KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/959
- Karar no
- 2024/2229
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 07/01/2022
- Numarası
- 2019/336 Esas - 2022/10 Karar
- Dava
- Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen
Karar Metni
1.244 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin yurt içi ve yurt dışı nakliyat işlerini ifa ettiğinden karşılaşılabilecek risklere karşı ve yasal zorunluluklar çerçevesinde davalı firmadan sigorta poliçesi yaptırdığını, müvekkilinin 10.11.2018 tarihinde taşeronluğunu yaptığı ... firmasının Denizli-İstanbul taşımasını yapabilmek ve nakliye işini yapacak araç ile şoförü bulmak amacıyla müvekkili şirket yetkilisi ...u'nun yurt içi nakliyecilerin kullandığı ... uygulamasında bulunan gruba yapılacak olan taşımanın güzergahını ve teslimat şartları ile ödenecek bedeli belirterek sorgulama yaptığını ve gruptan şüpheli...'ın geri bildirimde bulunduğunu ve nakliye işini kabul
ettiğini ancak ...'ın aynı anda, yine aynı/benzer gruptan kendisini ... olarak tanıtarak ... isimli kişi ile anlaştığını ve müvekkili şirketin işini ... isimli kişiye yüklediğini, müvekkili şirket yetkilisi üzerine düşen araştırma ve soruşturma işlemlerini tamamen yaptıktan sonra işin verilmesi ve nakliyenin yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını,
... daha sonra ... isimli kişiyi farklı bir numaradan arayarak kendisini taşınan malların sahibi olan ... firmasının müdürü olarak tanıttığını ve malların Eskişehir/Sivrihisar' da boşaltılacağına dair talimat vererek malların sevk adresini değiştirdiğini ve nakliye aracının rotasını değiştirdiğini,
akabinde ... isimli şahısın malların kendi ayarladığı depoya boşaltılmasını sağladığını ve malların bir kısmını satarak paraya çevirdiğini söz konusu hırsızlık eyleminin müvekkilinin yaptığı işi her aşamada takip etmesinden dolayı erken fark edildiğini ve taşıması yapılan 320.000TL' lik malların büyük kısmı yakalanarak geri alındığını ancak müvekkilinin olayın fark edilip, savcılık ve karakol işlemlerinin yapılması sırasında ...' ın satmış olduğu mallardan dolayı 97.345,50TL+KDV olmak üzere toplamda 105.133,14 TL zarara uğradığını,
müvekkili şirketin taşeronluğunu yapmakta olduğu ... firmasına söz konusu bedeli ödemek zorunda kaldığını ve davalı ... şirketinden kendisine kesilen fatura karşılığını sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi talebinde bulunduğunu ancak müvekkilinin ağır kusurundan kaynaklı bir zarar oluştuğu için poliçe kapsamı dışında kaldığından bahisle ödeme yapmadıklarını,bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zarar bedeli olan 97.345,50TL+KDV olmak üzere toplamda 105.133,14 TL' nin olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde
özetle;Müvekkili şirketin 20/07/2018-2019 vadeli ... Poliçesi olduğunu, sorumluluğunun dava konusu poliçe teminatı ile sınırlı olmak üzere ve poliçe genel ve özel şartlar ile poliçeye ekli ek madde ve klozlar çerçevesinde belirlendiğini, talep edilen zararın poliçe teminat kapsamında olmadığını, fiili taşımanın tüzel kişi nakliyeci tarafından yapılmadığından poliçenin geçersiz olduğunu,
Yurtiçi Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin 3. sayfasında yer alan Özel Şartlar başlıklı düzenlemede yer alan 11. maddesinde poliçe ile verilen teminatın geçerliliğinin taşıma taahhüdünde bulunan ve/veya taşıma işini fiilen yapan nakliyecenin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın sigortalı ile nakliyeci firma arasında düzenlenmiş olan hukuken geçerli bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması şartlarına bağlandığını, özel şartlar hükmü uyarınca poliçe ile verilen teminatın geçersiz olduğundan zararı tazminle mükellef olmadığını, gerçek kişilerden kiralanmış aracın teminat harici olduğunu,
mal faturasının ibraz edilmemiş olması sebebiyle de talep edilen hasar poliçe teminat kapsamında olmadığını, meydana gelen hasarlarda mal faturasının mutlaka temin edilmesi gerektiğini, olay tarihinden itibaren faiz talep etmesinin yasal mesnedinin olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davanın kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL'nin 10/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Karar dayanağı 01.12.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; gerçek kişi taşıyıcıların taşımaları, evrakın tam bir şekilde sunulması halinde teminata dahil olduğu saptaması yapılarak,
emniyeti suistimal sigortası teminatı verildiği görüldüğünü, aynen "... emniyeti suistimal hasarları olay başı ve yıllık toplamda 50.000 TL'ye kadar teminata alınmış olup, sigortacının ... rücu hakkı saklı olduğunu, işte bu kloz uyarınca somut olayda, davacının katlandığı tazminattan 50.000 TL kısmını davalı ... teminatında karşılanması gerektiği yönünde değerlendirilme yapıldığını, ancak söz konusu değerlendirmenin eksik olduğunu zira ;
söz konusu kloz ile gerçek kişi taşıyıcıların taşımaları "evrakın tam bir şekilde sunulması" şartı ile teminat kapsamına alındığını, dava konusu olayda sigortalı davacı taşıma işini yapacak kişiyi whatsap üzerinden bulmuş müvekkil şirkete de bu taşıma ile ilgili hukuki evrak sayılabilecek Taşıma sözleşmesi veya benzeri belge ibraz etmediğini, bu husus dosyada mübrez ekspertiz raporunda da açıkça belirtildiğini,
emniyeti suistimal teminatının devreye gireceğini kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için öyle olduğu kabul edilse bile bu teminatın ön şartı olan sevkiyatla ilgili hukuki evrakların sağlanması şartı gerçekleşmediğinden müvekkil şirketin sorumluluğu doğmayacağını, davacı taraf, whatsaptan bulduğu kişilere nakliye işini taşere ederek basiretli bir tacirin davranması gerektiği gibi davranmadığını, sigortalının ağır kusuru sebebiyle meydana gelen zarar poliçe teminat kapsamında olmadığını,
taşıma taahhüdünde bulunan ve/veya taşıma işini fiilen yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın sigortalı ile nakliyeci firma arasında düzenlenmiş olan hukuken geçerli bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması şartlarına bağlandığını, olayda fiili taşımayı yapma taahhüdünde bulunan fiili nakliyeci tüzel kişi olmadığı gibi sigortalı ile nakliyeci firma arasında düzenlenmiş olan hukuken geçerli bir taşıma sözleşmesi de bulunmadığını,
tüm bu hususlar gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucunda poliçe hükümlerine aykırı şekilde müvekkili şirketin dava konusu zarardan sorumlu tutulduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava,
davacı şirketin taşınmasını üstlendiği malın çalınması sonucu katlandığı zararın sorumluluk sigortacısı davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacının dava dışı ... firmasının akden taşımasını üstlendiği yükün taşımasını üstlendiği ve whatsap grup uygulamasından daha önce iş yapmadığı, rastgele cevap veren dava dışı ... ile sözleşme yaparak taşımayı ona verdiği, ...'ın davacı karşısında akdi olarak işi üstlenen alt taşıyıcı olduğu, daha sonra dava dışı ...'ın işi, dava dışı ...’e verdiği,
malların dava dışı ... firmasına ait olmasına karşın, ...'in ...’in talimatı ile hareket ettiği, ... ve ... tarafından davacının taşımasını üstlendiği yükün taşınırken güvenin kötüye kullanılması suretiyle çalındığı sebebi ile oluşan 105.133,14 TL zararı sigortalısından talep edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında ... sayılı 20.07.2018-20.07.2019 vadeli yurt içi taşıyıcı sorumluluk sigorta sözleşmesi bulunduğu ve 10.11.2018 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayının poliçe geçerlilik dönemi içerisinde meydana geldiği görülmüştür.Mahkemece hükme esas alınan ek raporda da belirtildiği gibi;
taraflar arasında 20.07.2018-20.07.2019 dönemi için düzenlenen "Yurtiçi Taşıyıcı Sorumluluk Sigortası" poliçenin araç başı azami 350.000 TL teminat verildiği, istisnalar başlığı altında "...araç sürücülerinin hilesi, kastı veya ağır kusurunun neden olduğu hasar ve zararlar..." teminat dışıdır.
Kural olarak poliçe "güveni kötüye kullanma" kaynaklı zararları teminat altına almadığı bu hususu 2.maddede istisna yanında ayrıca 14.maddede de düzenlenmiş "emniyeti suistimal" riski teminat dışı bırakıldığı, Emniyeti suistimal veya bilerek zarar vermeler, ancak özel şart koşulursa poliçe kapsamında olacağı, poliçede "açıklamalar" başlığı altında sırf davacı ve davalı arasında sigorta sözleşmesi için özel şartlar"-Gerçek kişi taşıyıcıların taşımaları,
evrakın tam bir şekilde sunulması halinde teminata dahildir.-Emniyeti suistimal sigortası teminatı verildiği görülmektedir. aynen "... emniyeti suistimal hasarları olay başı ve yıllık toplamda 50.000TL'ye kadar teminata alınmış olup, sigortacının ... rücu hakkı saklıdır. " şeklinde yer aldığı anlaşılmakla bu kloz uyarınca somut olayda, davacının katlandığı tazminattan 50.000 TL kısmını davalı ... teminatında karşılanması gerektiği değerlendirilmesine göre karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/959, K. 2024/2229, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama