KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/872
- Karar no
- 2024/1572
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 23/12/2022
- Numarası
- 2021/401 Esas - 2022/863 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.422 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
16/12/2018 tarihinde meydana gelen yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında davacının günlerce hastanede yattığını, iş göremez duruma geldiğini, vücudunda kalıcı hasarlar oluştuğunu, plakası tespit edilmeyen araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, kazaya neden olan araç sürücüsünün tespit edilememesi nedeni ile davanın ...na yöneltildiğini, davalının kaza tarihindeki poliçe üst limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davacıya tazminat ödemekle yükümlü olduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalması kaydıyla, davacı için 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik talebini 34.265,18 TL'ye, sürekli iş göremezlik talebini 45.063,11 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddia edilen maddi vakıanın şaibeli ve gerçeğe aykırı olarak haksız çıkar sağlamak amaçlı olduğunu, davacı yanca gerçekleştiği iddia edilen kazaya ilişkin trafik sonrası kaza tespit tutanağı dahi tutulmamış olup iş bu tarz şaibeli, nasıl ve ne zaman meydana geldiği belirsiz olaylar sonucu yapılacak haksız ödemelerin tüm vatandaşa yansıyacağını, haksız taleplere mahal vermemek adına maddi vakıanın kesin olarak ortaya konulması gerektiğini, 16/12/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin olarak kaza gününde herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, hiçbir mercie müracaatta bulunulmadığını,
kazadan bir yıl sonra davacı ifade vermişse de bu ifade dışında kaza ile ilgili olarak hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığını, ispat yükünün davacı tarafça yerine getirilmediğini, ceza dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ...
Yönetmeliği'ne göre motor silindir hacmi 50 m3 altında olan araçların kullanılmasından ileri gelen zararların hesaptan karşılanamayacak zararlar olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkeme aksi kanaatte ise dava dilekçesinde belirtilen kazadaki kusur durumu ve kusurlu hareket ile meydana geldiği iddia edilen zarar arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet oranının ve zararın sorumlu aktüer bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, davalı kurumun yalnızca kalıcı sakatlık ile sorumlu olduğunu,
geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı talepleri tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, faiz, başlangıç tarihi ve yargılama gideri isteminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulüne.
34.265,18TL geçici iş göremezlik, 45.063,11TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 79.328,29TL maddi tazminatın 26/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerçekleştiği iddia edilen kazaya ilişkin trafik sonrası kaza tespit tutanağı dahi tutulmadığını, bu tarz şaibeli, nasıl ve ne zaman meydana geldiği belirsiz olaylar sonucu yapılacak haksız ödemelerin tüm vatandaşa yansıyacağını, haksız taleplere mahal vermemek adına maddi vakıanın kesin olarak ortaya konulması,
aksi halde davanın reddinin gerektiğini, TMK'nın 6. maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu, ispat külfetinin davacıya ait olup dava dışı sürücünün kusuru bulunduğunu kanıtlamak zorunda olduğunu, olay tarihinde plakası ve kimliği belli olmayan bir motosikletin kendisine çarparak kaçtığı iddia edilmiş ise de davacı tanığı ...’in, olay tarihinde kahvehanede olup kazayı görmediğini beyan ettiğini,
davacının kazayı görmeyen tanığı ve davacı ifadesi dışında kamera kaydı vs. gibi deliller bulunmadığından olayın oluş şekli hakkında değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığından ispat yükü davacı tarafça yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, davacı 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra şikayette bulunduğundan, soruşturma dosyasında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davanın bu nedenle de reddinin gerektiğini, ...
Yönetmeliği'ne göre motor silindir hacmi 50.m3 altında olan araçların kullanılmasından ileri gelen zararların hesaptan karşılanamayacak zararlardan olduğunu, bu durumun tespiti yapılmadığından davanın reddinin gerektiğini, bilirkişi kusur raporuna itirazlarına rağmen dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmediğini, bilirkişi kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, maluliyet oranının tespitinde çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit edilirken davacının fiziki olarak muayenesi yapılmaksızın mevcut belgelere göre rapor düzenlediğinin anlaşıldığını,
davacının fiziki muayene olmadan eksik inceleme ve araştırma sonucunda rapor tanzim edilmesinin doğru olmadığını, davacı kazazedenin kaza tarihi itibariyle 70 yaşında olup pasif dönemde bulunduğunu, geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ayrıca geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin de tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında kaldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Davacının yaralanmasına ilişkin hastane ve ATK raporlarına, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyası kapsamına göre, olaydan sonra hastaneye götürüldüğünde davacıya bir motorun çarptığının beyan edilmesine, davacının ve yeminli dinlenen tanık anlatımlarına ve dosya kapsamına göre, maddi vakıanın kesin olarak ortaya çıktığı, davacının trafik kazası sonucu yaralandığı, davacıya çarpan aracın plakasının tespit edilemediği, bu nedenle davacının yaralanmasından dolayı oluşan zarardan davalı ...'nın sorumlu olacağı anlaşıldığından aksi yöndeki davalı istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Kusur raporu dosya kapsamına, olay tanığının ve davacı yayanın anlatımlarına göre detaylı ve gerekçeli şekilde düzenlenmiş olduğundan, davalı vekilinin ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemece kusura ve aktüer hesaplamaya ilişkin alınan 26/04/2022 tarihli heyet raporunda.
16/12/2018 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, plakası tespit edilemeyen motosiklet sürücüsünün %100 oranında tam derecede kusurlu ve etkili olduğu, yaya ...'nün kusur ve etkisinin olmadığı, davacının nihai ve gerçek geçici iş göremezlik maddi zararının 34.265,18 TL, nihai ve gerçek sürekli iş göremezlik maddi zararının ise 45.063,11 TL olarak hesaplandığı belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri,
geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir.
Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı vekilinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmadıkları yönündeki istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları).
Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır.
Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine,
20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).
Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 13/12/2021 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkındaki yönetmelik dikkate alındığında, kişinin tüm vücut engellilik oranının %10 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.
Davacı kaza tarihi itibariyle 70 yaşında olup pasif dönemde olsa, pasif dönemde her hangi bir işte çalışmasa ve emekli olsa dahi kendi yaşamsal aktivitelerini sürdürmek için emsallerine göre daha fazla efor sarf edeceğinden, davacı yararına geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/872, K. 2024/1572, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama