KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/887
- Karar no
- 2024/1020
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/10/2020
- Numarası
- 2016/1123 Esas, 2020/751 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
Karar Metni
917 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, taraflar arasında doğal gaz buhar kazanı üretimi ve teslimatına dair 11.01.2016 tarihli satış protokolü olduğunu, bedelin tamamını ödendiğini ancak davalı malları teslim etmediğini, haksız yere 6000 $ bedelli çek istediğini, işlerin yürümesi için geri iade talep haklarını saklı tutarak bu çeki verdiklerini, elektrik panoları için iade faturası düzenlendiğini, armatörün anlaşılan fiyattan yüksek bedele verildiğini ve bir adet anlaşılmasına rağmen iki adet yazıldığını,
ihtar çektiklerini ancak sonuçsuz kaldığını i̇leri sürerek şimdilik borçlara karşılık 10.000 TL teslim edilmeyen malların bedelinin iadesi ile sözleşme dışı alınan 6000 $ bedelli çekten borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep dava etmiştir.
Davalı vekili, edimleri eksiksiz yerine getirdiklerini, aralarında alım satım anlaşması olduğunu, ifanın aynı anda olması gerektiğini, ödeme hususunun malların teslim edildiğine karına olduğunu, çekin eksik alacaklarına karşılık verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davalı alacağının davacı tarafından ödendiğinin her iki tarafın da muhasebe kayıtlarına göre kabul edildiği, davacının fatura içeriğindeki bir kısım malların eksik gönderildiğini iddia ettiği, davalı tarafından düzenlenen 31/05/2016 tarihli 182.300,00 TL tutarındaki faturanın davacının bizzat ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu fatura içeriğindeki elektrik panosunun eksik teslim alındığına dair herhangi bir davacı şerhinin faturada yer almadığı,
yaklaşık beş ay sonra yani 01/11/2016 tarihli ihtarname ile bu faturaya itiraz ettiği, fakat TTK 21/2'ye göre de süresi içerisinde olmadığı, davacının 31/05/2016 tarihli faturada eksik aldığı mallar nedeniyle, 26/10/2016 tarihli 13.334,00 TL tutarında iade fatura kestiği, bu faturayı da yaklaşık 5 ay sonra düzenlemiş olduğu, iade faturasının davalı ticari defterlerine kayıtlı olmadığı, davacı tarafından noterden gönderilen iade faturasının davalı tarafça kabul edilmeyerek yine noter kanalı ile iade edildiği, davacı her ne kadar 6.000 USD 'lik çek kapsamında verdiğini iddia etse de kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarı olduğu,
çekin taraflar arasındaki ilişki kapsamında verildiğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, davacının somut delillerle davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, ispat yükünün siparişe dayalı sözleşmelerde malı teslim edende olduğunu, yapılan ödemelerin avans niteliğinde olduğu, davalı ile teslimatı yaptığını ispatlaması gerektiğini, davalı çekin sözleşmeden kaynaklanan malların teslimi için alındığını ikrar ettiğini, teslim edilmesi gereken malların davalının ticari defterine kayıtlı olmadığını, ticari defterlerin baz alınması gerektiğini, verilen çek karşılığında davalıdan tahsilat makbuzu aldıklarını, davalı şirkete sözleşme bedelinden fazla ödeme yapıldığının belli olduğunu, fazla ödemeye karşılık mal teslim edilmediğini,
fazladan tahsil edilen çekin bedelinin iadesi gerektiğini, cari hesap alacağının talep edilmesine gerek bulunmadığını, mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık işin yapılarak teslim edilip, edilmediği ile iş bedelinin ödenip, ödenmediğine ilişkindir.
Davacı iş sahibi bazı malzemelerin teslim edilmediğini belirterek davalı yükleniciye verdiği çek nedeniyle borçlu olmadığını tespitini istemiş yargılama aşamasında bu davasını istidat davasına dönüştürmüştür. Davalı yüklenici ise çeki ödeme karşılığı olarak aldığını, ödemenin yapılmış olmasının malzemelerin teslim edildiğine karine oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Eser sözleşmelerinde yüklenicinin bedele hak kazanabilmesi için eseri sözleşmeye uygun olarak imal edip teslim etmesi gerekir. Somut olayda davalı yüklenici tarafından kesilen faturaya davacı tarafça sonradan itiraz edilmiş olsa dahi ticari defterlerine kaydetmiş olmakla Yargıtay içtihatları gereği ticari defterlerin kesin delil olması özelliği nedeniyle yüklenicinin işi tamamlayarak teslim ettiğinin ispatlandığı kabul edilir. Bu durumda yüklenici bedele hak kazanmıştır.
Yüklenicinin eksik ödeme iddiası olmadığı ve fatura bedelinin de tahsil edilmiş olması nedeniyle yüklenici yönünden bakiye alacak söz konusu değildir. Taraflar arasında yazılı sözleşme mevcut olup her ne kadar davacı çeki avans olarak verdiğini iddia etmiş ise de, gerek çek metninden gerekse sözleşmeden bu çekin avans çeki olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle çekin sözleşme bedeline mahsuben verildiğinin kabul edilmesi gerekir.
Yukarıda da belirtildiği üzere davalı yüklenici davacının defterine kaydettiği fatura ile işi imal edip teslim ettiğini ve fatura bedeli kadar alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Bu durumda eser sözleşmelerine göre, davacı iş sahibinin en az bu bedel kadar borçlu olduğu sabittir. Dava konusu çek bedeli kadar ödeme yapıldığı kabul edildiği taktirde dahi davacının herhangi bir fazla ödemesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunda davacının cari hesap alacağı bulunduğu belirtilmiş ise de bunun davacı ödemesi olarak değil, davacının iade faturası ile davalı faturasından kaynaklandığı anlaşılmakla, çekin bedelsiz kaldığı veya avans çeki olduğu bu nedenle davacının fazla ödemesi bulunduğu başka delillerle de ispatlanmadığından mahkemece verilen karar doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/887, K. 2024/1020, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama