KÜNYE
T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/483
- Karar no
- 2024/826
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/12/2020
- Numarası
- 2020/275 Esas - 2020/873 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 16/05/2024
Karar Metni
1.163 kelime·6 dk okuma
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araçla, vekil edeninin eşi...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması neticesinde meydana gelen 09/08/2016 günlü trafik kazasında motosiklet sürücüsü olan desteğin hayatını kaybettiğini, eldeki dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından davacıya bir miktar tazminat ödemesi yapılmış ise de, yapılan bu ödemenin gerçek zararı karşılamadığını beyanla;
fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş. 07/10/2020 işlem tarihli ıslah dilekçesi ile de maddi tazminata ilişkin istek miktarını 55.681,37-TL'ye çıkardıklarını açıklamıştır.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; görülmekte olan dava açılmadan önce vekil edeni şirkete başvuru neticesinde yapılan hesaplamadan sonra davacıya ZMM sigorta poliçesi kapsamında 16/02/2018 tarihinde 45.765,70-TL tazminat ödemesi yapıldığını, bu suretle de tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, bakiye bir sorumluluğun kalmadığını,
mahkemece aksinin düşünülmesi halinde de tazminat hesaplamasının 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM Sigortası genel şartlarına göre yapılmasını ve sigortacı tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş halini tazminat miktarından düşülmesini ve dahi kusur durum ve oranın da usulüne uygun şekilde belirlenmesi istediklerini ve faizin de dava tarihinden başlatılması gerektiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan 2017/235 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç ile davacının eşi ...'ın sevk ve idaresindeki motosikletin çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında, ...'ın hayatını kaybettiği, kazanın oluşumunda kazaya karışan araç sürücülerinin eşit oranda kusurlu olduğunun 02/05/2019 günlü bilirkişi raporuyla tespit edildiği,
davacının talep edebileceği bakiye tazminat miktarının da 56,681,37-TL bulunduğunun 02/09/2019 günlü aktüer bilirkişi raporuyla belirlendiği, söz konusu bu raporların hükme esas alınmaya elverişli bulunduğu ve kısmi ödeme tarihi olan 16/02/2018 tarihi itibariyle de temerrüt halinin oluştuğu, davacının davasının kabulü gerektiği şeklindeki özet gerekçeyle; -İş bu asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile 56.681,37 TL'nin 16.02.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; davalı tarafın maddi zararının, davadan önce yapılan ödeme ile karşılandığı ve bu suretle de bakiye bir sorumluluk kalmadığı halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, kabule göre de sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu yönündeki bilirkişi raporu dosya kapsamı ile bağdaşmadığı için, hükme esas alınmasının isabetsiz bulunduğu,
zira 16/02/2018 tarihinde yapılan ödemenin sigortalı araç sürüsünün %25 oranında kusurlu olduğunu belirleyen ve ATK'dan temin edilen 18/08/2017 günlü rapor uyarınca gerçekleştirildiği, dolayısı ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmadan davanın sonuçlandırılmasının doğru olmadığı, kaldı ki aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen raporda yalnızca rapor tarihi verilerine göre hesaplama yapıldığı, ödeme tarihi itibariyle bir hesaplama yapılmadığından yapılan ödemenin yeterli olmadığı sonucuna varılamayacağının karar yerinde gözetilmediği,
keza aktüer hesaplamada müteveffanın anne ve babasına da pay ayrılmadığı gibi mankemece müteveffanın müterafik kusur durumunun da değerlendirilmediği hususlarına yöneliktir.
Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, ölüm olayına dayanılarak açılmış, destekten yoksun kalma tazminatı isteğine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının eşi ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı sigorta şirketi nezdinde kaza tarihini kapsar biçimde ZMM sigortalı bulunan aracın çarpışması neticesinde meydana gelen kazada, motosiklet sürücüsü desteğin hayatını kaybettiği, yapılan başvuru üzerine davalı sigorta şirketi tarafından müteveffanın eşi olan davacıya 16/02/2018 tarihinde sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek 45.765,70-TL ödeme yapıldığı,
ancak davacı tarafından yapılan bu ödemenin gerçek zarar miktarını karşılamadığından bahisle eldeki davayı açtığı anlaşılmakta olup; açıklanan bu hususlarda taraflar arasında da her hangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin bir ibraname karşılığında olup olmadığı, ödeme geçerli ibraname karşılığında yapılmış ise ödemenin yeterli bulunup bulunmadığının usulüne uygun şekilde belirlenip belirlenmediği, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporundaki paya ilişkin hesap yönteminin doğru olup olmadığı ve kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durum ve oranlarının usulüne uygun şekilde belirlenip belirlenmediğine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 16/02/2018 tarihinde yapıldığı taraflarca da kabul edilen tazminat ödemesinin ibraname karşılığı olduğu ileri sürülüp kanıtlanamadığına göre, mahkemece yapılan ödemenin kısmi ödeme niteliğinde olduğu kabul edilerek, buna göre yapılan hesaplama neticesinde bakiye tazminat miktarına hükmedilmiş olmasının doğru olmasına; keza yargılama sırasında temin edilen ve Mak.
Yük.
Müh. ... tarafından düzenlendiği anlaşılan 02/05/2019 günlü kusur bilirkişi raporunun davalı vekilinin usulüne uygun şekilde 13/05/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen söz konusu bu rapora karşı süresi içerisinde itirazda bulunulmadığı yani bu konuda dosyaya yansıyan bir itiraz dilekçesi mevcut olmadığı gözetildiğinde, belirtilen kusur durum ve oranının davacı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturacağı konusunda duraksama bulunmadığı gibi, söz konusu raporun, kaza tespit tutanağı,
cumhuriyet başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında temin edilen 16/02/2016 tarihli rapor ile ATK'ya ait 18/08/2017 tarihli kusur raporunun da irdelenmesi neticesinde önceki raporlara niye katılınmadığı hususu gerekçelendirilerek, kazanın oluş şekline göre kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya, oluşa ve somut olayın özelliklerine uygun bulunması karşısında mahkemece, bu rapor baz alınmak suretiyle düzenlenen aktüer hesaplamanın hükme esas alınmış olmasında bir yanılgı tespit edilememesine;
ayrıca kural olarak eğer müteveffanın anne ve babası sağ ise onlara da pay ayrılması ve hesaplamanın da bu duruma göre yapılması gerekmekte ise de, 02/09/2019 günlü aktüer hesap raporuna karşı kusur durumu hariç, davalı sigorta şirketi tarafından başkaca bir itiraz sebebi ileri sürülmemiş olduğu dikkate alındığında 02/09/2019 günlü hesap raporundaki, müteveffa gelirinin paylaştırılmasına ilişkin hesap yönteminin de davacı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturması,
ayrıca HMK.m.357 madde hükmü uyarınca yargılama sırasında ileri sürülmeyen bir hususun istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında, müteveffanın anne ve babasına pay ayrılmadan yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasında somut olayın özelliklerine göre bir isabetsizlik tespit edilememesine göre; davalı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 3.871,90-TL harçtan, peşin yatırılan 967,98-TL harcın düşümü ile bakiye 2.903,92-TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/483, K. 2024/826, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama