KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2024
- Esas no
- 2022/308
- Karar no
- 2024/1152
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 13/10/2021
- Numarası
- 2020/680 Esas - 2021/736 Karar
- Dava
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
927 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
26/08/2018 günü Siirt ilinin Pervari ilçesinin ... köyüne bağlı ... mezrasında meydana gelen trafik kazasında sürücü ... idaresindeki ... plakalı traktörün davacıyı düşürüp üzerinden geçmesi neticesinde davacının ciddi derecede yaralandığını, kazada sürücü ...'ın asli derecede kusurlu olduğunu beyanla fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla kalıcı sakatlık nedeniyle 100,00-TL, geçici iş göremezlik zararı için 100,00-TL olmak üzere toplam 200,00-TL tazminatın davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Kazanın vuku bulduğu tarih gözetildiğinde, 2918 Sayılı KT. 109. maddesi uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımına uğramış olmasından ötürü reddine karar verilmesi gerektiğini, talepte bulunan kişinin dayandığı vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmasının zorunlu olduğunu, HMK.
194 ve 190. maddelerinin açık düzenlemesi gereği ispat yükü iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı tarafça açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasının gerçekleştiği ve bu trafik kazası sonucunda davacı müvekkilin meydana gelen bu trafik kazasında yaralandığının dosya kapsamından anlaşıldığını, kazanın adli vaka olmasına rağmen hastane polisinin olayı karakola bildirmemiş ve karakolun müvekkilinin ifadesine başvurmadığını, karakolun bu konuda herhangi bir işlem yapmadığını, müvekkili hakkında kolluk birimi tarafından yapılması gereken işlemlerin yapılmadığını, kaza yerini gösteren herhangi bir kamera kaydının bulunmadığını ancak bu durumun,
kazanın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde herhangi bir şüphe yaratmaması gerektiğini, her ne kadar şikayetçi olma tarihinin kazanın üzerinden 11 ay geçtikten sonra gerçekleşmiş olsa da, müvekkili ve sürücü ifade ve beyanlarının çelişmediğini, kendilerinin yerel mahkemenin keşif yapılmasına ilişkin ara karardan dönülmesi talebinde bulunmalarının sebebinin dava konusu kazanın gerçekleştiği bölgenin şu an ohal bölgesi içinde bulunması ve keşif yapılma imkanının bulunmaması olduğunu, müvekkilinin dava konusu kaza sebebiyle yaralanması sonucu maddi zarara uğradığı ve mağdur olduğunun açık olduğunu,
kazayı yapan sürücü ve davacı müvekkilin beyanlarının alınmasını, akabinde bilirkişi tarafından kusur raporu düzenlenmesi ve müvekkilinin maluliyet oranı ile hak edeceği toplam maddi tazminat miktarının hesaplanarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından 26/08/2018 tarihnde Siirt ilinin Pervari ilçesinin ... köyüne bağlı ... mezrasında ZMMS poliçesi bulunmayan sürücü ... idaresindeki ... plakalı traktörün davacının üzerinden geçmesi ile trafik kazası meydana geldiği ve davacının yarandığı iddiası ile aracın ZMMS poliçesi bulunmadığından davalı ...'ndan maddi tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6/1). 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinin birinci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup. “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir.
Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK m. 191/1). İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta dosya kapsamına alınan verilerden 26/08/2018 tarihinde davacının sürücü ... idaresindeki ... plakalı traktörün yapmış olduğu tek taraflı trafik kazası nedeni ile yaralandığı sabit olup uyuşmazlık kazanın oluş şekli tarafların kusur durumuna ilişkindir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre.
Dosya kapsamında davacı vekili tarafından tanık ve keşif delilinden vazgeçilmiş olması, kusur tespitine ilişkin kaza tespit tutanağı, kazanın oluşumuna dair kroki veya kazayı gören kamera kaydının bulunmaması, savcılık soruşturmasının şikayet süresi geçtiği nedenle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı verildiğinden inceleme yapılmamış olması nedeni ile mahkemece kazaya karışan aracın ve davacının hareket yönlerinin, olay mahalli özelliklerinin,
olay mahallinde çarpma noktasının ölçekli konumu doğrultusunda tarafların kusur durumunun tespiti yapılamadığı nedenle dosyadaki mevcut delil durumuna göre kazanın oluş şekli ile sigortasız araca yüklenecek kusurun ispat edilemediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/308, K. 2024/1152, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama