KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Birleşen İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/74 Esas Sayılı Dosyası
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/1076
- Karar no
- 2024/263
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/11/2019
- Numarası
- 2016/1356 Esas 2019/1193 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/01/2017
- Karar tarihi
- 07/11/2019
- Bam karar tarihi
- 01/02/2024
- Karar yazım tarihi
- 01/02/2024
Karar Metni
1.560 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin aralarında yazılı bir sözleşme olmaksızın mal alışverişi yaptıklarını, uzun süreden beri devam eden bu ticari ilişkinin davalının müvekkiline mal temin etmesi ve müvekkilinin de davalıya çek ile ödeme yapması niteliğinde devam ettiğini, müvekkili şirketin ...
Bankası AŞ 20/11/2016 tarih 10.000,00 TL bedelli, 3035597 çek numaralı çek, 20/12/2016 tarih 10.000 TL bedelli, 3035598 çek numaralı iki adet çeki davalıya teslim edildiğini, ancak davalı mutat ilişki dışına çıkıp çek bedelleri değerinde mal göndermek yerine müvekkiline 14/11/2016 tarihli 20.000 TL bedelli 804916 numaralı faturayı gönderdiğini, fatura içeriği fiyat farkı+boya yenileme ve bertaraf gideri olarak derç edildiğini, müvekkilinin bu faturayı ve içeriğini kabul etmediğinden Karşıyaka 5 Noterliğinin 331183 yevmiye numaralı ve 17/11/2016 tarihli ihtarname ile birlikte fatura aslını davalıya iade ettiğini,
zira davalının mal göndermek yerine içeriği taraflar arasındaki ilikiye aykırı olan asılsız faturanın kabulünün mümkün olmadığını, faturanın kanuni süresi içinde iade edildiğini, davalının dava konusu çeklerden ilkinin ödeme süresine çok yakın bir zaman kala anlaşmaya aykırı iş bu geçersiz faturayı tanzim etmesinin davalının kötü niyetini gösterdiğini, müvekkilinin bu çekler karşılığı mal veya hizmeti almadığının açık olduğunu bu nedenlerle menfi tespit davasının kabulü ile müvekkil davacı şirketin keşidecesi olduğu iki adet çekten dolayı davalıya borcunun olmadıının tespitine,
davanın ciddi dayanakları dikkate alınarak öncelikle teminatsız bu olmadığında teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek çeklerin bankaya ibrazında hamillere ödenmemesi yönünde karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
MAHKEMECE
"...Asıl ve birleşen dava, davacı tarafından davalı lehtara keşide edilen 3 adet çekin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı İİK'nun 72/2. Fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.
Somut olayda; taraflar arasında 30/04/2014 tarihinde başlayan 10/12/2016 tarihinde sona eren ve mal alım satımından kaynaklanan cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davalı lehtar satıcının, davacı keşide alıcıya asıl ve birleşen dosya konusu üç adet toplam 30.000,00 TL lik çek karşılığında 2016 Ocak, Şubat ve Nisan aylarında 7 adet fatura ile toplam 37.114,10 TL bedelli satış faturası ile çeşitli boya malzemeleri sattığı, davacı ticari defterlerine esas cari hesap işlemlerinden dava konusu çeklerin 37.114,10 TL lik satış faturası karşılığında verildiğinin anlaşıldığı,
davacının bu işlemlerden sonra davalıya 15/07/2016 tarihinde toplam 31.929,92 TL bedelli 7 adet iade faturası düzenlediği, söz konusu faturaların teslim alan kısmında ... isim ve imzasının bulunduğu, faturaları teslim alan ...
SGK kayıtlarında davalının çalışanı olarak görünmese de davalının 2016 yılı BA formunda davacı tarafından düzenlenen 15/07/2016 tarihli toplam 31.929,92 TL bedelli 7 adet iade faturalarını vergi dairesine bildirildiği, davalının bu faturaları kabul edip matrahlarını da KDV açısından indirim konusu yapmasının iade faturalarına konu malların kendisine teslim edildiğine karine teşkil ettiği, davacı tarafın cari hesap alacağına dayanak yaptığı ve davalı adına düzenlediği toplam 3.578,07 TL lik 2 adet fiyat farkı faturasının ise davalıya tebliğ ve teslim edildiğine dair delil bulunmadığı,
davacının tek taraflı olarak fiyat farkı faturası düzenleyip defterlerine kaydetmesinin tek başına fiyat farkı istenebileceği sonucunu doğurmayacağı, bu nedenle davacının 2 adet fiyat farkı faturasından kaynaklanan bir alacağı bulunduğunu ispatlayamadığı, 20/11/2016 tarihli 10.000 TL bedelli 3035597 numaralı çekin ibrazı üzerine karşılıksız çıkması nedeniyle ibraz edene bankaca ödenen 1.290,00 çek sorumluluk tutarının, 06/12/2017 tarihinde davacı tarafından dava dışı bankaya ödendiği, bu miktarın da davacı tarafından davalı cari hesabına alacak olarak kaydedildiği,
dolayısıyla davacının davalıdan satın aldığı 37.114,10 TL tutarlı mallardan, 31.929,92 TL bedelli kısmını iade etmesi karşısında davacının 30.000,00 TL bedelli çek karşılığında yalnızca (37.114,10 TL - 31.929,92 TL)=5.184,18 TL'lik mal teslim aldığı, söz konusu çeklerin 24.815,82 TL'lik kısmının bedelsiz kaldığı halde davalının çekleri ciro ederek, davacı keşidecinin çek sorumluluk tutarı olan 1.290,00 TL'yi de ödemesine neden olduğu, dolayısıyla bedelsiz kalan çek tutarının (24.815,82+1.290,00)=26.105,82 TL olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla asıl davanın kabulü ile davacının ...
Bankası A.Ş. ... Balçova Şubesi'ne ait, 20.11.2016 keşide tarihli, 3035597 seri numaralı 10.000,00 TL bedelli çek ile ... Bankası A.Ş. ... Balçova Şubesi'ne ait, 20.12.2016 keşide tarihli, 3035598 seri numaralı 10.000,00 TL bedelli çekler ile ilgili olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının ... Bankası A.Ş. ...
Balçova Şubesi'ne ait, 20.11.2017 keşide tarihli, 3035599 seri numaralı 10.000,00 TL bedelli çek ile ilgili olarak 6.105,82 için davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar vermek gerekmiş," gerekçesi ile, "asıl davada; davacının davasının kabulü ile, davacının keşidecisi olduğu; ... Bankası A.Ş. ... Balçova Şubesi'ne ait, 20.11.2016 keşide tarihli, 3035597 seri numaralı 10.000,00 TL bedelli çek ile ... Bankası A.Ş. ...
Balçova Şubesi'ne ait, 20.12.2016 keşide tarihli, 3035598 seri numaralı 10.000,00 TL bedelli çek ile ilgili olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen davada; davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının keşidecisi olduğu; ... Bankası A.Ş. ...
Balçova Şubesi'ne ait, 20.11.2017 keşide tarihli, 3035599 seri numaralı 10.000,00 TL bedelli çek ile ilgili olarak 6.105,82 için davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,"şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Şti. ...
Firması ile aralarında yazılı bir sözleşme olmaksızın mal alışverişi yaptıklarını, uzun süreden beri devam eden bu ticari ilişkinin davalının müvekkiline mal temin etmesi ve müvekkilinin de davalıya çek ile ödeme yapması niteliğinde devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından bu ilişki kapsamında toplam 30.000-TL miktarlı üç adet çekin davalı şirkete verildiğini, davalıya verilen üç adet çekin taraflarınca dava konusu yapıldığını, ancak davalı yanın taraflar arasında ki anlaşmaya aykırı olarak fatura gönderdiğini, bu faturalarında müvekkili tarafından davalı yana iade edildiğini,
davalı tarafından dava konusu bu çekler karşılığından herhangi bir mal veya hizmet ifasının söz konusu olmadığını, davalı şirketin BA/BS Formlarının dosyaya celp edilmiş olup BA/BS formlarında iade faturalarının kayıtlı olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesinde usulüne uygun olarak tutulmuş olan müvekkili şirket kayıtlarında davalı şirkete borcumuzun bulunmadığının tespit olduğunu, ancak mahkeme tarafından birleşen davaya konu olan 10.000-TL bedelli çek ile ilgili olarak 6.105,82-TL için davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş geri kalan 3.894,18-TL borçlarının olduğu yönünde hüküm tesis edildiğini,
dosyaya sunulu bulunan 11.09.2018 tarihli raporda müvekkil şirketin 29.683,89-TL alacaklı olduğu, ancak 25.03.2019 tarihli ikinci bilirkişi hesap raporunda da müvekkili şirketin 31.292,48-TL alacağının bulunduğuna dair tespit yapıldığını, ancak mahkemenin müvekkili şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 3.578,07-TL’lik 2 adet fiyat farkı faturasının davalı yana tebliğ ve teslim edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davalarının reddine karar verildiğini, oysa ki söz konusu bu iki faturanın da davalı yana kargo yoluyla tebliğ edildiğini,
buna ilişkin kayıtların taraflarınca dosyaya sunulduğunu belirterek ve açıkladıkları diğer nedenlerle birleşen dava yönünden davanın kısmen reddine dair kısmının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen dava, çekten kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2019 tarihinden itibaren ise bu sınır 4.400,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği birleşen dosyada red edilen miktarın 3.894,18 TL olması nedeniyle 07/11/2019 tarihli gerekçeli karar bu hali ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir.
Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1076, K. 2024/263, 1 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama