KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/164
- Karar no
- 2025/1020
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/11/2024
- Numarası
- 2024/27 Esas - 2024/268 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli
- Karar yazım tarihi
- 27/06/2025
Karar Metni
1.374 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/11/2024 tarih 2024/27 Esas - 2024/268 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin ... ve ... markalarının sahibi olduğunu, davalının müvekkiline ait markaları birebir aynısını kullandığını, tecavüzün tespitini ve .... isimli internet adresinde ve üretim, satış, tabela, hizmet alanında aynı sektörde kullandığını belirterek davalının işyeri adresinde keşif yapılarak tedbir konulmasını, internet adresinin erişime kapatılmasını, 20.000 TL manevi, 1.000 TL maddi tazminata hükmedilemini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markaları ile davalıya ait .... adresinde bulunan işyerindeki kullanımlarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davacı marka sınıfları ile davalı iştigal alanlarının benzer olduğu, aynı tüketici kitlesine hitap ettiği, davacı markaları ile davalı kullanımlarının tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunduğu,
SMK'nın 149. maddesi uyarınca, sınai mülkiyet hakkı sahibinin, tecavüzün tespit, önlenmesi ve maddi tazminat yanında manevi tazminat da talep edebileceğini, davalının işyerindeki davacı markasına tecavüz mahiyetindeki kullanımları göz önüne alınarak davacının davasının kısmen kabulüyle, davalıya ait ... adresindeki işyerinde ...." ibaresini kullanmasının davacı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalı işyerinde davacı markasını tecavüz oluşturan "..." ibaresini içeren tabela, broşür, afiş, katalog, menü, ambalaj, ıslak mendil, peçete vb ürünlere el konulmasına,
el konulan ürünlerden "...." ibaresinin silinmesine, mümkün değilse imhasına, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davalıya ait "...." iş yerine ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, davacının sair taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI
Dairemizin 30.01.2024 tarih 2021/938 E.2024/181 K sayılı ilamı ile, "taraflar arasındaki uyuşmazlık "...." marka sözcüğü üzerinde toplanmaktadır...
Diğer taraftan davacının maddi tazminat talepleri yönünden teknik inceleme yapılması gerektiğinden, yerel mahkemenin 07/10/2020 tarihli ve 4 nolu ön inceleme duruşmasının 5 nolu ara kararı uyarınca davacıya maddi tazminatının ne kadarlık kısmının fiili zarar, ne kadarlık kısmının yoksun kalınan kar olduğunun bildirilmesinin istenildiği, davacı tarafça yoksun kalınan karın talep edilmesi halinde SMK'nun 151.
Maddesi gereğince hangi hesaplama yönteminin tercih edildiğinin bildirilmesi ve söz konusu eksiklik giderildikten sonra, teknik inceleme hususundaki eksikliğin giderilmesi amacıyla aralarında marka uzmanı, yazılım uzmanı, hesap bilirkişisi ve sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden; tarafların marka ve işaretleri ile tescil emtiası ve faaliyetlerinin karşılaştırılmasına, ilgili tüketici gözüyle karıştırılma riski, gerek fiziki (tabela vb.), gerek internet ortamı kullanımlarının sonuçları konularında ve ileri sürülen marka ihlali ile doğabilecek maddi tazminat,SMK'nun 151.
Maddesi gereğince yoksun kalınan karın davacının tercih ettiği hesap yöntemi çerçevesinde hesaplanarak, davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek vergi kayıtlarının kârlılığın hesaplanması bakımından esas alınmasına, tecavüzün başladığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar olası tazminat veya yoksun kalınan karın hesaplanması hususunda rapor alınarak ve davalının da delilleri toplanıp, önceki rapora karşı itirazlar da nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiği, bu yönüyle taraf vekillerinin istinafının haklı ve yerinde olduğu...
Kabule göre de, davacı tarafça dava dilekçesinde haksız rekabet, benzerlik ve kötü niyet iddialarının hukuki sebep olarak ileri sürülüğü, buna göre davacı tarafın ileri sürdüğü tüm hukuki nedenler ayrı ayrı araştırılarak ve markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler birebir karşılaştırılarak markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığına dair davanın esasına ilişkin bilirkişi raporu alınması gerekirken, sayılan ilke ve esaslar çerçevesinde bu hususta sadece marka vekili bilirkişi tarafından yapılan incelemeye üstünlük tanınarak karar verilmesi yerinde değildir.
Mahkemece bu yönde yukarıda belirtildiği şekilde sektör bilirkişisi heyete ilave edilerek yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak, sınıf incelemesi de yapılmak suretiyle teknik inceleme eksikliği tamamlandıktan ve bu yöndeki itirazlar karşılandıktan sonra karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Somut olayda; davalı adına 2013/75435 numaralı markanın "...." ibaresi ile 43. Sınıfta tescil edildiği, TPMK'nun internet sitesinde yapılan sorgulamada 22/06/2023 itibariyle yenilendiği ve koruma kapsamında olduğu, davalının 13/04/2011 tarihinde faaliyete başladığı 23/09/2019 tarihinde İzmir Esnaf Odasına kaydının bulunduğu,
SMK 25/6.maddesinde marka sahibi sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu durumu izleyen 5 yıl boyunca sessiz kalmış ise sonraki marka kötüniyetle tescil olmadıkça hükümsüzlüğünü ileri süremeyeceği, davalı adına tescilli markanın başvuru tarihinin 09/09/2013 tarihi olduğu, davanın ise 04/09/2019 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğu, davacının 5 yıl süre içerisinde kullanıma sessiz kalması nedeniyle davalı tarafça markanın kötü niyetle tescil edildiğine ilişkin dosyada somut bilgi ve belge bulunmadığından davanın SMK 25/6 Maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, Davalanın 2013/75435 başvuru numaralı markası ile 2019/86839 başvuru numaralı markası tescilli ise de söz markalara ilişkin olarak dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık sürede davalının kullanımını gösterir somut delil olmadığını, buna ilişkin tek delilin 2017 tarihine ilişkin web sitesi zaman kaydı olduğunu, dava tarihi olan 04.09.2019 günü baz alındığında 5 yıl gibi bir sürenin geçmediğini, raporda "..." adresi için yapılan incelemelerde bu internet sayfasının 16/07/2017 ile 13/04/2024 tarih aralığında 41 adet zaman kaydı bulunduğunun tespit edildiğini,
davalının eski tarihli olan 2013/75435 başvuru numaralı markası dikkate alındığında 2017 tarihi öncesine ilişkin markanın kullanımına dair somut delil olmadığı, yine zaman çizelgesine bakıldığında sadece 41 adet zaman kaydının bulunduğu,
bunlarında dava tarihi olan 2019 ve 2017 yılları arasında olduğu ve sadece 2 yıllık bir zaman diliminde kullanıma sunulan bir markaya ilişkin müvekkilinin 2017 yılından daha öncesine ilişkin davalının markasal kullanımını bilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla SMK madde 25/6 da düzenlenen 5 yıllık sürenin dolmadığını, davalının kötüniyetli olup, davacının markalarını bilmeme durumunun söz konusu olmadığını, bunun 16.09.2024 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında da belirtildiğini, davalının, müvekkili davacının öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu bilmesine rağmen başvuru yapmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,
davalı markalarının kullanımının tescilini aldığı şekilde bütüncül değil, esaslı unsur ..." ibaresi olacak şekilde ve müvekkil markalarına yakınlaştırarak kullanıldığını, kullanımı dahi tespit edilemeyen markaya yönelik olarak sessiz kalma gerekçesi ile hüküm kurulamayacağını, ciddi bir kullanıma ilişkin somut bir ispat bulunmadığını belirtmiştir.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, internet alan adının iptali, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı vekili, davacının eyleminin 6769 SK'nun 29/1-b maddesi gereğince "marka sahibinin izni olmaksızın, markayı ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek" hükmünü ihlal ettiği gerekçesiyle davacının eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile birlikte söz konusu davalı eylemlerinin aynı zamanda TTK'nun 55/4 maddesi gereğince haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmektedir.
Yerel mahkemenin ilk kararına karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde Dairemizin 30.01.2024 tarih 2021/938 E.2024/181 K sayılı ilamı ile davacı tarafından ileri sürülen tüm hukuki nedenler ayrı ayrı araştırılarak ve markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler birebir karşılaştırılarak markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığına dair bilirkişi raporu alınması gerekirken, bu hususta sadece marka vekili bilirkişi tarafından yapılan incelemeyle yetinilerek karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin önceki kararının kaldırıldığı, yerel mahkemece Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde alınan bilirkişi heyeti raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine,
hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/164, K. 2025/1020, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama