KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/958
- Karar no
- 2024/1250
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/03/2021
- Numarası
- 2018/138 Esas, 2021/262 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.453 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, süre gelen ticari ilişki ve sözlü anlaşma kapsamında, davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibine yapılıp teslim edilen "tekstil ürünleri dikimi" işine ilişkin olarak bakiye 27.009,97 TL'lik cari hesap - fatura alacağının davalıdan tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Davalı tarafça, davacı tarafın teslim etmiş olduğu ... kodlu ürünlerin ayıplı olduğu, bunların 28.07.2017 tarihinde tamirat sevk irsaliyesi ile davacı tarafa iade edildiği, davacı tarafın ayıpları tamir etmediği ve teslim etmediği, bu nedenle davacıya bir borç bulunmadığı, davacı tarafın davaya konu icra takibini faturalara değil cari hesap ektresine dayandırdığı, icra takibinde dayanmadığı faturaları dava esnasında delil olarak sunamayacağı, davada dayanılan faturaların taraflarına tebliğ olmadığı belirtilerek, davanın reddi ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın davalı şirkete dikim hizmeti verdiği, davada anlaşmazlık unsurunun ... numaralı modelin dikiminden kaynaklı olduğu, 28.07.2017 tarihinde ... irsaliye numarası ile tamir yapılmak üzere ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davacıya sevk edildiği,
tekstil mühendisi bilirkişisi tarafından ürünler üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen 12/01/2021 tarihli raporda "dikim işçilik kaynaklı dikiş patlağı/söküğü, temizlenmemiş iplik vb... hatalar yanında, piyasada "çıtlama" olarak tabir edilen makine ayar kaynaklı hatalar olduğunun, eşyaların hali hazır durumları itibarıyla kullanıma elverişli olmadığının, ürünlerin ayıplı olduğunun, ayıbın dikim işçilik ve makine ayar kaynaklı olduğunun tespit edildiği, taraflar arasında ayıpla ilgili yazışmaların olduğu,
dosyaya fotokopisi sunulan 28/08/2017 tarihli belgede onaylayan kişi olarak görünen davalı şirketin eski çalışanının tanık olarak dinlenildiği ve bu kişinin ürünlerin ayıplı olduğunu beyan ettiği, davalı tarafından suretleri sunulan yazışmalarda taraflar arasında dikim hatası hususundave mutabakat sağlanmasına ilişkin görüşmelerin geçtiği, buna göre davacının ayıplı ifadan haberdar olduğu,
konusunda uzman bilirkişi tarafından söz konusu ayıbın giderilmediği tespit edilmiş olmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, alınan tüm bilirkişi raporlarında ve dosyaya yansıyan belgelerden de anlaşılacağı üzere davalı tarafından yazılı olarak herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, son bilirkişi raporunun sonuç kısmında da belirtildiği üzere davaya konu mallar üzerindeki ayıbın açık bir ayıp olduğunu, müvekkilince mallar davalıya 13.08.2017 tarihinde teslim edilmiş ise de davalının malları 28.07.2017 tarihinde yani 15 gün sonra müvekkiline tamir edilmek üzere gönderdiğini,
Türk Ticaret Kanununda belirtildiği üzere tacirler arasında açık ayıplarda bu ayın 2 iş günü içerisinde bildirilmesi gerekmekte iken davalının bu yükümlülüğüne uymadığını, gerekçeli kararda davalı tarafından ayıp ihbarının yazışmalar ile yapıldığı değerlendirilmesinde bulunulmuş ise de mezkur yazışmaların ne davacı ne de çalışanıyla yapıldığını, kim olduğu dahi bilinmeyen bir kişiyle yapılan whatsapp görüşmelerinin ayıp ihbarı olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının defterleri üzerinde yapılan incelemede müvekkilinin alacaklı olduğunun sabit olduğunu, ancak davalı tarafından,
kimle yapıldığı belli bile olmayan bir mutabakata istinaden.
2 adet dekont faturasından söz edildiğini, raporda ve davalı vekilinin beyanlarından da anlaşıldığı üzere, bahse konu dekont faturalarında müvekkilinin imzası olmadığı gibi, müvekkiline herhangi bir şekilde dekont faturalarının gönderilmediğini, iki tarafın da tacir olduğu durumlarda güven ilişkisinden bahisle bu hususun göz ardı edilmeyeceğini, tarafların tacir olduğu ve ticari defterler ile yazılı deliller ile çözülecek olan bir konuda keşif yapılmaması gerektiğini, davalı tarafın talebiyle yapılan keşifte incelenen malların davaya konu mallar olduğunun dahi belli olmadığını,
müvekkili tarafından 13.08.2017 tarihinde davalıya 5.008 Adet mal gönderildiğini, davalının ise 28.07.2017 tarihinde 2.208 adet malın tamiri için müvekkiline mal gönderdiğini, yani bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 4.271 adet malın tamir için gönderilmediğini, bu konuda da davalının beyan ve belgelerinin tamamen çelişkili olduğunu belirterek, kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Her iki tarafın defter kayıtları, davalı tarafından düzenlenen 4 adet iade (tamir bedeli-dekont) faturası haricinde birbiriyle örtüşmekte olup, davacı defterlerinde kayıtlı bulunmayan bu 4 adet ide faturası dikkate alınmadığında davacının 27.009,97 TL'lik cari hesap alacağı bulunmakadır.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... kodlu ... model ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın miktarı ve niteliği ile süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususlarına ilişkindir. Söz konusu ... kodlu ... model 5.008 adet ürün 13/08/2017 tarihli faturayla davacıya teslim edilmiştir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmayıp, sipariş üzerine süregelen bir ticari ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
İlişkinin bu özelliği ve tanık anlatımlarına göre ... kodlu 09-144 model ürünlere ilişkin ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü gerekir. Bu kabule göre, kiminle yapıldığı belli olmayan whatsapp yazışmaları ve sadece davalı çalışanı ... imzalı 28/08/2017 tarihli tutanak (mutabakat) dikkate alınmadığından, davacı vekilinin bunlara ilişkin istinaf itirazları ayrıca değerlendirilmemiştir.
Tekstil mühendisi bilirkişisi tarafından ürünler üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen 12/01/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, ayıp savunmasına dayanak olan 07/09/2017 tarihli 26.513,40 TL ve 139,02 TL (Toplam 26.652,42 TL) tutarlı 2 adet iade (dekont) faturasına konu ürünlerin bu bedel kadar ayıplı olduğunun anlaşılmasına göre, davacının bu miktar bakımından davacıya bir borcu bulunmamaktadır.
Bu bedel tarafların iade faturaları haricinde örtüşen defter kayıtlarındaki alacak miktarından düşüldüğünde davacının bakiye 357,53 TL alacağı bulunmaktadır.
Davacı vekilince, tarafların ticari defter kayıtları karşısında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılamayacağı ve keşifte incelenen malların davaya konu mallar olduğunun belli olmadığı ileri sürülmüş ise de, ticari defter kayıtları davalının ayıplı ifa savunmasını ileri sürmesine engel teşkil etmediği gibi, bilirkişi raporunun 4. Sayfasında "incelenen ürünlerin ... model nolu, ... sipariş nolu, siyah renkli bayan pantolon" oldukları belirtilmiş olup, bu model ve sipariş no davaya konu 5.008 adet ürüne ilişkin 13/08/2017 tarihli faturada yazılı olan ile aynıdır.
Bu nedenle davacı vekilinin bu iade faturaları bakımından sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar davalı tarafça toplam 357,53 TL'lik 18/05/2017 ve 16/06/2017 tarihli iade (dekont) faturalarına dayalı olarak da ayıp savunmasına bulunulmuş ise de, davaya cevap dilekçesinde ve aşamalarda bu iade faturalarının hangi faturaya veya ürünlere ilişkin olduğu açıklanmadığından, bunlara ilişkin ayıp savunması ispat edilememiş olup, davalının ayıp savunması bu miktar bakımından yerinde bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu bu miktar bakımından yerindedir.Buna göre, mahkemece, davacının itirazın iptali talebinin 357,53 TL bakımından kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak,
davacının itirazın iptali talebinin 357,53-TL üzerinden kısmen kabulüne ve alacak likit olmadığından kabul edilen miktar bakımından davacının icra inkar tazminatı talebi ile davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden reddedilen miktar bakımından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/958, K. 2024/1250, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama