KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2022/881
- Karar no
- 2024/965
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/10/2020
- Numarası
- 2019/482 Esas, 2020/690 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
868 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kumaş boyatma işlemi yaptığını, aralarında fason işe dayalı ticari ilişki olduğunu, bunun sonucunda davalı şirketten 12.965,04-TL cari hesap ilişkisine konu faturalara dayalı şirketçe hiç bir itirazın olmadığının kabul edildiğini, alacağının tahsili amacıyla davalı şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20'den icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin, üretimde kullanacağı kumaşların boyatma işleminin davacı şirket tarafından yapıldığını, davacı şirketin gönderdiği kumaşlarda kalite ve gramaj sıkıntısı çıktığını, kumaşların davacı tarafından tamir için geri alındığını, bundan dolayı siparişte gecikme yaşandığını, maddi zarara uğradıklarını, sipariş alınan müşteri tarafından gecikme, kalite, uçak yükleme bedellerinden kaynaklanan indirim ve cezaların yansıtıldığını, davacı şirkete bunun üzerine 14.469,20-TL bedelli reklamasyon faturası düzenlendiğini, kesilen faturaların davacı adresine yollandığını fakat adreste faturayı alacak muhatabın olmadığını,
davacının bilgilendirilmesine rağmen faturayı almadığını, müvekkilinin davacıdan 1.504,16-TL alacaklı olduğunu, davacının alacağının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin davalı firmayla ilgili fatura belgelerinin muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak 2018 ve 2019 yılı defter kayıtlarına işlendiği, tarafların 2018 ve 2019 yılı ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, 02/11/2018 tarihi itibariyle davacı şirketin 12.965,04-TL tutar alacaklı olduğu hususunda tarafların cari hesap ekstrelerinin birbirini teyit ettiği, uyuşmazlığa neden olan cari hesap kaydının davalı şirkete ait olan 24/12/2018 tarihli, 14.469,20-TL bedelli reklamasyon bedeli olduğu, faturanın teslim eden kısmına el yazısı ile kargo yazıldığı,
imzasız olduğu, teslim alan kısmının boş ve imzasız olduğu, faturanın davacı tarafa tebliğ edildiğine dair dosya muhteviyatında her hangi bir belgeye rastlanılmadığı, davacının sorgulanan mükellef BA bildirimini vermediğine dair not düşüldüğü, davacı şirketin uyuşmazlığa konu faturayı 2018 BA formunda beyan etmediği, davacının boyama yaptığı kumaşların tamamının davalı tarafından kabul edildiği, kesilip dikildiği ve yurt dışı müşterisine gönderildiği, davalının müşterisine gecikmesinde davacının kusurlu olduğunun ispata muhtaç olduğu,
davacı şirketin takip tarihi itibariyle 12.965,04-TL alacağının olduğu,, tek başına fatura düzenlenmesi veya faturanın tebliğ edilmiş olmasının alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, kaldı ki reklamasyon faturasının tebliğ edilemediği, geç teslimden kaynaklı zararının oluştuğu iddia edilmiş olsa da bu hususun davacıdan kaynaklandığına ilişkin dosyaya delil sunulmadığı gerekçeleriyle davalının itirazının iptaline, alacak likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında, davacının kusuru nedeniyle davalının müşterilerine termin verdiği tarihte ürünleri teslim edemediğini, gecikme nedeniyle ürünleri taşıyacak firma ile sorunlar yaşadığını ve buna dair mail yazışmaları olduğunu, davalıya yansıtılan ceza ve indirim sebebiyle davacıya 24.12.2018 tarihli 14.469,20 TL bedelli reklamasyon faturası kestiklerini ve gönderdiklerini, iade olduğunu, davacının kötü niyetle faturayı teslim almadığını, 15.11.2018'de mailde dava konusu indirim sebebinin açıkça belirtildiğini,
malların ayıplarının giderilmesinden kaynaklı gecikme yaşandığı ve uçak nakliye bedelinin fazla ödendiği gerekçesiyle alacaklarından %5 indirim yapıldığına dair tanık dinletmek istediklerini ancak mahkemece tanıklar dinlenmeden karar verildigini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici, davalı ile kumaş boyama işi için anlaşma yapıldığını ancak bakiye bedelin ödenmediğini ileri sürerek davaya konu takiple cari hesap ilişkisine dayanarak alacak talebinde bulunmuş, davalı iş sahibi ise işin ayıplı yapıldığını, bu nedenle reklamasyon faturası kestiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalının ayıp i̇ddiasını i̇spatlayamadığı, taraf defter ve belgelerine göre davacının takip tarihi itibari ile davalıdan cari hesap alacağı bulunduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davadaki uyuşmazlık işin ayıplı yapılıp,yapılmadığı, ayıplı yapılmış ise ayıbın miktarı ve bedeline ilişkindir.
Somut olayda mahkemece ayıbın varlığı ve miktarına dair alınan bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edildiği halde teknik olan bu hususla ilgili ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu alınarak itirazlar karşılanmadan karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
O halde, mahkemece ayıplarla ilgili tarafların itirazları da dikkate alınarak tanıklar da dahil tüm delilleri toplanarak ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle,
davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/881, K. 2024/965, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama