KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/1188
- Karar no
- 2024/530
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/10/2019
- Numarası
- 2016/917 Esas 2019/981 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 07/03/2024
- Karar yazım tarihi
- 07/03/2024
Karar Metni
2.666 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili ile davalı ... Şti. vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şti. İle davacı ...
A.Ş. arasında dilekçe ekinde listesi sunulan malların teslimi ve bedelinin ödenmesi hususlarında anlaşmaya varıldığını, davacı tarafından bir adet fatura tanzim edildiğini, faturada taraflar arasında emtia bedeli olarak kararlaştırılan bedel, teslim edilecek olan emtianın cinsi, miktarı ve teslim edilme tarihinin düzenlendiğini, faturada belirlenen tarihte irsaliyede yer alan malların davalının gösterdiği yere teslim edildiğini, davacı firma tarafından verilen bu mallara karşılık 16/04/2014 tarih ve 9630-TM-130 referans numaralı teminat mektubu verildiğini,
ancak teminat mektubunun paraya çevrilme zamanı geldiğinde teminat mektubunun paraya çevrilemediğini, davacının ... Bank A.Ş'den tazminini talep ettiğini, davalı ... Bank A.Ş'nin muhatap sıfatına haiz olunmadığı gerekçesi ile talebi kabul etmediğini, bunun üzerine Bartın 1. Noterliğinin 02714 yevmiye nolu ihtarnamenin gönderildiğini, ihtarnamede davalı ...
Bank A.Ş.'den sehven veya isteyerek yapmış olduğu yazım hatasını düzelterek taahhüdünü yerine getirmesinin talep edildiğini, ihtara rağmen bankanın taahhüdünü yerine getirmediğini, davalı ... Bank A.Ş.'nin teminat mektubunun paraya çevrilmesinde sorumluluğu olduğunu, ihtilaf konusu teminat mektubuna dayanak temel borç ilişkisi incelendiğinde; mektubun davalı ... Şti. Ve davacı ...
A.Ş arasındaki ilişkiden kaynaklanmış olduğunun açık olduğunu, bu hususun teminat mektubunu talep eden davalı .... Şti'nin banka nezdinde talep dilekçelerinden ve dosyasından anlaşılacağını, ayrıca davalı ... Şti.'nin 18/04/2015 tarih ve 116933 sıra nolu iade faturasının davacı firmaya tebliğ edildiğini, ancak düzenlenen bu iade faturasının yasaya uygun olmadığını, davanın faturaya yasal süresi içinde itiraz etmemiş olduğunu, davalı ....
Şti.'nin belirttiği hasardan davacının sorumlu tutulmasının da Borçlar Kanununa göre uygun olmadığını, davalı ...
Şti. 'nin gönderdiği iade faturasını davacının iade ettiğini ve buna ilişkin Bartın 1. Noterliğinin 03215 yevmiye nolu ihtarnameyi gönderdiğini, davacının çektiği ihtarlara rağmen davalıların taahhütlerini yerine getirmemesi sebebi ile uğranılan zararın tazmini için iş bu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle;satış ilişkisi uyarınca davacının mal teslim borcunu yerine getirmesine rağmen karşı tarafın fatura bedeline istinaden düzenlenen teminat mektubunun süresi gelmesine rağmen paraya çevrilmemesinden,
gösterilen tutarı ödememesi sonucu fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren işlemiş faizi ile ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile tazmini talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
Davalı ... Bank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı bankanın düzenlediği teminat mektubunda, muhatabın ... Şti. olduğunu, davacının ise ... A.Ş. Olduğunu, Ticaret sicilinde de ... Şti. İle ... A.Ş. Olarak iki farklı tüzel kişilik kaydı bulunduğunu, diğer davalı .... Şti. 'nin davalı bankaya teminat mektubu düzenlenmesi için verdiği talep yazısında da muhatabın ismi .... Şti. Olarak bildirildiğini, ... inş.
Davalı banka arasında teminat mektubunun tazmini konusunda keşide edilen ihtarnamelerde de muhatab .... Şti. Olarak belirtildiğini, davacının davalı banka tarafından düzenlenen 16/04/2014 tarihli kesin teminat mektubunun diğer davalıdan teslim aldığında gerekli kontrolleri yapmadıklarını, tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü olan davacı şirketin muhatab olarak kendi ünvanı yazılı olmayan teminat mektubunu teslim almaması,
diğer davalıya gerekli bildirimde bulunmasının gerektiğini, davalı bankanın dava konusu teminat mektubunu tazmin etmemesi hukuka uygun olduğunu, davacının davalı bankaya verdiği tazmin talepli 06/04/2015 tarihli dilekçesinde 18.913,00 TL'nin ödenmesinin talep edildiği halde bu davada 36.834,88 TL'nin ödenmesine ilişkin talebe ve fatura tarihinden itibaren faiz talebine de itiraz ettiklerin, davalı bankanın faturanın borçlusu olmadığını, bir an için davalı bankadan faiz talep edilebileceği kabul edildiğinde bunun başlangıç tarihinin tazmin talep tarihi olan 06/04/2015 olacağının açık olduğunu, açıklanan nedenlerle, mahkemenin yetkisizliğine,
dosyanın yetkili İstanbul (Çağlayan) Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın reddine, yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin istendiği görülmüştür.
Davalı ....
Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunulduğu, aynı alacak iddiası ile davalı şirket aleyhine Bartın 1. İcra Müdürlüğünün 2015/1663 Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, davalı şirketin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen teminat mektubunun tek bir faturanın teminatı olarak değil cari hesaptan kaynaklı vadesi geldiği halde ödenmeyecek borçların teminatı olarak davacıya verildiğini, ortada ödenmemiş borç olmadığını,
davacının satışını gerçekleştirdiğini iddia ettiği malları davalının direk olarak teslim alıp inceleme imkanı olmadığını, söz konusu malların Kenya'ya ihrac edildiğini, Kenyadaki ithalatçı firma tarafından malların ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bu durumun davalıya bildirilmesi üzerine davalı tarafından davacıya bildirimde bulunulduğunu, dava konusu banka teminat mektubunun zorunlu unsurları taşımadığı gerçekte olmayan bir tüzel kişilik adına düzenlendiği, nakde çevirme koşullarının oluşmadığı,
kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının bugüne kadar hiç bir taahhüdüne uymadığını, ihrac kaydı ile gönderdiği malların sürekli eksik, hatalı ve ayıplı çıktığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istediği görülmüştür.
MAHKEMECE
"...Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre. Davacının davalı ...
Şti'ne mal sattığı ve bu satışa istinaden düzenlediği fatura gereğince alacaklı olduğu iddiası ile kendisine teslim edilen teminat mektubunun muhatap banka tarafından paraya çevrilmesi isteminde bulunduğu, muhatap banka tarafından teminat mektubunun paraya çevrilmediğinin iddia edildiği, ve davacı tarafından mahkememizden doğduğu iddia edilen alacak nedeniyle düzenlenen fatura bedelinin tahsiline karar verilmesinin istendiği, davalı tarafça davalı ...
Şti tarafından iddia edilen alacağın doğmadığının beyan edildiği davacı tarafından teslim edilen malların ihraç edilen ülkede ayıplı olması nedeniyle iade faturasının düzenlendiği ve bu nedenle de borcun doğmadığının belirtildiği, davalı ... Bank vekili tarafından ise öncelikle yetki itirazında bulunulduğu ayrıca düzenlenen teminat mektubunda muhatabın ...
Şti olarak gösterildiğini ancak davacının Anonim Şirket olduğunu bu nedenle ünvan değişikliği söz konusu olduğundan böyle bir ödemenin yapılmasının usüle aykırı olacağının beyan edildiği ayrıca davalı banka aleyline açılan davanın esastan reddi gerektiğinin belirtildiği, davalı ... Bank tarafından düzenlenen teminat mektubunda lehtar olarak ... Şti'nin gösterilmiş olması bu konuda teminat mektubunun düzenlenmesi istemini içerir dilekçenin davalı ... Şti.
Tarafından verildiği ve dilekçe içeriğinde lehtarın unvanının bu şekilde gösterilmesinin istendiği, teminat mektubunun bu şekilde davacıya teslim edildiği, davacı tarafından teminat mektubunun teslim alınmasından itibaren incelenmesi halinde bu hatanın tespit edilebileceği ancak davacının da bu konuda herhangi bir denetimde bulunmadığı, davalı bankanın şirket ünvanının yazılması konusunda üzerine atfedilebilecek herhangi bir kusurunun tespit edilemediği, bu nedenle davalı banka yönünden davanın reddinin gerektiği;
Davalı ... Ltd. Şti yönünden yapılan yargılamada ise varılan sonuca göre, dava konusu davacı tarafça dayanılan faturada ürünlerin davacıdan satın alındığı ve ihracı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davacı şirketten satın alınan ve ihraç edilen ürünlerin ayıplı olduğu iddiasında bulunulduğu, faturaya konu ürünlerin Kenya'da bulunan ithalatçı firmaya 20/02/2015 tarihinde teslim edildiği,
ithalatçı firma tarafından davalı şirkete elektronik posta yolu ile ürünlerde ayıpların bulunduğu hususunun bildirildiğinin beyan edildiği ancak davalı tarafça ürünlerin kusurlu olduğu gerekçesi ile dava dışı ithalatçı firmaya ödenen tazminat (reklamasyon) ücretini gösterir şekilde 18/04/2015 tarihli 116933 nolu reklamasyon faturasının düzenlendiği, faturanın düzenlendiği tarih itibari ile dava dışı ithalatçı firma tarafından davalıya bildirilen ayıp hususunun davalı tarafından davacı tarafa makul bir süre içinde bildirilmediği,
zira ürünlerin teslim edildiği ve ayıp ihbarının bulunulduğu tarih ile davalı şirketin reklamasyon faturasını düzenlediği tarih arasında yaklaşık 2 aylık bir sürenini olduğu, kaldı ki ihtalatçı firma tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünler yönünden dosyada dayanak olarak alınabilecek faturalar, tutanaklar ve bu konuda tarafların kabulünü içerir kayıt ve belgelerin olmadığı, bu nedenle davalının bu yöndeki iddiasını ispatlar nitelikte bir delil tespit edilemediği,
taraflar arasında cari hesap ilişkisinin varlığı taraflarca kabul edildiğinden ticari defter ve kayıtların incelemesine göre, davalı defterlerinde gösterilen ödemelere ilişkin belge ve kayıtların dosyaya sunulmadığı, bu hususun davacı defterlerinde tespit edilemediği, davalı tarafından düzenlenen reklamasyon faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, kaldı ki tespit edilen hukuki değerlendirmelere göre söz konusu faturanın ayıplı mal yönünden kabulünün mümkün olmadığı, davacı şirketin davalı ...
Ltd. Şti'nden 29.313,27 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, davacı tarafından davalıya fatura bedelinin ödenmesi konusunda keşide edilen 27/04/2015 ihtarnamenin davalıya 07/05/2015 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname içeriğine göre davalıya tebliğden itibaren 8 gün verildiği buna göre temerrüd tarihinin 15/05/2015 olarak kabulü gerektiği buna göre davanın kısmen kabulüne gerektiği," gerekçesi ile, davanın davalı .... Bank A.Ş yönünden reddine, davanın davalı ...
Şti yönünden kısmen kabulüne, 29.313,27 TL bedelli 15/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,
"şeklinde karar verilmiştir, Mahkeme kararına karşı davacı vekili ile davalılardan ... Şti vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın; hukuken kabulünün mümkün olmadığını, öncelikli olarak; davalı ... Bankasının bu davanın muhatabı olduğunu, ilgili kararın gerekçesinde davalı ... Bankasına yönelik olarak herhangi bir kusur tespit edilemediği için bu nedenle davalı banka yönünden davanın reddine karar verildiğini, davalı, ...
Bank AŞ.’nın bu teminat mektubunun paraya çevrilmesinde sorumluğunun söz konusu olduğunu, ihtilaf konusu teminat mektubuna dayanak temel borç ilişkisi incelendiğinde, davalı ... .şirketi ve davacı ...
A.Ş. arasında ilişkiden kaynaklanmış olduğunun açık olduğunu, davalı bankanın bu hatadan sorumluğunun olduğunu, davalı bankanın ticari bir işletme olup basiretli bir tüccar gibi hareket etmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin; davalı bankaya ve bankanın vermiş olduğu teminata güvenerek ticari faaliyette bulunduğunu, davalı ... Ltd.
Şirketi yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar vermesinin doğru olmadığını, davalının faturaya yasal süresi dâhilinde itiraz etmediğini, Müvekkiline davalı Davalı ...
Şirketinin iade faturası gönderdiğini, müvekkilinin de bu iade faturasını iade etmiş ve buna ilişkin Bartın 1. Noterliğinin 03215 yevmiye nolu ihtarnameyi gönderdiğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, davalı bankanın basiretli tacir gibi davranıp teminat mektubundaki şirket ismini yanlış yazmamasının gerektiğini, davalı bankada müvekkili şirketin tüm bilgilerinin yer aldığını, bu bilgiler kapsamında müvekkili şirketin vergi numarasının da olduğunu,
müvekkili şirketin bilgileri olmasına rağmen ve vergi numarasının da aynı olduğunu bilmesine sehven yaptığı bir hatayı davalı bankanın bu şekilde kendisi için menfaate çevirmiş ve bu olaydan dolayı müvekkilini zarara uğrattığını, her iki davalının da beraber hareket ederek müvekkilinin alacağını alamamasına neden olduklarını beyanla ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı ...
Şti.vekili istinaf dilekçesinde özetle; her şeyden önce davaya konu teminat mektubunun tek bir faturanın teminatı olarak değil, taraflar arasında cari hesap ilişkisinden doğacak ve vadesi geldiği halde ödenmeyecek borçların teminatı olarak davacıya ibraz edilmiş olmakla, ortada bu şekilde ödenmemiş bir borcun bulunmadığını, davacının, ödenmediğini ileri sürdüğü fatura içeriği malların, müvekkili şirkete ihraç kaydı ile gönderilmiş olup müvekkili şirket tarafından direkt olarak teslim alınan ve inceleme imkanı olan mallar olmadığını,
söz konusu malların direkt Kenya'ya ihraç edilmiş olup malların ayıplı olduğunun Kenya'daki İthalatçı ... firması tarafından tespit edilmiş ve müvekkili şirkete 20.02.2015 tarihli mail ile bildirildiğini, ... firmasının, bahse konu mail ile davacı ... firmasına ait ... marka ürünlerin üzerlerinin noktalı ve seramikteki dalgaların gözle görülecek derecede olduğunu belirtmiş ve ayıplı mallardan dolayı fatura bedelinin %25'i olan 6.900 USD bedelini tazminat olarak kabul edebileceğini belirttiğini, yine ayıplı mallar ile ilgili yapılan görüşmelerde davacı şirket yetkililerinin, malların ayıplı olduğunu kabul etmelerine rağmen,
müvekkili şirketin zararını karşılamamaları sebebiyle de ayıp ihbarına ve ithalatçı firmanın reklamasyon bedeli talebine ilişkin olarak davacı şirkete 18.04.2015 tarihli 116933 numaralı 6.900 USD tutarlı iade faturası düzenlendiğini, Kenya'daki ithalatçı ... firmasının, müvekkil şirkete malların ayıplı olduğunu bildirmesi üzerine,
müvekkili şirketin, davacı şirket yetkililerine Kenya'ya giderek ayıplı malların kontrol edilmesi teklifinde bulunduğunu, ancak davacı şirket yetkililerinin bu teklifi kabul etmedikleri gibi kenya'daki firma ile irtibata da geçmediklerini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile tanzim edilen 12.11.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda, müvekkil şirketin, davacı şirketten 835,22 TL alacaklı olduğu anlaşılmış, ancak Yerel Mahkemece bu husus değerlendirilmeden ve çelişkiler giderilmeksizin karar verildiğini, kaldı ki davacı tarafın, diğer davalı ....bank' dan 06.04.2015 tarihinde,
müvekkil şirketten 18.913,00 TL alacağı olduğunu ve bunun da teminat kapsamında ödenmesini talep ettiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde talep ettiği miktar ile ticari defterine kaydettiği ve diğer davalı bankadan talep ettiği miktarların farklı olmasının davacı yanın kötü niyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, ayrıca davacı tarafın, yine kötü niyetli hareket ederek müvekkili şirketin zamanında yaptığı ödemeleri, kendi kayıtlarına işlemeyerek müvekkilini borçlu konumuna düşürmek istediğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satımdan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Davacı taraf, satış ilişkisi uyarınca davalı ... Şti'ne mal sattığı ve bu satışa istinaden düzenlediği fatura gereğince alacaklı olduğu iddiası ile kendisine teslim edilen teminat mektubunun muhatap banka tarafından paraya çevrilmesi isteminde bulunduğu, muhatap banka tarafından teminat mektubunun paraya çevrilmediği, doğduğu iddia edilen alacak nedeniyle düzenlenen fatura bedelinin tahsili talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf davanın reddini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın davalı banka yönünden reddine, davalı ... şirketi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı ... Bank tarafından düzenlenen teminat mektubunda lehtar olarak ....
Şti'nin gösterildiği, teminat mektubunun düzenlenmesi istemini içerir davalı ...
Şti. tarafından dilekçe içeriğinde lehtarın unvanının bu şekilde gösterilmesinin istendiği, teminat mektubunun bu şekilde davacıya teslim edildiği, davalı bankanın şirket ünvanının yazılması konusunda üzerine atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından davalı banka yönünden davanın reddinde isabetsizlik olmamasına; davalı ... şirketi tarafından düzenlenen reklamasyon faturasının davacı defterlerine işlenmediği gibi süresinde davacı tarafından iade edildiği,
bu durumda alınan denetime elverişli bilirşi raporu doğrultusunda davanın bu davalı yönünden kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin ve davalı ... şirketi vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1188, K. 2024/530, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama