KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi Duruşmalı
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Dosya no
- 2025/843
- Karar no
- 2025/739
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 10/03/2021
- Numarası
- 2014/960 Esas, 2021/281 Karar
Karar Metni
3.016 kelime·15 dk okuma·7 bölüm
ESAS DAVA (İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/960 esas)
DAVA
Alacak - Tazminat
DAVA TARİHİ: 10/05/2010
BİRLEŞEN DAVA (İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1198 esas)
DAVA
Eksik ve Ayıplı İşler Bedelinin Tahsili
DAVA TARİHİ: 09/10/2012
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2023/1107 Esas - 2024/67 Karar sayılı kararıyla, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili tarafından yapılan temyiz başvurusu neticesinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2025 tarih ve 2024/1301 Esas - 2025/1567 sayılı kararıyla Dairemiz kararının bozulması üzerine HMK'nın 373/3. Maddesi gereğince duruşma açılarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
I. DAVA1.Davacı yüklenici vekili asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 16.07.2007 tarihli sözleşme ile davacının gerçekleştirdiği Ataşehir, Batı Bölgesi, 1. Kısım 2. Bölge Toplu Konut Projesinde yer alan blok giydirme cephe, alüminyum doğrama ve cam işlerinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, davalının işleri süresinde tamamlamadığını, bu nedenle 20.04.2009 tarih ve 35121 sayılı 1.555.240,00 TL tutarlı gecikme cezası faturası ile işleri yaparken parke ve boyalara zarar vermesi nedeniyle 204.931,90 TL tutarlı 20.04.2009 tarih ve 35120 sayılı faturanın düzenlendiğini,
Kadıköy 17. Noterliği’nin 27.04.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturaların davalıya gönderildiğini, ancak davalının bu faturaları iade ettiğini belirterek gecikme cezası olarak 1.555.240,00 TL ile parke ve boyalara verilen zarardan dolayı 204.931,90 TL’den şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile gecikme cezası alacağını 534.000,00 TL’ye, tahrip olan parke ve boyalara verilen zararın giderim bedelini 35.000,00 TL’ye yükseltmiştir.2.Davacı yüklenici vekili birleşen dava dilekçesinde özetle;
açılan asıl davadan sonra bahsi geçen işteki eksikliklerin tamamlanması ve ayıpların giderilmesi için müvekkili şirketçe harcama yapılmaya devam edildiğini, yapılan ve yapılacak harcamalardan sonra gerçek alacak ortaya çıkacağından bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması zarureti olduğunu, eksik ve ayıplı işlerin ve bunlar nedeniyle yapılan ve yapılacak harcamaların tespitini;
tespitinden sonra doğmuş alacaklarından şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının harcama tarihlerinden itibaren, mahkemece saptanacak ayıp ve eksiklikler nedeniyle ileride yapılması zorunlu harcamaların ise dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsili talep etmiş. 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli olarak 1.098.156,31 TL ile asıl işverene yapılan ceza ödemesi 207.566,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.II.
CEVAPDavalı taşeron vekili asıl ve birleşen davalara yönelik cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin yer tesliminden sonra yükümlülüklerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, ödemelerini zamanında alamadığından zora düştüğünü belirterek davanın reddini talep etmiş, ıslah dilekçesine karşı da zamanaşımı defini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/960 Esas, 2021/281 Karar ve 10.03.2021 tarihli kararı ile özetle.
01/12/2007 tarihinin işe başlama tarihi, 09/03/2009 tarihin de iş bitiş tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, 183 gün iş yapım süresi çıkarılıp, gecikilen her gün için sözleşmenin 25. maddesi gereği 2.000,00 TL gecikme cezası hesap edildiğinde, gecikme cezası tutarının 564.000,00 TL olduğu, davalı vekilince, hak ediş bedellerinin ödenmesinde, 1-3 ay kadar gecikmeler yaşandığı, bu nedenle davalı şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceği savunulmuş ise de, taraf ticari kayıtlarında yapılan inceleme ile geç ödeme iddiası sabit olmakla birlikte, davalı tarafça herhangi bir itiraz ileri sürülmeksizin işin yapımına devam olunduğu,
bedel ödemedeki gecikmenin kendi borcunun süresinde ifasına etkisi yönündeki savunmalarının usulünce ispat edilemediği, bu nedenle cezai şart alacağının sabit olduğunu; davalının parke ve boyalarda sebep olduğu hasara ilişkin tazminat istemi yönünden, 14/11/2019 tarihli kök rapor ve 19/11/2020 tarihli ek rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun bulunduğu, bu çerçevede davalı tarafın boya ve parkelerde sebep olduğu hasarın 34.000,00 TL olduğu, ancak teslim tarihinin 09/03/2009 olması, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesinin 30/01/2017 tarihli olması,
davalı tarafça ıslah dilekçesine karşı süresi içinde zaman aşımı definin ileri sürülmesi göz önünde bulundurulduğunda, ıslah tarihi itibariyle esas davaya konu cezai şart ve zarar nedeniyle alacak isteminin, dava ile talep olunan 100.000,00 TL'yi aşan kısmı yönünden zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle asıl davada 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, ıslahla artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine;
birleşen davada ise, birleşen dava tarihi itibariyle, ayıp ve eksik işler nedeniyle, henüz davacı tarafça yapılmamış ödemelerin birleşen davanın konusu olamayacağı, dava dışı şirketlere yaptırılıp faturası kesilen ödemeler yönünden ise, istemin belirsiz alacak davası olarak ileri sürülemeyeceği, davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesi gerektiği, birleşen dava dilekçesinde ve iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının henüz başlamadığı cevaba cevap dilekçesinde, asıl işveren ...
Konuta yapılan gecikme cezası ödemelerine ilişkin bir istem ileri sürülmediği, cevaba cevap dilekçesinde bu meyanda, yalnızca ayıp ve eksik işlerin giderilmesi için saptanacak sürenin de esas alınarak ayrıca bu günler için de gecikme cezası hesaplanmasının talep edildiği, bu beyanlardan ....
Konuta yapılan ceza ödemelerinin de birleşen davaya konu edildiği sonucunun çıkarılamayacağı, davacılar vekilince ilk defa ıslah dilekçesinde, 30/01/2017 tarihinde asıl işverene yapılan ceza ödemeleri için davalıdan 207.566,00 TL isteminde bulunulduğu, davalının bu isteme yönelik süresi içinde zaman aşımı defi ileri sürdüğü, isteme konu cezaların sonuncusunun 2008 tarihli olduğu, eser sözleşmeleri için geçerli olan 5 yıllık zaman aşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolmuş olduğu,
birleşen davaya konu eksik ve ayıplı işlere ilişkin olarak alınan 14/11/2019 tarihli kök rapor ve 19/11/2020 tarihli ek rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun bulunduğu, ancak birleşen davada bu istemin 10.000,00 TL olarak ileri sürüldüğü, 30/01/2017 tarihli ıslah dilekçesinde buna ilişkin 1.098.156,31 TL talep edilmiş ise de, davalı tarafın süresi içinde zaman aşımı definde bulunduğu, ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, bu nedenle birleşen davanın 10.000,00 TL üzerinden kabulü ile aşan kısım yönünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ1.Davacılar vekilleri istinaf başvurularında özetle; sözleşme konusu iş tamamlanmadığından ve davacıya iş teslimi yapılmadığından zamanaşımı süresinin başlamayacağını, SGK’ya yapılan bildiriminin iş teslim tarihi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, cezai şart alacağı bakımından 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davalı tarafından yapılan işler ağır kusurlu olduğundan 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.2.Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle;
davacının teslim anında çekince ileri sürmediğinden cezai şart hakkını kaybettiğini, işin bedelinin teslim anında değil, aylık olarak düzenlenecek hak edişler karşılığı aylık olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, yine sözleşme gereği iş bedelinin ödenmesinin kesin vadeye bağlanmış olup, davacı şirketlerin işin bedelinin ödenmesinde temerrüde düşmesi için ayrıca ihtarda bulunulmasına ve ödemenin gecikmesine itiraz edilmesine gerek bulunmadığını, bu bağlamda müvekkili şirketin EBK.
81. maddesi hükmünde ifade bulan ödemezlik def’i gereği kendi edimini ifadan kaçınabilmesi için ayrıca davacı şirketlere itirazda bulunması gerekmediğini, hiçbir geçerli delile dayanılmaksızın tahmine dayalı bir değerlendirme ile 7 adet dairede meydana geldiği kabul edilen parke ve boya hasarlarına ilişkin alacağın 35.000,00 TL olduğunun ispat edildiğinin kabul edilemeyeceğini, birleşen dava yönünden;
varlığını iddia ettiği ayıplara ilişkin makul sürede gözden geçirme ve ihbar külfetini yerine getirmeyen ve işi kabul etmiş sayılan davacının varlığını iddia ettikleri ama ispat edemedikleri ayıplardan dolayı müvekkilin sorumluluğuna gidemeyeceklerini, ayıplı olduğu ve sonradan tamamlandığı iddia edilen ve bedeli talep edilen işlerin metrajına ilişkin bir tespit söz konusu olmayıp,
üçüncü kişiler tarafından davacı şirkete kesilen toplam 1.098.156,31 TL bedelli faturaların yapıldığı iddia edilen imalatın karşılığı olup olmadığının bugün itibariyle teknik olarak kesin bir şekilde tespit ve hesabının mümkün olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.V.
İSTİNAF ve YARGITAY BOZMA AŞAMALARI1.İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/2796 E - 2022/95 K sayılı kararıyla özetle;
tarafların asıl davaya yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, birleşen davaya yönelik ise, eser sözleşmelerinde sözleşmenin feshedilip yüklenicinin işten el çektiği ya da işi terk edip gittiği ve işin yarım kaldığı yasal delillerle ispat edilmedikçe, yapılan işin kural olarak yüklenici tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmekte olup, bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından kanıtlanması gerektiği, yüklenicinin işi teslim ettiği,
terkettiği ya da sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra işin eksik ve ayıplı yapıldığının ve eksik ve kusurların iş sahibi tarafından işe devam edilerek tamamlandığı veya üçüncü kişilere tamamlattırıldığının yasal delillerle ispatının zorunlu olduğu, davacılar tarafından sunulan dava dışı şirketlere ait faturaların bu karinenin aksini ispat için yeterli bulunmadığı, bu faturalar haricinde işin eksik ve ayıplı yapıldığına dair, yukarıda belirtilen karinenin aksini ispatlayacak yasal delillerin dosyaya sunulamadığı belirtilerek,
davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile birleşen dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL bakımından davanın esastan reddine, ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden ise zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.2.Bu karara karşı, taraf vekillerince süresi içinde yapılan temyiz başvuruları üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/1651 E - 2023/2026 K sayılı 25.05.2023 tarihli kararıyla; asıl davada davacı yüklenici tarafından boya ve parkelere verilen zararların giderim bedeli talep edildiği,
mahkemece de ıslahla artırılan miktar hariç bu talebin kabulüne karar verilmiş ise de; tespit raporu incelendiğinde A blok 113, 122, 132, 141 nolu bağımsız bölümler ile B Blok 36, 54, 133 no.lu bağımsız bölümlere su sızdığının belirtildiği, ancak bu su sızıntısının boya ve parkelere zarar verip vermediği noktasında bir değerlendirme yapılmadığının anlaşıldığı, dava dosyasında böyle bir zararın meydana geldiğini ispata yönelik delil yer almadığı, bilirkişilerin de düzenledikleri raporlarında kesin delil olmadığını kabul ettikleri, tespit dosyasına dayanılarak farazi bir değerlendirme ile sonuca gidildiği,
bu durumda mahkemece ispat edilemeyen bu alacak kalemi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde, toplam sözleşme bedelinin %25’in banka avans teminat mektubu karşılığında taşerona ödeneceği, bakiye hakedişler imzalanıp, malzeme ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra geriye kalan hakediş tutarının %50’sinin hakediş tarihinden itibaren 15 gün sonra, geri kalan %50’sinin de takip eden ayın 15’inde ödeneceğinin düzenlendiği, sözleşme uyarınca iş bedelinin ödenmesinin belirli vadelere bağlandığı, davacı yüklenici tarafından bu vadelerde ödemelerin yerine getirilmediği,
geç ödemeler yapıldığı, işin teslim edildiği 09.03.2009 tarihinden sonra dahi 30.04.2009 tarihi itibariyle davalının davacıdan 772.193,58 TL alacaklı göründüğü, bu durumda davacının kusurlu olarak öncelikle kendisinin temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiği, bu durumda davalının temürrüdünden bahsedilemeyeceğinden, mahkemece asıl davada ifaya ekli cezai şart talebin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.3.Bozma ilamı üzerine,
dosya Dairemizin 2023/1107 Esasına kaydedilmiş ve usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde 2024/67 Karar sayılı kararla.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/2796 E., 2022/95 K. sayılı kararı birleşen dava yönünden kesinleşmiş olduğundan, birleşen davaya ilişkin olarak bu aşamada ayrıca bir değerlendirme yapılmadığı ve yeniden bir hüküm kurulmadığı belirtilmiş, kararın hüküm kısmında davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin kabulüne, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.03.2021 tarih ve 2014/960 Esas, 2021/281 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,
asıl davanın reddine karar verilmiştir.4.Bu karara karşı, davacılar vekillerince süresi içinde yapılan temyiz başvuruları üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/1301 E - 2025/1567 K sayılı 17.04.2025 tarihli kararıyla; birleşen davaya ilişkin olarak bölge adliye mahkemesince verilen kararın, bozma kararı kapsamı dışında kalarak kesinleştiği, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu,
ancak bölge adliye mahkemesince verilen karar bozulduğundan önceki kararın tamamen ortadan kalktığı, bu nedenle bozma kararından sonra da bölge adliye mahkemesince birleşen davaya ilişkin olarak da HMK.nın 359. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmesi gerekirken, kararın gerekçe kısmında birleşen davanın kesinleştiğinden bahisle yeni hüküm kurulmamasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Bozma ilamı üzerine, dosya Dairemizin yukarıda yazılı olan esasına kaydedilmiş ve usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacılar yüklenici, davalı ise taşerondur.Asıl dava; taraflar arasında akdedilen 16/07/2007 tarihli taşeron sözleşmesi ve 14/04/2008 tarihli ek protokol gereğince davalı tarafça üstlenilen giydirme cephe, alüminyum doğrama ve cam işlerinin, sözleşmede kararlaştırılan sürede yapılmadığı iddiasıyla sözleşmenin 25. maddesi gereğince gecikme cezasına hükmedilmesi ve davalının işin yapımı sırasında parke ve boyalara zarar verdiği iddiasıyla bu zararın tazmini istemine ilişkin olup, davacı vekilince asıl dava dilekçesinde, gecikme nedeniyle cezai şart alacağının 1.555.240 TL,
davalının parke ve boyalara verdiği zarar nedeniyle tazmin alacağının 204.931,90 TL olduğu açıklanmış, ancak her iki kalem için şimdilik 100.000 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesinde ise, gecikme cezası olarak 534.000,00 TL, parke ve boyalara verilen zarar için 35.000,00 TL taleplerinin bulunduğu belirtilmiştir.Birleşen dava; asıl davaya konu sözleşme ilişkisi çerçevesinde davalı tarafça üstlenilen işin eksik ve ayıplı yapıldığı, bu ayıp ve eksiklerin bir kısmının dava dışı şirketlere gidertildiği,
karşılığında fatura kesildiği iddiasıyla, bunların tazmini, ayrıca ileride yapılacak harcamaların da tespit edilerek tazmini istemine ilişkin olup, birleşen dava dilekçesinde, talep sonucunda doğmuş alcakların 10.000,00 TL'lik kısmının harcama tarihinden, ileride yapılması zorunlu harcamaların ise dava tarihinden faizle tahsili talep edilmiş, birleşen davaya sunulan cevaba cevap dilekçesiyle, diğer taleplere ilaveten eksik ve ayıpların giderilmesi için saptanacak sürenin de esas alınarak bu günler için de ayrıca gecikme cezasına hükmedilmesi de talep edilmiş, ıslah dilekçesinde ise,
ayıplı ve eksik işlerin giderimi ile ilgili olarak 1.098.156,31 TL, asıl işverene yapılan ceza ödemesi için 207.566,00 TL taleplerinin bulunduğu belirtilmiştir.Davalı vekilince, süresi içinde ıslah beyanına karşı zaman aşımı defi ileri sürülmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/2796 E - 2022/95 K sayılı kararıyla, davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile birleşen dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL bakımından davanın esastan reddine, ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden ise zaman aşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekilleri tarafından yapılan temyiz başvuruları Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/1651 E - 2023/2026 K sayılı 25.05.2023 tarihli kararıyla yerine görülmeyerek reddedilmiş olması nedeniyle,
birleşen davaya ilişkin olarak verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/2796 E - 2022/95 K sayılı kararı, bozma kararı kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuştur.
Ancak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nce verilen karar bozulduğundan önceki karar tamamen ortadan kalktığından Dairemizce birleşen davaya ilişkin olarak da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/2796 E - 2022/95 K sayılı kararı doğrultusunda yeniden karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamında asıl davanın esasıyla ilgili temyiz incelemesi yapılmamış olup, önceki kararımızdaki gerekçeye göre yapılan değerlendirmede;Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/2796 E - 2022/95 K sayılı kararıyla, yukarıda yer verilen gerekçe doğrultusunda, davacıların,
asıl davanın "ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden zaman aşımı nedeniyle reddine" yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmeyerek reddedilmiş ve bu karara karşı davacılar vekilleri tarafından yapılan temyiz başvuruları yerine görülmeyerek reddedilmiş olması nedeniyle, asıl davanın "ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden zaman aşımı nedeniyle reddine" dair verilen hüküm kısmı da kesinleşmiş, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuştur.Asıl dava dilekçesine konu talep miktarları bakımından değerlendirme yapıldığında ise;Yukarıda açıklandığı üzere, asıl davadaki talep;
"ifaya ekli cezai şart (gecikme cezası) ve parke ve boyalara verilen zarar için tazminat kalemlerine ilişkin olup, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/1651 E - 2023/2026 K sayılı 25.05.2023 tarihli kararıyla, ispat edilemeyen "boya ve parkelere verilen zararların giderim bedeli" kalemi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, "ifaya ekli cezai şart talebi bakımından" ise, TBK m.179/2 inci maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şartın talep edilebilmesi için yüklenicinin temerrüde düşmesi ve onun temerrüde düşmede kusurlu olmasının gerektiği, davaya konu sözleşme uyarınca iş bedelinin ödenmesi belirli vadelere bağlanmış olup,
davacı yüklenici tarafından bu vadelerde ödemelerin yerine getirilmediği, geç ödemeler yapıldığı, işin teslim edildiği 09.03.2009 tarihinden sonra dahi 30.04.2009 tarihi itibariyle davalının davacıdan 772.193,58-TL alacaklı göründüğü, bu durumda davacının kusurlu olarak öncelikle kendisinin temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği ve davalının temürrüdünden bahsedilemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olduğundan, Dairemizce de bu bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olduğundan, asıl davada başka bir talep kalemi bulunmadığından,
bozma ilamındaki bu gerekçeler doğrultusunda asıl davanın tümden reddine karar verilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar doğrultusunda, asıl davanın tümden reddine, birleşen davanın dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL bakımından esastan, ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden ise zaman aşımı nedeniyle reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2025/843, K. 2025/739, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama