İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/521 K.2025/1625

İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.12.2021 tarih 2018/832 E. - 2021/826 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar ile davalı .... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği…

Esas2023/521Karar2025/1625Tarih19 Kasım 2025Okuma15 dk · 3.099 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Birleşen İzmir 7.ATM'NİN 2019/111 E Sayılı Dosyasında;

Karar tarihi
19 Kasım 2025
Dosya no
2023/521
Karar no
2025/1625
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
09.12.2021
Numarası
2018/832 E. - 2021/826 K.
Davanın konusu
Temliğin Geçersizliğinin Tespiti
Karar yazım tarihi
19.11.2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.099 kelime·15 dk okuma·8 bölüm

İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.12.2021 tarih 2018/832 E. - 2021/826 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar ile davalı .... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye...tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

ASIL DAVA

Davacı vekili, davalı .... A.Ş. ile müvekkili şirket arasında borç tasfiyesine yönelik olarak 11.02.2016 tarihli protokol yapıldığını, bu protokol hükmü gereğince davalı... A.Ş.'nin müvekkili şirkete karşı yükümlülükleri devam ederken protokolün 9. maddesindeki hükme aykırı olarak bildirim yapmadan alacaklarını 26.12.2017 tarihinde davalı .... A.Ş.'ye devrettiğini, davalı ...

A.Ş.'nin ise alacağını 03.01.2018 tarihinde davalı ...'ya devrettiğini, davalı ...'nın müvekkili şirketin eski vekili olan Av....'ın ortağı olduğu dava dışı ....

Şti'nin çalışanı olduğunu, bu temlikin muvazaalı yapıldığını, vekil ile olan ilişkinin daha önceden güven sarsıcı davranışlar nedeniyle azille sona erdirildiğini, protokolün 9. maddesine aykırı olarak, temliklerin sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin rızası olmadan yapıldığını, müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından 31.01.2018 tarihinde Av....'ın bürosuna ve davalı bankaya gönderilen e-postada bu durumun bildirilip ihbar edildiğini, protokol içeriğindeki borç yapılandırmasının iki kısımdan oluştuğunu,

birinci kısımda 15.02.2016 - 15.07.2016 tarihleri arasında 14.339,29 ton soya fasulyesinin satışının ve 10.000.000 TL'nin ödenmesinin kararlaştırıldığını, ikinci kısımda ise geriye kalan 8.000.000 TL'lik borcun 3 yıl ödemesiz dönem ve daha sonra 15.07.2019 - 15.07.2026'ya kadar ödenmesinin kararlaştırıldığını, protokolün 11. maddesinde bu protokol yürürlükte olduğu sürece takip dosyalarının olduğu yerde duracağı, herhangi bir haciz, satış işlemlerinin yapılamayacağı, ayrıca 13/a maddesi ile de ödemelerin yapılması halinde ....

A.Ş. tarafından hacizlerin fek edileceği, bu protokolün hem alacaklı hem de borcu açısından her iki tarafa da yükümlülük yüklediğinini, müvekkili şirkete Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/207 E. sayılı dosyası ile denetim kayyumu atandığını, protokolün 10. maddesi ile de kayyum onayı olmaksızın alacağın temlik edilemeyeceğinin düzenlendiğini, ....

A.Ş. ve ...'nın alacağı temlik aldıklarına dair beyanlarını iflas erteleme dosyasına sunulmadığını, yapılan temliklerin de muvazaalı yapıldığını iddia ederek, 26.12.2017 ve 03.01.2018 tarihli temlik işlemlerinin geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... A.Ş. vekili, TBK'nın m. 183, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu m. 143 01.11.2006 tarihli Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları hakkındaki yönetmelik hükümleri (m. 11) gereğince ... A.Ş.'ye alacağın temlik edildiğini, bu konuda herhangi bir kısıtlayıcı hüküm bulunmadığını, varlık yönetim şirketlerinin anılan yönetmelik hükümleri gereğince bankalardan kredi sözleşmelerinden doğan alacakları satın alabileceğini;

protokolün 9. maddesinin borçların davacı tarafından yazılı muvafakat verilen 3. bir kişi tarafından ödenmesi halinde bu ödemeyi yapan 3. kişiye...'in alacağı temlik edeceğinin yer aldığını, oysa ödemeyi 3. kişinin değil, bizzat borçlunun protokole göre farklı tarih ve tutarlarda yaptığını, borçlunun rızasının alınmasına gerek olmadığını, ayrıca protokol gereğince Manisa 2. ATM'nin 2015/907 E. sayılı dosyasına temlikin ibraz edildiğini, temlikin Av. ...'ın talebi ve muvafakati ile yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı....

A.Ş. vekili, müvekkili şirketin protokolde taraf sıfatının bulunmadığını, sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin davalı ...'ya yapmış olduğu temlikin muvazaalı olduğu iddiasının dayanağının bulunmadığını, Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 3. maddesi g bendinde bu yönetmelik hükümlerine göre kurulan şirket olan varlık yönetim şirketlerinin mali kurumların alacaklarını satın alma amacıyla kurulduğunu, almış olduğu alacağı da herhangi bir 3. şahsa temlik edebileceğini, müvekkilinin ne davacıyı ne de temlik alan 3. kişiyi tanımadığını, ....

A.Ş.'nin yapmış olduğu ihaleye katılarak alacağı temlik aldığını, temlik alan 3. kişi tarafından davacı tarafın dosyalarının da temlik alınmasını istenmesi üzerine müvekkilinin bu alacağı temlik ettiğini, TBK m. 183 gereğince durumun borçluya bildirilmesi gerekmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, TBK m. 19/1'e göre muvazaa iddiasının ispatlanamadığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, protokol gereğince borcu kabul ettiğini, sadece alacaklının isminin değiştiğini, müvekkilin temlik aldığı alacağı davacı ile ... arasında imzalanmış protokoldeki hak ve borçlarla temlik aldığını, bu protokole aykırı işlem yapılamadığını, davacının hukuki ve ekonomik açıdan bir zararının bulunmadığını, alacağı temlik aldığının borçluya bildirilmesinin zorunlu olmadığını, geçerlilik şartının bildirim olmadığını, işin niteliğinin temlik anlaşması yapılmasına engel olmadığını,

alacağın şahsi bir hakka dayanmadığını, davacı ile ....A.Ş. arasında imzalanan sözleşmede 9. maddesinde temlik yasağı konmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davacılar vekili, asıl davanın davacısı şirket ile davalı ... A.Ş. arasında düzenlenen 11.02.2016 tarihli borç tasfiye protokolünde müvekkillerinin kefil olarak yer aldıklarını, davalı... A.Ş.'nin protokolün 9. maddesine aykırı olarak müvekkillerinin muvafakati olmaksızın alacağını 3. kişilere devir ve temlik ettiğini, asıl borçlu ...

A.Ş.'nin muvafakat vermemesi halinde protokol konusu borçların 3. kişilere devir ve temlik edilemeyeceğini (m.9), temliklerin sözleşmeye aykırı olarak müvekkillerinin rızası olmadan yapıldığını, TBK. m. 183'te yer alan sözleşmeyle sınırlandırılma hakkı bulunan alacaklının borçlunun rızası olmaksızın alacağını 3. kişiye devir hakkının bu sözleşme ile sınırlandırıldığını ve açık bir devir yasağı konulduğunu, ..

A.Ş.'nin Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/907 E. sayılı iflas erteleme dosyasında bu protokolün düzenlendiğini, toplamda yapılacak ödemenin 18.000.000,00 TL olduğunu, bunun 10.000.000,00 TL'sini İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2015/17206 esas sayılı dosyasına yapıldığını, 8.000.000,00 TL'nin 3 yıl ödemesiz olan bir ödeme takviminin öngörüldüğünü, Av. ...’ın müvekkili şirketin eski vekili olduğunu, güven sarsıcı davranışlar nedeniyle azil edildiğini, temlikin de bu vekil tarafından organize edildiğini iddia ederek, 26.12.2017 ve 03.01.2018 tarihli temlik işlemlerinin geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

Davalı... A.Ş. vekili, müflis ...A.Ş. hakkında İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2015/17206 E. sayılı takip dosyasıyla icra takibi yapıldığını, borçluların bir kısmının menkul ve gayrimenkul malının haczedildiğini, taraflar arasındaki protokol ile 14.339,29 ton soya fasulyesinin ...A.Ş.’ye teslimi karşısında 10.000.000,00 TL tahsil edildiğini, bankanın kalan alacak tutarının 8.000.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimi yerine getirmekle soya fasulyesini teslim aldığını, 10.000.000,00 TL tutarlı ödemenin üçüncü bir kişi tarafından değil asıl borçlu .... A.Ş. tarafından yapıldığını, müvekkilinin temlike ilişkin kısıtlayıcı hüküm yer almadığından alacağını temlik ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, davacıların dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, muvazaa iddiasının usul ve yasaya uygun olmadığını, TBK m. 19/2 gereğince alacağını kazanmış olan üçüncü kişiye karşı muvazaanın ileriye sürülemeyeceğini, temlik işlemi nedeniyle davacının zararının bulunmadığını, .... A.Ş. ile... A.Ş. arasında imzalanan sözleşmede temlik yasağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. birleşen davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı .... A.Ş. ile davalı...

A.Ş. arasında çeşitli tarihlerde 52.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri düzenlendiği, 30.327.980,40 TL'lik kredi kullandırıldığı, kredilerin teminatı olarak 6.983.780,10 TL'lik rehin senedi alındığı, kredilerin 30.11.2015 tarihi itibari ile kat edildiği ve davalı bankanın İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2015/17206 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla 18.100.000,00 TL bedelli bonolara istinaden takibe geçtiği, taraflar arasında 11.02.2016 tarihli protokol yapıldığı, protokole göre davacı şirket tarafndan davalı bankaya 12.02.2016 - 08.08.2016 tarihleri arasında 10.000.000,00 TL ödendiği,

davalı bankanın alacağını 26.02.2017 tarihinde davalı ...A.Ş.'ye devrettiği, ...AŞ'nin de ...'ya temlik ettiği, 11.02.2016 tarihli borç tasfiye protokolü kapsamında borç yapılandırmasının iki kısımdan yapıldığı, birinci kısımda soya fasulyesi satışının 15.02.2016 - 15.07.2016 tarihleri arasında 14.339,29 ton soya fasulyesinin satışının ve 10.000.000 TL'nin ödenmesinin kararlaştırıldığı, ikinci kısımda ise geriye kalan 8.000.000 TL'lik borcun 3 yıl ödemesiz dönem ve daha sonra 15.07.2019 - 15.07.2026 kadar ödenmesinin kararlaştırıldığı,

protokolün 9. maddesinde yer alan hükümde "protokol konusu borçların ...tarafından yazılı muvafakat verilen 3. bir gerçek - tüzel kişi tarafından ödenmesi halinde, .... ödenen tutar alacağını tüm hak ve vecibeleriyle birlikte ödeme yapan 3. kişiye alacağın temliki hükümleri uyarınca alacağa ilişkin tüm belge, dava/ takip dosyalarını temlik edecektir." hükmünün bulunduğu, bu hükümde temlikin şartlarının borcun ancak 3. bir gerçek/tüzel kişi tarafından ödenmesi halinde geçerli olacağının düzenlendiği, yani ödemenin borçlu tarafından yapılması halinde...

A.Ş.'nin alacağını temlik etme mükellefiyetinin bulunmadığı; sözleşmede ayrıca temliki yasaklayan başkaca bir hüküm bulunmadığı, protokol kapsamında ...A.Ş.'nin borcunun 3. bir kişi tarafından ödenmesi halinde...

A.Ş.'ye mükellefiyet yüklendiği, bunun dışında alacağın temlikine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, alacağın temliki hükümlerinin (TBK m. 183'ün) uygulanması durumunda sözleşme kapsamında herhangi bir engel bulunmadığından borçlunun rızası aranmaksızın temlikin yapılmasının geçerli olacağı, davalı ...A.Ş.'nin 03.01.2018 tarihinde davacının satın almış olduğu alacağı, diğer davalı ...'ya sattığı, her ne kadar davacı taraf müvekkili şirketin eski vekili dava dışı Av. ...'ın kurmuş olduğu dava dışı ....

Şti.'nin eski çalışanı diğer davalı ...'ya bu satışın organize şekilde muvazaalı yapıldığını belirtmiş ise de buna ilişkin delilleri dosyaya ibraz etmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Karara karşı asıl ve birleşen davacılar ile davalı... A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ

Asıl davada davacı .... ...A.Ş. vekili, davacı müflis şirket ile davalı arasında imzalanan protokolün 9. maddesinde "...tarafından yazılı muvafakat verilen bir gerçek/tüzel kişi tarafından ödenmesi halinde... ödenen tutar kadar alacağını temlik edecektir" denilerek iki önemli şart mevcut iken mahkemece bu şartların hiç değerlendirmediğini, temlik bedeli olarak 600.000,00 TL ödeyen 3. kişinin 8.000.000,00 TL alacaklı sıfatını kazandığını, mahkemece tarafların serbest iradeleri ile belirlenen şartların dikkate alınmadığını, temlik işleminin muvazaalı olduğu hususu ile ilgili mahkemece hiç bir inceleme yapılmadığını,

müflis şirket ile davalı banka arasında 11.02.2016 tarihli protokol imzalandığını, protokol ile borcun tasfiyesinin amaçlandığını, borcun 18.000.000,00 TL olarak belirlendiğini, bu borcun 10.000.000,00 TL'sinin İzmir 26. İcra Müdürlüğü’nün 2015/17206 E. sayılı dosyasından hacizli olan 14.339,29 ton soya fasulyesinin değerlendirilmesi ile ilişkilendirildiğini, kalan borç miktarının ise 8.000.000 TL olarak belirlenerek,

bu bedele ilişkin 3 yıl ödemesiz dönemi olan bir ödeme takvimi öngörüldüğünü, protokolün 9. Maddesinde "Protokolün konusu borçların ...tarafından yazılı muvafakat verilen üçüncü bir gerçek/tüzel kişi tarafından ödenmesi halinde, ... ödenen tutar kadar alacağını tüm hak ve vecibeleri ile birlikte ödeme yapan üçüncü kişiye alacağın temliki hükümleri uyarınca alacağa ilişkin tüm belge, dava/takip dosyalarını temlik edecektir.” Protokolün 11. Maddesinde;

"..., Protokol konusu toplam 18.000.000.-TL tüm borcun ödenmesiyle birlikte ...ve ...lehine borçlu olan tüm kefiller, icra dosyasındaki tüm borçluları (..., ...., ...) gayri kabili rücu şartıyla ibra etmiş olacağını, işbu protokol konusu borçlara ilişkin olarak başkaca hiçbir hak ve alacağının kalmamış olacağını, işbu hükmün ibraname yerine geçeceğini, kabul, beyan ve taahhüt eder. ..., protokol yürürlükte kaldığı sürece takip dosyasını olduğu yerde durduracak,

borcun protokol şartları çerçevesinde ve tamamen tahsiline kadar takip dosyasının düşmemesi bakımından lüzumlu usuli takip işlemlerini yapmakta serbest olup protokol yürürlükte kaldığı sürece takip borçluları aleyhinde/hakkında haciz, satış (dosyaların düşmemesi açısından yapılacak satış talebi ve bununla ilgili olarak yatırılacak satış avansları hariç) vs. işlemler yapmayacaktır.” Protokolün 13/A maddesinde de “…..işbu protokolün 2. Maddesinde belirtilen ödemelerin (5.

Maddedeki hüküm saklı kalmak kaydıyla) vadelerinde ve tam olarak yapılması halinde, 3. Maddede belirtilen ve ödeme miktarlarına tekabül eden tonaj kadar .... üzerindeki hacizlerini (İzmir 26. İcra Müdürlüğü’nün 2015/17206E. Sayılı icra dosyası üzerinden konulmuş olan hacizleri, tahsil harcı ....’ya ait olmak üzere) ve yine işbu protokolün 2. Maddesinde belirtilen ödemelerin (5.

Maddedeki hüküm saklı kalmak kaydıyla) vadelerinde ve tam olarak yapması halinde, tüm icra dosya borçluları hakkında İİK 89/1 madde uyarınca 3. Kişilerdeki mal ve alacakları, bankalardaki hesapları vs. icra dosyası üzerinden koyduğu hacizleri (dosya borçlularına ait olup da üzerinde hiçbir ipotek bulunmayan gayrimenkuller üzerindeki hacizlerin fekki hariç olmak üzere) doğabilecek tahsil harçları ...’ya ait olmak üzere fek edileceğini kabul, beyan ve taahhüt eder.” şeklinde hükümler bulunduğunu, protokol hükümlerinin taraflara karşılıklı edimler yüklediğini, edimler ve yükümlülükler devam ederken yapılan temlik işleminin geçersiz olduğunu,

temlik işlemi yapıldığı tarihte müflis şirket kayyum denetiminde olan bir firma iken, temlik işleminin kayyum onayına sunulmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacılar vekili, her ikisi de tacir olan tarafların serbest iradeleri ile

düzenledikleri protokolde temlik işlemini şarta bağlayan açık bir düzenleme bulunduğunu, protokolün 9. maddesinde yer alan "...tarafından yazılı muvafakat verilen bir gerçek/tüzel kişi tarafından ödenmesi halinde... ödenen tutar kadar alacağını tüm hak ve vecibeleri ile birlikte ödeme yapan üçüncü kişiye alacağın temliki hükümleri uyarınca alacağa ilişkin tüm belge, dava/takip dosyalarını temlik edecektir” şartının mahkemece dikkate alınmadığını,

varlık yönetim şirketlerinin banka alacaklarını satın alma ve bu alacakları yapılandırarak satma hakkına sahıp olduklarına dair mevzuata atıf yapılmasının davalı bankanın bağlayıcılığı bulunan protokolü ihlal ederek yaptığı temliki meşrulaştırmayacağını,

davalı bankanın müvekkillerine bilgi vermeksizin 8.000.000,00 TL alacağını 600.000,00 TL karşılığında varlık şirketine temlik etmesinin varlık şirketinin de aynı alacağı müvekkillere başvurmadan 1 gün sonra müvekkillerinin eski vekilinin çalışanı olan 3. bir şahsa temlik yapmasının ve tüm bu işlemlerin 6 gün içerisinde gerçekleşmesinin yanında davalının varlık şirketine temlik ettiği 21.068 adet dosya içerisinde bu denli yüksek tutara sahip başkaca bir dosya bulunmamasının bu devir ve temlikin muvazaalı yapıldığını gösterdiğini,

8.000.000,00 TL'lik yapılandırmaya bağlı ve ihlal edilmemiş bir protokolün 600.000,00 TL'ye temlik edilecekse müvekkiline SMS, telefon ile arama ihbarname aşamalarından herhangi birinin işletilmesinin bankacılık mevzuatı anlamında zorunlu olduğunu, bu tutarın müvekkili tarafından ödenip ödenemeyeceğine ilişkin hiçbir fırsatın verilmemesinin dahi temlikin bir kurguyla yapıldığını gösterdiğini,

bilirkişi heyetinde görevli Dr. ...'in azledilen eski vekil ile ... ile müvekkilleri arasında İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/933 Esasında görülmekte olan davada davalı ...'ın vekili olan Av. .... ile birlikte Dokuz Eylül Üniversitesinde aynı kürsüde öğretim üyesi olarak görev yaptıklarını, ...'in eldeki davada bilirkişi olarak görevlendirilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğu gibi bilirkişilik mevzuatı açısından da mümkün olmadığını, yapılan temliğin açıkça 6098 sayılı TBK'nın 183. maddesine ve protokol hükümlerine ve hukuka aykırı olduğu gibi,

davalı varlık şirketi tarafından diğer davalı ...'ya yapılan temlikin de muvazaalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı...

AŞ ile müvekkilleri arasında imzalanan 11.02.2016 tarihli borç tasfiye protokolünün 9. maddesi gereğince davalı bankanın müvekkillerinden olan alacağını müvekkillerinin yazılı muvafakati olmaksızın üçüncü kişiye devir ve temlik etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu temlik işleminin muvazaalı bir şekilde ...'ya müvekkillerinin eski vekili ...'ın talebi ve yönlendirmesi ile yapıldığının davalı banka vekili tarafından ikrar ve teyit edildiğini,

müvekkilleri ile alacaklı banka arasında imzalanan tasfiye protokolünün uzun vadeye yayılan hükümleri ve protokolün hem alacaklı hem de borçlu tarafına birçok yükümlülük yükleyen tam iki taraflı akit niteliğinin, alacağın temliki ile bağdaşmadığını, protokolün iki tarafa borç yükleyen ve karşılıklı edimler ile ifa edilecek şartlar taşıdığından...

A.Ş.'nin bu şartları yok sayarak tek taraflı olarak bu haliyle alacağını devir ve temlik etmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin davalı bankaya güvenip edimlerini yerine getirmişken bankaca sözleşmeye aykırı şekilde ve müvekkilleri üzerinde şok etkisi yaratacak haksız ve muvazaalı temliki yaparak sürpriz yapma yasağını ihlal ettiğini, davalı ...'nın azledilen eski vekil ...'ın yönetiminde olan dava dışı ...in çalışanı olduğunu, ayrıca ...'nın azledilen eski vekil ...'ın borçlu vekili olarak görev aldığı birçok icra takip dosyasında temlik alan kişi olarak yer aldığını,

davalı banka ile yapılan bu protokol çerçevesinde müvekkili firma edimlerinin tamamını yerine getirdiğini ve 26.12.2017 tarihi itibariyle müvekkili firmanın vadesi henüz gelmiş ve yerine getirmediği herhangi bir ediminin bulunmadığını, buna rağmen davalı... A.Ş.'nin, alacaklarını 26.12.2017 tarihinde diğer davalı ....

A.Ş.'ye devrettiği gibi, bu devir hakkında müvekkillerine de hiçbir bildirim yapmadığını, davalı bankanın yapmış olduğu devirden hemen birkaç gün sonrasında ise davalı varlık şirketinin müvekkillerle hiçbir şekilde temasa geçmeden, ticari hayatın gereklerine ve hayatın olağan akışına açıkça aykırı şekilde alacağı silsile ile diğer davalı ...'ya bir kez daha temlik ettiğini, dosyayı temlik alan varlık yönetim şirketinin görev ve sorumluluklarının arasında mevcut borcun asıl borçludan makul şartlar ile tasfiyesinin sağlanması bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile,

....'in sözleşmeye aykırı olarak ve usulsüzce yapmış olduğu temlikin yeni alacaklı açısından ancak 600.000,00 TL ile sınırlı olabileceğini ve bu miktar üzerinden hüküm ifade edebileceğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı... A.Ş. Vekili, birleşen davanın hüküm kısmında müvekkili yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, davalılar arasında yapılan alacağın temliki sözleşmelerinin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Asıl ve birleşen davada, davalı... A.Ş. ile davacı asıl borçlu şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan borcun tasfiyesine yönelik olarak icra dosyasında 11.02.2016 tarihli protokol düzenlendiği, protokolün 9. maddesinde temlik yasağı bulunmasına rağmen davalı bankanın bakiye alacağı davalı.... A.Ş.'ye devrettiği, alacağın bu şirket tarafından da davalı ...'ya devredildiği, bu kişinin davacı şirketin eski vekiline ait şirketin çalışanı olduğu, temlikin muvazaalı olarak dava dışı eski vekilin yönlendirmesiyle yapıldığı iddia edilerek, temlik işlemlerinin geçersizliğine karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı banka tarafından asıl ve birleşen davanın davacıları aleyhine başlatılan, İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2015/17206 E. Sayılı icra takibi kapsamında düzenlenen 11.02.2016 tarihli protokolün davacı tarafça asıl ve birleşen davalara dayanak yapılan 9. maddesinde "Protokolün konusu borçların ...tarafından yazılı muvafakat verilen üçüncü bir gerçek veya tüzel kişi tarafından ödenmesi halinde, ... ödenen tutar kadar alacağını tüm hak ve vecibeleri ile birlikte ödeme yapan üçüncü kişiye alacağın temliki hükümleri uyarınca alacağa ilişkin tüm belge, dava ve takip dosyalarını temlik edecektir." şeklinde hüküm bulunmaktadır.

İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafça protokolün 9. maddesinde yer alan hükmün kendilerinin onaylamadığı bir alacağın temliki hakkında sözleşmesel bir temlik yasağını ortaya koyduğunu iddia ettiği, ancak bu hükmün sözleşmesel bir alacağın temliki yasağı yerine, üçüncü kişi tarafından borcun borçlunun rızası ile ödenmesinin sonuçlarını düzenlediği, Türk-İsviçre hukuku uyarınca, bir para borcunun borçlunun rızası olsun ya da olmasın üçüncü bir kişi tarafından ifa edilebileceği, borçlunun rızasının varlığının üçüncü kişi ile alacaklı ve borçlu arasındaki ilişkide önem taşıdığı,

somut olayda borçlunun rızası ile üçüncü kişi tarafından bir ödeme yapıldığında üçüncü kişiye karşı alacaklının alacağı devrinin öngörüldüğü, bu hususta alacaklının temlik borcu altına girdiği, artık üçüncü kişi alacaklıdan temlik talebinde bulunarak, devraldığı haklar mucibince borçluya karşı talepte bulunabileceği, protokolün 9. maddesinin borçlunun rızası ile ifada bulunan üçüncü kişinin haklarına dair özel bir hüküm olduğu,

davacının iddia ettiği gibi söz konusu hükmün alacağın temlikini borçlunun rızasına bağlayan, aksi durumda alacağın temlikini yasaklayan istisnai bir kural niteliğinde olmadığı yönünde görüş bildirilmiş olup, ilk derece mahkemesince bu görüşler doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelerin, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile birleşen davada davalı... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Asıl davada davacı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Birleşen davada davacılar ...., ...ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 161,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 454,00 TL harcın birleşen davada davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-Birleşen davada davalı... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalı... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,

5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/521, K. 2025/1625, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Asıl Dava
  5. Cevap
  6. Birleşen Dava
  7. Birleşen Davaya Cevap
  8. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  9. İstinaf Nedenleri
  10. Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/521
Karar No
2025/1625
Tarih
19 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/523 K.2025/937
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2023/609 K.2025/2270
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/610 K.2025/876
  • İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/622 K.2025/779
  • Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/630 K.2025/720
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/636 K.2025/824

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.