KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Dosya no
- 2023/2145
- Karar no
- 2025/904
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/07/2023
- Numarası
- 2022/53- 2023/519
- Davanın konusu
- İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle Yapılan Takipten Kaynaklanan İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 13/01/2022
- Daire karar tarihi
- 30/04/2025
- Karar yazım tarihi
- 30/04/2025
Karar Metni
2.473 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/07/2023 tarih ve 2022/53 Esas 2023/519 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı, davalı ... Şirketi hakkında İzmir 27. İcra Dairesi'nin 2014/14572 sayılı dosyasında genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takibin kesinleşmesinden sonra 21/05/2015 tarihinde, .... Şirketi ve dava dışı üçüncü şahıslar tarafından, şirkete olan borçlarına teminat olarak ...
Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, ipoteğin üst limit ipoteği olup 20.000.000,00 TL tutara kadar olan anapara borcu, faiz, faizin KDV'si, vekalet ücreti, icra takip ve yargılama giderleri, temerrüt faizleri ve borca ait her türlü yürürlükte bulunan veya sonradan yürürlüğe konulacak olan vergi, fon, resim ve harcı ile sigorta prim ve masraflarının ipotek ile teminat altına alındığını, ipoteğin tesis edildiği tarihte malikinin ... olup 2020 yılında taşınmazın üzerindeki ipotek ile birlikte davalı ... tarafından devralındığını,
kesinleşen ilamsız takip dosyasına ait borcun ödenmemesi nedeniyle dava dışı ipotek borçluları ve ipotekli taşınmazın eski maliki ile davalı ipotek borçlusu davalı ..
Şirketi ve ipotekli taşınmazın halen maliki olan davalı ...'ya 17/09/2020 tarihli muacceliyet ihtarının tebliğ edildiğini, davalılar tarafından ihtarnameye cevap verilmediği gibi itiraz da edilmediğini, bunun üzerine davaya konu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinin başlatıldığını, davalı şirketin iflas etmesi nedeniyle Sivas İcra ve İflas Müdürlüğünün 2020/1 iflas sayılı dosyasında iflas idaresi tarafından ipotek takibine konu alacağın kaynağı olan ilamsız takip dosyasına konu alacağın kaydının yapıldığını, buna rağmen davalıların haksız şekilde itiraz ettiklerini,
davalı ...'nın ipotekli taşınmazı takyidatlarıyla birlikte satın alması nedeniyle alacaktan şahsen sorumlu olmasa bile ipotek ile teminat altına alınan borcun tahsilini peşinen kabul ettiğini, takip çıkışının 17.229.213,43 TL olması nedeniyle itirazın hukuki bir dayanağının bulunmadığını, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, davalılar tarafından İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2020/10005 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'den aşağı olmamak üzere davalıların icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ...
Şirketi İflas İdare Memuru ..., Şirket hakkında verilen iflas kararı nedeniyle İİK'nun 194.maddesi gereği yargılamanın durdurulması gerekmekle birlikte, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle reddinin gerektiğini, davacıyla, borçlu şirket arasında hesap mutabakatı veya kesinleşmiş herhangi bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, takip konusu alacağın likit olmadığı gibi talep edilen alacağın ticari defter ve kayıtlar ile uygunluk arz etmediğini, borcun kesinleşip kesinleşmediği ve miktarının bilirkişi incelemesi ile belirlenmesinin gerekmesi nedeniyle asıl alacağı kabul etmelerinin mümkün bulunmadığını,
likit olmayan alacakla ilgili faiz talep edilemeyeceğini, faizin başladığı günle, oranının takip talebinden anlaşılamadığını, bu nedenle işlemiş ve işleyecek faiz ve faiz oranının hukuka aykırı olduğunu, teminatın bozulması şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yargılamayı gerektirmekle birlikte ayrıntılı hesap özeti veya ipotek akit tablosunun kendilerine tebliğ edilmediğini, teminatın bozulması şartlarının gerçekleşmediğini, ipotek akit tablosunda birden fazla şirketin görülmesi nedeniyle icra takibinde hangi şirketin borçlu olduğunun anlaşılamaması ile birlikte borç miktarının ne kadarlık kısmının hangi şirkete ait olduğunun,
mevcut diğer teminatların ne şekilde mahsup edildiğinin belli olmadığı gibi, ödemelerin nasıl hesaplandığının ve nasıl borçtan düşürüldüğünün de belli olmadığını, bu yönüyle de başlatılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu bildirmiş, davanın reddine, davacı tarafın alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmamış, 10/06/2022 tarihli dilekçesinde; davaya konu ipoteğin limit ipoteği olup, teminat için verildiğini, kendilerine ihtarname ile alacağın güncel miktarı ve işlemiş faizlerin ihtar edilmediğini, ipoteğin faizsiz olarak ihlas edilmesi nedeniyle yapılan takibin icra iflas hukuku ilkelerine ve uygulamalarına aykırı olduğunu, faiz miktarının 6183 sayılı yasaya göre olmayıp, uygulanan faizin ihtar tarihinden itibaren uygulanması gerekirken ihtarın nazara alınmadığını,
bildirim yapılmadan doğrudan icra takibi ile likit olmuş bir alacak iddiası ile takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olup alacağın likit olmadığını, davanın bir yıllık süre içinde açılmadığını, faizin ne zamandan başlayarak işletildiğini, ne kadar anapara ne kadar faiz alacağı olduğunu ihtar etmesi gereken davacının doğrudan icra takibi yaparak kendisini ve diğer davalıları mağdur ettiğini, cari portföyde bulunan diğer borçlunun ulusal tarifeye geçirilmek suretiyle fatura miktarında büyük oranda asıl alacak kısmının arttığını, ipoteğin limit ipoteği olup, tüm masraflar,yargılama giderleri ,
avukatlık ücretleri ve faize ilişkin bedelin 20.000.000 TL ile sınırlı olduğunu bildirmiş, davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı tarafın icra inkar tazminatı ile mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
Mahkemece, '' Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen, gerekçeli, hüküm ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu ile; taraf şirketler arasında düzenlenen 08/06/2017 tarihli sözleşme ile 02/03/2018 tarihli protokol ve davaya konu 21/05/2015 tarih ve 2446 yevmiye nolu ihtarnamenin varlığı ve içeriği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, davaya konu alacağın, sözleşmelerden önce davalı şirketin abone sıfatıyla kullandığı 2013 ve 2014 yılına ait elektrik tüketimi ve faturalarından kaynaklandığı,
davacı tarafça, İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2014/14572 sayılı icra dosyasında ödenmeyen fatura alacakları ve ferilerinin tahsili amacıyla 31/10/2014 tarihinde yapılan ilamsız icra takibinin kesinleşmesinden sonra davaya ve takibe konu üst limit ipoteğinin 21/05/2015 tarihinde taşınmazın önceki maliki tarafından tesis edilerek davalı şirketin elektrik enerjisi tüketiminden kaynaklanan tüm borçlarının teminat altına alındığı, ipotekli taşınmazın 27/08/2020 tarihinde, davalı ...'ya satılarak devredilmesi nedeniyle davalı ...'nın ipoteğe bağlı borçtan davalı şirket ile birlikte müteselsil sorumluluğunun bulunduğu,
davaya ve icra takibine konu alacak ve ferilerinin tebliğden itibaren üç gün içinde ödenmesi talepli 17/09/2020 tarihli ihtarnamenin düzenlenerek davalılara tebliğ edilmesine rağmen davalılar tarafından verilen ödeme süresi içinde ihtarnameye itiraz edilmediği gibi bir ödeme de yapılmadığı, davaya konu icra takibinin 02/12/2020 tarihinde yapılıp davalıların itirazı nedeniyle durduğu,
davalıların borca itiraz dilekçeleri ile davalı şirketin cevap dilekçesinde ve davalı ... vekilinin yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmaması nedeniyle sunduğu açıklamalarını bildirir dilekçesinde, alacağın varlığına yönelik iddia ve inkarlarda bulunulmayıp, takip ve dava hakkına ve alacak kalemlerine ilişkin itiraz ve iddiaların dile getirilmesine rağmen ileri sürülen tüm iddia ve açıklamalar yönünden haklılıklarının bulunmadığı,
icra takibinin ödenmeyen faturalardan kaynaklanması nedeniyle davalı tarafların takibe ve davaya konu faturaların son ödeme tarihinin sona erdiği tarih itibariyle temerrüte düştükleri gibi alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu,
6183 sayılı Kanunun 35. ve 51.maddeleri uyarınca davacı tarafça gecikme zammı talep edilmiş ise de, davaya konu alacağın amme alacağı olmadığı gibi taraf şirketlerin her ikisinin tacir olup, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanması nedeniyle davacı tarafın ticari faiz talebinin yasal normlara uygun bulunduğu gibi 3065 sayılı KDV Kanununun 24.c maddesi uyarınca gecikme zammına KDV uygulanarak fatura düzenlenmesinin de ilgili kanun hükmü gereği olduğu,
bilirkişi raporunda alternatifli olarak hesaplama yapılmış ise de, davaya konu alacağın ödenmeyen elektrik faturalarından kaynaklanması ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği faturaların ödeme tarihinin geçmesinden sonra davalıların herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşmeleri nedeniyle davacı tarafın gecikme faizi ve gecikme faizinin KDV'ni talep hakkının bulunması göre raporda bu yönde yapılan hesaplamanın hükümde dikkate alınmasının yasal düzenlemeler ve taraflar arasındaki ticari ve hukuki ilişkinin niteliği gereği olduğu,
buna göre davalı şirketin 9 adet faturadan kaynaklanan 17.411.302,80 TL borcuna karşılık 7.879.289,67 TL asıl alacak ile 33.920,95 TL işlemiş faizinin ödemesinin yapılmış olması nedeniyle takibe konu asıl alacağa ilişkin borcunun 9.532.013,13 TL olup, bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla gösterilen kanun,
sözleşme hükümleri ve dosya kapsamına uygun yapılan hesaplamalar ile davacı tarafın davaya konu takip tarihi itibariyle davalılardan 9.532.013,13 TL asıl alacak ve 9.310.010,26 TL işlemiş faiz ve işlemiş faizin KDV'si olmak üzere toplam 18.842.023,39 TL alacak talebinde bulunabilmesi mümkün iken ipotek üst limitini aşmayacak şekilde 9.532.013,13 TL asıl alacak ve 7.697.200,83 TL işlemiş faiz KDV ve diğer masraf ve feri alacaklar olmak üzere toplam 17.229.213,43 TL alacak talebinde bulunmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıların, alacağın varlığına yönelik bir inkarda bulunmadıkları gibi davaya konu faturaların iade edildiği,
faturalara yasal süresi içinde itiraz edildiği, takip ve dava konusu yapılan alacağın tamamını veya bir bölümünü ödediklerine ilişkin bir iddiada bulunmadıkları gibi bu konuda delil ve belge de sunmadıkları, işleyecek faiz yönünden talep edilen yıllık ve değişen oranlardaki gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile ilamsız icra takibine ilişkin tahsilde tekerrür olmamak üzere alacağın tahsiline ilişkin talebin yasal normlara uygun bulunduğu'' gerekçesi ile davalıların itirazının iptali ile takibin devamına,
alacağın likit ve hesaplanabilir olması nedeniyle davalıların takip ve dava konusu alacağın %20 oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına, davalı şirket tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle reddedilen bir alacak miktarı bulunmadığından kötü niyet tazminatına ilişkin yasal koşulların oluşmaması nedeniyle davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
Davalılar istinaf talebinde bulunmuştur.
BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar 26.09.2023tarihli istinaf dilekçesinde ve 04.10.2023- 06.10. 2023 tarihli ek istinaf dilekçelerinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Dosya kapsamında yerel mahkeme tarafından itirazın iptali davasında hak düşürücü sürelere dikkat edilmediğini, 12.01.2021 tarihinde takibe itiraz edilmiş olmakla ve itirazın iptali davası 13.01.2022 tarihinde hakdüşürücü süre geçtikten sonra açıldığını,
Fatura kaynaklı alacağın zamanaşımına uğradığını,
Davacı tarafından gönderilen muacceliyet ihtarnamelerinin tebliğlerinin hatalı olduğunu, şirkete usulüne uygun bir şekilde ihtarname tebliği yapılamadığını,
Arabuluculuk aşamasında şirkete usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmediğini, yine dava devam ederken şirkete çıkarılan tebligatların usulen hatalı olduğunu,
Davacının icra takibinin ekinde sunmadığı ve dayanak göstermediği delillere itirazın iptali davasında dayanmasının mümkün olması gerektiğini, Yargıtay içtihatları gereği icra takibinden sonra itirazın iptali davasında yeni bilgi ve dayanak belge sunulamayacağını ancak icra takibinde sunulmayan evrakların dava dilekçesinde sunulduğunu hatta bilirkişiler tarafından bile dosyada delil sunma aşaması bittikten sonra delil toplanmaya devam edildiğini,
Mahkemece yetersiz ve hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm verilmişse de raporun kabulünün mümkün olmadığını,
Davacı firmanın ticari defterlerinde yapılan inceleme ile davalı firmaların alacak-borç ilişkilerinin tespitinin mümkün olmadığını, davacı firma kayıtlarında muhasebe kayıtlarının gün sonlarında toplu kayıt olarak aktarıldığı ve bu durum neticesinde davalı firmaların davacı firmaya borcunun tespitinin mümkün olamayacağın, davacı firma tarafından tek taraflı tutulan kayıtlara istinaden yapılan değerlendirmelerin kabul edilemeyeceğini, dosya kapsamında davacı tarafın ticari defteri lehine delil olabilme niteliğini haiz olmadığını,
ticari defterin sahibi lehine delil olarak değerlendirilebilmesi için ticari defterler arasındaki kayıtların birbirini tutması gerektiğini, davacı tarafın defterleri dikkate alındığında davalı firmalar ile arasındaki ticari ilişki tespit edilemediğini, Ayrıca davacı tarafça yasal süre geçtikten sonra dosyaya ibraz edilen delil niteliğindeki belgelere muvafakat edilmemiş olmasına rağmen bu belgeler dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, davacı tarafından açıkça iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağını ihlal edildiğini,
Davaya konu takipte alacaklı görünen şirketle borçlu şirketler arasında hesap mutabakatı veya kesinleşmiş herhangi bir alacak borç ilişkisi olmadığını, takip konusu alacak miktarı likit olmadığını, takipte talep edilen rakam ile ödenmesi gereken rakam arasında borçlu şirketlerle mutabakat sağlanamadığı gibi takipte belirtilen rakam ticari defter ve kayıtları ile de uygunluk arzetmediğini, İİK 58/3 gereği faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün ödeme emri ve takip talebinde açıkça gösterilmesi gerektiğini, likit olmayan alacakla ilgili faiz talep edilemeyeceğini, faizin başladığı gün ve ne oranda uygulandığının takipten anlaşılamadığı gibi faiz ve diğer masrafların hangi usulle hesaplanıp ana paraya eklendiğinin belirsiz olduğunu,
İşlemiş ve işleyecek faize ve faiz oranının da hukuka aykırı olduğunu, takibe dayanak ipotek teminat ipoteği olup, teminatın bozulması şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği yargılamayı gerektirmekle birlikte bugüne kadar ayrıntılı hesap özeti veya ipotek akit tablosunun da tebliğ edilmediğini, teminatın bozulması şartlarının gerçekleşmediğini,
İpotek akit tablosunda borçlu şirketler İflas nedeniyle tasfiye halinde ... İşl.A.Ş., İflas nedeniyle tasfiye halinde ...Şti. ve ... Şti. Olarak gözüktüğünü, yürütülen takipte eğer varsa borcun hangi şirketin borcu olduğu anlaşılamadığını, borç miktarının ne kadarlık kısmının hangi şirkete ait olduğunun ve mevcut diğer teminatların ne şekilde mahsup edildiğinin belli olmadığı gibi ödemelerin nasıl hesaplandığı ve nasıl borçtan düştüğünün de belli olmadığını, bu yönüyle de takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
Dayanak belgelerin çelişkili olduğunu, ödemelerin mahkemece dikkate alınmadığını,
Davacı tarafından alacağa dayanak sözleşme ibraz edilmediği halde sözleşme görülmeden varsayıma dayalı olarak karar verildiğini,
İİK 58/3 maddesi gereğince faizli alacaklarda faizin miktarı ve işlemeye başladığı günün takip talebinde açıkça belirtilmesi gerektiğini,
Davacının ihtarnamede belirtilen alacak tutarı ile bağlı olmasına rağmen takipte daha fazla bir miktar talep ettiğini,
Teminatın bozulması şartlarının yargılamayı gerektirmesine göre likit bir alacak söz konusu değilken, bilirkişi raporunda dahi ihtimalli olarak alacak hesabı yapılmışken, borçlu sayılan davalının alacağını net olarak tespit edebileceği düşüncesi hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, davacının bir an için alacaklı olduğu düşünülse dahi başlattığı icra takibi ile göndermiş olduğu ihtarname arasında alacak farkı bulunduğunu, bilirkişiler tarafından dahi ihtimalli hesaplama yapıldığını, hal böyle iken hesap yapılmasını gerektirmeyen likit bir alacağın olmadığının aşikar olduğunu, hükmedilen icra inkar tazminatı yönünden de kararın kaldırılması gerektiğini,
Davacının cari portföyde bulunan diğer borçlunun ulusal tarifeye geçirilmek suretiyle fatura miktarında büyük oranda asıl alacağın kısmını arttırdığını,
İpoteğin limit ipoteği olduğunu, tüm masraflar, yargıla, ama giderleri, avukatlık ücretleri ve faize ilişkin bedelin 200.000,00TL ile sınırlı olduğunu,
Mahkemece 2 kişiden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmasının HMK 267. maddeye aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin tek sayılardan oluşması gerektiği halde mahkemece bu kurala riayet edilmediğini,
Yetersiz ve hatalı hesaplamalar içeren bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini ayrıca bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, Enerji Piyasası Kanununa hakim bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasını talep ettiklerini,
Sadece fatura düzenlenmesinin borca karine teşkil etmediğini,
Yargılama sırsında ticari defterlerin ibrazi hakkında kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsili için İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle Yapılan yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının dava konusu fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı ve miktarının tespitinden kaynaklanmaktadır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı,
özellikle bilirkişi raporunun karar vermeye yeterli, taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli olması ve bu konuda dairemizce kabul edilen temel ilkeler doğrultusunda hazırlanması, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/2145, K. 2025/904, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama