KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/960
- Karar no
- 2024/2109
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 01/03/2022
- Numarası
- 2020/725 Esas - 2022/163 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.183 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 29.04.2016 tarihinde ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halindeyken aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıktığını ve tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu müvekkillerinin oğlu olan ...'ün vefat ettiğini, meydana gelen kaza sonucunda müvekkillerinin müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını,
... plaka sayılı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalatılmış olması sebebiyle davalı ... şirketine 19.10.2020 tarihinde başvuru yapıldığını ancak başvurunun "daha önce ödeme yapılmış olması ve hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışı kaldığı" gerekçesiyle olumsuz kaldığını, yapılan ödemenin yetersiz olduğunu fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte şimdilik 5.000,00-TL tutarında destekten yoksun kalma maddi tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Araç işleteninin KTK'nın 85'inci maddesi gereğince tazminat talep hakkı bulunmadığını, işbu dava ile davacının 29.04.2016 tarihinde meydana gelen kaza sonucu maluliyet giderlerine ilişkin zararı talep edildiğini ancak davanın zamanaşı süresinin dolduğundan reddi gerektiğini, müvekkil nezdinde açılan hasar dosyasına iletilen evraklar çerçevesinde aktüeryal hesaplama yaptırıldığını ve malûl kalan davacı ... için toplamda 77.802,00 TL olarak hesaplanan maluliyet tazminatı müvekkil şirket tarafından ödendiğinden müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğun kalmadığını,
ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 33.927,75 TL destekten yoksun kalma tazminatının 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan 13.09.2021 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin aktüerya uzmanlık alanı olmamasına rağmen aktüer raporu hazırlamış olmaları nedeniyle rapor denetime elverişli olmadığından karar bozmayı gerektirdiğini ayrıca PMF-1931 tablosu ve Progressive Rant yöntemine göre hesaplanması gerektiğini, davacının talep ettiği maluliyet tazminatı için müvekkil şirkete başvuruda bulunulması üzerine açılan hasar dosyasına iletilen evraklar çerçevesinde aktüeryal hesaplama yaptırıldığını,
malul kalan davacı ... için toplamda 77.802,00 TL olarak hesaplanan maluliyet tazminatı ödendiğini, hesap raporunda 2020 yılında yapılan ödemenin denetlenmesi ve ödeme tarihi itibariyle zararın karşılanıp karşılanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, güncel tazminat hesaplanırken değişen asgari ücret tutarının esas alınmasında olduğu gibi ödenen tazminat bakımından da asgari ücret artışları esas alınarak güncel tutar hesaplanması gerektiğini, bakiye maluliyet tazminatına yönelik şirkete herhangi bir başvuruda bulunulmadığını,
bu durumda müvekkili şirketin temerrüdünden bahsedilmeyeceğinden ancak dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
6100 sayılı HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar, dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.
Davalı vekili tarafından yargılama safahatı sürecinde aktüerya bilirkişi raporuna karşı süresinde itiraz ya da talepte bulunmamış ve bu suretle aktüerya raporundaki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlenemeyeceğinden tazminat hesabına ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.
Aktüerya uzmanlığı da bulunan bilirkişi tarafından rapor düzenlendiğine göre bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir. Davacı tarafından davadan önce bakiye tazminat için davalıya başvuruda bulunulduğu dosyaya gelen hasar dosyasından anlaşılmakla başvuru yapılmadığına ve temerrüde düşürülmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Kaldı ki, bakiye tazminat için de başvuru yapılması gerektiğine ilişkin yasal düzenleme bulunmamaktadır.
KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda; davalı tarafından dosyaya sunulan, davalı ... şirketinin hasar dosyasından davacıya 14/03/2018 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 26/03/2018 itibariyle davalı ... temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir.
Davaya konu trafik kazasına sebep olan davalı ... şirketine trafik sigortalı ... plakalı araç zirai traktördür. Bu durumda kazaya sebebiyet veren sigortalı araç, ticari olmadığından İlk Derece Mahkemesince kabul edilen maddi tazminat bakımından temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenle bu hususa değinen istinaf talebinin kabulü ile hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.
Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı faiz türü yönünden düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/960, K. 2024/2109, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama