KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- Dosya no
- 2024/357
- Karar no
- 2024/1492
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06.07.2023
- Ek karar tarihi
- 30.01.2024
- Numarası
- 2020/371 E. 2023/604 K.
- Davanın konusu
- Tazminat
- Dava tarihi
- 17.07.2020
- Karar yazım tarihi
- 12.09.2024
Karar Metni
2.768 kelime·14 dk okuma·6 bölüm
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.07.2023 tarih 2020/371 E. 2023/604 K. sayılı kararın ve 30.01.2024 tarihli ek kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve ZMMS olduğu aracın karıştığı kazada davacıların yaralandığını, olay nedeni ile davacıların maddi ve manevi zarara uğradığını, davalının oluşan zararı karşılaması gerektiğini, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeniz zararı karşılamadığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydı ile 4.400-TL maddi 100.000-TL manevi tazminatınn tahsiline karar karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat davasını davalı ... ( sigorta ve ... yönünden sigorta şirketi için poliçe limit ile sınırlı olmak üzere 368.334,83-TL olacak şekilde artırmıştır.
CEVAP
Davalı ... ( ... ) Sigorta A.Ş. vekili, başvuru üzerine davacı ... için 37.483-TL ödeme yapıldığını, diğer davalı ...'nın maluliyeti bulunmadığını, davaılının poliçe kapsamında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuruna ilişkin delil sunulmadığını, kusur durumu ve zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, kazaya karıştığı belirtilen aracın davalı nezdinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kusur durumu ve zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacıların sürekli maluliyeti bulunmadığını, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri tazminatı poliçe kapsamı dışından kaldığını, avans faiz talep edilemeyeceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
..., Salihli Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, olduğunu, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davacının taleplerinin davalı sigorta şirketleri tarafından karşılanması gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olay nedeni ile davalı sürücü ...’ün % 100 oranında kusurlu, davalı sürücü ... ile davacı avacı yayalar ... ve ...’nın kusursuz oldukları, ...' nın % 4 oranında sürekli 4 ay süre ile geçici, ...' nın ise % 13 oranında sürekli 9 ay süre ile geçici maluliyeti bulunduğu ayrıca 1 ay boyunca başka birinin bakımına muhtaç olduğu, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında ...' nın geçici ve kalıcı iş göremezlik zararın karşılandığı, 5.950,00-TL karşılanmayan tedavi masrafı bulunduğu,
davacı ...'nın ise 349.312,79-TL kalıcı 11.205,04-TL geçici iş göremezlik, 1.647,00-TL bakıcı gideri ile 220,00-TL tedavi gideri zararının bulunduğu, davalı sürücü ...' ün kusuru oranında davalı ... Sigorta A.Ş. de sorumlu olacağı, ... için 7.000-TL, ... için 20.000-TL manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği belirtilerek; davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar ve davalı ... ( ... ) Sigorta A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacılar vekili, sadece manevi tazminat miktarları ve yargılama gideri hesaplaması yönünden istinafa başvurulduğunu, takdir edilen manevi tazminat miktarları düşük olduğunu, bu tutarların gerçek manevi zararı karşıladığı söylenemeyeceğini, daha fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, dosyaya yatırılan toplam masrafın 6030,00-TL olup bu masrafın 5942,50-TL'sinin harcandığını, eksik yargılama giderine hükmedildiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... ( ... ) Sigorta A.Ş. vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporları ile tıbbi iyileşme süreleri ve engellilik oranlarının davacıların yaralanmalarına istinaden oldukça fazla tespit edildiğini, rapora itirazların karşılanmadığını, raporların hükme esas alınamayacağını, geçici iş göremezlik süresi ve bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında kaldığını, davalının bu zarar kalemlerinden sorumlu tutulamayacağını, davalı şirketin şirketin sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, yargılama giderleri yönünden davalının sorumluluğunun da poliçe limit ile sınırlı olarak belirlenmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İstinaf harcının yatırılmaması nedeniyle mahkemece bu yönde muhtıra çıkarılmış, çıkartılan muhtıra sonrası 30.01.2024 tarihli ek kararla süresinde istinaf harç eksikliği tamamlanmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili, ek kararın kaldırılarak kararın istinaf incelemesi yapılması gerektiğini belirterek ilk istinaf dilekçesindeki istinaf nedenlerini tekrar etmiştir.
GEREKÇE
Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS kapsamında trafik kazası nedeni ile tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. 6100 sayılı Hukuk Muakemeleri Kanunu’nun 344. maddesi gereğince istinaf dilekçesi verilirken gerekli harç ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa kararı veren mahkeme tarafından verilecek 1 haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir.
Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu açık ifadeden de anlaşılacağı üzere hakim tarafından “istinaf harç ve giderlerinin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu”nun bildirilmesi gerekmektedir.
Şayet, bu süre, yasada belirtilen usule uyulmadan ve yazılıp altı hakimce imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa, geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur.
3. 6100 sayılı HMK.’nun 344. (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3) maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli, buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi ile ihtarın yerine getirilmemesinin sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. ( Yargıtay HGK’nun 26.06.1968 tarih ve 1968/9-483 E. - 476 K.,19.02.1997 tarih ve 1996/2-897 E.-1997/86 K.,
30.11.2005 tarih ve 2005/5-634 E.-680 K.. 09.05.2007 gün ve 2007/12-178 E.-249 K.. 22.07.2009 tarih ve 2009/18-348 E.- 398 K.) Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır.
Örneğin, “dosyaya yatırılması” şeklindeki ifade tarafın yanılmasına neden olabileceğinden, bu ifadeyi taşıyan muhtıra geçersiz olacaktır. ( Yargıtay 9. HD'nin 26.01.2016 tarih ve 2014/27615 E. - 2016/1954 K )
4. Somut olayda, istinaf eden davalı tarafa eksik giderlerinin tamamlanması için çıkarılan muhtırada masrafın yatırılacağı yer tereddüde yol açmayacak şekilde “mahkeme veznesi” olarak gösterilmesi gerekirken “dosyamıza yatırılması” ibaresi kullanılmıştır. Oysa ki, bir işlemin tamamlanması ancak o işlemin yapılacağı merci önünde olur. Mahkemenin muhtıra yazısı bunu sağlamaya yeterli olmayıp istinaf edeni yanıltacak mahiyettedir.
Gerçekleşen bu durum karşısında muhtıra geçersizdir. ( Yargıtay HGK'nın 01.03.2017 tarih ve 2014/1743 E. - 2017/372 K.) Daha sonra da dosyaya yatırılması gereken giderler tamamlanmıştır. Şu durumda davalıya yapılan bildirimin yasanın aradığı yönteme uygun kabul edilmesine olanak yoktur. Bu bakımdan hukuki sonuç doğuracak nitelikte de değildir. Öyle ise, usule aykırı ve geçersiz bu belgenin hak kaybına yol açacak şekilde sonuç doğurması da kabul edilemez.
Dolayısıyla bahsi geçen bildirim anılan Kanun hükmüne uygun olmadığından, gerekleri süresi içerisinde yerine getirilmemiş olsa dahi, buna dayanılarak istinaf eden vekilinin hükmü istinaf etmekten vazgeçmiş sayılmasının kabulü mümkün değildir.
5. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İkinci Dairesi tarafından verilen 14.10.2008 tarihli .../... davasına ilişkin kararda; yargı mercilerinin usul kurallarını çok sıkı uygulaması ve dar yorumlaması nedeniyle kişilerin, uyuşmazlığın esasının incelenmesinden mahrum bırakılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (A.İ.H.S.) 6/1. maddesinin ihlali olarak kabul edilmiştir.
Bir iç hukuk kuralı haline gelen A.İ.H.S. ve buna dayanılarak verilen bu karar da göz önüne alındığında, hak kaybının önüne geçilecek şekilde değerlendirme yapılması olayın özelliğine daha uygun düşmektedir ( Yargıtay HGK'nun 22.07.2009 tarih ve 2009/18-348 E.- 398 K. sayılı ilamı).
Bu nedenle anılan tebligat geçersiz olduğundan 6100 sayılı HMK.’nun 344. maddesinde, başvurunun yapılmamış sayılmasının koşulu olarak düzenlenen halin somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla ek kararın yerinde olmadığı, ek karara yönelik istinaf başvurusunun yerinde olduğu kabul edilerek ek kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve dava dosyasının esasının incelenmesine geçilmiştir.
6. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacıların uğradığı cismani zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş gücü kaybı ile tedavi gideri zararına hak kazanmasına, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, davacıların gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, kusur ve iş gücü kaybı zararın yerleşik ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine,
trafik kazasından kaynaklı geçici iş görmezlik zararı ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmasına, tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, poliçe limiti aşan miktar yönünden davalı işletenin sorumlu tutulmasına,
maddi olay ve davacının mevcut yaralanmasına uygun düşecek şekilde manevi tazminatın takdirine, kabul ve red edilen dava değeri, haklılık oranına uygun şekilde tarafların sorumlu olduğu yargılama giderinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
7. Davalı sigorta şirketi, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 93. ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'in 24. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiği tarihte sigortaya konu motorlu aracın cinsine göre Hazine Müsteşarlığınca asgari tutarı belirlenen tarifedeki limitler uyarınca sınırlı sorumludur. Bu sorumluluk miktarının ihtilafa yol açmayacak şekilde açık ve net olarak hüküm fıkrasında belirtilmesi gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nin 27.06.2013 tarih ve 2013/5199 E. - 2013/10140 K., 17.12.2020 tarih ve 2020/2108 E. - 2020/8665 K. )
8. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. ( Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K. )
9. Davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumludur.
Davalı ... ( ... ) Sigorta A.Ş nezdinde düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde kaza tarihi itibariyle kişi başına teminat limiti 310.000,00-TL, kaza başına ise 1.500.000,00-TL olup davacı ... için dava tarihinden önce yapılan 37.483-TL ödeme nispetinde poliçe limitinin tüketildiği gözetilerek bu davacı için bakiye limiti ( 272.517,00-TL ) aşmayacak ve infazda tereddüte neden olmayacak şekilde poliçe limiti belirtmek suretiyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğu cihetine gidilmesi,
her bir davacı yönünden kabul edilen dava değerinin bakiye poliçe limitini aşması halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun kabul edilen dava değerinin limite oranı dahilinde belirlenmesi, poliçe limitinin altına kalması halinde ise oran yapılmaması gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... ( ... ) Sigorta A.Ş.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/357, K. 2024/1492, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama