KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2025
- Dosya no
- 2025/466
- Karar no
- 2025/567
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 4 NOLU KALEM
- Esas no
- 2024/1080
- Ara karar tarihi
- 19/12/2024
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Daire karar tarihi
- 14/03/2025
- Karar yazım tarihi
- 17/03/2025
Karar Metni
1.217 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2024 Tarih ve 2024/1080 Esas sayılı ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; “...”, lösemili çocuklara ve ailelerine ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetleri vermek amacıyla kurulduğunu, 17.5.2000 tarih ve 2000/719 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca kamu yararına çalıştığından vergi muafiyeti tanınmış ve özverili faaliyetleri ile toplumda saygınlık kazanmış bir vakıf olduğunu, İktisadi İşletmesi tarafından işletilen ... ile Davalı .... arasında akdedilen Kredili Çalışma Sözleşmesi gereğince cari hesap oluşturulduğunu, davalının borcunu ödemeyip icra takibine itiraz etmesi ve müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla zaman kazanmaya çalışması,
kötü niyetli davranışını açıkça ortaya koyduğunu, mali durumunun bozulduğu öğrenilen davalının dava sürecinde varlıklarını elden çıkararak davacının alacak tahsilini imkansız hale getirebileceğinden endişe duyulduğunu, telafisi imkansız zararların önlenmesi için HMK m.406 ve İİK m.257 vd. hükümleri gereğince davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin kamu yararına çalıştığı ve vergi muafiyeti tanınan vakıflardan olduğu gözetilerek duruşma yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesinin gerektiğini,
davalının kredili çalışma sözleşmesi gereğince temin ettiği müşterilerin konaklama ücretlerini ödemediğini, müvekkilini zarara uğrattığını, karşılıklı anlaşma yoluyla ödemenin yapılması için görüşme ve yazışmalar yapıldığını, gönderilen ihtarnameye de cevap verilmediğinden ve ödeme yapılmadığından icra takibi başlatıldığını, icra takibinde borca itiraz edildiğini, müvekkilinin alacağı tahsil etmesinin uzamasına sebep olunduğunu, davalının temin ettiği müşterilerin otelde konaklamaları sebebiyle davalı ...’un 52.715,00-TL bakiye cari borcu bulunduğunu, davalının temin ettiği müşteriler otelde konaklamaya devam ettiğini,
07.06.2024 tarihinde 43.915,00-TL, 19.06.2024 tarihinde 39.570,00-TL ve 38.650,00-TL, 25.06.2024 tarihinde 60.200,00-TL ve 54.420,00-TL, 26.06.2024 tarihinde 27.700,00-TL ve 51.240,00-TL, 28.06.2024 tarihinde 7.800,00-TL, 02.07.2024 tarihinde 5.800,00-TL bedelli faturalar düzenlenip gönderildiğini, davalının 26.06.2024 tarihinde 20.000,00-TL ve 12.07.2024 tarihinde 75.000,00-TL ödeme yaptığı, kesilen fatura bedelleri eklendikten ve yapılan ödemeler düşüldükten sonra bakiye cari borcun 287.010,00-TL olduğunu, davalıya gönderilen e-posta mesajları ve telefon ile ödeme taleplerinin sonuçsuz kaldığını,
davalının yetkilisi ...’ın 15.08.2024 tarihinde gönderdiği ve davalı adına müvekkilinin iktisadi İşletmesine gönderdiği e-postada bakiye borcun 15.10.2024 tarihinde kapatılacağına ilişkin beyanına cevaben bu teklifin kabulünün mümkün olmadığını, borcun derhal ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, fatura alacağının 30 gün içinde ödenmemesi sebebiyle kredili çalışma sözleşmesi gereğince aylık %12 faiz işletilmesi ve BK m.100 gereğince yapılan ödemelerin öncelikle faizden düşülmesinin gerektiğini, açıkladığı sebeplerle; davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında ...
Vakfının kamu yararına çalıştığı ve vergi muafiyeti tanınan vakıflardan olduğu gözetilerek duruşma yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesini, davanın kabulünü, Ankara 5. Genel İcra Dairesi 2024/64715 E sayılı dosyaya yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; talep eden vekilinin talep dilekçesinin ekine faturalar dışında herhangi bir belge sunulmadığı, bu faturaların konusu olan hizmetlerin davalı tarafa verildiğine dair dosya içerisinde delil mevcut olmadığı, talep edenin alacağın varlığı ve muacceliyeti konusundaki iddiasını yaklaşık ispat kuralı gereği ispatlayamadığından talebin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; - ekte belgeleri sunulan konaklama hizmetlerinin davalı firmaya verildiği açık olup, ihtiyati haciz talebimizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, - söz konusu zararın lösemili çocukların tedavisini de etkilediği dikkate alınarak ekte yer alan belgeler doğrultusunda faturalara konu hizmetlerin verildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığından ve ...nın kamu yararına çalışan vakıf statüsünde bulunması nedeniyle, teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava itirazın iptali davasıdır. İstinafa konu ara karar ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu ihtiyati haciz isteminin reddi ara kararına karşı yapılan istinaf isteminin incelenmesi istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”;
258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.”
265. maddesinde ise. “Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuruyla yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir.
Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.” hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda davacı vekili; telafisi imkansız zararların önlenmesi için HMK m.406 ve İİK m.257 vd. hükümleri gereğince davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme 19/12/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz isteminin reddine dair karar vermiştir. Bu ara kararına karşı davacı vekili tarafından kararın haksız olduğu gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı taraf faturalara dayanmaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf yargılamayı gerektirmektedir. Müşterilerin otelde kalıp kalmadığı hususları hizmetin verilip verilmediği hususları yargılama ile belli olacaktır. İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu ihtiyati haciz isteminin reddi kararı bu aşamada usul ve yasaya uygun görülmekle istinaf isteminin HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı,
istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/466, K. 2025/567, 14 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama