KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2025
- Dosya no
- 2023/346
- Karar no
- 2025/677
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29.12.2022
- Numarası
- 2021/544 Esas 2022/994 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Dava tarihi
- 09.09.2021
- Karar yazım tarihi
- 25.04.2025
Karar Metni
2.616 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.12.2022 tarih 2021/544 Esas 2022/994 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve ZMM ile İMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yaralanan davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, davalıların oluşan zararı karşılaması gerektiğini, belirterek; belirsiz alacak davası şeklinde 6.000,00-TL maddi 100.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmeni talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili meydana gelen kaza ile ilgili derdest ceza davasının bulunduğunu, ...’nun herhangi bir kusurunun bulunmadığını kaza tespit tutanağı içeriğini kabul etmediklerini, davalıarı herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının durmayarak davalıya çarptığını, kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davacıda olduğunu, davacının koruyucu başlık takmadığını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, davacının davalıya usule uygun şekilde başvuru yapmadığını, kazaya karışan plakalı aracın davalı nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının sorumluluğunun işletenin kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyet raporu alınması gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacının mütefarik kusurunun bulunduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili, davacının davalıya usule uygun şekilde başvuru yapmadığını, davalının sorumluluğunun işletenin kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyet raporu alınması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, davacının mütefarik kusurunun bulunduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, benimsen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, olayın oluşumunda davacının 1. derecede etken, davalı sürücünün ise 2. derecede etken kusurunun bulunduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yargılama sırasında yapılan ödeme üzere davacının maddi tazminat istemi yönünden davadan feragat ettiği, davalı ...
Sigorta A.Ş.'nin yargılama giderleri ile vekalet ücreti talebi bulunmadığı, yaralnması nedeniyle davacı lehine 10.000,00-TL manevi tazminat takdir edilmesi gerekği, davacı, maddi tazminata yönelik taleplerinin davalılardan ...
Sigorta A.Ş. tarafından ödenmiş olması nedeni ile feragat ettiğine dair beyanda bulunmuş, ekinde ibraname ve sulh protokolü sunmuş ise de esas itibarı ile davacının hakkın özünden feragat etmediği, dava konusu maddi tazminat alacaklarına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat ettiği, esasen burada dava konusuz kaldığı, ancak, açık feragat beyanı karşısında maddi tazminata yönelik dava yönünden davanın feragat nedeni ile reddine karar veridiği,
sulh protokolü kapsamında protokolün taraflarının herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından protokol hükümleri kapsamında protokol tarafları yönünden yargılama gideri ve vekalet ücretine takdir edilmediği, davanın açılma tarihi itibarı ile davacı maddi tazminat talepleri yönünden haklı olduğu, sulh protokolünün tarafı olmayan davalılar lehine feragat nedeni ile reddedilen maddi tazminat taleplerine ilişkin de herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmediği, belirtilerek;
maddi tazminata yönelik talepler yönünden davacının davasının feragat nedeni ile reddine, manevi tazminata yönelik davası yönünden ise davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin kısmen reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, takdir edilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, daha fazla miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğini, belitilerek; kararın kaldırlması talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, ATK raporunda davalı sürücü ...nun olayda kusuru bulunmadığının belirtildiğini, ceza davasında da davalının kusursuz olması nedeniyle berratine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ATK kusur raporları arasındaki çelişkinin genişletilmiş uzmanlar heyetince incelemesi gerektiğini, kusur oranlarının tespitinde usule aykırı olarak alınan Karayolları Fen Heyetinde görevli bilirkişilerin hazırladığı rapora itibar edilmeyeceğini, hukuk hakimi,
ceza mahkemesinin kusur tespitiyle bağlı değilse de davalının kusursuz olduğunu tespit eden Adli Tıp Kurumu raporunun Ceza Mahkemesinde alınan rapor ile çeliştiğinden bahisle dosya Karayolları Fen Bilirkişi Heyetine gönderilerek davalının 2. derecede kusur atfeden bu rapor nazara alınarak manevi tazminat takdir edildiğini, davalının kusursuz olduğunu, davacının maddi taziminat davasının feragat nedeni ile reddine karar verilmesine rağmen davalılara vekalet ücreti takdir edilmediğini, belitilerek; kararın kaldırlması talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS ile İMMS kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K.,
17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden ZMMS poliçesi kapsamında her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir.
Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri ile Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına göre poliçe kapsamında ihtiyari mali mesuliyet klozu ile teminat altına alınmış olması nedeniyle trafik kazası nedeni ile davacıların oluşan manevi zararından davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur.
4. Dava konusu maddi olaya ilişkin Aliağa 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/524 E. sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada, davalı sürücü ...'nun kusursuz olduğu kabul edilerek davalının üzerine atılı taksirle yaralama suçundan beraatine karar verildiği, istinaf incelemesini müteakip kararın 18.05.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
5. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. (TBK 74) maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Dolayısıyla, hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleri ve verilen beraat kararıyla bağlı olamadığı gibi ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı ile de bağlı değildir.
6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Yargılaması sırasında alınan kusur raporları arasında çelişki meydana geldiği durumlarda dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle kusur raporı arasında oluşan çelişki de giderilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nin 26.02.2025 tarih ve 2023/3465 E. 2025/3280 K.,
19.12.2024 tarih ve 2022/14451 E. 2024/13350 K.,11.12.2024 tarih ve 2024/10467 E. 2024/12667 K. 24.10.2024 tarih ve 2022/12350 E. 2024/10203 K.)
7. Davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder.
Bu çerçvevede, dosyaya kazandırılan görüntü incelemesine dayalı, açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli 28.02.2022 ve 18.10.2022 tarihli Karayolları Fen Heyetinde görevli bilirkişiler tarafından düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek ve oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, olayın oluşumunda;
elektrikli bisiklet sürücüsü davacı ...'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymamak, hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak, dönel kavşak içindeki araçlara geçiş hakkını vermemek ve kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak maddelerini ihlal ettiğinden 1.derecede, davalı sürücüsü ...'nun ise hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, ol,
hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlal ettiğinden 2. derecede etken kusuru bulunduğunun tespit edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
Nitekim, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-a maddesi gereğince sürücüler özellikle kavşaklara girerken hızlarını azaltmak zorunda olup, dosyada mevcut kaza gürüntülerinde de açıkça görüldüğü üzere, davalı sürücünün savunmasının aksine, elettirikli bisikletlinin davalı sürücüye değilde, davalı sürücünün kavşağa girdiği sırada aracının ön tampon ve sol köşesi ile kavşağa gelen elektirikli bisiklet sürücüsü davacıya çarpmış olmasına göre,
kavşağa yaklaştığı ve davacının geçişini gördüğü halde hızını azaltmadığı anlaşılmakla davalının da gerçekleşen kazada bir miktar kusurlu olduğu kabul edilmelidir.(Yargıtay 17. HD'nin 26.10.2020 tarih ve 2019/1324 E. 2020/6160 K.)
8. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin ( manevi zararın )giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K.) Olay nedeni ile davacının manevi zarara uğrayacağı yadsınamaz bir gerçekliktir.
Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için tazminat miktarı, somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak M.K.nun 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir.
Anılan ilke ve esaslar çerçevesinde davacının maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararına karşılık takdir edilen manevi tazminat makuldür.
9. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, maddi olay ve davacının mevcut yaralanmasına uygun düşecek şekilde manevi tazminatın takdirine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine,
hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
10. Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK’nın 166. maddesi (mülga BK’nun 145. maddesi) “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.
Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır” hükmünü içermektedir.
Ayrıca TBK'nın 168/2 maddesi (mülga BK'nın 147/2 maddesi) gereğince alacaklı, diğerlerinin zararına olarak müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin sonuçlarına şahsen katlanır.
Somut uyuşmazlıkta davacılar meydana gelen trafik kazasında yaralandıklarını belirterek, karşı aracın işleten ve sürücüsü ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de, sigorta şiketi tarafından maddi tazminata ilişkin yapılan ödeme nedeniyle davacıların maddi tazminat istemi yönünden sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettiklerinin anlaşılması karşısında maddi tazminat taleplerinden davalı sürücü ile davalı sigorta şirketi ve işleten müteselsilen sorumlu olup,
müteselsil sorumlulardan sigorta şirketi hakkındaki feragat diğer davalıları da poliçe limitine kadar sorumluluktan kurtaracaktır.(Yargıtay 17. HD.'nin 04.07.2018 tarih 2015/15947 E. 2018/6756 K. )
11. Davacı tarafından davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin üzerinde bir maddi tazminatın varlığı iddia ve ispat edilmemiştir. Keza, İDM tarafından da feragat nedeniyle tüm davalar yönünden maddi tazminat isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
12. 6100 sayılı HMK'nın 311 ve 312. maddesi gereğince feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, feragat beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği, feragatin talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin olması durumunda ise yargılama giderlerine mahkumiyetin ona göre belirleneceği amirdir.
13. Yine 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ. Maddesi kapsamında yargılama giderlerinin kapsamı belirtilmiş, aynı kanunun 326. maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
14. O halde, davacıların maddi tazminata ilişkin feragat beyanı çerçevesinde maddi tazminat davasının reddine karar verilmiş olması nedeniyle, maddi tazminat istemi yönünden davalı işletenler lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalılar ... ve ...'nun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/346, K. 2025/677, 25 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama