KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2025
- Esas no
- 2024/2096
- Karar no
- 2025/1022
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30/04/2024
- Numarası
- 2023/832 Esas - 2024/334 Karar
- Dava
- Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen
Karar Metni
1.196 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Dava dışı sigortalı ... A.Ş.'ye ait ... plakalı aracın ... poliçe numaralı ve 18/02/2020- 18/02/2021 vade tarihli Genişletilmiş Otobüs Kasko Sigorta Poliçesi ile müvekkili ...
Sigorta A.Ş. tarafından teminat altına alındığını, ... plakalı sigortalı aracın davalı ...'ne ait ve davalı ...'ın idaresinde bulunan ... plakalı araç ile karışmış olduğu trafik kazası sebebiyle sigortalı araçta meydana gelen hasarın müvekkili şirket tarafından tazmin edildiğini, söz konusu tazminat bedelinin davalılardan rücuen tahsili amacıyla arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmaya varılmadığını açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, 305.284,04-TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı ... şirketinin dava dışı sigortalı aracın hasarlarını karşıladığını, karşılanan hasarları öncelikle müvekkili şirketten talep ettiğini içeren herhangi bir bildirimde bulunmadığını, davacı tarafın rücu etme hakkının bildirme yükümünü yerine getirmediğini, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde herhangi bir fatura ya da zarara ilişkin yazılı bir belge sunmadığını bu nedenle rücu etme hakkı olmaksızın açılan işbu davanın reddi gerektiğini, davanın zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,
"Davanın KTK'nun 109/4 maddesi gereğince zaman aşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesine dayanılarak açılan ve yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan riziko nedeniyle, dava dışı sigortalıya, kasko sigorta poliçesi kapsamında ödenen araç hasar bedelinin, rücuen tazminine ilişkin bulunan eldeki davada uzamış zaman aşımı hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kazanın yaralanma halinin meydana geldiği,
taksirle yaralama veyahut Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçunu oluşturduğunu, ilk derece mahkemesinin ise cezayı gerektiren bir eylemin olmadığına ilişkin değerlendirme yapmak suretiyle haksız ve hukuka aykırı karar verdiğini,
somut olayda hem yaralama olarak ayrı bir olay hem de sigortalı araçta meydana gelen maddi hasar nedeniyle ayrı bir olay söz konusu olup bu nedenle hangi zamanaşımı süresinin uygulanabileceği sorununda ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/569 sayılı Esas ve 2011/710 sayılı kararına göre dava konusu olay yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle uğranılan maddi hasarın tazmini amaçlı olup dava konusu trafik kazası 09/12/2020 tarihinde meydana geldiğini, 8 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan dava ikame edildiğini,
işin esasına girilmeden eksik inceleme ile kurulan hükmün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava,
kasko sigortasını yapan şirket tarafından dava dışı sigortalıya yapılan hasar bedeli ödemesinin kazaya kusuruyla sebebiyet verdiği iddia edilen aracın ZMMS sigortasını yapan şirketten ve sürücüden rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince KTK'nın 109. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay'ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz.
Nitekim benzer kasko poliçesine dayalı olarak açılan rücu davasında Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/12418 E. ve 2015/10645 K. sayılı kararında " Dava, kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyete dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta rücu davalarında zamanaşımı 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas, 1972/1 Karar sayılı İBK'nda da belirtildiği gibi halefiyet ilkesine göre sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi olup, aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, davacının halef olduğu sigorta ettiren ile zarar sorumlusu olan davalılar arasındaki ilişki trafik kazasına dayandığından 2918 sayılı KTK'nun 109.maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir.
2918 sayılı KTK'nun 109/1.maddesinde "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." Aynı Kanunun 109/2.maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri içinde geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Maddenin özellikle 2.fıkrasında, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi), yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyorsa ceza zamanaşımı uygulanacağını belirtmiştir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652 Esas, 2001/705 sayılı kararında "2918 sayılı Kanun'un anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü Ceza Kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar içinde geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmaktadır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır.
Söz konusu Yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte, bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.
Dahası, sözkonusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örn.işleten) arasında bir ayrımda yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağını"belirtmiştir. Ayrıca ceza zamanaşımı ile ilgili Dairemizin, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ve 19.Hukuk Dairesinin Hukuk Genel Kurulu kararına paralel kararları uygulamada mevcuttur." şeklinde karar verilmiştir.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Somut olayda, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası 09/12/2020 tarihinde meydana gelmiştir. Kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere kaza yaralamalı ve maddi hasarlı kazadır.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası halinde ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Davacı alacaklı tarafından kaza tarihinden sonra 8 yıllık süre dolmadan 31/10/2023 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşıldığından zamanaşımı dolmamıştır. Bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/2096, K. 2025/1022, 16 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama