KÜNYE
T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/1037
- Karar no
- 2025/958
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/02/2025
- Numarası
- 2024/505 Esas - 2025/74 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 13/06/2025
Karar Metni
751 kelime·4 dk okuma
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, 20.05.2013 tarihinde sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halinde iken davalıya trafik sigortalı aracın çarpması ile meydana gelen kazada yaralandığını, Silivri Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen rapora göre engellilik oranının %92 olduğunu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 25.07.2024 tarihli raporda da engellilik oranının %92 olarak belirlendiğini,
26.04.2021 tarihinde sigorta şirketine yaptıkları başvuruya olumlu yanıt verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 28.000,00-TL sürekli maluliyet, 100,00-TL geçici iş göremezlik, 50,00-TL bakıcı gideri, 50,00-TL geçici bakıcı gideri 100,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 28.300,00-TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.İlk derece mahkemesince;
"...Türk Borçlar Kanununun 72. maddesinde, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her halde zarar veren fiilin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl ve eğer tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı şeklinde üç farklı zamanaşımı süresinin düzenlendiği, somut olayda tazminata konu haksız fiilin 20/05/2013 tarihli trafik kazası olduğu,
buna göre, davalı hakkında soruşturma dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği de nazara alındığında hem genel on yıllık sürenin hem de sekiz yıllık ceza zamanaşımı süresinin olay tarihi ile arabulucuya başvuru tarihi olan 19/07/2024 ve dava tarihi olan 28/08/2024 arasında dolmuş olduğu, davalı tarafından yasal süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunulduğu..." gerekçesi ile;"Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekilinin istinaf nedenleri; zamanaşımının başlaması için zarar gerenin zararı öğrenmesi şartı arandığı, müvekkili tarafından zararın öğrenildiği tarihin yargılama aşamasında alınacak son aktüerya rapor tarihi olacağı, ancak mahkemece müvekkilinin zararı öğrenmesine dahi müsade edilmeden davanın reddedildiği hususuna ilişkindir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nin 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de,
haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiştir.Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, TBK'nin 72 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının maluliyeti ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nın 89/1 maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması.
2918 sayılı KTK'nın 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin ve hatta KTK'nin 109/1. maddesinde öngörülen kaza gününden başlayarak işleyen 10 yıllık süresinin.
Covid 19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler de dahil edilerek hesaplandığında dahi geçtikten sonra, 28.08.2024 tarihinde davanın açılmış olmasına ve davalı tarafça yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş olmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf eden davacı tarafından peşin yatırılan istinaf karar harcı yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1037, K. 2025/958, 13 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama