KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2024
- Esas no
- 2022/190
- Karar no
- 2024/1118
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24/06/2021
- Numarası
- 2016/229 Esas - 2021/485 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.627 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
31/05/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sürücünün hız limitinin çok üzerinde seyir halindeyken aracın hakimiyetini kaybettiğini, davacıya %100 kusurla çarptığını, kazada müvekkilinin ağır yaralandığını, tedavisinin halen devam etmekte olup, psikolojisinde bozukluklar olduğunu, kaza sebebi ile ömür boyu üzerinden atamayacağı maddi ve manevi hasarlar taşıyacağını, kaza sonrasında yapılan muayene sonucunda sağ femur şaft kırığı, sağ kol kırıklarının geçirdiği trafik kazası ile nedensellik bağı bulunduğunu, davalı ...
Sigorta şirketine 12/10/2015 tarihinde başvurulduğunu ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00TL maluliyet tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren, 150.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalılar ... ve ...'dan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle. 31/05/2015 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın müvekkili şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitlerinin kişi başı 290.000,00 TL olduğunu, kusur tespiti için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi,
maluliyet oranı tespiti için davacının ATK 3. İhtisas Dairesine veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümüne sevkini, kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracını kullanmakta iken yolun sağında bulunan plakası tespit edilemeyen ... marka bir aracın, müvekkilinin istikametine girmeye çalıştığını ancak yol önceliği müvekkiline ait olduğundan yoluna devam ettiğini, bunun üzerine bahse konu araç sahibinin geçiş önceliği kuralına uymayarak müvekkilinin aracının önüne geçtiğini, müvekkilinin hatalı dönüş yapan araca çarpmamak için sevk ve idaresindeki aracı önce sola, ardından soldaki kaldırıma çarpmamak için sağa kırdığını,
ancak bu hamleden sonra direksiyon hâkimiyetini kaybettiğini ve aracın kaldırıma çıkmak suretiyle davalıya çarptığını, geçiş önceliği kurallarını gözetmemesi nedeniyle ... marka araç sürücüsünün kazada asli kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne, Maddi tazminat talebi yönünden davalı ...
Sigorta A.Ş. açısından davanın feragat nedeniyle reddine, Maddi tazminat talebi yönünden davalılar ... ve ... açısından davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 31/05/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: maluliyet tazminatının hatalı hesaplandığını, maluliyet raporunda balthazard hesaplama tablosu ile hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinde bu kaza sebebiyle ömür boyu üzerinden atamayacağı hasarlar, travmalar, ameliyat izleri ve maluliyet oluştuğunu, bu nedenle hükmedilen manevi tazminatın çok düşük belirlendiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava,
yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır.
Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine,
20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir.
Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir.
Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir.
Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından alınan 02/07/2019 tarihli raporda; davacı ...'nın 31/05/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak %5.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı,
iyileşme (işgöremezlik) süresinin 31/05/2015 tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği mütalaa olunmuştur.Sonuç olarak davacının maluliyetinin %60'ın altında (5.1) olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasının,
maluliyet oranına bir etkisi olmayacağından hükme esas alınan maluliyet raporunda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak,
meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının düşük belirlendiği; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda takdiren davacı için 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/190, K. 2024/1118, 28 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama