KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Esas no
- 2024/2219
- Karar no
- 2025/1495
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/06/2024
- Numarası
- 2022/184 E - 2024/421 K
- Davanın konusu
- İstirdat
Karar Metni
930 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;DAVALI ... tarafından davacı şahıs ile şirket hakkında, ... numaralı dosyası üzerinden "Kaçak Elektrik Bedeli" talebine dayanılarak icra takibi başlatılmış olduğu, ilgili icra takibine ait borç, davacı ... tarafından 26/03/2021 tarihinde "..." işlem açıklaması gösterilerek davalı ...'ın hesabına yatırıldığı, borcun ödenmesi sonrasında ise ilgili icra takibine alacaklı vekili tarafından 12/07/2021 tarihinde haricen tahsil bildiriminde bulunulduğu, dosya kaydının kapatıldığı,
ilgili icra dosyasının tahsilatı davalı alacaklı tarafından icra tehdidi altında yapıldığını, davanın tarafları arasında hiçbir borç ilişkisi mevcut olmadığını, takip borçlusu olarak davacı taraflardan hem ...-Aş Gıda hem de ...'in doğrudan hedef alındığını,...Aş aleyhinde başlatılan icra takibine dair işlemlerin takip hukukuna uygun olmadığını, davacı şirkete çekilen bir ihtarnamenin bulunduğu ayrıca davacı ... hakkında da davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olması sebebiyle icra takibine girişildiğini, davacı şirket ve davacı ...'in birmiş gibi davranıldığı, davacı tarafların tehdit altında bırakıldığı,
dosya kapsamında vaki borcu kabul etmemekle birlikte şayet borç var ise işbu durum ancak karşı tarafça ispatlanabildiği ölçüde geçerli olabileceğini, davalı ...'ın dava konusu borcun varlığına ilişkin herhangi bir belge sunmadığını,Yargıtay'ın mevcut içtihatlarının ilamsız icra takibinden kaynaklanan istirdat davasında ispat yükünün davalıda olduğu şeklindeki içtihatlarından ibaret olduğu şeklindeki içtihatlarının olduğunu, davacı ...'in kesinleşen takibin kendi malvarlığı üzerinde oluşturduğu menfi neticeler sebebiyle davalı tarafından iddia edilen borcu ödemek durumunda kaldığını,
...-Aş LTD ŞTİ.'yi doğrudan hedef alan bir takip olmasına rağmen icra takibi aynı zamanda davacı ... adına da başlatılmış olduğunu, tebligatta yaşanan usulsüzlükler neticesinde takibin ... adına da kesinleştiğini, takibin kesinleşmesine müteakip peşi sıra davacının gayrimenkul varlıkları ve sair hesapları üzerine haciz konulduğunu, davacı bakımından hiçbir dayanağı bulunmayan sırf tebligatlarda yaşanan usulsüzlükler neticesinde süresi içerisinde itiraz edilemediği için kesinleşen icra takibinin sanki gerçek borçlusu konumuna getirilerek davacı aleyhine hacizler işletilmiş olduğunu,
vbu aşamada icra tehdidi altında kaldığını ve kendi adına borçlu bulunmadığı parayı ödemek durumunda kaldığı, dekontların açıklama kısımlarında "...-Aş"ın borcu içindir anlamına gelebilecek bir ibare içermediğini, borcun tatamnen hakkında takip başlatılan davacı ... tarafından kendi adına ödenen paranın iadesi gerektiğini,
hakkında takip başlatılmış ve kesinleştirilmiş bulunan cebri icra gücünün oluşturduğu tehdit ve baskı neticesi davacının sözde borcu yaşadığı baskı neticesinde... sayılı dosyası hakkında ödemek zorunda kalınan 26.730,00 TL'nin ödeme tarihi olan 26/03/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına davacı ...'e ödenmesini, aksi halde davacı ... tarafından yapılan ödemenin yetkilisi olduğu ...-Aş ...Gıda şirketi hesabına ödendiğinin kabul edilmesi halinde 26/03/2021 tarihinden itibaren 26.730,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına davacı ...-Aş şirketine ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ;haksız fiil teşkil eden kaçak elektrik kullanımlarında şirket ile şirket yetkililerinin sorumlu olduğunu, davacı hakkında yapılan işlemler elektrik piyasası mevzuatına uygun olduğunu, davacı şirket çalışanları tarafından ...
Avcılar/İstanbul adresinde 04.08.2017, 12.05.2017, 08.09.2017 tarihlerinde yapılan kontrollerde,"sayaçta sözleşmesiz olarak enerji tüketimi yapıldığı" tespit edilerek davacı adına sırası ile..., ..., ... seri numaralı kaçak elektrik kullanımı tespit tutanakları düzenlendiğini, ... dosyaya konu "Sözleşmesiz Kullanım" tespitli zabıt suretleri ..., ... ve dosyaya dahil "Sözleşmesiz Kullanım" ..., ..., ... tahakkukları ile laboratuvar sonucuna istinaden fiziki müdahale tespitli "..." kullanılmak suretiyle kaçak elektrik kullanımında bulunulduğu ... zabıt ile sabit olduğunu,
davcı hakkında hesaplanan kaçak elektrik tutanağı usulüne uygun şekilde hazırlandığını, davacının kullanımında olan iş yerinde müvekkil şirket ile abonelik sözleşmesi imzalamadan elektrik kullanımı saptanmış olduğunu, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, elektrik kullanılmadığına dair herhangi bir delil sunulamadığını, davacı tarafın ihtirazi kayıt koymaksızın ödemiş olduğu bedellerin istirdadını talep etmesinin mümkün olmadığını,
davacının ihtirazi kayıtta bulunamadan önce ödeme yapmasının yanı ısra icra tehdidi altında ödeme yaptığını iddia ettiği 26/03/2021 tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra 17/03/2022 tarihinde ikame etmesi ve "icra tehdidi" altında ödeme yapmadığını gösterdiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda.
Davanın KABULÜ ile 29.076,38 TL bedelin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 29.076,38 TL bedelin 26.730,00 TL sine dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine şeklinde gerekçeli kararda hüküm kurulmuştur.Mahkemece verilen kararı,davalı vekili istinaf etmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;Mahkemece 04/06/2024 tarihli duruşmada verilen kısa kararda "Davanın kabulü ile 29.076,38 TL bedelin 26/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
" karar verilmiş iken ,gerekçeli kararda "davanın kabulü ile 29.076,38 TL bedelin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 29.076,38 TL bedelin 26.730,00 TL sine dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine "şeklinde karar verilmesi (hüküm fıkrasının düzeltilmesi) suretiyle, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılmıştır.
HMK'nın 294. maddesinde, hükmün verilmesi ve tefhimi hususları düzenlenmiş olup, HMK'nın 298/2 maddesinde de "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz" şeklinde emredici düzenleme yer almaktadır. Kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olması hususu HMK. 355 maddesine göre kamu düzerine aykırılık teşkil etmektedir.
Mahkemece, bu şekilde kamu düzenine aykırı şekilde karar verildiğinden, bu haliyle de, kısa karar ve gerekçeli karar arasında oluşan çelişki nedeniyle denetlenebilir ve uygulanabilir olmaktan uzak olan yerel mahkeme kararı, Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun emredici hükümlerine de açıkça aykırılık oluşturduğundan, bu husus HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzenine ilişkin ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğundan, HMK'nın 298/2 , 355 maddeleri gereğince, ilgili mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilgili mahkemeye iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2219, K. 2025/1495, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama