KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2022/1438
- Karar no
- 2025/484
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/06/2021
- Numarası
- 2019/600 Esas, 2021/535 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
999 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davalı hakkında, icra takibi ile cari hesapta yer alan son döneme ait ödenmemiş 08.02.2019 tarih ... Sıra Nolu 41.913,99TL.'lik fatura ve 05.03.2019 tarih ...
Sıra Nolu 7.336,08TL.'lik faturalarla ilgili olarak toplam 49.250,07TL.lik bakiye cari hesap/ fatura alacağının talep edildiğini, davalı tarafın başlatılan takibe itiraz ederek takibi durduğunu, davalının itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, söz konusu faturalar ödeme emri ekinde gönderilen cari hesap alacağından da anlaşılacağı üzere son döneme ait ödenmemiş mal faturasından kaynaklanan cari hesap bakiyesi, müvekkilinin davalıya faturaya konu 986 Kg ... baskılı ve yine 480 Kg Bubble Gum baskılı kuşe termolak kağıdı teslim etmiş ancak davalının fatura bedelini ve fiyat farkına ilişkin diğer fatura bedelini ödemediğini,
davacı müvekkili şirketin davalı şirkete ödemelerin yapılması hususunda birçok kez talepte bulunmuş olmasına rağmen, davalı şirketin sürekli müvekkili şirketi oyalamış ve ödeme yapmadığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkili şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...
E. sayılı dosyası üzerinden iki faturaya dayalı olarak toplam 49.250,07 TL tutarında ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin bu takibe süresi içinde haklı ve hukuka uygun şekilde itiraz ettiğini, davacı tarafın ise bu itirazı haksız ve kötü niyetli olarak nitelendirmesinin kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin daha önce de davacı şirketten benzer ambalajları satın aldığını ve bu ambalajların talep edilen kalite ve standartta olması nedeniyle ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ancak bu kez gönderilen malların ayıplı çıkması nedeniyle borca itiraz edildiğini,
ayıbın derhal davacıya bildirildiğini ve tüm bu sebeplerle davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak nedeniyle davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere usulüne uygun tutulan ticari defterler ışığında davacının 41.913,99 TL asıl alacaklı olduğu tespit edilerek, davanın bu miktar yönünden kısmen kabulüne, itirazın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine;
alacak miktarının likit olması nedeniyle iptaline karar verilen kısmın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiş olup, davalının ayıp iddialarının ise Türk Ticaret Kanunu’nun 18/3 maddesinde öngörülen usulüne uygun bildirim yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
05.03.2019 tarihli 7.336,08 TL tutarındaki faturanın mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi tarafından faturaya ilişkin kargo gönderisinin içeriğinin belirli olmadığını ifade etmesinin hatalı olduğunu, söz konusu faturanın 26.04.2019 tarihli ihtarnameyle kötü niyetli şekilde iade edildiğini ve davalı tarafından süresi içinde teslime yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığını, faturanın "fiyat farkı" olarak düzenlenmiş olsa da, içeriğinin gerçekte klişe-kalıp bedeli, yani baskılı kâğıtların üretimi için hazırlanan kalıp levha bedeli olduğunu ve bu hususun davalı tarafından da kabul edildiğini,
fatura bedelinin asıl mal bedelinden ayrı olarak düzenlendiğini ve bu durumun taraflar arasında gerçekleşen e-posta yazışmalarıyla da sabit olduğunu ileri sürerek, 7.336,08 TL tutarındaki fatura yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, dosya kapsamı ve delillerden anlaşılmaktadır. Davacı yüklenici, davaya konu icra takibi ile iki adet faturaya dayalı bedel alacağı talebinde bulunmuş; davalı ise, işin ayıplı şekilde ifa edildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda, imalata yönelik fatura bedelinin ispatlandığı kabul edilerek bu kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; ancak kalıp bedeline ilişkin olduğu anlaşılan ikinci faturaya dayalı talep yönünden sunulan belgelerin yeterli ispat oluşturmadığı gerekçesiyle bu kısım reddedilmiştir.Uyuşmazlık, davacının klişe/kalıp bedeli alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.Dava dosyasında yer alan cevap dilekçesi, 12.02.2019 tarihli beyan dilekçesi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, kalıp/klişe levhalarının davacı tarafından temin edildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, bu bedelin miktarına yönelik davalı tarafından açık bir itirazda da bulunulmamıştır. Buna göre, davacının kalıp bedeline de hak kazandığı kabul edilmelidir. Davalının, kalıpların kendisi tarafından temin edildiğine dair bir iddiası bulunmadığı gibi, diğer fatura konusu imalatların yapıldığı hususu da kabul edilmiştir.
Bu çerçevede, davacının kalıp bedeline ilişkin alacak talebinin de yerinde olduğu anlaşılmakta olup, ilk derece mahkemesi kararının bu yönüyle isabetsiz olduğu, söz konusu kalıp bedeli yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve anılan kalem yönünden de davanın kabulüne yönelik yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1438, K. 2025/484, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama