KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2019
- Dosya no
- 2018/523
- Karar no
- 2019/4184
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21/11/2017
- Numarası
- 2015/1618 E. - 2017/1235 K.
- Davanın konusu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 26/12/2019
Karar Metni
1.434 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalılardan ... AŞ nezdinde ZMM sigortalı, ... AŞ nezdinde de kasko sigortalı olan ve davalı ...
AŞ nin maliki, diğer davalı ... da sürücüsü bulunduğu ... plaka sayılı aracın, vekil edeninin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması neticesinde 29/01/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davacının ağır biçimda yaralanarak 5 ay süre ile çalışamaz hale geldiğini ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı, tedavi masrafları ve aracın çekilme masraflarına karşılık olmak üzere 10.000,00-TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminatın karar tarihinden işletilecek ticari faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalılar cevaplarında özetle;
davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı gözetilerek 29/01/2014 tarihinde meydana gelen ve davacının yaralanması ile sonuçlanna trafik kazasının oluşumunda, davalı araç sürücüsü ...'nun tam kusurlu olduğu, davacının kaza nedeniyle uğradığı herhangi bir maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin ise 3 ay olduğu, tedavi giderlerinin SGK'nca karşılandığının ve SGK'ca davacıya rücua tabi herhangi bir ödeme yapılmadığının anlaşıldığı, bu durumda davacının kalıcı iş göremezlik zararının olmadığı,
sadece geçici iş göremezlik dönem zararını isteyebileceği, davalı ... AŞ nin ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olması ve belirlenen maddi tazminat miktarının ZMM sigorta poliçesinin teminat limitini aşmaması nedeniyle maddi tazminat talepleriyle ilgili olarak ...
AŞ ye yöneltilen davanın reddi gerektiği, bundan ayrı davalı sigorta şirketlerinin düzenlendikleri poliçelerin kapsamı gözetildiğinde manevi tazminat talepleri bakımından herhangi bir sorumlulukları bulunmadığının anlaşıldığı; davalı tarafın kusuru ile meydana gelen trafik kazasında yaralanarak vücut bütünlüğü zarara uğrayan davacı yararına 3.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı görüşünden hareketle. "1-Davacının maddi tazminat taleplerinin davalılar...
AŞ ve ... AŞ yönünden KISMEN KABULÜNE, 3.465,00 TL.geçici iş göremezlik tazminatının bu davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiliyle davacı tarafa ödenmesine, hükmedilen tutara davalılar ... ve ... AŞ yönünden 29/01/2014 kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden 12/01/2015 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,Fazla talepler ile davalı ...
AŞ.aleyhine açılan davanın REDDİNE, 2- 3.000,00 TL.manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... AŞ.den müşterek ve müteselsilen tahsiliyle davacı tarafa ödenmesine, Manevi tazminat istemi yönünden fazlaya ilişkin talep ile davalı sigorta şirketleri aleyhine açılan davanın reddine," karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri;
vekil edeni yararına belirlenen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu ve kabulü göre de, cevaba cevap dilekçesinde açıkça davalı sigorta şirketlerine yönelik olarak manevi tazminat talebinde bulunmadıklarını açıklamalarına rağmen, mahkemece manevi tazminat talepleri bakımından davalı sigorta şirketleri lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin de haksız olduğu hususuna yöneliktir.Dava; trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanmaya bağlı olarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.İstinaf edenin sıfatına, istinafın kapsam ve nedenleriyle sınırlı olmak kaydıyla yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda.
Olay tarihi itibariyle göz önünde tutulması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. (Benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47.maddesinde de mevcuttur.) Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir.
Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir.
Dava konusu olayda, zararlandırıcı eylemin tarihi, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu, davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, iyileşme süresi, paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumu ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda; davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarları yetersizdir.Bundan ayrı; dava dilekçesindeki açıklamalara göre; maddi ve manevi tazminat talebi ile açılan davada talep edilen maddi ve manevi tazminat istemi tüm davalılara yöneltilmiş ise de;
davacı vekili süresi içinde verdiği 17/09/2015 günlü cevaba cevap dilekçesinde, davalı sigorta şirketlerine yönelik olarak manevi tazminat talepleri bulunmadığını açıklanmıştır.
HMK.141/1.maddesinde; " Taraflar, cevaba cevap ve 2.cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilirler yahut değiştirebilirler" denildiğine ve cevaba cevap dilekçesi ön inceleme aşamasından önce verildiğine göre, mahkemece davacı tarafın, davalı sigorta şirketlerine yönelik olarak manevi tazminat talebinde bulunmadıklarına ilişkin beyanları gözetilerek buna göre hüküm tesis edilmesi ve sonuç itibariyle davalı sigorta şirketleri lehine vekalet ücreti takdir etmemesi gerekirken,
hatalı bir takım değerlendirmeler sonucunda davalı sigorta şirketlerine yönelik olarak manevi tazminat istemi varmiş gibi hüküm tesis edilmesi de isabetsizdir.
Ancak, açıklanan şekilde oluşan yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılması da gerektirmediğinden; davacı vekilinin iştinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına, istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile harcın kamu düzenine ilişkin bulunduğu gözetilerek düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
26/12/2019
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/523, K. 2019/4184, 26 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama