiğini, davacı tarafından sunulan mail yazışmalarında davalı şirket yetkilisi tarafından gönderilen bir yazının olmadığını, çekin müşteri çeki olup lehtar olduklarını, çeki takastan çekilmesini söylemediklerini, çeki keşidecisi ile davacı arasında mail yazışmalarının sanki davalıymış gibi değerlendirildiğini, sorumlu olmadıklarını, davacının çeki süresinde ibraz etmeyerek mağduriyetlerine sebebiyet verdiğini,
davacının iddia ve savunmalarını genişlettiğini, maillerin dilekçeler aşamasında sunulmadığını, çekin hukuki mahiyeti itibarıyla ödeme aracı olduğunu ve icra inkar tazminatı verilmemesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı vekili taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında bakiye alacak talebiyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı vekili ise sözleşme bedelinin nakit ve çekler ile ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalı tarafından verilen çekin ibraz süresinin geçtiği ve davacı tarafça ileri tarihli çek verileceği söylendiğinden çekin süresinde ibraz edilmediği gerekçesiyle yapılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş bedelinin ödenip ödenmediği, çekle yapıldığı ödemenin geçerli olup olmadığına ilişkindir. Çek kıymetli evrak olup, sebepten mücerret bir ödeme aracıdır.
Çek kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi amacıyla verilir. Çek verildiğinde ödendiği kabul edilmelidir.
Ancak alacaklı çeki ibraz tarihinde usulünce bankaya ibraz edip banka tarafından karşılığının bulunmadığı şeklinde arkasını yazdırmak suretiyle çekin ödenmediği tespit ettirir ise bu durumda çek bedelinin tahsil edemediğini ispatlamış olur.Bu açıklamalar sonrasında somut olayda, dosya kapsamına göre davalı tarafça bir kısım ödemelerin müşteri çeki ile ödendiği savunulmuştur.
Mahkemece de kabul edildiği üzere davalı tarafça istinaf dilekçesi ile inkar edilen mail yazışmaları belge niteliğinde olup, davalı tarafından da bu belgenin aksinin aynı nitelikte deliller ile ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle taraflar arasındaki yazışmalardan da anlaşılacağı üzere mailler ile aslında tarafların ödeme süresini uzatma amacında oldukları, davalı talebi üzerine çekin geri çekildiği ve ancak davalı tarafça yeni çek verilmediği belirlenerek çekin davacı tarafça tahsil edilemediği yani çekle yapılmış bir ödemenin bulunmadığı kabul edilmelidir.Mahkemece tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu alınan mali müşavir bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda cari hesap alacağı usulünce belirlenmiştir.
Buna göre davacının istinaf itirazlarının kabulü ile, taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulü gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazının incelenmesinde ise, dava konusu alacağın bilirkişi raporu alınmak suretiyle yargılama ile belirlendiğinden,
alacak likid olmadığı anlaşılmakla mahkemece icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olması da hatalı olmuştur.Bu incelemeler neticesinde, ilk derece mahkemesince davanın taleple bağlı kalınarak tam kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin icra inkar tazminatına ilişkin istinaf itirazı dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulüne,
itirazın iptaline dair yeniden hüküm tesis etmek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1173, K. 2025/184, 27 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama