KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Esas no
- 2025/650
- Karar no
- 2025/776
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2024/741
- Karar no
- 2025/47
- Dava tarihi
- 13.09.2024
- Karar tarihi
- 21.01.2025
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Kararın yaz. tarih
- 28.05.2025
Karar Metni
1.608 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.01.2025 tarih ve 2024/741 Esas, 2025/47 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; : Davacı müvekkili tarafından, taraflar arasındaki sözlü anlaşma uyarınca davalı şirkete ait ... ...'daki aynı bahçe içinde bulunan 3 villaya villa önlerine sundurmalar yapıldığını, sundurmalara tadilat, fileli sıva ve dekoratif sıva uygulaması ve boya yapıldığını, villalardaki havuzun önündeki barların iç ve dış fileli sıvası, dekoratif sıva uygulaması ve tadilatı yapıldığını, villalardaki eksik duvarların tadilat ve boyası yapıldığını, barın çatısına gazbeton ile duvar örüldüğünü, bahçe temizliğini yapıldığını, Molozlar ve hafriyatların atıldığını, tavandaki kırıkların tamiratı ve sıvası yapıldığını,
şöminelerin içine ateş tuğlası döşendiğini, çocuk havuzunun sıva ve tamiratları yapıldığını, dış bahçe duvarlarına tadilat yapıldığını, çatıya çıkan iki adet demir merdivene yağlı boya yapıldığını, 3 adet baca örüldüğünü, belirtilen işlerin bedeli 300.000,00-TL olup buna ilişkin fatura kesildiğini, davalı tarafın haksız olarak faturaya iade ve itiraz ettiğini, alacağın ödenmemesi üzerine İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2024/5879 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını,
ancak davalı taraf haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek davalı tarafın İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2024/5879 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20 İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle: Davacı yan ile müvekkili, ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi'nde ve... İli ... İlçesi ... Mahallesi'nde ayrı ayrı olmak üzere iki farklı iş için anlaşıldığını, müvekkiline ait ... İli ... İlçesi ... Mahallesinde bulunan bahçe içerisindeki üç adet villanın boya ve tadilat işlemleri için müvekkili ile 300.000,00-TL karşılığında anlaştıkları, müvekkilinin davacıya 300.000-TL ödeme yapıldığını, ...
Mahallesi'nde inşa edilen dört adet villa işi için ...
Mahallesinde bulunan bahçe içerisindeki üç adet villa haricinde müvekkilinin, davacı yan ile yapılması planlanan işçilik için 700.000,00-TL bedel karşılığı anlaşıldığını, yüklendiği işin yaklaşık %80 kısmına tekabül eden kısmı tamamladıktan sonra geri kalan işi bitirmeyerek bir daha iş yerine gelmediğini, akdi ilişkiye dayanmadan farazi düzenlediği faturaya ilişkin mükerrer ödeme talep ettiğini, davanın reddine ve takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin 21.01.2025 tarih ve 2024/741 Esas, 2025/47 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde;taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalı yana 300.000-TL bedelli kestiği faturadan kaynaklı ödemediği iddiası ile başlatılan İzmir 2 İcra Müdürlüğü'nün 2024/5879E.sayılı takip nedeni ile davalının itirazı doğrultusunda itirazın iptali davası olduğu, davacının tacir sıfatını haiz olmadığı ve ticari işletmesinin bulunmadığı, işletme hesabına göre defter tuttuğu, 1.sınıf tacir olmak için gereken şartları taşımadığı, davacının tacir olmadığı,
davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı,
taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine, " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN
Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili tarafından verilen 12.03.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle.
Müvekkili şirket ticari bir şirket olup yargılamaya konu olay müvekkilinin ticari işletmesini ilgilendiren bir faaliyet kapsamında olduğunu, ikame olunan dava, faturadan kaynaklı başlatılan icra takibinin, itiraz üzerine durması neticesinde açılan itirazın iptali davası olduğunu, davanın konusu, davacı yanca düzenlenen faturalar olması nedeniyle, faturaya dayalı alacak davasında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararına itiraz ettiklerini,
yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının ortadan kaldırılıp yerel mahkemenin görevli olduğuna dair karar verilerek esas incelemeye geçilmesi için dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
YANIT
Davacı vekili tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine yanıt ile özetle; Davalı tarafın istinaf dilekçesindeki iddiaları maddi gerçeklikten ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalı taraf yargılama sürecini uzatmak için işbu istinaf talebinde bulunduğunu, davalı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar: "(1) Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;, a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969.
Maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580.
Maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012 - 6335 s. K. 1. m.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 - 462 ve vedia hakkındaki 463 - 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispî nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu Kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara, ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Somut olayda, taraflar arasında sözleşmeye konu 3 adet villanın boya ve tadilat işlerinin yapımına ilişkin eser sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından eser sözleşmesine dayalı alacak istemi ile açılan itirazın iptali davasının TTK 4 ve 5. maddesi uyarınca sayılan davalardan olmadığı açıktır. Diğer yandan davanın nispi ticari dava olması için her iki tarafın tacir olup hizmetin ve işin tarafların ticari işletmeyle ilgisinin bulunması zorunludur.
Davalının sermaye şirketi olup tacir olduğu, davacının ise gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde davacının tacir olup olmadığına yönelik getirtilen ticaret sicil kaydında dava tarihi itibariyle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tacir kaydı bulunmaması ve yine Vergi Dairesi beyannamelerinde işletme esasına göre defter tutulması nedeniyle davalının eldeki uyuşmazlıkta tacir olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla Mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/650, K. 2025/776, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama