KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/1679
- Karar no
- 2025/26
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 27/08/2024
- Numarası
- 2024/657 Esas (Derdest
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
842 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ile arasındaki ticari ve cari ilişkiden kaynaklanan alacaklarına dayanarak, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin, davalının kötü niyetli itirazları sebebiyle durduğunu, bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek iptal edilmesi gerektiğini ifade etmiş; davalı... İnş. ve San.
A.Ş. ile müvekkil şirket arasında daha önceki ticari ilişkiler ve sözleşmelere ek olarak 03.02.2023 tarihli 10 numaralı zeyilname çerçevesinde ... Projesi kapsamındaki binaların korkuluk sistemlerine ilişkin detay projelerin hazırlanması, malzeme temini ve imalat işlemlerinin 100.123 USD bedelle yapılması hususunda ek sözleşme imzalandığını belirtmiştir.
Bu çerçevede, alacaklarının teminat altına alınması için borçluya ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü şahıs ve şirketlerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ya da mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarının kötü niyetli şekilde üçüncü şahıslara devrinin, temlikinin, satışının ve tescilinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamında malların teslimine ilişkin irsaliye gibi bilgi ve belgelerin bulunmadığı, taraflar arasında mutabakat sağlanmadığı, alacağın yalnızca faturaya dayandığı ve davacının alacağını yaklaşık ispat edemediği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine; ihtiyati tedbirin yalnızca dava konusu hakkında verilebileceği gerekçesiyle de davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin de reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, dosyada malların teslim edildiğini kanıtlayan çeki listeleri, gümrük beyannameleri, konişmentolar ve mail yazışmaları gibi yazılı delillerin mevcut olduğunu, davalının mal kaçırmaya devam ettiğini, mahkemenin uyuşmazlık konusunu hatalı ele aldığını ve kesin vadeli faturalarla muaccel hale gelen hak ediş alacakları doğrultusunda ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme ara kararının kaldırılması ile ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise arsa sahibidir. Davacı yüklenici davalı iş sahibine yaptığı iş sebebiyle hakediş ödemeleri yapılmadığını ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir.
Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. Ayrıca HMK'nın 389.
Maddesinde ihtiyati tedbirin ancak "dava konusu" üzerine konulabileceği belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklama ve davacının talebi dikkate alındığında, dava konusu olmayan taşınmaza ilgili mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur. Davacı ayrıca ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
İİK'nın 257/1. maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1. maddesinde ise.
"Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. Yukarıda açıklanan madde hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir.
Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklının, alacağın varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. Yapılan açıklamalar sonrasında, mahkeme kararında değinilen şekilde yargılamanın bu aşamasında ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir muayyen ve muaccel bir alacağın varlığına yeterli yaklaşık ispat ölçüsünde bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen karar doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2024/1679, K. 2025/26, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama