KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/445
- Karar no
- 2024/239
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 12/10/2022
- Numarası
- 2022/104 Esas - 2022/858 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.401 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi ile davalı arasında 15/12/2015-2016 tarihli, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile ... plakalı aracın teminat altına alındığını, 23/06/2016 tarihinde dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki sigortalı aracın İkitelli Tem Güney Yan Yol Basın Ekspers istikametine doğru seyir halinde iken aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek ... Cad. ... Cad.
Tuz Depoları önünde park halinde bulunan ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına karıştığını, kaza sonrasında elde edilen belgelerin tetkikinde sürücü ...'ın olay yerinden kaçtığı, şüpheli sürücünün delilleri yok etme, değiştirme, gizleme ihtimalinin bulunması nedeni ile göz altına alınma kararının verildiğinin tespit edildiğini, bu kaza sonrası ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan dava dışı ...'ın %70 oranında malul kaldığının tespit edildiğini,
alınan aktüerya raporlarına göre kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın sigortalısı olan müvekkili tarafından zorunlu mali mesuliyet teminatı kapsamında dava dışı ... vekili Av. ...'a yargılama gideri ve vekalet ücreti ile birlikte toplam 239.650,00 TL ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ederek ve hastaneden firar ederek,
ehliyet kontrolü ve alkol tespiti yapılmasına bu eylemi ile engel olduğunu, sürücünün bu eylemi, kaza nedeni ile uygulanacak cezayı bertaraf etmek ve kazanın oluşumuna ilişkin delillerin, kazanın hemen sonrasında tespiti imkanını ortadan kaldıramaya yönelik olduğunu, bu durumun yasal mevzuatlar ile sigortalıya yüklenilen yükümlülüklerin ihlali anlamına geldiğini, olay yerini terk eden sürücünün bu eyleminin sigortalının sorumluluklarına aykırı bir eylem olarak kabul edileceğini, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ederek kazanın olumsuz etkilerini daha da arttırıcı bir eylem içerisine girmiş olduğunu,
bu fiili ile yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dava dışı ...'a ödenen bedelin iadesi için davalı taraf hakkında icra takibine başlatıldığını ancak davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla yapılan icra takibine itiraz ederek takibin durduğunu, haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan itirazın iptaline ve davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle. Sürücünün alkollü olduğu iddiasını kanıtlamaya yarar herhangi bir delil bulunmadığını, sürücünün olay yerinden kaçmadığını, yaralı arkadaşlarını hastaneye götürdüğünü ve yaralıların yakınlarının hastaneye gelmeye başlaması ve yaralılardan birinin durumunun ağır olması nedeniyle sağduyulu yaralı yakınlarının telkini ile hastaneyi terk ettiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Açılan davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, dava açılma aşamasında rücu sebebi olarak belirtilen ve yargılama sürecinde de yinelenen “Olay Yeri Terk” rucu sebebi olarak değerlendirilmeden davanın reddine karar verildiğini, Oysaki 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rucu hakkı” başlıklı B.4 maddesinin (f) bendinde;“(f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme,
can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde” sigorta şirketinin sigortalısına rucu edebileceği düzenleme altına alındığını, olay yerini terk, sigortalıya rücu edilebilecek haller arasında sayılmış olmasına rağmen Yerel Mahkemece dikkate alınmadığını, dava dışı sürücünün kaza anında alkollü olduğu Mahkemenin de kabulünde olduğunu, bilirkişi raporundaki kazanın alkolün etkisi altında meydana gelmediği tespitinde hatalı olduğunu,
kaza alkolün etkisi altında meydana geldiğini, yasal düzenlemeler ve emsal kararlar gereğince kazanın salt alkolün etkisi altında gerçekleşmesi rucu şartı olarak kabul edilemeyeceğini, hükmedilen vekalet ücreti de avukatlık asgari ücret tarifesine aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, sigorta sözleşmesinden doğan rücuan tazminata dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen davanın kabulüne ilişkin hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24/12/202 tarih, 2019/2816 Esas ve 2021/2250 Karar sayılı kararı ile "...
O halde İlk Derece Mahkemesince, tüm bu hususlar göz önünde tutularak dosyada bulunan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu anlaşıldığından İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle, kazanın oluşumunda kusur durumu ayrıca kazanın oluş şekli, yol, hava vs. koşullar bir bütün olarak değerlendirilip kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden yeni bir rapor alınması,
ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince.
Dairemiz kararı doğrultusunda alınan 18.7.2022 tarihli ve nöroloji uzmanı da bulunan heyet raporunda özetle;"söz konusu kazanın oluşumunda, davacı tarafından ZMSS sigortalısı, davalı şirkete ait, ... plakalı araç ve sürücüsü dava dışı ...’ın %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...’ ın 23.06.2016 tarihinde yaptığı kaza anında alkolü olduğu, alkol etkisiyle güvenli araç sürüş yeteneğini kaybettiğini ya da kaybetmediğini söylemenin mümkün olmadığı,
Alkol etkisiyle güvenli araç sürüş yeteneğini kaybettiği söylenemediğinden kazanın alkole ve münhasıran alkole bağlı olarak meydana geldiğinin söylenemeyeceği" görüş ve kanaatine varılmıştır.
Karayolları Motorlu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın " Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B.4.f maddesine göre, bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde ödemede bulunan sigortacı sigortalıya rücu edebilir.
Somut olayda, kaza nedeniyle yürütülen hazırlık soruşturması kapsamında alınan ifadeler ve tuanaklar ile sürücünün olay yerinden ve hastaneden firar etmiş olduğu ve göz altı kararı verilerek olaydan yaklaşık 22 saat sonra karakolda ifade verdiği alkol raporu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.4.f maddesinde belirtildiği üzere sürücünün zorunlu haller dışında olay yerini terk ettiği ve bu nedenle alkol raporu ve kazanın oluşuna etki edecek hususlara ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davrandığı,
diğer yandan mahkemece kusura ilişkin olarak aldırılan raporda sürücünün KTK'nın 52/1-b maddesi uyarınca meydana gelen olayda tam ve asli kusurlu olduğunun belirtildiğine göre poliçe ve kaza tarihine göre sigortalı araç sürücüsünün zorunlu haller dışında olay yerini terk ettiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının tamamının reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2022 yılı AAÜT'nin 13/4.maddesi gereğince Tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre maktu vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken nispi olarak yazılı olduğu gibi vekalet ücreti belirlenmesi de doğru değildir.
Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/445, K. 2024/239, 28 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama