KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi Birleşen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/647 Esas Sayılı Dosyası
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/575
- Karar no
- 2024/142
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 30/11/2022
- Numarası
- 2022/423 Esas - 2022/838 Karar
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 22/01/2016
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 19/07/2017
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.684 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
ZMMS ile sigortalı olmayan ... plakalı aracın 17/10/2012 tarihinde davacının eşi ...'ın sevk ve idaresindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, kendi kusuru ile hayatını kaybeden dava dışı ...'ın mirasçılarına sigorta şirketleri tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ödenmediğini belirterek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 17/10/2012 tarihinde gerçekleştiğini, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, trafik sigortası genel şartlarında yapılan değişiklik ile sürücü vefatlarının teminat dışında olduğunu, sürücü mirasçılarının sürücünün kusuruna dayanarak tazminat talep etmelerinin mümkün olmadığını, müteveffanın kask takmadan motosiklete bindiğini, tazminat hesabında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın alkollü olarak araç kullandığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
17/10/2012 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, ...'ın kazada vefat ettiğini, vefat sebebiyle kızının destekten yoksun kaldığını, aracın sigortasının bulunmadığını belirterek, öncelikle dosyanın İstanbul 5 ATM'nin 2016/71 Esas dosyası ile birleştirilmesini, 40.929 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete herhangi bir başvurunun bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, kazaya karışan aracın cinsinin tespiti ile müterafik kusur indirimine gidilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Asıl dosyada davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 185.070,57 TL'ye, birleşen dosyada davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 65.927,09 TL'ye yükseltmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Ana dava açısından; davanın kısmen kabulü ile 36.725,81 TL tazminatın 22/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen dava açısından; davanın kısmen kabulü ile 92.406,89 TL tazminatın 19/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sürücü ve sürücü mirasçılarının tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, sürücünün kusuruna dayanarak tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, işletenin 8/8 kusurlu olduğu bir trafik kazasında yaralanması ve malul kalması halinde kendi aracının trafik sigortasından maluliyet tazminatı talep edemiyorsa, işletenin ya da sürücünün vefatı halinde mirasçıların trafik poliçesinden tazminat talep edemeyeceğini, zorunlu trafik sigortası, motorlu araç işleteninin KTK’nın 85. maddesinin 1. fıkrasına göre,
üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlendiğini, bu nedenle zarar görenler, bu zararın giderilmesi amacıyla araç işletenine karşı KTK hükümlerine göre başvuru hakkına sahip değilse, zarar verene ait aracın trafik sigortacısına da başvuramayacağını, ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin sigorta teminatı kapsamına olmadığını, genel şartlara göre, davacı taraf dava yoluna gitmeden önce genel şartlarda belirtilen belgeler ile birlikte müvekkiline başvurması gerektiğini, davacının ...'na usulüne uygun başvuru yapmadığını, müteveffanın kaza sırasında kask takmadığını,
müterafik kusur nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, kurulan hükmün hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davacıların hak sahibi oldukları tazminat belirlenirken müteveffanın anne-babasının da desteklerini yitirmiş olmasının gözardı edilerek müteveffanın anne ve babası için pay ayrılmadığını, davacının desteğinin 17/12/2012 tarihli kazada vefat ettiğini, davacının müvekkiline karşı açmış olduğu dava tarihinde KTK'nın 109. maddesine göre iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, kazanın yaralanmalı bir trafik kazası olduğundan olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanununun 66/1-e maddesine göre;
beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl şeklinde dava zamanaşımı süresinin bulunduğunu ve KTK 'nın 109/2, 89 ve 66. maddeleri gereği kaza tarihi dikkate alınarak ıslahın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin birleşen dava açılmadan önce temerrüde düşmediğini, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin hatalı hesaplandığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava ve birleşen dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 07/04/2022 tarih, 2020/892 Esas, 2022/685 Karar sayılı kararı ile "Dosya kapsamından.
17/10/2012 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği anlaşılmaktadır. Müteveffanın babası ...
12/03/1999 tarihinde ve annesi ... da 15/04/1999 tarihinde vefat etmiş olduğundan, diğer bir ifade ile müteveffadan önce vefat etmiş olduklarından pay hesabına ve ayrıca, asıl kusur desteğe yansıtılamayacağı gibi, müterafik kusur da aynı şekilde desteğe yansıtılamayacağından, müterafik kusura yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir.
6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlüğe girmiştir. Sigorta kuruluşuna yazılı başvuru halinde eklenmesi gereken belgelere madde metninde açıkça yer verilmemiş.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.2.1 maddesinde ise kaza veya zararın tespit edilebilmesi için gerekli tüm belgeler ifadesi kullanılarak tek tek belgelerin sayılması yoluna gidilmemiştir. Ayrıca sigortacının hak sahibinden münhasıran hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme sigorta şirketi için belirlenen sekiz günlük ödeme süresinin başlangıcı için önem taşıyacaktır.
Yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemede dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır.
Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir.
Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
KTK'nın 97. maddesi ile getirilen Sigorta şirketine başvuru koşulu da mahiyeti itibariyle eksik evrakların tamamlanması ya da dava tarihinden sonra başvuru yapılması suretiyle her zaman giderilmesi mümkün olduğundan usul ekonomisi ilkesi gereğince tamamlanabilir bir dava şartı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.Somut uyuşmazlıkta, esas davanın, 22/01/2016 dava tarihi itibarıyla 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olmadığından, esas dava açısından sigorta şirketine başvuru dava şartına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.
Ancak birleşen davanın, 19/07/2017 dava tarihi itibarıyla 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olduğundan, davacı vekilince kaza tarihine göre başvuruya gerek olmadığı savunulmuş, Mahkemece bu konuda önel verilmemiş ise de, birleşen dava açısından sigorta şirketine başvuru dava şartına yönelik istinaf itirazı yerindedir.
Bu kabul ile mahkemece davacı tarafa birleşen dava açısından başvuru dava şartının tamamlanması için ara karar kurularak mehil verilmelidir. TBK gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır.
Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, her şeyden önce, destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir.
Bu itibarla; ölenden eş sıfatıyla destek alan kişinin yeniden evlenmesi halinde, evlenen eşin, desteğinden yararlandığı kişinin yardımından yoksun kaldığından bahsedilemeyeceği ve desteği olan (eski) eşinden dolayı destek tazminatına hak kazanamayacağı açıktır.
Somut olaya bakıldığında; birleşen dosyada davacı eşin dava devam ederken (10/04/2019 tarihinde ... ile) evlenmiş olduğu, somut gerçeğin bulunduğu durumda, varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağı; destek alacaklısı olan davacının ancak eşinin ölüm tarihi ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceğinden, Mahkemenin "tanık beyanına itibar edilerek davacının kazadan hemen sonra bir başkası ile imam nikahlı olarak evlendiği anlaşıldığından davacının destek tazminatı talep hakkının söz konusu olmayacağı," gerekçesiyle esas davadaki talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu hususa yönelik istinaf itirazı yerindedir. (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/87 E. ve 2021/3332 K. sayılı kararı) " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince. Dairemiz kararı doğrultusunda davacı vekiline birleşen dava açısından başvuru dava şartının tamamlanması için süre verilmiş, davacı tarafça bu dava şartı eksikliği giderilmiştir. Davalı vekili ilk istinafında zaman aşımına ilişkin istinaf talebinde bulunmamıştır.
Bu nedenle ikinci istinafında artık zaman aşımı itirazını öne süremeyeceğinden, zaman aşımına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin müterafik kusura, desteğin kusurunun davacılara yansıtılması ve desteğin anne babasının paylarının ayrılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazları, ilk istinafta ileri sürülüp, Dairemizce değerlendirilerek karar verildiğinden, bu hususlara ilişkin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, birleşen dosyada hükmedilen tazminatın faiz başlangıç tarihinin birleşen dosyanın dava tarihi olan 19/07/2017 tarihi olarak belirlendiği anlaşıldığından davalı vekilinin, faizin başlangıç tarihine ilişkin istinafı yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/575, K. 2024/142, 6 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama