KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2024
- Dosya no
- 2022/645
- Karar no
- 2024/351
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 28/11/2018
- Numarası
- 2015/303 Esas, 2018/880 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
2.079 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı sözleşme, fatura ve cari hesap alacağı nedeniyle müvekkili tarafından İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını ve davalının itirazı üzerine durduğunu, taraflar arasında 04/03/2011 tarihli danışmanlık ve hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5. maddesine göre müvekkili tarafından yüklenilen iş karşılığında müvekkiline 700.000,00 TL + KDV ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşme ücretine mahsuben müvekkilinin 08/08/2011 tarihinde 150.450,00 TL tutarlı fatura keserek davalıya gönderdiğini ve fatura bedelinin ödendiğini, bakiye alacağa fatura düzenlenmediğini,
müvekkilinin 30/12/2014 tarihli ... numaralı 675.500,00 TL tutarlı faturayı düzenleyerek fatura aslını Kadıköy ... Noterliğinin 16/01/2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya gönderdiğini, davalının Beşiktaş ...
Noterliğinin 20/01/2015 tarih ... sayılı cevabi ihtarnamesi ekinde faturayı müvekkiline iade ettiğini ileri sürerek davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yerleşim yeri itibariyle davanın yetkili mahkemede açılmadığını, taraflar arasında 04.03.2011 tarihinde “proje yönetimi, mühendislik ve danışmanlık hizmetlerine” ilişkin sözleşme akdedildiğini, sözleşmede davacının taahhüt ettiği tüm hizmetlere karşı 700.000,00-TL + KDV sözleşme bedeli kararlaştırıldığını, davacının tanzim ettiği 08.08.2011 tarihli fatura bedeli olarak 150.450,00-TL ödendiğini, davacının yükümlülüklerinin çok kapsamlı olduğunu, davacının bunları gereği gibi ifa etmediğini, 2011 yılında müvekkilinin ....
Arena olarak bilinen ve 2008 yılından beri Ataşehir’de inşaatı devam eden spor salonu kompleksinin mekanik tesisat işlerini yapmak üzere dava dışı ... A.Ş ile bir anlaşma imzaladığını, çok detaylı olan teklif şartnamesi uyarınca müvekkilinin dava dışı ...
İnşaat’tan ücretini almak için 7 tane hak ediş raporu hazırlama yükümlülüğü altına girdiğini, müvekkili ile davacının 2011 yılından önce de farklı inşaat projelerinde beraber çalıştıklarını, davacının, ... 'da yüklenici olarak müvekkiline danışmanlık hizmeti vermeyi teklif ettiğini, taraflar arasında sözleşme yapıldığını, davacının iddia ettiği gibi alacağı olması halinde sözleşme uyarıca alacaklarına ilişkin hakediş raporu hazırlanmış olması ve her bir hakediş için de zamanında fatura kesilmiş olması gerektiğini, davacının alacaklarını ispat etmek zorunda olduğunu,
davacının hiçbir belge ile alacağını ispat edemediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları ile davacının dayanak sözleşme kapsamında takibe konu edilen fatura içeriği edimlerini yerine getirdiğini ispata yönelik delil - belge sunmadığı, sözleşme kapsamındaki görevinin sadece denetleme ve koordine etme olarak tanımlanamayacağı, bu görevlerin yanı sıra, sözleşmenin 3. maddesinde düzenlenen mühendislik hizmetlerinden de sorumlu olduğu,
bunu kendisinin yapması yahut 3. şahıslara yaptırmasının ücrete hak kazanma bakımından farklılık yaratmayacağı, alınan bilirkişi raporunun gerekçeli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, bu nedenle yeni bir bilirkişi raporu alınması talebinin reddedildiği, davacı vekilinin 19/09/2018 tarihli duruşmada yemin deliline dayandıklarını beyan ettiği, sunulan yemin metninin davalı şirkete tebliğ edildiği,
davalı şirket yetkilisinin katıldığı 28/11/2018 tarihli duruşmada yeminli olarak alınan beyanında, davacının dayanak sözleşme kapsamındaki hizmetleri sadece 08/08/2011 tarihli faturanın ödemesi yapılana kadar yerine getirdiğini, bu fatura bedelinin ödenmesinden sonra işin bırakıldığını, davacının şantiyeyi terk etiğini, davacının bakiye iş bedelini hak etmediğini, davacıya 675.550,00 TL borçları olmadığını beyan ettiği, davalı şirket yetkilisinin yeminli beyanı da dikkate alınmak suretiyle ispatlanamayan davanın reddine,
davacının takipte haksız olmakla birlikte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, Davanın Reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekilli istinafa başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yüklenicinin sözleşmedeki görev ve yükümlülüğünün proje yönetimi ve danışmanlık hizmeti vermekten ve sözleşmedeki işleri yaptırmaktan ibaret olduğunu, sözleşmede tanımlanan işin "vekalet" ve "eser sözleşmesi" ile ilgisi olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça proje yönetimi ve danışmanlık hizmeti verileceği, sözleşmedeki işlerin yaptırılacağının ifade edildiğini ve müvekkilinin bu şekilde hizmet verdiğini, taraflar arasındaki hukuksal ilişkinin "hizmet" sözleşmesi olduğunu, mahkemenin,
bilirkişilerin yanlış değerlendirmelerinin etkisinde kalarak hukuksal ilişkiyi ve ihtilafın esasına ilişkin sözleşme tipini yanlış tespit ederek davayı haksız yere reddettiğini, bilirkişiler tarafından verilen kök ve ek rapora itirazlarının haksız olarak reddedildiğini ve bilirkişilerin hatalı değerlendirmelerinin etkisi ile sözleşmeyi;
karma "vekalet ve eser sözleşmesi" olarak nitelendirerek hataya düştüğünü, bilirkişilerin sözleşmenin 2. Maddesinde ifade edilen "proje yönetimi", "mühendislik ve danışmanlık hizmetlerinin" kapsamının 3. Maddede açıklandığı şeklindeki yorumunun doğru ancak uygulamasının yanlış olduğunu, bu yanlışlığın temel sebebinin ise bilirkişilerin konunun uzmanı olmamasından ve yanlı davranmalarından kaynaklandığını, zira.
3. Maddede sayılan işleri 2. Maddeye yerleştirildiğinde doğru sonuca ulaşılacağını, sözleşmenin 2. Maddesinde yer alan "sözleşmenin konusu" başlıklı madde incelendiğinde, tarafların anlaştığı işin: "... projesi mekanik tesisat işlerinin ve oluşabilecek diğer sair işlerinde proje yönetimi, mühendislik ve danışmanlık hizmetlerinin yasalar, teknik şartnameler, ekli projeler, iş programı, diğer sözleşme ekleri ve işveren'in talimatları çerçevesinde, yüklenici tarafından yaptırılması işi" olduğu, yani, yüklenicinin sözleşmedeki görev ve yükümlülüğünün;
sözleşmenin 3. ve diğer maddelerinde belirtilen işleri bizzat kendi elemanları ile değil, taşeron ve işveren personeli eliyle "yaptırmak" olduğunu, bu hususun 2. maddede açıkça ifade edildiğini, davalının sözleşmenin 2. Maddesinde yer alan "yaptıracaktır" cümlesinin 3. Maddede tekrarlanmamış olmasından kaynaklanan yanlış algılanma olasılığını kötü niyetli olarak öne çıkardığını, bilirkişilerinde konunun uzmanı olmadıkları için bu tuzağa kolayca düştüklerini, sözleşmede kararlaştırılan işlerin müvekkili elemanlarınca bizzat yapılacağı kararlaştırılmış olsaydı,
sözleşmenin 2. Maddesinde "yaptıracaktır" yerine "yapacaktır" kelimesinin kullanılacağını, proje yönetimi ve danışmanlık sözleşmelerindeki asıl fonksiyonun işi yapmak değil, işin yapılmasını sağlamak, işin yapılmasını denetlemek ve işin yapılmasını koordine etmek, yani işi yaptırmak olduğunu, bahse konu sözleşmede müvekkilinin sorumluluğunda olan, müvekkilinin proje yönetimi ve danışmanlık hizmetleri kapsamında 3. Maddede yaptıracağı işlerin hiçbirini kendi SGK'lı elemanları aracılığıyla yapacağının ifade edilmediğini, bilirkişilerin raporun 6.10 maddesindeki;
" Söz konusu hak ediş raporlarında herhangi bir şekilde davacının kaşesi veya imzası bulunmamaktadır." şeklindeki ifadesinin, bilirkişilerin gerçekten inşaat hukuku, hakediş, danışmanlık ve proje yönetiminden hiç anlamadığını ve hukukçu bilirkişilerin bu rapora hiç katkı sunmadığını gösterdiğini, zira; müvekkilinin davalı işverene, davalının personeli gibi hareket ederek,
sözleşme ile hizmet veren, davalı adına hareket eden, asıl işverenle davalı işveren adına görüşen, asıl işveren nezdinde resmi bir sıfatı olmayan, davalı işverene bağlı bir danışman olduğu halde, bilirkişilerin hakedişte müvekkilinin imzasının olmadığını bir eksiklik olarak ifade ettiklerini, mahkemenin davalının dilekçelerinde yer alan ve davada dinlenen davacı/davalı tanıklarının lehlerine verdikleri ifadelerin hiç birini dikkate almadığını, davalının cevap dilekçesinde davaya konu sözleşmeyi kabul ederek işin müvekkilince yapıldığını ikrar ettiğini,
davalının bu ikrarından sonra işin müvekkiline tevdi edildiği ve müvekkili tarafından yapıldığı hususunun kabul edildiğini, bu kabulden sonra davalının işin müvekkilince yapılmadığını ispat etmesi gerektiğini, mahkemece ispat yükümlülüğü dikkate alınmayarak, davalının işin eksik yapıldığına ilişkin gönderdiği tek bir ihtarname, yazı veya e-mail dahi olmadığı halde, müvekkilinden doğrudan yapmakla yükümlü olmadığı, yaptırmakla yükümlü olduğu ve işveren personeline yaptırdığı işleri yaptığını ispat etmesini istediğini, mahkemenin yasanın düzenlediği ispat kurallarını ihlal ederek,
davalının ispat etmesi gereken hususları ispat edilmiş saydığını, bu nedenle kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dava, taraflar arasında imzalanmış olan 04/03/2011 tarihli danışmanlık ve hizmet sözleşmesinden kaynaklı edimleri yerine getirmesine rağmen davalının bakiye iş bedelini ödemediğinden bahisle yaptıkları takibe haksız itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı vekili, taraflar arasında 04/03/2011 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmede yapılacak işlerin borçlu/davalının ihalesini aldığı, “...
Projesinin Mekanik Tesisat işlerinin ve oluşabilecek diğer sair işlerinde Proje yönetimi, Mühendislik ve Danışmanlık Hizmetlerinin yasalar, teknik ve idari şartnameler, ekli projeler, iş programlarının yapılması” işi olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmede kararlaştırılan tüm işleri sözleşmede belirlenen iş programına göre eksiksiz olarak tamamladığını, sözleşmede kararlaştırılan iş bedelinden kısmi ödeme yapıldığını, bakiye iş bedelinin ödenmediğini, bunun tahsili için yaptıkları takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise sözleşmeyi kabul ederek,
sözleşmede öngörülen işlerin tamamının davacı tarafça yapılmadığını, işin eksik bırakıldığını, davacının yaptığı işler bedelinin ödendiğini borçları olmadığını savunmuştur. Davaya konu sözleşmenin 2, 3 ve 4, maddelerinde sözleşmenin konusu ve yapılacak işler düzenlenmiştir.Buna göre, 2, maddede sözleşmenin konusunun. İşverenin ana yüklenici olduğu, ...
Kompleksi projesi mekanik tesisat işlerinin ve oluşabilecek diğer sair işlerin de proje yönetimi, mühendislik ve danışmanlık hizmetlerinin yasalar, teknik ve idari şartnameler, ekli projeler, iş programı, diğer sözleşmeler ve işverenin talimatları çerçevesinde yüklenici tarafından yapılan olduğu, 3. maddede yüklenicinin yükümlülüklerinin;
“yüklenici sözleşme konusu iş ile ilgili her türlü mühendislik hizmeti çalışmasını yapacak, imalata yönelik aplikasyon krokileri (shop drawing), superpoze çözümler, proje revizyonları, blok bazında asbuilt projeler, ataşman düzenlemesi ile ilgili çalışmaları yapacak, sahada işçilik taşeron ekiplerinin çalışmalarını koordine edecek, malzeme seçimi ve proje müelliflerine ve yatırımcıya malzeme spesifikasyonlarının onaylatılmasını sağlayacak ve bunlarla ilgili tüm dökümanter çalışmayı yapacaktır, Ataşman düzenlemesi ile işveren'in belirleyeceği düzende aylık hakkedişlere yönelik ölçümler yüklenici tarafından yapılacaktır.
İşçilik taşeron hakedişleri ve yatırımcıya verilecek işveren hakedişlerinin düzenlenmesi ve onaylatılması da yüklenici'nin sorumluluğundadır. İş bitiminde As-built projeleri hazırlamak ve yatırımcıya teslim etmek ve proje müellifine onaylatılması yüklenicinin sorumluluğundadır.
Yüklenici, işbu sözleşme kapsamında tanımlanmış işleri, işverenin sözleşme, şartnameler ve onaylı projeler çerçevesindeki direktiflerine uygun olarak, sözleşme içerisinde belirlenmiş olan süre içinde taşeronlara ifa ve ikmal ettirmeyi, kusursuz, noksansız ve işler vaziyette teslim edilmesini sağlamayı kabul ve taahhüt etmiştir.
İşyerinde işçilik taşeron ekiplerine yaptırılan tüm imalatların, ekipman ve malzemelerin korunmasını sağlanması, her türlü mevsim şartlarına göre koruma önlemlerinin alınmasının sağlanması, işçilik taşeron ekiplerin imalatlarında oluşacak her türlü zarar ve ziyanı tespitinin yapılıp zarara sebep olan firma ile mutabakata varılmasının sağlanması, yüklenicinin sorumluluğundadır.
İşçilik taşeron ekiplere yaptırılan tüm imalatlarda ekipman ve malzemelerde oluşabilecek her türlü zarar ve ziyanın işin süresinde bitirilmesini etkilememesi için gerekli önlemler yüklenici tarafından alınacaktır.
Yüklenici, işin yapımı sırasında işveren tarafından talep edilebilecek veya yüklenici firmanın uzman firma olması nedeniyle yapması gereken, her türlü mühendislik çalışması, özel ve periyodik raporlama, proje ve detay hazırlanması ve metraj çalışmalarını, işbu sözleşmenin 8. Maddesi'nde belirtilen imalatların bitiş tarihlerinde herhangi bir gecikmeye neden olmaksızın temin edecektir. işveren tarafından, yüklenicinin kullanımına tutanakla verilenn demirbaşların korunması, varsa zarar ve ziyanının karşılanması yükleniciye aittir.
Şeklinde düzenlendiği, 4. maddede, tüm, imalata yönelik aplikasyon krokileri (shop-drawings), superpoze çözümler, proje revizyonları blok bazında as-built projeler, ataşman düzenlemesi İile işverenin belirleyeceği düzende aylık hakkedişlere yöelik ölçümler yüklenici tarafından yapılacaktır. As-built projelerin proje müellifine onaylatılması yüklenicinin sorumluluğundadır. Şeklinde yapılacak işlerin düzenlendiği görülmüştür.
5. Maddede sözleşme bedelinin 700.000 TL+KDV olduğu, kararlaştırılmış, 7 maddede işin süresi belirlenmiştir. Davacı yüklenici 08/08/2011 tarihinde 150.450 TL bedelli fatura düzenlemiş ve bu fatura bedeli davalı tarafça ödenmiştir. Bu husus taraflar arasında ihtilafsızdır. İhtilaf davacının düzenlediği 30/12/2014 tarihli 675.000 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır.
Davacı, sözleşmenin 2. Maddede belirtilen proje yönetimi, mühendislik ve danışmanlık hizmetlerinden ibaret olduğunu bu hizmetleri verdiğini, sözleşmenin 3 ve 4. Maddelerinde yazılı işleri kendisinin veya kendisi aracılığı ile 3. Kişi tarafından yapılacağının kararlaştırılmadığını, bu işlerin davalı iş sahibinin elemanları veya iş sahibinin temin ettiği kişilerce yapılmasında yine danışmanlık hizmetleri vermeyi taahhüt ettiğini bu hizmetleri verdiğini iddia etmiştir.
Bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi raporunda sözleşme hükümlerine göre davacının 2. Maddede belirtilen danışmanlık hizmetlerinin yanında 3 ve 4. Maddelerde belirtilen işleri yapmayı da üstlendiği, 3 ve 4. Maddelerde belirtilen işleri yaptığına ilişkin her hangi bir delil sunmadığı, sözleşmede öngörülen bedele göre 2. Maddede öngörülen danışmanlık hizmetleri için düzenlediği 150.450 TL bedelli faturanın kadri maruf olduğu bu fatura bedelini tahsil ettiği, sözleşmenin diğer maddelerinde belirtilen işleri yaptığını ispatlayamadığı için alacak talep edemeyeceği görüşü bildirilmiştir.
Anılan sözleşmede davacı yüklenicinin yapacağı işler sözleşmenin 2. 3 ve 4. Maddelerinde açıkça belirtilmiş olup, davacı sadece danışmanlık hizmeti verdiğini belirtmiş 3 ve 4. Maddelerde belirtilen işlerin kendisinin danışmanlığında davalı iş sahibi tarafından yapıldığını sözleşmenin de bu şekilde olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre davacı, sözleşmenin 3 ve 4. Maddesinde bizzat veya temin edeceği 3 kişiler aracılığı ile yapmayı üstlendiği işleri yapmadığını kabul etmiştir.
Sözleşme bedeli götürü bedelli olup bedel içerisinde 2. Maddede belirtilen hizmetlerin yanında 3 ve 4. Maddede sayılan işlerin yapılması da yer aldığından ve davacının yaptığını belirttiği danışmanlık hizmetine ilişkin fatura bedeli davalı tarafça ödeniğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/645, K. 2024/351, 27 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama