KÜNYE
T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/659
- Karar no
- 2024/444
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/11/2020
- Numarası
- 2017/1137 Esas - 2020/510 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazasına Bağlı Araç Hasarı Nedeniyle Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
1.427 kelime·7 dk okuma
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin maliki olduğu aracın, dava dışı ...'in sevk ve idaresinde iken, 10.11.2017 tarihinde davalıların sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı oldukları aracın aniden ve kontrolsüzce önüne geçmesi ile meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını, davalı tarafça kazaya, sevk ve idaresindeki araca çarpan plakası tespit edilemeyen tırın sebep olduğu ileri sürülerek müvekkilinin zararının karşılanmadığını, ancak davalıya ait aracın sağ tarafında herhangi bir hasar bulunmadığını,
İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/161 Değişik iş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde müvekkilinin aracında 13.210,00-TL'lik hasar bulunduğunun tespit edildiğini belirterek 13.210,00-TL hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, tespit dosyası için yapılan 785,00-TL yargılama giderinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin, kazanın oluş şekli ve özellikle davalı sürücüye başka bir aracın çarpması suretiyle mi yoksa böyle bir çarpma gerçekleşmeyip tamamen davalı sürücünün kusuruyla mı kazanın meydana geldiği noktasında toplandığı, kazanın akabinde resmi görevli trafik polis memurları tarafından tutulan tutanakta, sürücülerin kendi beyanlarından ve araçların hasarlı bölgelerinden yapılan incelemeler neticesinde; davalı sürücüye, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen başka bir aracın çarpması nedeniyle kazanın meydana geldiği, davacı ve davalı araç sürücülerinin kazada kusurlarının bulunmadığı,
kusurun KTK 56/1-a,c madde hükümleri uyarınca şerit izleme ve takip mesafe kurallarına riayet etmeyen plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araçta olduğunun belirlendiği, kazaya karışan araç sürücülerinin ihtirazı kayıt koymaksızın işbu trafik kaza tespit tutanağını imzaladıkları, dosya kapsamına alınan 31/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen tır sürücüsünün %100 oranında asil ve tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığı,
başka bir bilirkişiden alınan 03/07/2019 tarihli raporunda da, davalı taraf aracının sağ ön çamurluğu üzerinde plakası tespit edilemeyen bir tırın sağ taraftan çarptığına işaret edecek olan bir iz mevcut olduğu gibi davalı aracının sol yanının ağır hasar görmüş olması ve yan hava yastığının açılmış olması, bu aracın bahsi geçen tırdan kaçmak için sola doğru sert bir manevra yapmış olduğuna dair işaret olarak da görülebileceği, kazanın oluşunda asli ve tek kusurlunun kimliği belirlenemeyen tır sürücüsüne ait olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği,
bu hali ile her iki raporda, kazanın davalı sürücüye başka bir aracın çapması ile meydana geldiğinin mütalaa edildiği, 30/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda ise; davalı aracın hasarlı fotoğrafları incelendiğinde; sağ ön çamurluk kısmında hafif bir ezilme izi ve aracın sağ dış ayna çerçevesinin ortasında çok hafif sürtünmeye bağlı iz olduğunun tespit edildiği,
davalının aracının sağında seyreden tır aracına göre yüksek hızla seyretmekte olduğundan tır aracının sola doğrultu değiştirmesi durumunda daha çok belirgin çarpma izinin olması gerektiği, dolayısıyla görülen izlerin, tır aracının otoya çarparak kontrolünü ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı, tır aracının kazanın meydana gelmesinde etken olduğu kanaatine varılamadığı, davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, bu hali ile 1. ve 2. bilirkişi raporlarından farklı olarak kazada plakası tespit edilemeyen tır sürücüsünün kusurlu olmadığının mütalaa edildiği,
son alınan 3. bilirkişi raporunda davalının aracında sağ ön çamurlukta ezilme ve sağ ayna çerçevesinde çarpmaya bağlı izler olduğu tespit edilmesine rağmen, bilimsel yöntem ve metotlara aykırı olarak çarpmanın daha fazla iz bırakması ve belirgin çarpma emareleri olması gerektiği gerekçe gösterilerek sanki hiç çarpma hadisesi yaşanmamış gibi davalı sürücünün şerit değiştirerek kazada %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, 3. bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişinin tespitleri ile kusura yönelik sonuç çıkarımlarının, kendi içinde çelişkiler barındırdığı ve raporun denetime açık olmadığı,
trafik kazası tespit tutanakları resmi görevliler tarafından tutulan aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan resmi belge olduğu, trafik kazası tespit tutanağının kazaya karışan araç sürücülerince ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalanmış olduğu, kazanın tutanakta belirtilen şekilde gerçekleşmediğinin, tutanağın aksinin davacı tarafça ispat edilemediği, davacının kazanın oluş şekline ilişkin olarak ileri sürdüğü iddialarını ispatlayamadığı, olayda davalı sürücüye plakası tespit edilemeyen başka bir aracın çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği, davalı sürücünün kazada üzerine atfı kabil bir kusurun bulunmadığı,
tüm kusurun plakası tespit edilemeyen araç sürücüsüne ait olduğu ve davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmaması nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasardan hukuken sorumlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekilinin istinaf nedenleri; hükme esas alındığı belirtilen 1. ve 2.bilirkişi raporları arasında kazanın oluş şekline ilişkin çelişki bulunduğu, mahkemenin gerekçesinin aksine 2.ve 3.bilirkişi raporlarında kazanın, davacının tırdan kaçmak için davalının sola manevra yapması neticesinde meydana geldiği kanaatine varıldığı, davalı sürücünün, varlığı ileri sürülen plakası tespit edilemeyen tırın çarpma şiddetinin davalı sürücünün hakimiyetini kaybettirecek nitelikte olmadığı, davalı sürücünün panikle manevra yaptığı ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu hususlarına ilişkindir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin nicelenmesinde; kaza tespit tutanağında, sürücülerin beyanları ve araçların hasar durumlarına göre, davalı ...'ın seyri sırasında plakası tespit edilemeyen bir tırın kendi aracının sağ yan kısımlarına çarpması neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek sol arka yan kısımları ile davacıya ait aracın sağ ön yan kısımlarına çarptığı, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen tırın sürücüsünün şerit değiştirme kuralını ihlal etmesi nedeniyle kusurlu olduğu, kazaya karışan sürücüler ... ve ...'e atfı kabil kusur bulunmadığı tespitine yer verildiği, 31.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda;
davalı sürücünün, orta şeritte ilerlerken sağ şeritten gelen bir tırın aniden sol şeride manevra yaptığı ve aracın sağ ön kısmına çarptığına yönelik beyanı göz önünde bulundurulduğunda, plakası tespit edilemeyen tır sürücüsünün, aracıyla sağ şeritten orta şeride geçmeden önce davalı sürücünün geçmesini beklemesi, bu aracın geçişinden sonra orta şeride geçmesi gerekirken yeterli kontrolü yapmadan ve dikkatsizce orta şeride geçerek davalıya ait araca sağ ön kısımlarından çarparak bu aracın sola doğru kontrolsüz şekilde savrularak davacıya ait araca çarpmasına neden olduğu kazada tamamen kusurlu olduğu,
davalı sürücünün kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, 23.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda; kazayı başlatan etkenin, davalı sürücünün bahsettiği plakası tespit edilemeyen tır sürücüsünün hatalı şerit değiştirmesi sonucu solundaki şeritte seyreden davalı taraf aracının sağ ön tarafına çarpması olduğu, davalının sürücüsü olduğu aracın sağ ön çamurluğu üzerinde böyle bir çarpmaya işaret edecek iz bulunduğu, davalının sürücüsü olduğu aracın sol tarafının ağır hasar görmüş olması ve yan hava yastığının açılmış olması aracın, bahsi geçen tırdan kaçmak için sola doğru sert bir manevra yapmış olduğuna dair bir işaret olduğu,
davacının aracındaki hasarın da davalı sürücünün ani ve kesin bir sola yönelme manevrası yaptığını gösterir nitelikte olduğu, bu analizler ışığında, sağdan gelen kimliği belirsiz tırın orta şeritte bulunan davalı aracını en sol şeride yönlendirmesi sonucu meydana gelen kazada plakası tespit edilemeyen tır sürücüsünün tamamen kusurlu olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, 30.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise; davalının sürücüsü olduğu aracın sağ ön çamurluk kısmında hafif bir ezilme izi bulunduğu, yine aracın sağ dış ayna çerçevesinin ortasında çok hafif sürtünmeye bağlı iz olduğu,
davalı aracın sağında seyreden tıra göre yüksek hızda seyretmekte olduğundan tırın sola doğrultu değiştirmesi durumunda çok daha belirgin çarpma izinin bulunması gerektiği, dolayısıyla görülen izlerin tırın, davalının sürücüsü olduğu araca çarparak onun kontrolünü ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı, bu nedenle de kazanın oluşunda plakası tespit edilemeyen tırın etken olduğu kanaatinin oluşmadığı,
kazanın, davalı sürücünün sağ tarafta seyir halinde olan tırın çok yaklaşması sonucu paniğe kapılarak aniden sola doğrultu değiştirmesi ile kazanın meydana gelmiş olabileceği ve bu durumda davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 30.11.2019 tarihli bilirkişi raporunun varsayıma dayalı olarak düzenlenmiş olduğunun anlaşılmasına,
dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve kaza sonrası alınan taraf beyanları ile kendi aralarında uyumlu, denetime ve hüküm vermeye elverişli, ayrıntılı, gerekçeli 31.12.2018 ve 23.06.2019 tarihli bilirkişi raporlarının ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/659, K. 2024/444, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama