KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/854
- Karar no
- 2024/2082
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/03/2022
- Numarası
- 2020/384 Esas - 2022/243 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 26/02/2020
- Karar yazım tarihi
- 06/12/2024
Karar Metni
1.196 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/03/2022 tarih 2020/384 Esas 2022/243 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye Umut Uzun tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, İzmir 12.İcra Müdürlüğünün 2014/ 13828 esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ciranta sıfatı ile müvekkili aleyhine takip yapıldığını, takipten haberdar olmadıklarını, yapılan icra takibinde takibe dayanak çeklerdeki ciranta imzasının müvekkiline ait olmadığını, takip dayanağı olan 30.09.2014 keşide tarihli ...- Şirinyer şubesine ait 0057347 seri nolu 10.000,00 TL bedelli çek ile 31.08.2014 keşide tarihli ...-Şirinyer şubesine ait 0057338 seri nolu 15.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle İzmir 12.İcra Müd.nün 2014/13828 Esas sayılı takip dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, icra takibinde tebligatların usulüne uygun olarak yapıldığını, müvekkilinin de çekler de ciranta sıfatının bulunduğunu, çeklerin davacının oğlu tarafından kendisine verildiğini, davanın reddine ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 12.İcra Müdürlüğünün 2014/13828 esas sayılı takip dosyası takibe konu çeklerin aslı, davacının imza asıllarının bulunduğu evraklar, davacının imza örnekleri, dosya içerisinde mevcuttur. Davacının icra takibinde adresine usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı görülmüştür.
İcra dosyası incelendiğinde alacaklısının ... olduğu, borçlularının ... ve ... oldukları, takip konusunun 0057338 seri no'lu, 31/08/2014 keşide tarihli, 15.000,00 TL meblağlı ve 0057347 seri no'lu, 30/09/2014 keşide tarihli, 10.000,00 TL meblağlı iki adet çekten kaynaklandığı görülmüştür. Takibe konu çeklerin arkasında ciranta olarak adı geçen ...'ın imzasının davacıya ait olup olmadığının tespiti için ATK Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmıştır.
ATK Fizik İhtisas dairesinden gelen raporda, çekteki imzanın davacıya ait olmadığının belirlenmesi nedeni ile davacının muhatap olduğu takip dayanağı çekten dolayı davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespiti ile davanın aşağıdaki gibi kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili, Davacı yanca, gerek görevsiz ve gerekse görevli mahkemeye dosya gönderilmeden önce arabuluculuğa müracaatla süresi içerisinde sunulan arabuluculuğa ilişkin son tutanak mevcut olmadığından dava şartının yerine getirilmediğini, mahkemesince delil listesinde belirtilen delillerinin toplanmadan, tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, davaya konu çeklerde davalının ciranta konumunda olup, bu çeklerin davacının oğlu ... tarafından kendisine verildiğini, çek keşidecisi olan ...'ın da iş yerinden davacının ve oğlunun komşusu olduğunu,
bu nedenle de gerek davacı ve gerekse davacının işlerini yürüten oğlu ...'ın diğer borçlu ...’ı tanıdığını, çeklerin ... tarafından ... adına düzenlenerek, ... imzasıyla müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin de ... ile davacının baba oğul olması,
aynı evde oturmaları, aynı iş yerini birlikte çalıştırmaları ve o dönemde de iş yerinin ... adına olması nedeniyle bu çekleri kabul ettiğini, ciranta ve üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin kötü niyetinden, hele hele sahteciliğinden asla bahsedilemeyeceğini, aradan 6 yıl gibi uzun bir süre geçmesine ve icra dosyalarından yapılan işlemlere, yaşanan tüm gelişmelere rağmen, davacının dava tarihine değin hiçbir itirazda bulunmaması,
tüm yapılan iş ve işlemler ile gelişmelerden haberdar olduğunu, bunlara açık icazetinin bulunduğunu ortaya koyduğunu, bu nedenlerle de üçüncü kişi/ciranta konumunda olan müvekkilimin kötü niyetli olduğundan bahisle aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasa aykırı olduğunu belirtmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK'nun 72. Maddesi uyarınca kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince ticari dava niteliğindeki davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiş olup 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmek üzere anılan kanunda değişiklik yapan 28/03/2023 tarih ve 7445 sayılı Kanunun 30. maddesi ile anılan düzenlenmedeki “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmek suretiyle; itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının da dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Anılan düzenlenme çerçevesinde; eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle davacının menfi tespit davasının dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı sabittir.
Nitekim, bu konu hakkındaki Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik Yargıtay 19.HDB'nın 13.02.2020 tarih ve 2020/85 Esas - 2020/454 Karar tarihli ilamı ile ticari uyuşmazlıklarda menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı da benimsenmiştir.
Her ne kadar 6102 sayılı yasanın TTK'nun 5/A maddesinde 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmek üzere 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun ile değişiklik yapılarak ticari dava niteliğindeki menfi tespit davasının dava şatı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu belirtilmiş ise de davanın açıldığı tarih itibariyle anılan kanun değişikliğinin geçmişe şamil olacak şekilde eldeki davaya uygulanması genel hukuk prensipleri kapsamında mümkün değildir.
Somut olayda, davacı vekili, takibekonu çeklerdeki ciranta imzasının müvekkiline ait olmadığını belirterek takip dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda alınan ATK raporuyla davacıya atfen atılan imzanın davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden davanın kabulü ile davalı aleyhine İİK 72/5 maddesi gereğince tazminata hükmedilmiştir.
Dava konusu çeklerin incelenmesinde keşidecisinin ..., lehdarınn davacı ... olup, davalı cirantanın çekleri doğrudan lehdar konumundaki davacıdan almadığı, bu durumda İİK'nun 72/5 maddesi gereğince davalının söz konusu imzanın davacı lehdara ait olup olmadığını bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, bu itibarla borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceği değerlendirilerek İİK'nun 72/5 maddesi gereğince tazminat talebin reddine karar verilmesi gerekirken, bunun aksi yönünde karar verilmesinde isabet bulunmamış ise de,
iş bu hususunda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği değerlendirilerek HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/854, K. 2024/2082, 6 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama