KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1147
- Karar no
- 2024/2196
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 17/02/2022
- Numarası
- 2019/284 Esas - 2022/105 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Ned.
Karar Metni
1.019 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 12.03.2016 tarihinde davalının malik ve sigortalısı olduğu ... plakalı aracın, Kartal bölgesinde trafik kazasına sebep olduğunu, kaza sonucunda ...'ın yaralandığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu ve ehliyetsiz olduğunu, kazada yaralanan ...'a 05.03.2018 günü 28.499,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ödendiğini, ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi olmak üzere, toplam 31.577,00 TL'nin tahsili için İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini bildirdiğinden bahisle itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün ehliyetine el konulduğu ve bu nedenle rucu hakkına sahip olduğunu, ancak oluşan kazanın ehliyetsiz araç kullanma arasında, uygun nedensellik bağ bulunması halinde, sigorta şirketine rucu edebileceğini, ceza yargılaması sırasında asli kusurlu bulunduğunun belirtildiğini, oran belirlenmediğini; davanın ...'ya ihbarının dava dışı yaralanan ...'ın kusuru bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe itirazın 2.115,44 TL asıl alacak 226,90 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile, takibin devamına; fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,2- Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Sigortalı aracın yayaya çarpması sonucunda müvekkili Şirketin sigorta mevzuatından kaynaklanan yasal yükümlülükleri çerçevesinde süratle gerekli araştırma ve incelemeleri yapmış, sağlık ve aktüerya raporları sonrasında da yaralanan şahsa 28.499,30 TL. tutarındaki geçici iş göremezlik tazminatını ödediğini, bu hususlar bir bütün olarak dikkate alındığında geçici iş göremezlik zararının 28.499,30 TL. yerine 2.115,44 TL. olarak tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacı vekili lehine 2.324,34 TL. vekalet ücretinin tahsiline,
davalı vekili lehine 5.100,00 TL. vekalet ücretinin tahsiline karar verildiğini, davanın maddi tazminat davası olduğunu, bu davada kısmen kabul kısmen redde, hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini, buna ilişkin kararın tavzih ve tashih’ine yönelik taleplerinin Mahkeme tarafından reddedildiğini, dava dilekçesinde %20 oranında icra inkar tazminatı taleplerinin bulunduğunu, gerekçeli kararın hüküm’ kısmının 2.maddesinde icra inkar tazminatının reddine, 3.maddede ise asıl alacağın %20’si oranında kabulüne karar verildiğini,
hükmün infazını engelleyen bu hususun düzeltilerek hüküm kısmındaki 2.maddenin kaldırılmasını, icra inkar tazminatına esas alınacak asıl alacak miktarının da hükmün infazı için kararda açıkça belirtilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.
Davacı vekili tarafından hükme esas alınan 09/08/2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı süresi içerisinde itiraz etmediği nedenle bilirkişi raporu davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazı değerlendirmeye alınmamıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3.maddesi gereğince maddi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin kabul edilen maddi tazminat miktarından fazla olması doğru olmamıştır.
Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. HMK'nın 298/2.maddesi gereğince, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere.
"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş;
hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.” Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında mahkeme kararında çelişki bulunması halinde bunun mutlak bozma nedeni olacağı belirtilmiştir.
Hüküm ve gerekçenin çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Mahkemece kısa karar hüküm kısmında icra inkar tazminatı yönünden red kararı verilip, gerekçeli karar hüküm kısmında 2 nolu bent altında hem red hem de kabul kararı verilmesi, gerekçeli karar içeriğinde icra inkar tazminatına ilişkin değerlendirme yapılmamış olması doğru olmamıştır. Bu suretle hüküm fıkrasıyla kararın gerekçesi arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu yönüyle, karar yukarıda açıklanan Anayasa, usul ve yasa kurallarına aykırılık teşkil etmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1147, K. 2024/2196, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama