KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/908
- Karar no
- 2025/1099
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 10/02/2025
- Numarası
- 2023/348 Esas - 2025/142 Karar
- Dava
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
2.301 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
20/11/2013 tarihinde davalı ...'ın işleteni olduğu, ...'ın sürücü olarak sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın hız sebebiyle kaldırımı aşarak üst geçitten aşağı düştüğünü bu nedenle ölümlü ve yaralanmalı kaza meydana geldiğini, müvekkilinin bu kaza sebebiyle yaralandığını, bu nedenle 6100 sayılı Yasa' nın 107. maddesi hükmünce belirlenecek maddi tazminat tutarını davalılardan tahsilini ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...' dan müştereken ve mütelsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı ...
Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın 14/06/2013/2014 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunu tespitinin gerektiğini, davacının sigortalı olan araç sürücüsüne karşı kusur ve zararı kanıtlayamaması halinde müvekkil şirketin sorumluluğu olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığını, bu dosya kapsamında 29/04/2014 tarihinde 35.317,00 TL ödeme yapıldığını,
yapılan bu ödemeler ile müvekkili şirketin poliçeden doğan sorumluluğunu yerine getirdiğini müvekkili şirketin davacıya karşı başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Kazada müvekkillerinden ...'ın araç şoförü olduğu, hayati tehlike geçirdiği ve kazadan sonra tutuklanmış olduğu, işbu trafik kazası nedeniyle Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/393 E. sayılı dosyasından yargılandığı, Ağır ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ihbarına, davacıların maddi zararları sigorta tarafından karşılanmış olması sebebiyle maddi talepleri yönünden davanın reddini, davacının manevi taleplerinin yüksek olması ve zenginleşmeye sebebiyet verecek olması sebebiyle davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,
"Davanın kısmen kabulü ile Maddi tazminat talepleri yönünden.
Geçici iş görememezlik 6.611,50 TL, kalıcı iş görememezlik 130.781,62 TL, bakım/bakıcı gideri 2.676,34 TL, toplamı 140.069,46 TL'nin davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 11/12/2013 diğer davalılar yönünden 20/11/2013 kaza tarihi itibari ile işletilecek avans faizi ile tahsiline, Manevi tazminat talepleri yönünden.
40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/11/2013'ten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalılar ... ile ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş.vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Mahkemenin 28.10.2024 tarihinde yapılan alacak arttırımını esas alarak davanın aynen kabulüne karar vermesi gerekirken bunu yapmayarak ilk karardaki alacak miktarı üzerinden hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olup olduğunu, davacının araçta yolcu olduğunu, kazanın meydana gelişinde kusursuz olduğunu, kusura göre indirime gidilmesinin mümkün olmadığını, davalıların zararın tamamından sorumlu olduklarını, raporun kusur esas alınarak yapılan hesaplamasına itirazları kabul edilmeyerek hüküm kurulmuş olması sebebiyle de kararın kaldırılması gerektiğini,
red edilen miktar üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da ayrıca usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davacıya davalı sigorta tarafından 29.09.2014 tarihinde 35.317.00.TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin davacının hesaplanan maddi zararına karşılık ödenmiş olup bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davacının maddi zararının %42 sini karşıladığını, bilirkişinin davacının maddi zararını hesaplarken davacının zararının %42 sinin karşılandığını dikkate almaksızın ödenen paraya sadece %9 yasal faiz 01.06.2024 tarihinden sonra %24 yasal faiz hesaplaması yaparak bulduğu rakamı maddi zarardan düştüğünü, bu şekilde bir uygulamanın tam bir adaletsizlik olduğunu,
davacı tarafından daha öncesinde dosyaya talep artırım dilekçesi verilmiş olduğundan daha sonra 2. kez talep artırım dilekçesi verilmesinin yasaya uygun olmadığını, sürekli iş görmezlik bedellinin hatalı hesaplandığını, talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu, maddi tazminat hesaplamasında davacının gerek ve fiili geliri üzerinden hesaplama yapılması gerekirken soyut verilere göre fahiş ve yüksek gelire göre hesaplama yapılması Vergi Dairesi, SGK kayıtları araştırılmadan eksik araştırma ile hüküm kurulmasının da yerinde olmadığını,
avans faiz uygulanmasının doğru olmadığın belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından yapılan hesaplama neticesinde, başvurana 29.09.2014 tarihinde 35.317,00 TL tutarında ödeme yapılması nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini, ATK tarafından yapılan maluliyet oranı hesaplamasına itiraz ettiklerini, dava dilekçesinde sunulan %20 oranlı raporun varlığına rağmen %40.2 oranlı rapor üzerinden hüküm kurulmasının açık bir çelişkiyi ortaya koymakla maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi hususunda yeni bir rapor alınması gerekliliğinin açık olduğunu,
mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda müvekkili sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi 11/12/2013 olarak belirtilmiş olmakla açıkça hatalı olduğunu, gerek mahkeme dosyasında alınan kusur raporu ile gerekse ceza mahkemesinde alınan kusur raporu arasında açıkça çelişki bulunmakla çelişkiyi gidermek üzere Yargıtay içtihatları gözetilerek İTÜ Trafik Kürsüsünden rapor alınması gerektiğini, dava konusu olayda müterafik kusur durumunun olup olmadığı hususunun da araştırılması gerektiğini,
mahkeme tarafından davacı yönünden geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmiş olmakla davacının kaza tarihinde emekli olarak pasif dönemde olması nedeniyle fiili çalışması bulunduğunu, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri yönünden sorumluluğu bulunmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca bakıcı giderine indirim uygulanması gerekirken buna riayet edilmediği görülmekle belirlenen bakıcı gideri tutarına indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin başvuru neticesinde karşı tarafa tazminat ödemesi yapması gerektiği yönünde kanaate varılması halinde, kazaya konu poliçe yeni genel şartlar öncesi düzenlendiğinden,
hazine müsteşarlığı tarafından zorunlu sigortalar çerçevesinde aktüeryal hesaplamayı gerektiren tazminat ödemelerinde uygulamaya ilişkin 05.02.2010 tarih ve 2010/4 sayılı genelge kapsamında CSO 1980 kadın/erkek ve teknik faiz oranı % 3 olarak alınarak tazminat tutarının hesaplanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece verilen ilk kararın Dairemiz 27/03/2023 tarih 2021/747 Esas 2023/310 Karar sayılı karar ile "...Somut uyuşmazlıkta.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 09/01/2020 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda %85 kusura göre yapılan hesaplamaya göre karar verildiği ,gerekçeli kararda kusura ilişkin denetime elverişli bir değerlendirme yapılmadığı, müterafik kusurun tartışılmadığı görülmektedir.
Mahkemece Bakırköy 6. ATM 2015/492 Esas sayılı dosyasında yetinilerek, tarafların kusur oranlarını belirleyen kusur raporu alınmadan tazminat belirlenerek eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru olmamıştır. O halde Mahkemece yapılması gereken.
Bakırköy 14. ACM'nin 2013/393 Esas, Bakırköy 6. ATM 2015/492 Esas ve Bakırköy 14. AC M'nin 2019/207 Esas 2022/30 Karar sayılı dosyaları celp edilerek meydana gelen trafik kazasında tarafların kusur oranlarının belirlenmesi için ATK' dan kusur raporu alınarak, müterafik kusur şartları bulunup bulunmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı taraf, davadan önce davalı sigortacı tarafından ödenen bedelin gerçek zararın altında olduğunu iddia ederek tazminat talebinde bulunmuş; davalı ise, davadan önce yapılan ödemenin yeterli olduğu savunmasında bulunmuştur.
Taraf iddia ve savunmalarına göre, davacı tarafın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111/2. maddesindeki yetersizlik iddiasında bulunduğu gözetilmek suretiyle tazminat hesabının yapılması gerektiği açıktır.Zarar sorumlusu davalı tarafından ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için, davalının ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan miktar ile fiilen ödenen miktar arasında fahiş fark olup olmadığının denetlenmesi gerekir.
Yapılan ödemenin yetersiz olduğu saptandığı takdirde, hesaplamanın yapıldığı tarihteki verilere göre tazminat hesabı yapılıp zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri hesaplanan güncel tazminattan düşülerek sonuç tazminat belirlenmelidir.Mahkemenin karara esas aldığı bilirkişi raporunda bu doğrultuda kaza tarihi itibariyle uygun olamacak şekilde PMF 1931 tablosu ve progressif ranta göre ,davacının geliri asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak ödeme tarihindeki verilere göre tazminatın % 47'sinin karşılandığının tespit edildiği,
yapılan ödemenin yetersiz olduğu saptandığı, bu nedenle davadan önce davalı sigortanın ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri hesaplanan güncel tazminattan düşülerek sonuç tazminatın belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir.
Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir.
Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir.
Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır.
Sonuç olarak davacının maluliyetinin %60'ın altında (%11,3) olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasının, maluliyet oranına bir etkisi olmayacağından hükme esas alınan maluliyet raporunda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Manevi tazminat miktarının kusur oranın netleşmesinden sonra değerlendirilmesi gerektiğinden kusura ilişkin istinaf talebi yerindedir. Davaya konu aracın minibüs olması yolcu taşımacılığı yapılması dikkate alındığında ticari olduğunun kabulü ile talep gibi avans faizi uygulanması gerekirken yasal faiz uygulanması doğru olmamıştır." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.
Daire kararımız ile avans faize, ödemenin mahsubu ve yeterliliği, maluliyet raporu, tazminat hesaplama yöntemine ilişkin istinaf istemleri hakkında esastan değerlendirme yapılmış olması nedeni ile aynı yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.HMK'nın 357/1. maddesinde de Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına kararına karşı davalı ... ve ... vekili gelir hesabı, davalı sigorta vekili temerrüt tarihi,
geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri hesabı, davacı vekili kusur indirimi yapılmamasına, aktüerya raporuna ve güncel asgari ücrete ilişkin istinaf talebi bulunmadığından bu hususlarda davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle taraf vekillerinin ilk istinaf talebinde olmayan istinaf talepleri değerlendirilmemiştir.
Davaya konu trafik kazasına ilişkin 20/11/2013 tarihinde tutulan kaza tespit tutanağında ; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüsü ile ... caddesi ... cad kavşağından ... istikametine seyrederken aniden kavşakta direksiyon hakimiyetini kaybederek savaş cad istikametine dönüş yapıp sağ kaldırıma çıkarak tünel üst geçit korkuluk demirlerine çarparak ...
Alt geçidi tüneline devrilerek, tünelden otogar istikametine seyir eden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın üst kısımlarına korkuluk demirlerinin ve minibüsün devrilmesi sonucu meydana gelen kazada sürücü ...'ın KTK 52/1A, 47/1D maddeleri gereğince tamamen kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Aynı olaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı Bakırköy 14. ACM'nin 2013/393 Esas sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 11/12/2014 tarihli raporda Sürücü ...'ın %100 kusurlu olduğu belirtilmiş, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 20/10/2015 tarihli raporda Sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün alt düzeyde tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/492 Esas sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 07/03/2019 tarihli raporda Sürücü ...'ın % 85 kusurlu olduğu,
plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %15 tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece Daire kararımız kapsamında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan bilirkişi raporunda sürücü ...'ın % 85 kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %15 tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının makul olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle;davacı vekili, davalılar ... ile ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş.vekili vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/908, K. 2025/1099, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama