KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2024
- Dosya no
- 2024/109
- Karar no
- 2024/378
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 13.10.2022
- Numarası
- 2022/375 Esas, 2022/730 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
964 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında müvekkile ait taşınmaz üzerine fabrika inşasının elektrik tesisat projesi kapsamındaki tüm elektrik işleri yapım işine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalının sözleşme gereği edimini yerine getiremediğini, işin kesin kabulü uygun ve elverişli olarak müvekkil şirkete teslimini gerçekleştiremediğini, müvekkili tarafından sözleşmeye konu yapım işine ilişkin olarak eksik ve ayıplı işlerin tespiti raporunun 01.06.2021 tarihinde davalı şirket vekiline e-mail adresine bildirimde bulunduğunu, davalı vekilinin 07.01.2021 tarihli yazışması ile cevap verdiğini,
davalının yapamayacağı işlerin bedelini cari hesap alacağından mahsup edilmesine yönelik beyanda bulunduğunu, davalı tarafa 70.000,00 TL ödemenin yapıldığını, bunun karşılığında sözleşme konusu elektrik işlerinden eksik ve ayıplı işlerin olduğunu, bunların tamamlanması gerektiğini, tamamlanması halinde bakiye ödemenin yapılacağını, ancak tamamlanmaması halinde ; sözleşmenin feshedileceğini, eksik ve ayıplı işlerin bedeli tespit edilerek,
3 kişilere yaptırılacağını ve bu bedelin taraflarından tahsili için yasal yollara başvurulacağının kendilerine defalarca bildirildiğini, davalının işi tamamlamak istemediklerini açıkça beyan ettiğini, yapılacak işleri eksik bıraktıklarını, Bor Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/236 D.iş Sayılı dosyası üzerinden yapının elektrik tesisat işinin son durumunun , işin sözleşme ve projesine göre eksik ve ayıplı işleri olup olmadığının, kabule uygun ve elverişli olarak teslim edilip edilmediğinin tespiti ile sözleşmeye göre gecikme olup olmadığının, gecikmenin kaç gün olduğu ve bunun gecikme cezasının hesaplanması talep edildiğini,
28.06.2021 tarihinde keşif yapıldığını, 03.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda eksik ve ayıplı işin tespit edildiğini, delil tespit dosyasında yapılan masrafın kendilerine ödenmesi gerektiğini, anılan eksik işe ilişkin fiyat farkı alacağı ve ayıplı işlerin 3. Kişiye yaptırılması halinde bedelinin 45.000,00 TL +KDV, 53.100,00 TL tespit ve fatura ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte tazmin ve tahsilini, sözleşme konusu yapım işinin sözleşmede belirlenen süre içerisinde bitirilmemesine karşılık sözleşmeye göre maximum 160 gün bedel karşılığı 17.000,00 TL+KDV,
20.060,00 TL olmak üzere alacağın tespit ve delil tespiti karar tebliğ tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini, Bor Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/236 D.İŞ Sayılı dava dosyasına müvekkil şirket tarafından yatırılan dava harç ve giderleri.
415,50 TL'nin 24.06.2021 tarihinden, 3.410,00 TL Keşif giderinin 05.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazmin ve tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sözleşme uyarınca sözleşme konusu uyuşmazlıkların Tahkim ile çözüleceğini, imzalanan sözleşme gereğince uyuşmazlık konularını mahkemeye taşımadan önce tahkim yoluna gidileceğini, anlaşmazlığın devam etmesi halinde mahkeme önünde çözüme kavuşturulacağını, yargılamanın esasına ilişkin beyanları tahkim yargılamasında sunacaklarını iddia ederek, davanın tahkim ilk itirazlarının kabulü ile usulden reddini talep ve beyan etmiştir.Mahkemece; taraflar arasında çekişme konusu olmayan sözleşmenin 11. Maddesinde tahkim şartının düzenlendiği,
bu şartın tahkim sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği, zira şartın tahkim sözleşmesinin kanunda düzenlenen tipine uyduğu ve sözleşmenin yukarıda atıf yapılan HMK 412 maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapıldığı, tahkim sözleşmesinin birlikte akdedildiği sözleşmenin hükümsüzlüğünden ya da sona ermesinden dahi etkilenmeyeceği, bu sebeple tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz ve uygulanması imkansız olmadığı, davalı tarafça süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği yönünde ilk itirazının bulunduğu,
bu sebeple uyuşmazlığın tahkim yoluna başvurulmadan yargı mercilerinde görülmesi olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında; tahkim şartının geçerli olmadığını, şarta bağlandığını mahkemenin kararının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir. Davadaki uyuşmazlık tahkim şartının geçerli olup olmadığı noktasındadır. Tahkim sözleşmesi, tarafların sözleşme veya başka bir hukuki ilişkiden kaynaklanabilecek ihtilafların çözümünün hakeme bırakılması hususunda yaptıkları bir anlaşmadır. Tahkim şartının geçerli olabilmesi için açık ve kesin nitelikte olması gerekir.
Bununla anlaşılması gereken tahkim iradesinin hiçbir şüphe içermemesi ve alternatif çözüm yollarının ayrıca kararlaştırılmamış olması gerekir.Somut olayda, sözleşmenin tahkim şartını düzenleyen 11 .maddesi "İşbu sözleşmenin uygulanmasından doğabilecek her türlü uyuşmazlık, iyi niyet çerçevesinde taraflar arasında ve en kısa süre içinde çözüme kavuşturulmaya çalışılır ancak bunun mümkün olmaması durumunda uyuşmazlık konuları mahkemeye taşınmadan önce tahkim yoluna gidilecektir.
Anlaşmazlığın devam etmesi durumunda Türk kanunları uyarınca Türk mahkemeleri önünde çözüme kavuşturulur. Yetkili mahkeme ve icra daireleri ise İstanbul Anadolu adliyesi mahkeme arabuluculuk merkezleri ve icra daireleridir." şeklinde düzenlenmiştir.
Madde içeriği değerlendirildiğinde, uyuşmazlıkla ilgili öncelikle tahkim yoluna gidileceği konusunda irade birleşmesinin söz konusu olduğu, tahkimle çözüme ulaşılmadığı taktirde mahkeme yoluna başvurulacağının belirtildiği, bu durumda şarta bağlı tahkim olmadığı, aksine açık ve kesin bir şekilde tahkimle çözümün esas alındığı,
her ne kadar madde metninde tahkimle çözüme ulaşılmaması halinde mahkeme yoluna başvurulacağı belirtilmiş ise de bununla aynı zamanda tercihe bağlı seçenekli bir alternatif çözüm yolunun da kararlaştırılmış olduğu şeklinde anlaşılmaması gerektiğinden bu hali ile mahkemece tahkimin geçerli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına,
kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2024/109, K. 2024/378, 3 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama