KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/699
- Karar no
- 2024/1938
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26.10.2021
- Numarası
- 2018/924 Esas 2021/857 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
- Dava tarihi
- 09.08.2018
- Karar yazım tarihi
- 08.11.2024
Karar Metni
2.540 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.10.2021 tarih 2018/924 Esas 2021/857 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili, davalı ...’nin 29/08/2016 tarihinde 104 promil alkollü olarak, karayolunda seyir halinde olan dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı araca arkadan çarparak, bu araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'ın yaralanmasına ve eşi ...’ın da ölümüne sebep olduğunu, müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradıklarını, müvekkili ...’ın, annesi ...’ın desteğinden yoksun kaldığını, kaza ile ilgili ceza yargılamasının İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/349 Esas ve 2017/143 Karar sayılı dava dosyasında mahkumiyetine karar verildiğini, davalı sürücünün biri hamile üç kişinin ölümüne sebebiyet verdiğini belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ... ve ... için şimdilik 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’den tahsilini istemiştir.
CEVAP
Davalı sigorta vekili, ... plakalı aracın trafik sigorta poliçesinin müvekkili tarafından düzenlendiğini, davacılara hasar dosyasında mevcut aktüer raporuna göre 31/01/2017 tarihinde toplam 152.156,00 TL ödeme yapılarak davacılar vekilinden ibraname alındığını, davacı tarafın kusuru ve zararı ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, yine faizden dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olarak sorumluluğun bulunduğunu, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak bu davalı tarafından davaya cevap verilmediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların maddi tazminat isteği yönünden yapılan değerlendirmeye göre; olay günü davalı ...'nin, yönetimindeki ... plakalı aracı ile seyir halinde iken, içerisinde davacıların murisi ...'ın da bulunduğu ... plakalı araca arka kısmından çarparak ...'ın ölümüne sebep olduğu, davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, davalı ...'ye ait olan ve aynı zamanda sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın kaza tarihini kapsayacak şekilde ZMMS poliçelerinin davalı sigorta şirketi tarafından düzenlendiği, davacı ...'ın, ölen ...'ın eşi;
davacı ...'ın ise ...'ın kızı olduğu, bu çerçevede her iki davacı yönünden destek ilişkisinin bulunduğu, ölen ...'ın “ev hanımı” olması nedeniyle asgari ücret üzerinden yapılan değerlendirmeye göre 27/09/2021 tarihli ikinci ek raporda ek rapor tarihi itibariyle "davacı ...’ın toplam destekten yoksun kalma tazminat tutarının 180.002,13 TL olduğu, davalı ...
Sigorta A.Ş. ve davalı sürücü ...’den müşterek ve müteselsilen kalan teminat limiti içinde isteyebileceği bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 136.925,57 TL olduğu, aşan kısım olan 43.076,56 TL tazminat tutarından davalı sürücünün sorumlu olduğu; davacı ...’ın toplam destekten yoksun kalma tazminat tutarının 27.499,34 TL olduğu, davalı ...
Sigorta A.Ş. ve davalı sürücü ...’den müşterek ve müteselsilen kalan teminat limiti içinde isteyebileceği bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 20.918,43 TL olduğu, aşan kısım olan 6.580,91 TL tazminat tutarından davalı sürücünün sorumlu olduğu" belirlenmiş ise de; davacılar vekili ıslah dilekçesi ile 08/01/2021 tarihli ek raporda belirtildiği şekilde müvekkillerinden "... için toplam 125.864,51 TL maddi tazminatın; ... için de 30.220,00 TL maddi tazminatın tahsilini" istemiş olduğundan ve aynı dava içerisinde ikinci kez ıslah mümkün olmadığından, davacılar vekilinin ıslah dilekçesindeki miktarlarla bağlı kalınması gerektiği;
davacı ...'ın davalılardan 125.864,51 TL tazminatı istemeye hak kazandığının değerlendirildiği, davacı ...’ın toplam destekten yoksun kalma tazminat tutarının 27.499,34 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin bu miktarın 20.918,43 TL'lik kısmı ile sınırlı olarak zarardan diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu,
dava konusu kazanın oluş şekli, etkenleri ve özellikleri, kazadaki kusur durumu, kazanın gerçekleştiği tarih, davacıların yaşı, yaşadıkları sıkıntılar, tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alındığında davacılardan ... için 40.000,00 TL, ... için ise 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği kanaatine varıldığından, davacı ...’ın davalılar hakkında açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile.
125.864,51 TL’nin davalı ... yönünden 29/08/2016 kaza tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 31/01/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, davacı ...’ın davalılar hakkında açtığı maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile.
27.499,34 TL’nin (davalı sigorta şirketinin bu miktarın 20.918,43 TL’lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalı ... yönünden 29/08/2016 kaza tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 31/01/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine, davacı ...’ın davalı ... hakkında açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile.
40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/08/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine, davacı ...’ın davalı ... hakkında açtığı manevi tazminat davasının Kısmen kabulü ile.
30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/08/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacılar vekili, takdir edilen manevi tazminat tutarlarının oldukça düşük olduğunu belirterek kararın düşük manevi tazminat yönünden müvekkilleri lehine düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Sigorta vekili, müteveffanın babasının hayatta olduğu hususunun dikkate alınmadığını, söz konusu tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, KTK md.93'ün yürürlükte olduğu dikkate alındığında, hesaplamaların TRH tablosu ve 1,65 teknik faiz ile "aktüeryal yöntem" kullanılarak yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun ise "progresif rant" adı verilen;
mevzuatta yer almayan, oldukça eski tarihli bir yönteme göre yapıldığını, kaza tespit tutanağında müteveffanın emniyet kemeri kullanmadığı belirtildiğini, kaza sırasında emniyet kemeri takılı olsaydı emniyet kemerinin takılı olduğu kaza tespit tutanağında işaretleneceğini, dolayısıyla müteveffanın kaza sırasında emniyet kemeri takılı olmadığını, bu nedenle %25 indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirkete yapılan başvuru sırasında maluliyet raporu sunulmadığını, bu nedenle temerrüdün söz konusu olmadığını belirtmiştir.
Davalı ... vekili, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat tutarları arasındaki farklılığın gerekçelerinin ortaya konulmadığını, bilirkişi raporunda hatalı hesaplamalar yapılması sebebiyle hükmedilen tazminat tutarları fahiş olduğunu, müteveffanın gelirinden kendisine, eşine ve dava dışı babasına annenin hayatta olmaması halinde 2'şer pay, çocuğuna ise 1 pay ayrılması gerektiğini, bilirkişi ek raporunda ise daha yüksek oranlar uygulandığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının dikkate alınmadığını ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, davacıların zararının karşılandığını, 16/01/2017 tarihli belgenin ibra değil de makbuz olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
GEREKÇE
Dava, destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.
Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde,
yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. )
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun olayın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, destekten yoksun kalma zararın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, mütevefanın gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına,
pay dağılımına ilişkin ilkelere uygun düşecek şekilde davacının hak kazandığı tazminatın kusur oranı dikkate alınarak tespit edilmesine, sigortacının davadan önce ödediği miktarlar ile ödemesi gereken miktarlar arasında açık yetersizlik bulunduğundan ödenen bedelin güncelleştirilerek tazminattan mahsup edilmesine, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının ve ölenin emniyet kemeri takmadığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine,
hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince maddi tazminat yönünden verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, yerinde görülmeyen maddi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K.) Olay nedeni ile davacıların manevi zarara uğrayacağı yadsınamaz bir gerçekliktir.
Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için tazminat miktarı, somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak M.K.nun 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir.
Bu itibarla, somut olayda davalı sürücünün alkollü olarak sevk ve idaresinde bulunan araçla davacının eşinin yolcu olarak bulunduğu araca arkadan çarparak tam kusurlu olarak davacı ...'ın eşi, diğer davacı ...'nin ise ise annesinin ölümüne neden olduğu, dolayısıyla davacıların maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararına karşılık, takdir edilen manevi tazminat anılan ilke ve esaslar çerçevesinde az olup daha fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
O halde, manevi zarara uğrayan davacılarda bir huzur duygusunun oluşabilmesi için tarafların kusuru, sosyal ve ekonomik durumu, ülkenin ekonomik koşulları, paranın alım gücü, davacıların maruz kaldığı acı ile hakkaniyet ilkesi gözetilerek, manevi zararın karşılığı olarak takdiren davacıların manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000'er TL'den toplam 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/08/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacılara verilmesine karar verilmesi gerekirken, manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ise manevi tazminat yönünden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, esas hakkında yeniden aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/699, K. 2024/1938, 8 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama